İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/41071 GEÇ CEVAPLANDI · 162 GÜN

Anadilde eğitime ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 162 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzük *ün 96'ncı ve 99*uncu Maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Öznur Bartin Hakkâri Milletvekili

Anadil, bireyin kimliğinin, kültürel aidiyetinin ve toplumsal varoluşunun kurucu unsurudur. Anadilin kamusal alandan dışlanması yalnızca iletişim alanının daraltılması değil; tarihsel hafızanın, kültürel üretimin ve kuşaklar arası aktarımın zayıflaması anlamına gelmektedir. Bu nedenle anadil, kültürel bir tercihin ötesinde insan onuru ve eşit yurttaşlık ilkelerinin ayrılmaz bir parçasıdır. UNESCO tarafından ilan edilen Dünya Anadili Günü, dilsel çeşitliliğin korunmasını ve anadilde eğitimin teşvikini demokratik toplumların temel ilkeleri arasında tanımlamış; çok dilliliği barışçıl, kapsayıcı ve kamusal yaşamın ön koşulu olarak kabul etmiştir. Anadilde eğitim, bireysel özgürlüklerin gelişimi ile toplumsal barışın kurumsallaşması arasında doğrudan bir bağ kurmaktadır.

Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Türkiye'de tarihsel olarak uygulanan tekçi dil ve eğitim politikaları, başta Kürtçe ve lehçeleri olan Kurmanci, Zazaki (Kirmancki) ve Sorani olmak üzere çok sayıda anadilin kamusal görünürlüğünü ve kurumsal kullanım alanlarını ciddi biçimde sınırlandırmıştır. Eğitim sisteminin Türkçe merkezli yapısı, diğer anadillerin örgün eğitimde yer bulmasını engellemiş; bu durum söz konusu dillerin kuşaklar arası aktarımını zayıflatarak dilsel eşitsizlikleri yapısal bir sorun haline getirmiştir. Kürtçe ve lehçeleri, milyonlarca yurttaşın anadili olmasına rağmen eğitim sistemi içinde sınırlı ve parçalı bir karşılık bulabilmiş; Zazaki başta olmak üzere birçok lehçe ve yerel dil, kurumsal destek yetersizliği nedeniyle kırılgan bir aktarım süreciyle karşı karşıya kalmıştır.

UNESCO'nun Tehlike Altındaki Diller Atlası verileri, Türkiye'de en az 15 dilin yok olma riski altında bulunduğunu ortaya koymaktadır. Hertevin, Turoyo/Suret (Süryanice lehçeleri), Ladino, Gagavuzca, Romanca, Batı Ermenicesi, Hemşince, Lazca ve Pontus Yunancası gibi dillerin yanı sıra Adigece, Abhazca, Kabardey-Çerkesçe ve Kürtçenin Kirmançki (Zazaca) lehçesi gibi kırılgan diller de ciddi risk altındadır. Güncel saha araştırmaları, anadil kullanım alanının giderek daraldığını; buna karşın anadilde eğitime yönelik toplumsal talebin son derece güçlü olduğunu göstermektedir. Nitekim yapılan araştırmalarda katılımcıların yüzde 98,7'si çocuklarının anadillerinde eğitim görmesini istemekte, yüzde 91,9'i eğitimin okul öncesinden itibaren anadilde olması gerektiğini belirtmektedir.

2012 yılında Kürtçe Kurmanci ve Zazaki"nin "Yaşayan Diller ve Lehçeler" kapsamında seçmeli ders olarak müfredata alınması önemli ancak sınırlı bir adım olmuştur. Öğretmen atamalarındaki yetersizlikler, ders materyali eksiklikleri ve uygulamanın seçmeli ders düzeyiyle sınırlı kalması, anadilde eğitimin kurumsal bir hak olarak hayata geçirilmesini engellemektedir. Anadilde eğitimin bu şekilde dar bir çerçevede tutulması, eğitimde fırsat eşitliğini zedelemekte ve dilsel-kültürel eşitsizlikleri derinleştirmektedir.

Barış ve demokratik toplum süreci bağlamında anadil meselesi, eşit yurttaşlık ve toplumsal uzlaşı perspektifinin merkezinde yer almaktadır. Anadilde eğitim hakkının tanınması; tarihsel eşitsizliklerin ogiderilmesi, toplumsal güvenin yeniden inşası ve kalıcı barışın kurumsallaştırılması açısından kurucu bir işleve sahiptir.

Uluslararası insan hakları hukuku da bu yaklaşımı desteklemektedir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 30*uncu maddesi, azınlık ve yerli topluluklara mensup çocukların kendi dillerini kullanma hakkını güvence altına almakta; anadil hakkını temel bir insan hakkı olarak tanımlamaktadır. Bu normatif çerçeve, anadilde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmasının o uluslararası (yükümlülüklerle uyumlu bir gereklilik olduğunu göstermektedir.

Başta Kürtçe ve lehçeleri olmak üzere Türkiye'de tehlike altında bulunan tüm anadiller için eğitim alanındaki yasal engellerin kaldırılması, anadilde eğitimin örgün eğitim sisteminde kapsamlı bir hak olarak tesis edilmesi ve anayasal güvenceye kavuşturulması; demokratik hukuk devletinin, eşit yurttaşlık ilkesinin ve toplumsal barışın gereğidir. Anadilde eğitim hakkının güvence altına alınması, tarihsel hak ihlallerinin giderilmesine, dilsel çeşitliliğin korunmasına ve kapsayıcı bir demokratik toplumun inşasına stratejik katkı sağlayacaktır.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Kürtçe ve diğer tehlike altındaki anadillerin korunması ve geliştirilmesine yönelik yürütülen kültürel politikalar, anadilde eğitim hedefiyle nasıl uyumlu hale getirilmektedir?

  2. Anadillerde kültürel üretim, yayıncılık ve akademik çalışmaları desteklemek için yeni teşvik mekanizmaları oluşturulacak mıdır?

  3. Tehlike altındaki dillerin belgelenmesi ve yaşatılması için uzun vadeli bir ulusal eylem planı hazırlanmakta mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanı ·

Bakanlığımız (Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü)'ca;

Bakanlığımız, Türk kültür, sanat ve edebiyatını ulusal ve uluslararası alanda tanıtmak ve gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla Bakanlığımız "Milli Kültür Eserlerinin Basımı ve Yayımı Projesi" kapsamında 1952 yılından bu yana yayım faaliyetlerini yürütmektedir. Milli Kültür Eserlerinin Basımı ve Yayımı Projesi ile Bakanlığımız ülkemizin kültürel, edebi, tarihi ve sanatsal değerlerini tanıtmayı ve geniş kitlelere ulaştırmayı ve bilhassa gelecek kuşaklara değerlerimizi aktarmayı amaçlamaktadır.

Bakanlığımızca manevi bağlarla asırlardır birlikte yaşayan insanlarımızın ortak kültürümüze sağladıkları katkılara ayna tutmaya çalışarak hem edebi hem sosyolojik açılardan önemli çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu doğrultuda Kürtçenin klasik sayılan eserleri 2010 yılından beri Bakanlığımızca yayımlanmaktadır.

Bakanlığımız ile Mardin Artuklu Üniversitesi Türkiye'de Yaşayan Diller Enstitüsü iş birliğinde Aleksandre Jaba Koleksiyonu'nda yer alan 69 Kürtçe eser, Türkçe ve Kürtçe inceleme metinleriyle birlikte 15 cilt hâlinde 2025 yılında yayımlanmıştır. Jaba Koleksiyonu; tematik olarak bir araya getirerek, mevlid, mesnevi, şiir, halk klasik şarkıları, hikâyeler, sözlükler ve didaktik materyaller gibi geniş bir tür çeşitliliği eserlerini sunarak Kürtçenin çok katmanlı bir kültürel panoramasını sunmaktadır.

2010-2025 yılları arasında Aleksandre Jaba Koleksiyonu adlı eserle birlikte toplam 18 başlık Kürtçe eser yayımlanmıştır. Bakanlığımızca Kürtçe klasik eserlerin yayım faaliyetine devam edilecektir.

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir