İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/39228 CEVAPLANMADI

Gezi Parkı davası mahkumlarından biriyle ilgili yargılama sürecine ve mahkumun sağlık durumuna ilişkin

Kaynak göster

Gizem Özcan (CHP), 14 Ocak 2026 tarihinde 7/39228 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

Gizem Özcan (CHP, Muğla). “Gezi Parkı davası mahkumlarından biriyle ilgili yargılama sürecine ve mahkumun sağlık durumuna ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39228, 14 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39228-gezi-parki-davasi-mahkumlarindan-biriyle-ilgili-yargilama-surecine-ve-mahkumun-saglik-duru (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/951dc08a-1222-4ea0-95b6-019bc06c03b9

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 274 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Gizem Özcan

Tayfun Kahraman Gezi Davası olarak bilinen ceza davasının sekiz sanığından biridir. Gezi'nin yaşandığı dönemde Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Genel Merkez Yönetim Kurulu'nda şube başkanlığı yapan Kahraman aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Koruma Bölge Kurulu'nda da kültür ve turizm uzman yardımcısıydı.

Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Tayfun Kahraman 25 Nisan 2022'de, Gezi Davası'nda 18 yıl hapis cezasına çarptırılmış, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu kararı istinafa taşınmış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bulmuştur. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin mahkumiyet hükümlerini onamıştır. Kahraman'ın Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı bireysel başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 31/7/2025 tarihli ve 2023/98215 başvuru numaralı Tayfun Kahraman kararında, yargılamada usule ilişkin güvencelere uyulmaması, delillerle mahkumiyet arasında bağ kurulmaması, ilk kez temyiz aşamasında dikkate alınan deliller nedeniyle savunma hakkının ihlali ve gerekçeli karar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedenleriyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayıcıdır. Buna rağmen, söz konusu ihlal kararlarının alt derece mahkemeleri ve Yargıtay içtihadı üzerinde nasıl ve ne ölçüde etkili olduğu, ayrıca yapısal bir soruna dönüşüp dönüşmediği kamuoyu açısından belirsizliğini korumaktadır.

Bütün bu hukuksuzluklara ek olarak, Tayfun Kahraman, 2 Ağustos 2005 tarihinden itibaren kısaca MS edilen "Multipl Skleroz" hastalığı ile mücadele etmektedir. Yakınları, Kahraman'ın MS hastalığı cezaevinde ilerlediğini belirtmektedir. Kahraman, 2 Ocak'ta MS atağı geçirmesi üzerine İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi'ne sevk edilerek tedaviye alınmıştır. Gelinen aşamada Kahraman'ın bacağında güç kaybı yaşandığını ve yürürken topalladığına yakınları tarafından dikkat çekilmektedir. Bütün bu nedenlerle, gelinen aşamada Anayasa Mahkemesi'nin öncelikle tedbiren tahliye ve devamında esasla ilgili tekrar hak ihlali kararı vermesi gereklidir ve bunun da ilk derece mahkemesince ivedi şekilde uygulanmasını gerekmektedir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Anayasa Mahkemesi'nin usule ilişkin güvencelerin ihlali, deli-kmahkümiyet bağının kurulmaması ve savunma hakkının ihlali tespitlerine rağmen, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin ve ilk derece mahkemesinin hükmünün fiilen yürürlükte tutulması; Anayasa'nın 153. maddesinin açıkça ihlal edilmesi anlamına gelmiyor mu? Bu durumda Türkiye'de Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı fiilen askıya mı alınmıştır?

  2. Anayasa Mahkemesi'nin ihlal tespitine rağmen Tayfun Kahraman'ın halen cezaevinde tutulması, hukuka aykırılığı tespit edilmiş bir mahkumiyetin infazının sürdürülmesi anlamına gelmiyor mu? Bu durum, kişinin hürriyetinden yoksun bırakılmasının açıkça keyfi hale gelmesi demek değil midir?

  3. Anayasa Mahkemesi'nin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmettiği bir dosyada, ağır ve ilerleyici bir nörolojik hastalık olan Multipl Skleroz (MS) nedeniyle yüksek doz kortizon tedavisi gören, bacaklarında güç kaybı başlayan ve kalıcı sakatlık riski taşıyan Tayfun Kahraman'ın cezaevinde tutulmaya devam edilmesi, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve vücut bütünlüğünün devlet eliyle ihlali anlamına gelmiyor mu? Ceza infaz hukukunda "cezanın insan onuruna uygun infazı" ve "sağlık nedeniyle infazın ertelenmesi" ilkeleri varken, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararı verdiği ve mahkumiyetin hukuki temeli çökmüş bir dosyada, hasta bir tutuklunun derhal tahliye edilmemesinin cezalandırma yetkisinin sağlık üzerinden fiili bir işkenceye dönüşmesi sonucunu doğurduğu kabul edilmekte midir?

  4. Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararı verdiği bir dosyada mahkemenin kararı uygulamaması, bireysel başvuru yolunun etkili iç hukuk yolu olmaktan çıkarılması anlamına gelmez mi? Bu uygulama, Türkiye'yi AİHM önünde sistematik ihlal sürecine sokacak ağır bir anayasal kriz yaratmıyor mu?

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir