Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybeden bir kişiye ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 23 Temmuz 2025 tarihinde 7/31670 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Sağlık Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybeden bir kişiye ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/31670, 23 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-31670-dr-abdurrahman-yurtaslan-ankara-onkoloji-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-hayatini-kaybed (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/038af6fd-6515-4f0b-a7ac-0198378a044a
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 449 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından Anayasa'nın 98. ve İçtüzüğün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. |
Öznur Bartin Hakkâri Milletvekili
14 Haziran 2001 doğumlu Emirhan Gültekin adlı yurttaş, lösemi teşhisi konulmasının ardından, tedavisinin daha ileri sağlık imkânlarına sahip bir merkezde sürdürülebilmesi amacıyla ikamet ettiği Hakkâri ilinden Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilmiştir. Ancak ailesi tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan ve 2025/46999 numarayla kayıt altına alınan şikâyet dilekçesinde, Gültekin'in yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan tedavi sürecine ilişkin ciddi tıbbi ihmal iddiaları yer almaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (10 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Ailenin beyanlarına göre, hasta başlangıçta kardeşinden ilik nakli yapılmasını talep etmiş, ancak hastane yönetimi bu nakli uygun bulmamış ve başka bir donör arama süreci başlatılmıştır. Bu süreçte zaman kaybedilmiş, nihayetinde nakil yine aynı kardeşten gerçekleştirilmiştir. İddialara göre, bu gecikme hastalığın seyrini olumsuz yönde etkilemiş ve tedavi sürecinde telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmıştır.
Tedavi sürecinde, bağışıklık sistemi baskılanmış olan Emirhan Gültekin'in steril koşullarda tutulmadığı ve bu nedenle ciddi bir bağırsak enfeksiyonuna yakalandığı belirtilmektedir. Enfeksiyonun ardından yapılan cerrahi müdahale sırasında mesaneye zarar verildiği, ancak bu durumun uzun süre fark edilmediği ifade edilmiştir. Ameliyat bölgesinden sürekli akıntı geldiği, bu durumun başta "normal" kabul edildiği, fakat daha sonra mesanenin hasar aldığı anlaşılmıştır.
Ameliyat sonrası süreçte hastada görme ve işitme kaybı geliştiği, hatta bazı duyu organlarının alınması için aileden onay istendiği öne sürülmektedir. Bu tür bir talebin hem tıbbi etik hem de insan onuru açısından kabul edilemez olduğu açıktır.
Ayrıca, hastada mukormikoz (kara mantar) enfeksiyonu geliştiği; ancak bu hastalığın geç teşhis edildiği ve bağışıklık sistemi baskılanmış bir hastada son derece riskli olan bu enfeksiyona yönelik gerekli müdahalenin zamanında yapılmadığı iddia edilmektedir. Bu durumun, hastanın genel sağlık durumunun kötüleşmesine ve ölüm sürecine doğrudan etki ettiği düşünülmektedir.
Emirhan Gültekin'in yaşamını yitirdiği 15 Ocak 2025 tarihinden önceki gece bağırsaklarının tıkandığı, fakat bu duruma herhangi bir tıbbi müdahalede bulunulmadığı da öne sürülmektedir. Ailenin ifadesine göre, daha önce benzer bir durumda kan desteğiyle tıkanıklık giderilmiş olmasına rağmen, bu kez müdahalede bulunulmaması doğrudan ölüm nedeni olarak değerlendirilmektedir.
Tedavi sürecinde hasta yakınlarının, Emirhan Gültekin'in başka bir sağlık kuruluşuna — özellikle Ankara"daki Lösante Hastanesi?ne— nakledilmesi yönünde talepte bulunduğu, ancak bu talebin hastane yönetimi tarafından gerekçesiz şekilde reddedildiği de iddialar arasındadır. Bu durumun, hastanın daha uygun ve güvenli koşullarda tedavi edilmesini engellediği ileri sürülmektedir.
Tüm bu iddialar, doğrudan tedavi sürecinde görevli olan hekimler Dr. B.U.U. ve Dr. A.K. ile hastane yönetimi ve Sağlık Bakanlığı'nın ilgili denetim birimlerinin mesleki sorumluluklarını gereği gibi yerine getirip getirmediği hususunda ciddi kamuoyu şüpheleri doğurmuştur.
Bu bağlamda yaşanan olay, yalnızca bireysel bir kayıp değil; aynı zamanda kamu hastanelerindeki sağlık hizmetlerinin niteliği, hasta güvenliği, hekim sorumluluğu ve idari denetim süreçleri açısından yapısal bir sorun olarak ele alınmalıdır. Olayın hukuki boyutunda ise, Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma suçu, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesi uyarınca Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun yetki alanı ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun çerçevesindeki süreçlerin işletilmesi gerekmektedir. Ayrıca Hasta Hakları Yönetmeliği ile Türkiye'nin taraf olduğu Oviedo Biyotıp Sözleşmesi uyarınca, hastanın sağlık hakkı, bilgilendirilme ve rza gösterme haklarının ihlal edilmiş olabileceği değerlendirilmektedir.
Emirhan Gültekin'in 15 Ocak 2025 tarihinde, yukarıda detayları sunulan ihmaller zinciri içinde yaşamını yitirmesi, kamu sağlık sisteminin hasta odaklı, etik ilkelere dayalı ve denetlenebilir nitelikte olması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu çerçevede, Sağlık Bakanlığı'nın ivedilikle harekete geçerek tedavi sürecinde doğrudan ya da dolaylı sorumluluğu bulunan tüm kişi ve kurumlar hakkında kapsamlı, etkili ve şeffaf bir idari soruşturma başlatması; aynı zamanda kamuoyunu bilgilendirmesi gerekmektedir. Ayrıca, bu tür kayıpların tekrarının önlenmesi amacıyla hasta hakları, tıbbi etik ve özen yükümlülüğünü esas alan yapısal önlemlerin süratle hayata geçirilmesi elzemdir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Emirhan Gültekin'in kardeşinden alınacak ilik nakli başta neden uygun görülmemiştir? Bu sürecin gecikmesinin gerekçesi nedir ve hastalığın seyrine etkisi değerlendirilmiş midir?
Hasta, tedavi süreci boyunca bağışıklık sistemi baskılanmış bir birey olarak neden steril bir ortamda tutulmamıştır? Bu durum enfeksiyonun gelişmesine neden olmuş mudur?
Bağırsak enfeksiyonu nedeniyle yapılan cerrahi müdahalede mesanenin zarar gördüğü ve bu durumun geç anlaşıldığı iddiaları doğru mudur? Bu olayda tıbbi hata söz konusu mudur?
Ameliyat sonrası dönemde hastada görme ve işitme kayıpları yaşandığı ve bazı duyu organlarının alınması için aileden onay istendiği iddiaları doğru mudur? Bu talep tıbbi etikle ne ölçüde uyumludur?
Emirhan Gültekin'de geliştiği iddia edilen mukormikoz (kara mantar) enfeksiyonu ne zaman teşhis edilmiştir? Geç teşhis söz konusu olmuşsa, bunun nedeni nedir?
Hastanın ölümünden önceki gece bağırsaklarının tıkandığı ve buna müdahale edilmediği iddiaları doğru mudur? Önceki benzer durumlarda yapılan müdahalelerin bu kez neden yapılmadığına dair bir açıklama mevcut mudur?
Emirhan Gültekin'in başka bir sağlık kuruluşuna (örneğin Lösante Hastanesi) nakledilmesi yönündeki ailesinin talebi neden reddedilmiştir?
Bu tedavi sürecinde doğrudan görev yapan hekimler Dr. B.U.U. ve Dr. A.K. ile Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin idari yönetimi hakkında, Sağlık Bakanlığınız tarafından herhangi bir idari, disiplin ya da mesleki sorumluluk soruşturması başlatılmış mıdır? Eğer başlatılmamışsa, söz konusu ağır iddialar karşısında böyle bir soruşturma başlatılması planlanmakta mıdır?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2025/46999 numaralı soruşturma kapsamında, Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun soruşturma izni verdiği kişi veya kişiler var mıdır veya olacak mıdır?
Emirhan Gültekin'in ölümü sonrasında, adı geçen hastanede hasta güvenliği, sterilizasyon ve enfeksiyon kontrolü konularında herhangi bir idari denetim yapılmış mıdır? Yeni düzenlemeler getirilmiş midir?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir