Maaşlarda enflasyon farkı nedeniyle her ay artış yapılması talebine ilişkin
Kaynak göster
İsmail Atakan Ünver (CHP), 6 Mart 2025 tarihinde 7/25092 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Hazine ve Maliye Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 77 gün sonra, 22 Mayıs 2025).
İsmail Atakan Ünver (CHP, Karaman). “Maaşlarda enflasyon farkı nedeniyle her ay artış yapılması talebine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/25092, 6 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-25092-maaslarda-enflasyon-farki-nedeniyle-her-ay-artis-yapilmasi-talebine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f802671e-45cb-4514-858a-01956f8e9f7b
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 77 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 70 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğünün 96'ncı maddesine uygun olarak Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı'na iletilmesi ve Sayın Bakan tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını arz ederim. İsmail Atakan ÜNVER Karaman Milletvekili
Son dönemde yaşanan yüksek enflasyon, özellikle dar gelirli kesimler üzerinde ağır ekonomik yükler oluşturmaktadır. Özellikle eğitim, sağlık gibi temel hizmetlerdeki fiyat artışları dar gelirli vatandaşları doğrudan etkilemekte, sosyal eşitsizliği derinleştirmekte ve yaşam koşullarını zorlaştırmaktadır. Ücret artışlarının hedef enflasyon üzerinden yapılması ve özellikle eğitim ile kira gibi temel giderlerin gerçek enflasyona dayalı olarak bir defada ve yıl başında düzenlenmesi, yine yıl başında, gerçekleşen enflasyon üzerinden bir defada yapılan vergi artışları ve harçlarla ilgili düzenlemelerin kısa vadeli etkilerinin yanı sıra uzun vadede ekonomik dengeyi nasıl etkilediği önemli bir sorudur.
Ayrıca, ücret artışlarının altı aylık dilimlerle yapılması, memur, işçi ve emekli maaşlarının sürekli olarak enflasyon karşısında erimesine yol açmakta, vatandaşın gerçek gelir kaybını artırmaktadır. Enflasyon farkı eklemelerinin gecikmeli yapılması, hane halkının ekonomik istikrarını tehdit eden bir durum yaratmakta ve alım gücünü daha da azaltmaktadır. Bu nedenlerle, ücret artışlarının enflasyon farklarıyla her ay güncellenmesi gerektiği hususu, enflasyon karşısında vatandaşların alım gücünü korumak adına kritik bir öneri olarak öne çıkmaktadır.
Tüm bunlara ek olarak, son dönemde açıklanan enflasyon oranlarının, halkın yaşam standartları üzerinde ciddi ve kalıcı etkiler yarattığı açıktır. Ancak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından açıklanan enflasyon verileri arasında ciddi farklar bulunmakta olup, bu farklar kamuoyunda önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Halkın doğru bilgiye erişimini engelleyebileceği için bu farkların sebeplerinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu çerçevede olmak üzere;
SORULAR
Ücretlilere (kamu ve özel sektör) ve emeklilere hedef enflasyona göre maaş artışı yapılırken, başta eğitim ve kira olmak üzere her aile bütçesinde önemli bir yekun tutan giderlere gerçekleşen enflasyon üzerinden bir defada ve yılın başında (tüm yılı kapsayacak şekilde) zam yapılmasına yasal olarak imkân sağlanarak ne amaçlanmaktadır? Bu uygulamanın enflasyonun düşüşünde ne gibi bir faydası olacaktır?
Yine aynı şekilde kamunun alacağı olan vergi ve harçlarda da gerçekleşen enflasyonun bir göstergesi olan yeniden değerleme oranında yılın başında (tüm yılı kapsayacak şekilde) bir defada zam yapılmasından ne amaçlanmaktadır? Bu uygulamanın enflasyonun düşürülmesinde ne gibi faydası olacaktır?
Ücret artışları 6 aylık dilimler halinde, yani gerçekleşen enflasyonu 6 ay geriden takip ederek yapılmaktadır. Bu uygulama ücretlerin günden güne enflasyon karşısında erimesine sebep olmaktadır. Diğer yandan, Hazine'nin memur, işçi ve emeklinin maaşına enflasyon farkını gecikmeli olarak yansıtmak suretiyle elde edeceği sermaye gelirine bile muhtaç kaldığını göstermesi bakımından, ekonominin gidişatı açısından umut kırıcıdır. Enflasyon rakamsal olarak düşmüş görünse bile uygulanan bu maliye ve ücret politikası karşısında vatandaşın alım gücü kaybı nasıl önlenecek ve dahası nasıl telafi edilecektir?
Yukarıda izah edilen sakıncaların önlenmesi ve ücretlerin enflasyon karşısında korunabilmesi için ücretlere enflasyon farkı zamlarının her ay yapılması düşünülmekte midir? Düşünülmüyorsa sebebi nedir?
TÜİK ve ENAG tarafından açıklanan enflasyon verileri arasındaki büyük farkın sebepleri nelerdir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mehmet Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanı ·
İlgi yazınız ekinde alınan Karaman Milletvekili Sayın İsmail Atakan ÜNVER'e ait yazılı soru önergesine ilişkin olarak, Bakanlığımız tarafından hazırlanan cevap metni ektedir.
Merde.
Mehmet ŞİMŞEK Bakan
Bilgilerini ve gereğini arz ederim.
Devlet Mah. Dikmen Cad. No: 12, M Blok, Kat: 3-4
7/25092 Esas Sayılı Soru Önergesine İlişkin Olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Cevap Metni
Sayın İsmail Atakan ÜNVER, öncelikle şahsıma yönelik olarak Bakanlığımıza sunduğunuz yazılı soru önergeniz için teşekkür ederim.
Ekonomi programımızın nihai hedefi yüksek, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme ile toplumsal refah artışını sağlamaktır. Bu hedef doğrultusunda enflasyonun kalıcı şekilde düşürülmesi ve fiyat istikrarının tesisi ön koşuldur. Uyguladığımız program sayesinde, geçen yılın ikinci yarısında başlayan dezenflasyon süreciyle yıllık enflasyon 2024 yılı Mayıs ayındaki zirvesine göre 37,6 puan gerileyerek 2025 yılı Nisan ayında yüzde 37,9 seviyesinde gerçekleşmiştir
Kira fiyatlarına yönelik konut arzını artıracak, deprem kaynaklı konut stokundaki kayıpları telafi edecek ve konut ediniminde vatandaşlarımızın konuta erişimini kolaylaştıracak politika ve tedbirler uygulanmaktadır. Önümüzdeki dönemde serbest piyasa koşulları altında konut arz ve talebinin dengelenmesiyle kira ve konut fiyat artışlarının daha da yavaşlayacağı öngörülmektedir.
Diğer taraftan, 2024 yılı Ocak ayında memur emeklilerinin aylıklarında 949,25 oranında artış yapılmış ve SSK ile Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında ise 937,57 oranında yapılacak artış 649,25'e yükseltilmiştir. 2024 yılı Temmuz ayında ise kamu görevlilerinin ve memur emeklilerinin aylıklarında 9019,31 oranında, SSK ile Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında 724,73 oranında artış yapılmıştır. Böylece, 2024 yılında kamu görevlilerinin ve memur emeklilerinin aylıklarında 678,1 oranında, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında "486,2 oranında artış yapılmıştır.
Bununla birlikte, 2024 yılında en düşük emekli aylığı 12.500 TL'ye ve emeklilerin bayram ikramiyeleri de 3.000 TL'ye yükseltilmiştir. 2025 yılı Ocak ayında ise memur emeklilerinin aylıklarında 9411,54 oranında, SSK ile Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında 715,75 oranında artış yapılmıştır. Ayrıca, 2025 yılında en düşük emekli aylığı 14.469 TL'ye ve emeklilerin bayram ikramiyeleri 4.000 TL'ye yükseltilmiştir. Tüm bu artışlarla birlikte, 2002 Aralık ayından bugüne en düşük emekli aylığında reel olarak 94555 oranında artış sağlanmış olup emeklilerimizin alım güçleri desteklenmiştir.
Ayrıca, Türkiye İstatistik Kurumu, Resmi İstatistik Programı kapsamında yayınlamakta olduğu tüm istatistiklerde olduğu gibi, Tüketici Fiyat Endeksi'ni de uluslararası norm ve standartlar doğrultusunda, Avrupa İstatistikleri Uygulama Esaslarının bütününü dikkate alarak
Devlet Mah. Dikmen Cad. No:12, M Blok, Kat: 3-4 hesaplamakta ve yayınlamaktadır. Bu kapsamda yayımlanan uygulama sonuçları, yerli ve yabancı kurum ve kuruluşlardaki uzmanların değerlendirmelerine açıktır. Ayrıca, önergede bahsi geçen hususlara ilişkin açıklamalara;
Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Yurtiçi Üretici F iyat Endeks (Yİ-ÜFE) değerinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Dolayısıyla yeniden değerleme oranı, Yİ-ÜFE değerlerindeki on iki aylık ortalamalardaki artış oranını dikkate almakta olup yıllık enflasyon oranından yüksek ya da düşük olabilmektedir. Vergi kanunlarımızda yer alan çeşitli had ve tutarlar, vergi tarifeleri, indirim ve istisna tutarları ile bazı teşvik tutarları, enflasyon sebebi ile oluşan aşınmayı telafi etmek amacıyla söz konusu oran dikkate alınarak güncellenmektedir. Bu kapsamda, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu uyarınca, Kanunun 103'ncü maddesinde yer alan vergi tarifesinin gelir dilimi tutarları her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak yeniden değerleme oranı dikkate alınarak güncellenmekte olup 2025 yılında uygulanacak gelir vergisi tarifesi,
2024 yılı için tespit edilen yeniden değerleme oranı (9 43,93) dikkate alınarak hesaplanmıştır.
Vergi sistemimiz hâlihazırda ücret gelirlerini diğer gelir unsurlarından farklı bir şekilde pozitif olarak ayrıştırmaktadır. Mevcut vergi oranları, ücret gelirleri için daha yüksek tutarlardaki matrahlara uygulanarak, diğer gelir unsurlarına göre ücret gelirleri için aynı matrahlara daha düşük oranlar uygulanmakta, böylece de mükellef lehine vergi tevkifatı yapılmış bulunmaktadır. Ayrıca, geçtiğimiz dönemde vergi adaletini güçlendirmek adına, gelir vergisi tarifesinin en alt dilimindeki vergi oranı 9622'den 9015'e indirilmiş, en üst dilimdeki vergi oranı ise 9035'ten 9640'a çıkarılmıştır.
Devlet Mah. Dikmen Cad. No:12, M Blok, Kat: 3-4
€-posta: sebsoruonergeleri((hmb.gov.ir o Elektronik Ağ: www.hmb.gov.tr
Mehmet ŞİMŞEKBakan