İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/30107 GEÇ CEVAPLANDI · 173 GÜN

2025 yılının Aile Yılı ilan edilmesine ilişkin

Kaynak göster

Burcugül Çubuk (DEM Parti), 25 Haziran 2025 tarihinde 7/30107 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 173 gün sonra, 15 Aralık 2025).

Burcugül Çubuk (DEM Parti, İzmir). “2025 yılının Aile Yılı ilan edilmesine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/30107, 25 Haziran 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-30107-2025-yilinin-aile-yili-ilan-edilmesine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/38173805-b3a8-4c0f-9a89-0197aafc4854

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 173 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki soruların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Burcugül Çubuk İzmir Milletvekili

2025 yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamasıyla "Aile Yılı" ilan edilmiş; bu karara paralel olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da "aileyi büyütmek", "ailenin temellerini güçlendirmek" gibi söylemlerle bu temaya destek vermiştir.

Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Ancak, 2025 yılının ilk 4 ayında 96 kadın erkekler tarafından katledilmiştir. Bu veri, kadına yönelik şiddetin, özellikle de kadın cinayetlerinin ülkemizde sistematik bir hal aldığını ve devletin "aile" merkezli politikalarının kadınları korumaktan uzak olduğunu göstermektedir.

Aile yapısını mutlaklaştıran politikalar, kadını "eş", "anne" veya "fedakâr aile bireyi" olarak tanımlamakta; bu yaklaşım, kadına yönelik şiddeti "aile içi mesele" olarak görünmez hale getirmekte ve meşrulaştırmaktadır. Kadın cinayetlerinin büyük bir kısmı, failin kadınla aile ilişkisi içinde bulunduğu (eş, eski eş, sevgili, baba, kardeş vb.) kişiler tarafından işlenmektedir. Bu durum "aileyi kutsamak" adı altında kadının hayatının yok sayıldığını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda:

SORULAR

  1. 2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesi kararının gerekçeleri nelerdir?

  2. 2025'in ilk 4 ayında basına yansıyan verilere göre 96 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür. Bu cinayetlerin kaç tanesi "ev içi şiddet" kapsamına girmektedir? Kadına yönelik şiddetin önemli bir kısmının aile içinde yaşandığı bilinmesine rağmen, neden "aile" merkezli politikalar ısrarla devam ettirilmektedir?

  3. Bakanlığınızın kadın cinayetleri engellemek adına planladığı bir düzenleme var mıdır? Var ise hangi politik ve hukuki zeminlerde düzenlemeler yapılması planlanmaktadır?

  4. "Aile yılı" adı altında toplumsal cinsiyet kavramının kullanılmamasına dair resmi yazışmaların kadınların hayatlarında olumlu etkisi nedir? Toplumsal cinsiyet rolleri ile şiddetin olağan ve önemsiz atfedilmesini olağan mı buluyorsunuz?

  5. . Bakanlığınızın 81 ilde düzenlemeyi planladığı ve hayata geçirdiği Aile Çalıştayı'na, neden tüm kadın örgütlerini dahil ederek ve onların önerilerini dikkate alarak, kadına yönelik şiddeti durdurmak amacıyla gerçekleştirmediniz?

  6. . Toplumsal cinsiyet kavramı cinsel kimlik ve cinsel yönelimleri nedeniyle nefret politikalarına maruz kalan LGBTİ-arın yaşadıklarını tanımlamada kilit bir kavramdır. Bu kavramın hedefe alınması ile LGBTİ*arın resmi olarak yok sayıldığı ve varlıklarının politik bir hedef olduğu sonucunu çıkarmak yanlış mıdır?

  7. "Aile yılı" ile başta kadınlar olmak üzere çocuklar ve LGBTİ-ların hizadan çıkmasını engellenmek ve böylece hem kolay yönetilen bir toplumsal yapı hem de ekonomik krizde yel değirmenleri ile halkı karşı karşıya getirmek amacıyla mı hareket ediyorsunuz?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·

İlgi (o : 09.07.2025 tarihli ve 1660398 sayılı yazınız.

İlgi yazı ekinde alınan İzmir Milletvekili Sayın Burcugül ÇUBUK tarafından Bakanlığımıza yöneltilen 7/30107 Esas Numaralı yazılı soru önergesine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.

Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ Bakan Ek: 730107 Cevap Metni (5 Sayfa)

Sosyal Çalışmacı fg Telefon No:(312) 705 73 30 ER

İzmir Milletvekili Sayın Burcugül ÇUBUK 'a Ait 7/30107 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergesine İlişkin Cevap Metni

Türkiye'de aile ve demografik yapıda birçok değişim yaşanmaktadır. Günümüzde hanelerin yaklaşık 9660'ında 0-17 yaş arası çocuk bulunmamaktadır. Çocuk ve genç nüfusumuz hızla azalırken yaşlı nüfusumuz ise artmaktadır. Aynı şekilde, Türkiye'de her üç evlenmeye karşı bir boşanma gerçekleşmektedir. İlk anne olma yaşı, evlenme yaşı ve hiç evlenmeme oranları belirgin oranda artmıştır. Nüfusun kontrol altına alınmasına yönelik politikaların, aile, evlenme kurumu ve toplum yapısında meydana gelen değişimlerin topyekün bir sonucu olarak 1960 yılında 6,38 olan doğurganlık hızı 2024 yılında 1,48'e kadar inmiştir. Bu oran, ülke tarihindeki en düşük değerdir.

Devletimizin ve milletimizin nüvesini oluşturan, toplumsal değerlerin taşıyıcısı ve birey ile toplumu birbirine bağlayan önemli bir köprü olan aile; beşeri kalkınmanın, yeni nesillerin nitelikli bireyler olarak yetişmelerinin, sosyal bütünleşme ve refahın en temel unsurudur. Bu nedenle toplumsal aidiyeti ve birlikteliği pekiştirerek, geçmişten günümüze zorluklara karşı sosyal dayanıklılığı artıran aile kurumunun güçlendirilmesini amaçlayan politikaların geliştirilmesi ve etkinliğinin artırılması önem arz etmektedir.

Yukarıda özetle ifade edilen hususlardan dolayı 2025 yılının Aile Yılı olarak ilan edilmiştir. Aile Yılı ile ülkemizin dinamik nüfus yapısının ve aile yapısının korunması hedeflenmiş, konu ile ilgili ulusal ve uluslararası düzeyde bilinç oluşturulmak istenmiştir. Halihazırda ülkemizin nüfus politikasına yönelik olarak doğurganlık hızının artırılması ve dinamik nüfus yapısının korunması amacı, 10. Kalkınma Planından (2014-2018) itibaren temel politika belgelerinde de öncelikli alanlar arasında belirtilmektedir.

Aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar bütüncül ve koruyucu önleyici bir anlayışla devam etmektedir. Sosyal Hizmet Merkezlerimizde (SHM), 2013 yılından bu yana ailelere ve fertlere yönelik koruyucu, önleyici, destekleyici, iyileştirici sosyal hizmet çalışmalarını ilgili paydaşlarla iş birliği halinde sunmaktadır. Ailenin öneminin vurgulanması, aile içindeki birlik ve beraberliğin korunması, mevcut riskler karşısında ailenin desteklenmesi, aileyi destekleyen politikaların yaygınlaştırılması amacıyla 2025 yılı Aile Yılı olarak Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ilan edilmiştir.

Yıl boyunca ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik ekonomik fayda sağlayacak, farkındalığı artıracak ve ailelerin sosyo-kültürel gelişimine katkı sağlayacak faaliyetler düzenlenmektedir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Aile Yılının 30. yıl dönümünde Uluslararası Aile Günü olan 15 Mayıs 2024'te "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi" konulu ve 2024/6 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayımlanmıştır. Genelge ile "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı (2024-2028)" ilan edilmiş olup anılan eylem planı, küresel riskler ve demografi, refah, sosyal politika ve hizmet, dijitalleşme ve çevre olmak üzere beş temel amaç çerçevesinde yapılandırılmıştır. Eylem Planı hazırlık sürecinde aile politikalarının ve aileye dair sosyal hizmetlerin ulusal ölçekte ele alındığı bir platform oluşturması bakımından önemli bir geleneğe temel teşkil eden Aile Şüralarının sekizincisi, "Türkiye Yüzyılında Ailemiz İstikbalimiz" temasıyla tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Ülkemizdeki sosyal sorunların tespiti ve çözümü ile ailenin korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılması yönünde Bakanlığımızın çalışmalarına katkıda bulunmak amacıyla üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurum ve kuruluşların görüşlerinin derlendiği "Aile Çalıştayları" 81 İlde il müdürlüklerimizin koordinasyonunda bir veya iki gün olarak gerçekleştirilmiştir.

Diğer taraftan, kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla "şiddete karşı sıfır tolerans ilkesi" çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalar ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve medyanın iş birliğinde çok taraflı ve çok yönlü biçimde devam etmektedir. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmalardan bazıları şu şekildedir:

2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin yasal altyapı güçlendirilmiştir. Kanun'un etkin olarak uygulanmasına yönelik yönetmelikler ve Bakanlık genelgeleri yürürlüktedir.

2023/16 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi 25 Kasım 2023 tarihinde yayımlanmış olup kadına yönelik şiddetle mücadelenin en üst düzeyde ele alındığına yönelik önemli bir gösterge olarak ilgili mevzuatta yerini almıştır.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede temel yasal enstrümanlardan biri olan Türk Ceza Kanunu'nda, 2021 ve 2022 yıllarında yapılan değişikliklerle kadına yönelik işlenen fiillere ilişkin cezai müeyyideler artırılmış, daha önce başka suçların içerisinde değerlendirilen ısrarlı takip eylemleri eklenen 123/A maddesi ile ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarına yol haritası niteliğindeki politika belgeleri, ilgili tüm tarafların katkı ve katılımlarıyla düzenli olarak hazırlanıp uygulanmaktadır. Bu kapsamda 2007 yılından bu yana 4 ulusal eylem planı hazırlanmış olup hâlihazırda 2021- 2025 yıllarını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı'nın uygulama süresinin 2025 yılı sonunda sona erecek olması nedeniyle, 2026-2030 dönemini kapsayacak V. Ulusal Eylem Planı Bakanlığımız Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü koordinasyonunda; geçmiş dönem uygulama deneyimlerinden elde edilen kazanımlar doğrultusunda; bilimsel temele dayalı, yenilikçi, katılımcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla hazırlanmıştır. V. Ulusal Eylem Planı, 25 Kasım 2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 2025/19 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girmiştir. V. Ulusal Eylem Planı, önceki planlardan yapısal olarak farklılaşan Eksen Yapısı ile politika alanları, mücadelenin omurgasını oluşturan 5 Dikey Eksen ve bu eksenleri kesen 5 Yatay Eksen üzerine inşa edilmiştir. Böylelikle kadına yönelik şiddeti çok boyutlu doğası etkileşimli ve kesişimsel bir anlayışla ele alınmıştır.

Eylem Planı kapsamında 5 dikey eksende toplam 15 strateji ve 130 faaliyet bulunmakta olup Şiddetsiz Yaşam ve Saygı Kültürü, Etkin Hukuki Koruma ve Adalete Erişim, Risk Odaklı ve Uzmanlaşmış Müdahale, Psikolojik İyi Oluş ve Sosyoekonomik Güçlenme, Davranışsal Dönüşüm ve Toplumsal Katılım alanları dikey eksenleri; Bütüncül Politikalar, Dijitalleşme ve Yapay Zekâ, Afet ve Acil Durumlar, Bilimsel Bilgi Ekosistemi, Kültür-Sanat, Spor ve Medya alanları yatay eksenlerinden oluşturmaktadır.

Ulusal Eylem Planının etkin olarak hayata geçirilmesi hedefiyle Yıllık Faaliyet Planları hazırlanmaktadır. Ulusal Eylem Planının 81 il düzeyinde daha etkin biçimde uygulanmasını amacıyla Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Eylem Planları yürürlüğe konmuştur.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede koordinasyon mekanizmalarımız hem ulusal hem de yerel düzeyde tesis edilmiş durumdadır. Bakanlığımız koordinasyonunda periyodik olarak her yıl bir defa toplanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu kadına yönelik şiddet konusundaki mevcut durumu değerlendirmekte, bu konuda öneriler sunmaktadır. Kurul bugüne kadar 18 toplantı gerçekleştirmiştir. Yerel düzeyse ise 81 il düzeyinde Vali veya Vali Yardımcısı başkanlığında toplanan "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Komisyonları" ile kadına yönelik şiddetle mücadelede il düzeyinde yapılan çalışmalar ve il eylem planlarının izleme ve değerlendirmesi yılda en az 6 ayda bir gerçekleştirilmektedir.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede ihtisas kurumsal mekanizmalardan biri olan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM); şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin bir biçimde uygulanmasına yönelik olarak destek ve izleme hizmetlerinin verildiği merkezlerdir. Hâlihazırda 81 ilimizde 86 ŞÖNİM hizmet vermektedir. ŞÖNİM'lerde sunulan hizmetlerin başında kadına yönelik şiddet mağdurlarının psikososyal iyilik halinin artırılması amacıyla sunulan rehberlik ve danışmanlık hizmetleri gelmektedir. Bu kapsamda şiddet mağdurları ile mesleki görüşmeler yapılarak vaka formülasyonu ve müdahale planları hazırlanmakta, yapılan planlama çerçevesinde gerekli mesleki çalışmalar yürütülmektedir. Söz konusu çalışmaların etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla mesleki personelin kapasitesi temel ve ileri düzey eğitimlerle artırılmaktadır. Bununla birlikte şiddet mağdurlarının psikososyal ihtiyaçlarının etkin bir şekilde giderilmesi ve psikolojik ve sosyal işlevselliklerinin arttırılması üzere sunulacak psikososyal destek hizmetlerini model halinde yapılandıracak ar-ge çalışmalarımız da devam etmektedir. Söz konusu çalışmalarla psikososyal destek hizmetlerinin sunumu ile izleme, değerlendirme ve kalite geliştirme çalışmalarının standardizasyonunu sağlanarak hizmetler bilimsel kanıta dayalı, sistematik, bütüncül ve mağdurun özel ihtiyaçlarına duyarlı bir biçimde yapılandırılacaktır ve hizmetlerimiz bir ileri seviyeye taşınacaktır. Şiddete uğrayan kadınların şiddetten korunması, psiko-sosyal ve ekonomik sorunlarının çözülmesi, güçlendirilmesi ve bu dönemde kadınların varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanması suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri kadın konukevleri 81 ilimizde hizmetlerini sürdürmekte olup Türkiye genelinde toplam 150 kadın konukevi bulunmaktadır.

Hizmetlerin daha ulaşılabilir kılınması amacıyla SHM"ler bünyesinde Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları oluşturulmuştur. Hâlihazırda 433 Şiddetle Mücadele İrtibat Noktası ilçe bazında hizmet sunmaktadır.

Bu mekanizmaların yanı sıra İçişleri ve Adalet Bakanlıkları bünyesinde ihtisas kuruluş ve birimlerle hizmetler sürdürülmektedir. Bu alanda Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığına bağlı uzman kolluk birimleri, Adalet Bakanlığına bağlı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri ile eş güdüm ve koordinasyon içerisinde kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmaları devam etmektedir.

Bakanlığımız, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı iş birliğinde "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kapsamında Teknik Yöntemlerle Takip Sistemlerinin Kullanılmasına Yönelik Pilot Uygulama İşbirliği Protokolü" kapsamında 2015 yılında pilot olarak başlatılan teknik yöntemlerle takip (elektronik kelepçe) uygulaması 2021 yılı itibariyle 81 ilimize yaygınlaştırılmıştır.

Bakanlığımız bünyesinde hizmet sunan ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı şiddete uğrayan ya da uğrama riski bulunan, destek ve yardıma ihtiyacı olan kadın ve çocuklar için psikolojik, hukuki ve ekonomik danışma hattı 7 gün 24 saat esasında ücretsiz olarak çalışmakta; bu kişilere hakları konusunda ve başvuracakları yerler hakkında bilgi vermektedir. Ayrıca ihmal, istismar ve şiddet vakaları konusunda alınan ihbarlarda vakanın bulunduğu ilin acil müdahale ekip sorumlusuna ve/veya kolluk kuvvetlerine bildirilerek ivedilikle müdahale edilmesi sağlanmaktadır. ALO 183 Hattı'nda şiddet ihbarları için O (sıfır) tuşlaması vasıtasıyla önceliklendirme gerçekleştirilmekte olup ayrıca Whatsapp ve BİP platformları üzerinden de hizmet sunmaktadır. e Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığı iş birliğinde şiddet mağduru veya şiddet görme riski altında olan kadınlar için iletişim teknolojisinin sunduğu imkânlardan faydalanılarak mobil telefonlara yönelik Kadın Destek (KADES) Uygulaması hayata geçirilmiştir. Uygulamada yer alan "yardım iste" butonuna basılması halinde en yakın kolluk biriminin en kısa sürede mağdurun konumuna intikali sağlanmaktadır.

" Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile Bakanlığımız arasında yapılan veri entegrasyon çalışmaları ile 6284 sayılı Kanun kapsamında alınan tedbir kararı verileri ve kolluğa yapılan başvurular anlık olarak Bakanlığımız Aile Bilgi Sistemine düşmekte, böylelikle vakaya hızlı ulaşım ve etkin müdahale sağlanmaktadır. e Kadına yönelik şiddetle mücadele politika ve hizmetlerimizin bilimsel kanıtlar temelinde geliştirilmesi amacıyla araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) projeleri devam etmektedir. Bu "Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması-2024", "Şiddet Uygulayanlara Yönelik Psikososyal Müdahale Modelinin Geliştirilmesi", "İhtisaslaşmış Kadın Konukevleri Hizmet Modelinin Geliştirilmesi" ve "Türkiye'de Depremlerden Etkilenen Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı Önleyici ve Koruyucu Hizmetlerin Yeniden Yapılandırılması ve Güçlendirilmesi Projesi" başlıklı projeler devam etmektedir. Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması-2024" projesi kapsamında yürütülen saha araştırması tamamlanmış olup araştırma kapsamında elde edilen temel veriler 7 Ekim 2025 tarihinde TÜİK internet sitesinde haber bülteni olarak yayımlanmıştır. Proje kapsamında "Veri Portal/Ambarı" ve "Şiddet Mağdurlarına Yönelik Psikososyal Destek Modeli" hedef çıktılarına ilişkin süreçler devam etmektedir. e Şiddetin henüz ortaya çıkmadan önüne geçilmesine yönelik birincil önleme faaliyetleri ve bu bağlamda toplumun tüm kesimlerine yönelik farkındalık çalışmaları Bakanlığımız çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede farkındalık oluşturulması ve bilinçlendirmenin sağlanması amacıyla ülke genelinde kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personele ve toplumun farklı kesimlerine yönelik eğitim ve seminerler gerçekleştirilmektedir. 2007 yılından itibaren başlatılan eğitim-seminer faaliyetleri ile bugüne kadar yaklaşık 4,5 milyon kişiye ulaşılmıştır. Ayrıca kültür, sanat ve medyanın dönüştürücü gücünü kullanarak toplumsal farkındalığı geliştirmek amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmaların en önemli çıktılarından biri olarak RTÜK ile iş birliğinde "Medyada Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye İlişkin Etik İlkeler" rehberi yayımlanmıştır.

Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunu mevzuat düzenlemeleri ve kamu politikaları detaylı bir şekilde ele alınmakta, koruyucu-önleyici hizmet kapasitesi nicel ve nitel olarak güçlendirmeye devam etmekte, konuya ilişkin olarak toplumun farklı kesimlerine ulaşarak algı, tutum ve farkındalığın olumlu yönde geliştirilmesi sağlanmakta, politika ve hizmetler veri ve istatistiklerle bilimsel temeller üzerine inşa edilmekte ve tüm bu çalışmalarla Türkiye'nin kadına yönelik şiddetle mücadelesi kararlılıkla sürdürülmektedir.

Ayrıca; Anayasa'ınızın 10. maddesinde b "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyel, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir " hükmüne yer verilmiştir. Bu doğrultuda ülkemizdeki her vatandaşın devlete karşı eşit sorumluluğu ve devletten eşit hizmet alma hakkı bulunmaktadır. Hizmetlerden faydalanma noktasında herhangi bir ayrımcılığın yapılmaması, Anayasal güvence altındadır.

Bununla birlikte, Anayasa'da da ifade edildiği üzere cinsiyet, kadın ve erkekten oluşmaktadır. Bakanlığımız, yasal düzenlemeler ve politika belgeleri çerçevesinde kadınları, çocukları ve aileyi korumak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir