İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/1433 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 8 AĞU 2018 KOMİSYONDA

Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde

Kaynak göster

2/1433 esas numaralı kanun teklifi 8 Ağustos 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Meral Danış Beştaş (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Meral Danış Beştaş (DEM Parti, Erzurum). “Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/1433, 8 Ağustos 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-1433-cezaevleriyle-mahkeme-binalari-insasi-karsiligi-olarak-alinacak-harclar-ve-mahkumlara-odet (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/adeed8a6-f16d-403f-a517-0189abfa4c77

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Adalet Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 3 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 130.06.1934 tarihli ve 2548 sayılı Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar Ve…

(1)30.06.1934 tarihli ve 2548 sayılı Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar Ve Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek

Bedelleri Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

(1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Genel gerekçeyi oku (10 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

Cezaevlerinde yaşanan sorunlar çok boyutlu olup, yasal düzenlemeler ve mevcut uygulamalar; cezaevinde cezasının infazını tamamlamakta olan mahkumların haricinde mahkum yakınlarının, hatta cebri icra yolu ile alacağını tahsil etmek isteyen yurttaşların da mağduriyetine neden olmaktadır. Yürürlükten kaldırılmasını öngördüğümüz30.06.1934 tarihli ve 2548 sayılı Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunu; icra müdürlükleri vasıtası ile alınan cezaevi harçları ve mahkumlara ödettirilen iaşe bedelinden elde edilen gelirlerle yeni cezaevlerinin açılmasını öngörmektedir.

Nitekim sormuş olduğumuz bir soru önergesine Adalet Bakanlığı tarafından verilen yanıtta, hükümlü ve tutuklulardan tahsil edilen iaşe bedellerinin Adalet Bakanlığı'na bağlı İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı'na ait hükümlü ve tutuklu yiyecek bedeli hesaplarına aktarıldığı; aktarılan bu paraların, ceza infaz kurumlarının tüketime yönelik mal ve malzeme alımları, hizmet alımları, menkul ve gayrimenkul mal bakım onarımı, mamul mal alımları, menkul ve gayrimenkullerin büyük çaplı onarımları için harcandığı ifade edilmiştir. Son beş yıl içerisinde hükümlü ve tutuklulardan tahsil edilen iaşe bedelleri ise; 2009 yılı için 959.523,63 TL, 2010 yılı için 1.302.440,35 TL, 2011 yılı için 2.321.410,41 TL, 2012 yılı için 3.245.810.76 TL, I Aralık 2013 tarihi itibariyle de 3.500.879,32 TL olarak telaffuz edilmiştir.

Ancak belirtmek gerekir ki, tahsil edilen bu paralar yoksul ailelerden cebri icra yolu ile tahsil edilmekte, aile fertlerinden birisinin cezaevinde olması nedeniyle hiçbir geliri olmayan aileler bu borç yükü ile mağdur edilmektedir. Öte yandan cezaevinde hükümlü olduğu için çalışmayan ve gelir elde edemeyen kimselerin borç yükümlülüğü filiyatta ailesine sirayet ettirilmektedir. Bu husus "cezaların şahsiliği" ilkesine aykırıdır.Zira hükümlüye ait borç hükümlünün ailesinden tahsil edilmektedir. Her ne kadar yürürlükten kaldırılmasını öngördüğümüz 30.06.1934 tarihli ve 2548 sayılı Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkümlara Ödettirilecrek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun'un 2 inci maddesinin son firkasında "İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan iaşe bedelleri alınmaz" hükmü yer alıyor ise de uygulamada "ödeme gücü olamayan" aileler bu borç yükü ile baş başa bırakılmaktadırlar.

Bu nedenle fiiliyatta hükümlünün cezasının ailesine sirayet ettiren, aileleri borç yükümlülüğü altına sokan bu yasal düzenlemenin lağvedilmesi elzemdir. Nitekim 1934 yılında günün ve toplumun koşullarına göre düzenlenen, savaştan yeni çıkmış ve bu nedenle kendisine ekonomik kaynaklar yaratmakla yükümlü olan bir hükümetin öngörüsü ile tanzim edilmiş olan bu düzenlemenin günümüz koşulları ile de örtüşmediği açıktır. Zaten bu gereklilikten ötürü 2001 yılında kanunda değişiklik yapılarak "ödeme gücü olmayanların ve iş yurtlarında çalışanların" iaşe bedeli ödemeyeceği öngörülmüştür. Ancak bu düzenleme yine de yeterli olmamış birçok hükümlü yakını maddi olarak ağır bir yük altına sokulmuştur.

Ayrıca cezaevlerinde uygulanan bir diğer yöntem de mahkumların işyurtlarında çalıştırılarak cezaevleri bütçesine sağladıkları katkıdır. Kaldı ki bu düzenleme çok daha farklı boyutlara ulaşmış ve özel şirketler mahkumların emeği ile ciddi karlar elde eder hale gelmişlerdir. 2008 yılında hayata geçen uygulamaya göre Adalet Bakanlığı'nın açtığı ihaleyi kazanan özel firmalar, hapishanede kurduğu üretim tesisi bünyesinde üretim yapmaya başlamışlardır. Makinelerini kendi kurup, ustasını da kendi bünyesinden sağlayan üretici firma, üretim tesisi kurduğu cezaevine kira ödemeksizin iş üretmektedir. Hal böyle iken özel sektörden kira bedeli talep etmeyen devletin, bir taraftan mahkumları ucuz iş gücü ile çalıştırıp bir taraftan da iaşe bedeli talep etmesi Anayasa'ya ve hakkaniyete aykırı bir uygulamadır.

Adalet Bakanlığı bizzat kendi internet sitesinde yapmış olduğu bir duyuru ile "ucuz işgücü" ile "kira ödemeksizin", ceza infaz kurumlarında bulunan iş atölyelerinde, cezaevi idaresi ile özel sektör arasında işbirliği yapılması çağrısında bulunmaktadır. Devlet bu uygulama ile özel sektörü kira ve asgari ücret tutarındaki işçi ücretlerinden kurtarırken; mahkumun asgari ücretin altında "ucuz işgücü" olarak çalıştırılması bir tarafa mahkum ve ailelerini "iaşe bedeli" uygulaması ile cezalandırmaktadır. Yani cezaevi binasını kullanan ve üstelik kar elde eden şirketlerden kira alınmazken mahpuslardan bir çeşit kira anlamına gelen iaşe bedeli alınması Anayasa'nın eşitlik ilkesinin açık ihlalidir.

Türkiye genelinde halihazırda özel sektör 27 cezaevinde yer alan tesislerde üretim yapmaktadır. Örneğin Akhisar'da fason otomotiv parçası, Ankara Kadın Kapalı'da ikaz yeleği dikimi, Hatay Açık'ta zigon sehpa ve aksesuar yapımı gerçekleştirilmektedir. Ümraniye Cezaevi'nde ise fason tekstil üretimi kapsamında, tesislerin bir kısmında Türkiye'nin en büyük kargo şirketlerinden birinin personel kıyafetlerinin, diğer kısmında ise oteller için tek kullanımlık banyo terliklerinin üretimi yapılmaktadır. Bu durum özel sektör açısından bir fabrika açmak suretiyle üretim yapılmasına nazaran oldukça düşük bütçeli bir yatırıma dönüşmüş durumdadır.

Elbette bu noktada eklemek gerekir ki, günlük iaşe miktarı Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile birlikte belirlenen günlük kalori ihtiyacı ve bütçe imkanlarına göre belirlenen tutar olup mahkumların diğer temel ihtiyaçları bir tarafa, en temel insan hakkı olan beslenme ihtiyaçlarını dahi karşılar düzeyde olmadığı malumdur. Nitekim çoğu cezaevinde günlük öğünler bir öğüne düşürülmüş, üstelik sağlık, hijyen ve besleyici olmaktan çok uzak öğünler haline gelmiştir. Artık pek çok cezaevinde üretime katkı sağlayan mahkumların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzak bir bütçeleme yöntemi ile karşı karşıya bulunulduğu açıktır.

Nitekim cezaevleri için ayrılan bütçe, kişilerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasınadeğil, yeni cezaevleri yapımına aktarılmaktadır. Elbette bu katkının büyükçe bir kısmı da mahkümlardan ve ailelerinden tahsil edilmektedir. Oysa cezaevleri ve mahkeme binalarının yapılması "sosyal devlet" ilkesi gereğince devletin görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi için mahkumların aile fertlerine cebri icra uygulanması ile sosyal devlet kuramı ile örtüşmemektedir. Anayasa'nın 2 inci maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir." demek suretiyle Devletin, Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti olduğu, insan haklarına dayandığı, hak ve özgürlüklerin güçlendirerek koruma altına aldığı, idarenin her türlü eylem ve işleminin hukuka uygun olması gerektiği Anayasa'ya aykırı olan tutum ve davranışlardan kaçındığı, hukuku tüm devlet organlarına egemen kıldığı, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı saydığı, yargı denetiminin açık olduğu bir devlet tanımı yapılmaktadır.Sosyal devlet, bireylerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adalet ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi hedef alan devlettir. Bu itibarla da sosyal adaleti gerçekleştirmek, bireyin ve toplumun refahını sağlamak ve sosyal güvenliği oluşturmak amaçlarına uygun bir biçimde hareket eder. Bu anlamda hazineye gelir elde etmek gayesiyle vatandaşlardan üstelik uygulamada, cezayı çeken kişinin yakınlarından zorla alacak tahsili bu ilke ile örtüşmez.

Yürürlükten kaldırılmasını öngördüğümüz bu yasanın Anayasa'ya aykırılık teşkil eden bir diğer noktası da Kanunun | inci maddesinde yer alan "İcra dairelerince miktar ve kıymeti muayyen olan ilamlı ve ilamsız alacaklardan tahsil olunan paranın "02'si ve kıymeti muayyen olmayan ilamların icrasından tahsil harcının yarısı nispetinde harç alınır. Maktu harçlar ilamın icraya konulduğu zaman peşin olarak alınır. Bu harçlar borçluya yükletilemez ve mahkümunbih meblağ bir milyon liradan aşağı olursa bundan harç alınmaz." hükmüdür. Bu düzenleme ile icra takibine konu gerçek ve kurumlar vergisine tabi tüzel kişiliklerin alacaklarının tahsil edilmesi halinde tahsil edilen paranın 62'si oranında cezaevi harcı kesilmektedir. Oysa ceza evleri ve mahkeme binalarının yapılması sosyal devlet ilkesi gereğince devlete ait bir görev olup bu görevin yerine getirilmesi; toplum içinde bir hak arama yolu olan ve alacağını alamayan, zor bir tahsil yolu olan icra marifetiyle alacağını tahsil eden vatandaşa yüklenemez. Sosyal devlet ilkesi gereğince bu görev Adalet Bakanlığı ve Bakanlığa bağlı Teknik İşler Daire Başkanlığına aittir. Gelirler Vergisi ve Kurumlar Vergisi Kanunu'na göre safi kazançları üzerinden vergisini ödeyen gerçek kişi ile kurumların bu alacakları için icra yolu ile tahsil ettiklerinde yeniden harç alınması çifte vergilendirme yoludur. İcra marifeti ile alacaklarını tahsil etmeye çalışan kişiler diğer gerçek ve tüzel kişiler gibi vergilerini kazançları üzerinden zaten ödemiş bulunmaktadırlar. Bu nedenle bu hüküm aynı zamanda Anayasa'nın vergi ödevi başlıklı hükmüne de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam