2023'ten bu yana İzmir'deki hastanelerin radyoloji tetkikleri için yapmış olduğu hizmet alımlarına ilişkin
Kaynak göster
İbrahim Akın (DEM Parti), 13 Ocak 2026 tarihinde 7/39287 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Sağlık Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
İbrahim Akın (DEM Parti, İzmir). “2023'ten bu yana İzmir'deki hastanelerin radyoloji tetkikleri için yapmış olduğu hizmet alımlarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39287, 13 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39287-2023-ten-bu-yana-izmir-deki-hastanelerin-radyoloji-tetkikleri-icin-yapmis-oldugu-hizmet-al (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/20d60df7-43c2-497f-876f-019bbc507990
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 275 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki soruların Sağlık Bakanı Kemal MEMİŞOĞLU tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 96'ncı ve 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İzmir Milletvekili Basında yer alan ve Gazete Yenigün ile gazeteci Nurcan Etik tarafından kamuoyuna duyurulan haberler, Türkiye'de sağlık hizmetlerinin giderek daha fazla özelleştirilmesi ve taşeronlaştırılması sonucunda ortaya çıkan yapısal bir sorunu gözler önüne sermektedir. Tanı ve tedavi sürecinin en kritik aşamalarından biri olan radyoloji hizmetlerinin, kamu hastanelerinde dahi hizmet alımı yoluyla özel firmalara devredilmesi, hekimlik pratiğini parçalayan, sorumluluğu muğlaklaştıran ve hasta güvenliğini ciddi biçimde zedeleyen bir uygulama haline gelmiştir.
Yanlış raporlanan MR ve tomografi sonuçlarının; kanser gibi hayati hastalıkların gözden kaçırılmasına, sağlıklı bireylerin ağır cerrahi müdahalelere yönlendirilmesine ve geri dönüşü mümkün olmayan sağlık kayıplarına yol açtığı iddiaları, sağlık hizmetinin piyasa koşullarına terk edilmesinin ne denli tehlikeli sonuçlar doğurduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu tablo, münferit bir ihmalden ziyade, yıllardır sürdürülen özelleştirme politikalarının kaçınılmaz bir sonucudur.
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Sağlık hizmeti bir ticari faaliyet değil, anayasal bir haktır. Ancak mevcut uygulamalar, kamu hastanelerini şirket mantığıyla işletilen yapılara dönüştürmüş, maliyet düşürme, hız ve kârlılık kriterleri, tıbbi etik ve bilimsel sorumluluğun önüne geçirilmiştir. Bu durum yalnızca hastaları değil, kamuda görev yapan hekimleri de hukuki ve mesleki baskı altına sokmaktadır.
Öte yandan, söz konusu skandalın ancak basının çabasıyla gündeme gelmesi ve idari makamların kamuoyunu bilgilendirme konusunda gecikmesi, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Halk sağlığını doğrudan ilgilendiren böylesi vahim iddialar karşısında Bakanlığın sessiz kalması, kamusal sorumlulukla bağdaşmamaktadır.
Bu nedenlerle, sağlık hizmetlerinin tüm aşamalarının kamusal, kadrolu ve denetlenebilir biçimde yürütülmesi gerektiği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Şirketlere çıkar sağlamak uğruna halkın sağlığını riske atan uygulamaların sonlandırılması, benzer skandalların tekrar yaşanmaması ve toplumun sağlık sistemine olan güveninin yeniden tesis edilmesi açısından YAŞA zorunludur. Bakanlığın bu konuda açık, ayrıntılı ve kamuoyunu tatmin edecek yanıtlar vermesi demokratik denetimin bir gereğidir. poem
Bu bağlamda;
SORULAR
2023—2026 yılları arasında İzmir'deki kamu hastanelerinde radyoloji hizmetleri kapsamında kaç hastane için hizmet alımı yapılmıştır? Bu hizmetler hangi firmalardan alınmıştır?
İzmir'de patoloji hizmetlerini ihale ile alan şirketlerin yarattığı "yanlış tanı" skandalları sonucunda mağdur olan kaç yurttaşımız vardır? Bu mağdurların sağlık durumlarındaki kötüleşmenin sorumluluğunu üstleniyor musunuz?
Basına yansıyan haberlerde iddia edilen yanlış tanı vakalarının sayısı kaçtır? Bu vakaların kaçı hayati risk, kalıcı hasar ya da ölümle sonuçlanmıştır?
Yanlış rapor düzenlediği tespit edilen kişi ya da firmalar hakkında idari, mesleki ve cezai hangi işlemler uygulanmıştır?
Aynı radyoloji uzmanının adı ve e-imzasının çok sayıda raporda yer aldığı iddiaları doğru mudur? Bu durum "diploma kiralama" ve yetki devri açısından Bakanlığınızca nasıl değerlendirilmektedir?
Radyoloji gibi kritik bir sağlık hizmetinin, hastayla fiziksel temas ve klinik bağlamdan koparılarak uzaktan ve ticari sözleşmelerle yürütülmesi, hasta güvenliği açısından bilimsel ve etik olarak nasıl savunulmaktadır?
Bu skandalın ortaya çıkmasın sonrasında Bakanlığınız neden kamuoyuna zamanında ve kapsamlı bir açıklama yapmamıştır?
Kamusal bir hizmeti taşeronlaştırmak, aslında devletin denetim ve uygulama yetkisini sermayeye devretmek değil midir? Bu devrin anayasal "yaşam hakkı" ile çeliştiğini kabul ediyor musunuz?
Şirketlerin kâr hırsı nedeniyle eksik boyanan ve yanlış yorumlanan preparatlar yüzünden kaç hastanın tedavi süreci geri dönülemez şekilde bozulmuştur?
Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi sonucunda ortaya çıkan bu tablo karşısında, Bakanlığınız radyoloji hizmetlerinin tamamının yeniden kamusal kadrolar eliyle yürütülmesine yönelik bir planlama yapmayı düşünmekte midir?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir