Hakkari'de son yıllarda artış gösteren intihar ve şüpheli ölümlere ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 12 Mayıs 2026 tarihinde 7/44683 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 101 gün sonra, 21 Ağustos 2026).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari'de son yıllarda artış gösteren intihar ve şüpheli ölümlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/44683, 12 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44683-hakkari-de-son-yillarda-artis-gosteren-intihar-ve-supheli-olumlere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/7dbfd626-9568-4789-8889-019e200d1d5c
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlığa iletildi
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 101 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 74 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Hakkâri'de son dönemlerde art arda yaşanan intiharlar ve şüpheli ölümler, artık tekil olaylar üzerinden okunamayacak ölçüde yapısal bir toplumsal kırılmayı görünür hale getirmiştir. Özellikle gençler ve kadınlar arasında yoğunlaşan bu ölümler, yalnızca bireysel yaşam hikâyelerine indirgenebilecek psikolojik vakalar değil; ekonomik yoksullaştırma, siyasal kuşatma, sosyal güvencesizlik ve geleceksizleştirme politikalarının yarattığı ağır toplumsal iklimin sonuçlarıdır.
Son olarak 8 Mayıs 2026 tarihinde Hakkâri merkez Berçelan Mahallesi'nde 17 yaşındaki A.Z. isimli genç kadın, yaşadığı binanın 4'üncü katından düşerek ağır yaralanmış, kaldırıldığı Hakkâri Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirmiştir. Olayın oluş biçimine ilişkin kamuoyunda ciddi soru işaretleri bulunmasına rağmen, süreç yine sınırlı bilgi akışı pratiği içerisinde ilerlemektedir. Türkiye'de özellikle kadınların yaşamını yitirdiği çok sayıda olayın "intihar", "yüksekten düşme" ya da "şüpheli ölüm" başlıkları altında kayıt altına alınması; yalnızca adli değil, doğrudan siyasal bir meseledir ve politiktir.
Çünkü bir toplumda ölüm biçimlerinin dağılımı, o toplumun siyasal rejimiyle doğrudan ilişkilidir. Gençlerin kitlesel biçimde işsiz bırakıldığı, kadınların ekonomik bağımsızlıktan sistematik olarak uzak tutulduğu, kamusal sosyal hizmetlerin tasfiye edildiği, ruh sağlığı mekanizmalarının işlevsiz hale geldiği ve yaşamın sürekli baskı, denetim ve güvencesizlik altında sürdürüldüğü bir düzende; intiharlar yalnızca bireysel kararlar olarak değerlendirilemez. Bu ölümler, iktidarın kurduğu toplumsal düzenin aynasıdır.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Hakkâri'de özellikle son yıllarda derinleşen yoksulluk, yoğun işsizlik, borçluluk, göç, sosyal dışlanma ve siyasal baskı atmosferi; toplumun geniş kesimlerinde süreğen bir sıkışmışlık üretmektedir. Gençler açısından eğitim ile yaşam arasında bağ zayıflamış; emek ile gelecek arasındaki ilişki kopmuş, kadınlar açısından ise yaşam, ekonomik bağımlılık, görünmez emek ve çok yönlü şiddet sarmalı içerisinde daraltılmıştır. Böylesi bir zeminde ortaya çıkan her ölüm, aynı zamanda kamusal politikanın sonucudur.
İktidar ise bu tablo karşısında sistematik bir sessizlik içerisindedir. Ne bütünlüklü bir intiharı önleme stratejisi geliştirilmekte ne de bölgesel sosyal yıkımı azaltacak kamusal müdahaleler hayata geçirilmektedir. Hakkâri'de yurttaşlar neden yaşamla bağ kuramaz hale gelmektedir? Gençler neden geleceği bir imkân olarak değil, kapanmış bir alan olarak görmektedir? Kadınlar neden yaşam güvencesinden bu denli mahrum bırakılmaktadır? Bu sorulara yanıt üretmeyen bir yönetim anlayışı, yaşanan her ölüm karşısında siyasal sorumluluktan kaçamaz.
Öte yandan şüpheli ölümlerde etkin soruşturma yürütülmemesi, delil süreçlerindeki belirsizlikler, kamuoyunun tatmin edici biçimde bilgilendirilmemesi ve bağımsız denetim mekanizmalarının işletilmemesi; cezasızlık hissini derinleştirmektedir. Özellikle şüpheli kadın ölümlerinde ortaya çıkan bu karanlık alan, hukuk devleti ilkesini aşındırmakta; toplumun adalet duygusunu zedelemektedir.
Yaşam hakkı yalnızca bireyin fiziksel varlığını sürdürmesi değildir. Yaşam hakkı; insanca çalışma koşullarını, sosyal güvenceyi, ruhsal iyilik halini, ekonomik bağımsızlığı, toplumsal eşitliği ve geleceğe dair umut kurabilme kapasitesini de içerir. Devletin görevi yalnızca ölüm gerçekleştikten sonra soruşturma yürütmek değil; yaşamı mümkün kılan koşulları kurmaktır. Ancak mevcut siyasal iktidar, özellikle Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentlerde sosyal devlet mekanizmalarını güçlendirmek yerine güvenlikçi yönetim anlayışını derinleştirmekte; toplumsal sorunları önleyici politikalarla değil, idari yöntemlerle yönetmeye çalışmaktadır. Bugün Hakkâri'de ortaya çıkan tablo, münferit olayların toplamı değil; yönetememe krizinin toplumsal bedelidir. İnsan yaşamının bu denli değersizleştiği, ölüm haberlerinin sıradanlaştığı bir düzende siyasal iktidarın sessizliği de tarafsız değildir. Bu sessizlik, aynı zamanda sorumluluğun siyasal ifadesidir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Hakkâri'de 2024, 2025 ve 2026 yıllarında meydana gelen intihar ve şüpheli ölüm vakalarının sayısı nedir? Bu vakaların yaş, cinsiyet ve ilçelere göre dağılımı nedir?
Son beş yıl içerisinde Hakkâri'de kaç kadın ölümü "intihar", "yüksekten düşme" veya "şüpheli ölüm" olarak kayıtlara geçirilmiştir?
8 Mayıs 2026 tarihinde Hakkâri merkez Berçelan Mahallesi'nde şüpheli biçimde yaşamını yitiren 17 yaşındaki A.Z.'nin ölümüyle ilgili hangi adli ve idari işlemler yürütülmektedir?
A.Z.'nin ölümüyle ilgili olay yeri inceleme, dijital materyal incelemesi, tanık ifadeleri ve adli tip süreçleri tamamlanmış mıdır?
Hakkâri'de son aylarda artış gösteren intihar ve şüpheli ölüm vakalarına ilişkin Bakanlığınız tarafından hazırlanmış herhangi bir güvenlik, sosyal risk veya toplumsal etki değerlendirme raporu bulunmakta mıdır?
Şüpheli kadın ölümlerinde delil karartılması, yetersiz inceleme veya soruşturma süreçlerindeki ihmallere ilişkin son üç yılda kaç kamu görevlisi hakkında işlem yapılmıştır!
Hakkâri'de şüpheli kadın ölümleri ve genç intiharları konusunda özel soruşturma birimleri veya uzmanlaşmış inceleme ekipleri oluşturulmuş mudur?
Kamuoyunda ciddi kuşku yaratan şüpheli ölümlerde neden düzenli ve şeffaf bilgilendirme yapılmamaktadır?
Hakkâri'de yoğun biçimde sürdürülen güvenlikçi yönetim anlayışının toplum psikolojisi üzerindeki etkilerine dair Bakanlığınızın herhangi bir çalışması bulunmakta midir?
Son yıllarda artan intihar ve şüpheli ölümler karşısında Bakanlığınız neden önleyici ve koordineli bir kriz mekanizması oluşturmamıştır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mustafa Çiftçi, İçişleri Bakanı ·
Ilgi'de kayıthı yazı ekinde yer alan Hakkari Milletvekili Öznur BARTİN'e ait 7/44683 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.
Yaşam hakkı, kişinin sahip olduğu ve doğuştan getirdiği, diğer tüm hak ve özgürlüklerini kullanabilmesini sağlayan en temel haktır. Bu temel hak Anayasanın 17'nci maddesinde "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir." şeklinde hüküm altına alınmıştır Ayrıca yaşam hakkı Insan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa Insan Haklan Sözleşmesiyle de güvence altına alınmıştır.
İntihar vakalarının önlenmesine yönelik, başta sağlık, aile ve sosyal hizmetler ile güvenlik birimleri olmak üzere ilgili kurumlar tarafından koruyucu, önleyici ve destekleyici mekanizmalar işletilmekte olup risk altındaki bireylere yönelik psikososyal destek hizmetleri sunulmaktadır.
Hakkari ilinde il İntihar Önleme Kurulu koordinasyonunda; intiharların önlenmesine yönelik kapsamlı psikososyal destek, erken uyarı ve müdahale programları yürütülmekte olup bu süreçte, il düzeyinde hazırlanan yıllık eylem planları ile risk faktörleri, vaka dağılımları ve alınması gereken tedbirler belirlenerek ilgili kurum ve kuruluşların görev ve sorumlulukları doğrultusunda uygulamalar gerçekleştirilmektedir.
Kamuoyunda ilgi uyandıran veya çeşitli iddialara konu olan ölüm olaylarında yürütülen adli ve idari süreçler, hukukun üstünlüğü, soruşturmanın selameti, kişisel verilerin korunması ve masumiyet karinesi ilkeleri çerçevesinde yürütülmekte olup soruşturmanın seyri ve hukuki sınırlar çerçevesinde paylaşılması uygun görülen hususlar, yetkili makamlar tarafından kamuoyu ile paylaşılmaktadır.
Meydana gelen olaylarla ilgili soruşturma ve kovuşturma işlemleri adli makamlar tarafından yürütülmektedir.
Ayrıca soru önergesine konu olayla ilgili adli makamlar tarafından yürütülen soruşturma 24.06.2026 tarihi itibarıyla devam etmektedir.
Adres :Ayrancı Mah. Selimiye Cad. No: 17 Ayrıntılı Bilgi : Soru Önergeleri Büro Amirliği Telefon/Fax: 0312 462 17 83/ Unvanı
Mustafa ÇİFTÇİBakan