Ankara'nın Çankaya ilçesine bağlı Ayrancı Mahallesi'nde bulunan bir binanın yıkım işlemlerindeki mevzuata aykırılık iddialarına ilişkin
Kaynak göster
Özgül Saki (DEM Parti), 6 Mayıs 2026 tarihinde 7/44301 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Özgül Saki (DEM Parti, İstanbul). “Ankara'nın Çankaya ilçesine bağlı Ayrancı Mahallesi'nde bulunan bir binanın yıkım işlemlerindeki mevzuata aykırılık iddialarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/44301, 6 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44301-ankara-nin-cankaya-ilcesine-bagli-ayranci-mahallesi-nde-bulunan-bir-binanin-yikim-islemler (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/4ed34a86-f009-4ec7-9bb5-019e02239a90
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 162 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)HALKLARIN EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTİSİ
. grup BAŞKANLIĞI ySayı; ,
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Aşağıdaki sorularımın, Çevre, Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakam Murat Kurum tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 96'ncı maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.
"Kentsel dönüşüm" adı altında yürütülen politikalar, afet risklerini azaltmaya dönük kamusal bir planlama anlayışından uzaklaşarak sermaye birikim süreçlerinin bir aracı haline gelmekte ve kentler, halkın barınma ve sağlıklı çevrede yaşama hakkı gözetilmeden, rant odaklı projelerle yeniden şekillendirilmekte; bilimsel şehircilik ilkeleri düzenli olarak ihlal edilmektedir. Usule uygun olmayan bir şekilde 'riskli' raporu alınan sağlam olan binalar, ne yazık ki mimari özellikleri ile birlikte yok edilmektedir. Yerlerine yüksek ve estetikten uzak yapılar dikilmekte ve ön ve arka bahçeler yok edilerek otoparka çevrilmektedir. Daha da önemlisi bunlar yapılırken yıkım süreçleri ciddi bir halk sağlığı krizine dönüşmektedir. Başta asbest olmak üzere tehlikeli maddeler, mevzuata aykırı biçimde ayrıştırılmadan yıkım faaliyetlerine başlanmakta; bu maddeler kontrolsüz şekilde havaya karışarak çevreye, tüm mahallelere ve insan sağlığına zarar vermektedir. Ankara ili Çankaya ilçesi Ayrancı Mahallesi'nde devam eden ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yalnızca 10 metre uzaklıkta yapılan bir yıkım faaliyeti, bu sorunların somut bir örneğini teşkil etmektedir. 1960'lı yıllarda inşa edilmiş ve yüksek oranda asbest içerme olasılığı olan bir yapının yıkımı sırasında, mevzuatta açıkça belirtilen asbest tespiti ve söküm işlemlerinin yapılmadığı mahalle sakinlerince ifade edilmektedir. Yıkım alanında gerekli çevreleme, sulama, toz bastırma ve güvenlik önlemlerinin alınmadığı; yıkımın yol ve kaldırıma yalnızca birkaç metre mesafede, kontrolsüz biçimde sürdürüldüğü gözlemlenmektedir. Nitekim yakın zamanda aynı mahallede gerçekleşen başka bir yıkımda parçaların çevreye saçılması sonucu yaralanmalar ve maddi zararlar meydana gelmiştir. Yıkım mevzuatı açık biçimde; yıkıma başlanmadan önce yapı içerisinde asbest bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla kapsamlı bir envanter çalışması yapılmasını, tespit edilen asbestli ve diğer tehlikeli malzemelerin yetkili ve sertifikalı uzmanlar tarafından sökülmesini ve bu atıkların yönetmeliğe uygun biçimde bertaraf edilmesini zorunlu kılmaktadır. Özellikle 1960-1980 yılları arasında inşa edilen yapılarda, ısı yalıtımından boru sistemlerine kadar çok sayıda yapı elemanında yoğun biçimde asbest kullanıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla bu yapıların yıkımı, sıradan bir inşaat faaliyeti değil, özel uzmanlık ve sıkı denetim gerektiren bir süreçtir. Buna rağmen uygulamada tam aksine bir keyfiyet gözlenmektedir.
Ankara genelinde yürütülen yıkım faaliyetlerinde; tehlikeli atıkların ayrıştırılmaması, toz kontrol önlemlerinin uygulanmaması, hafriyat taşımacılığında çevreyi koruyucu tedbirlerin alınmaması ve yıkım sırasında yönetmeliğe uygun sulama faaliyetlerinin yapılmaması gibi çok sayıda yapısal sorun bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca geçmiş yıllarda kullanılan asbestli su borularının sökülmesi sonrası ortaya çıkan atıkların akıbeti de kamuoyuna açıklanmamıştır. Bu durum, yalnızca kent merkezlerinde değil, tarım alanlarında ve su kaynaklarında da ekolojik bir problem yaratmaktadır. Asbestin Türkiye'de 2010 yılında yasaklanmış olmasına rağmen etkilerinin onlarca yıl süreceği bilimsel olarak bilinmektedir. Türkiye'de her yıl on binlerce insanın akciğer kanserine yakalanması ve bu vakalarda asbest maruziyetinin giderek daha fazla öne çıkması, konunun aciliyetini ortaya koymaktadır. Buna ek olarak, uluslararası düzeyde yasaklanmış olmasına rağmen bazı ülkelerden Türkiye'ye asbest içeren ürünlerin ithal edildiğine dair de ciddi iddialar bulunmaktadır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Ankara ili Çankaya ilçesi Ayrancı Mahallesi'nde söz konusu yıkımı gerçekleştiren müteahhit firma, yıkım ruhsatı başvurusu sırasında asbest raporu ibraz etmiş midir?
İbraz edilmiş ise bu rapor hangi kurum veya laboratuvar tarafından, hangi yöntemlerle hazırlanmıştır? Bakanlığınız bu raporun doğruluğunu denetlemiş midir?
Asbest raporu ibraz edilmemiş ise, ilgili mevzuata açıkça aykırı biçimde yıkım ruhsatı nasıl verilmiştir? Bu durumla ilgili herhangi bir idari işlem başlatılmış mıdır?
Yıkım öncesinde asbest ve diğer tehlikeli maddelerin tespiti ve sökümü için yetkili ve sertifikalı uzmanlar görevlendirilmiş midir?
Yıkım alanında, mevzuatın zorunlu kıldığı çevreleme, güvenlik bariyerleri, uyarı işaretleri ve giriş-çıkış kontrolü sağlanmış mıdır? Denetimler hangi sıklıkla yapılmaktadır?
Yıkım sırasında toz emisyonunu engellemek amacıyla sulama ve toz bastırma sistemlerinden yönetmeliğe uygun olan yöntemler kullanılmış mıdır? Kullanılmadıysa bu ihlal hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmış mıdır?
İşçilerin herhangi bir önleyici maske takmadığı, moloz parçalarının kendilerine zarar vermemesi için hiçbir tedbirin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu konuda bir denetim uygulanmış
Yıkım sırasında çevreye saçılan parçaların can ve mal güvenliğini tehdit etmesini önlemek amacıyla hangi somut tedbirler alınmıştır? Son dönemde yaşanan yaralanma ve maddi zarar olaylarıyla ilgili soruşturma başlatılmış mıdır?
Ankara genelinde yürütülen kentsel dönüşüm ve yıkım faaliyetlerinde, asbest başta olmak üzere tehlikeli atıkların yönetimine ilişkin kaç denetim yapılmıştır?
Türkiye genelinde asbestli yapıların envanteri çıkarılmış mıdır? Çıkarılmış ise bu veriler kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
Yıkım sonucu ortaya çıkan asbestli atıkların taşınması, depolanması ve yok edilmesi nasıl yapılmaktadır?
Türkiye'ye yasadışı yollarla asbest içeren ürünlerin ithal edildiğine ilişkin iddialar hakkında Bakanlığınızın yürüttüğü bir inceleme var mıdır?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir