Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanmasına Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 2 madde
Kaynak göster
2/2752 esas numaralı kanun teklifi 4 Aralık 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars). “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanmasına Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2752, 4 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2752-toplumsal-cinsiyet-esitliginin-saglanmasina-yonelik-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/2ffae309-ea95-4026-99d3-019391f6b302
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 2 madde
MADDE 122/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 187. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 187. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 187- Eşler kendi soyadlarını korurlar. Ancak evlenmeden önce eşlerden her biri evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla; eşinin soyadını veya her ikisini birden kullanabilir."
Gerekçe: Anayasa Mahkemesinin 22/2/2023 tarihli ve E: 2022/155; K: 2023/38 sayılı kararıyla, Türk Medeni Kanununun 187. maddesi iptal edilmiş ve iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Söz konusu iptal kararı, 28/4/2023 tarihli ve 32174 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Kararda, evlenmeden önceki soyadının evlendikten sonra da tek başına kullanılması bağlamında kadın ve erkek arasında kuralla öngörülen farklı muamelenin eşitlik ilkesini ihlal etüği sonucuna ulaşılmış ve ilgili kuralın Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Madde değişikliği ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra da tek başına kullanabilmesi öngörülmüştür.
MADDE 24721 sayılı Kanunun 321. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
4721 sayılı Kanunun 321. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 321- Çocuk, ana ve babanın soyadları ortak ise o soyadını alır. Ana ve babanın farklı soyadları kullanması durumunda ana ve babanın ortak kararıyla soyadlarından birini alır ve 18 yaşına geldiğinde bir yıl içerisinde diğer soyadını seçme hakkına sahip olur."
'MADDE 3 — 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 23. maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"(2) Eşler kendi kaydını korur. Ancak evlenen kadın veya erkeğin talebi üzerine kaydı eşinin hanesine taşınabilir veya eşler için yeni bir aile kütüğü açılabilir. Kaydını değiştirenler dilediklerinde eski aile kütüklerine dönebilir, Ana ve babanın farklı aile kütüklerinde olmaları halinde doğan çocukların hangi kütükte yer alacağı eşler tarafından ortak kararla belirlenir."
MADDE 4 — Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 5 — Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Madde değişikliği ile Anayasa'nın eşitlik ilkesine uygun şekilde çocuğun soyadı ebeveynleri tarafından ortak belirlenmesi öngörülmüştür.
Genel gerekçeyi oku (13 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Eşitsizliğin her türlüsünün ortadan kaldırılması ve herkesin dil, din, ırk, siyasal düşünce, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim farkı gözetmeksizin temel insan hak ve özgürlüklerinden eşit biçimde yararlanmasının evrensel bir değer olduğu kabul edilmektedir. Toplumda eşitsizliklerin en yaygın biçimlerinden biri ise toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğini sürdüren düzenlemelerden biri de Türk Medeni Kanunu'nun
187. maddesinde yer alan soyadıyla ilgili hükümdür.
Soyadı, kişinin şahsına sıkı sıkıya bağlı bir hak olmakla birlikte, yürürlükteki düzenlemelerle kadınlar evlenme veya boşanma gibi durumlarda soyadını değiştirmek zorunda bırakılmaktadır. Medeni Kanun'a göre soyadı, her durumda bir erkek üzerinden tanımlanmakta olup bu erkek kadının babası ya da eşidir. Bu durum, kadının kimliğini erkeklerin soyuyla tanımlamaya devam eden cinsiyet eşitsizliğini pekiştirmektedir. Soyadının toplumsal cinsiyet perspektifiyle ele alınmamasının kendisi zaten tartışmalı bir durumken, bu kural toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Nitekim, Medeni Kanun'un 187. maddesi, soyun erkeğe dayandığına dair bu anlayışı pekiştirerek hukuki zeminde de eşitsizliği kurumsallaştırmaktadır.
Kadının soyadı meselesi, 1995 yılında 29865/96 başvuru numaralı Ünal Tekeli-Türkiye davası ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınmıştır. AİHM, 16 Kasım 2004 tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu'nun 187. maddesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı bularak
Türkiye aleyhine ihlal kararı vermiştir.
Anayasa Mahkemesi de 22 Şubat 2023 tarihli ve E: 2022/155, K: 2023/38 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu'nun 187. maddesini iptal etmiş, iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlandıktan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Bu karar, 28 Nisan 2023 tarihinde, 32174 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Benzer şekilde, kadının nüfus kütüğünün evlilikle eşinin kütüğüne nakledilmesi ve boşanma durumunda yeniden eski kütüğüne dönüşmesi uygulaması da cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren başka bir örnek teşkil etmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin Türk Medeni Kanunu'nun 187. maddesini iptal kararı, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Mahkeme, evli kadınların soyadını eşitlik ilkesine aykırı şekilde yalnızca eşlerinin soyadını alarak veya eşlerinin soyadı önünde önceki soyadlarını kullanarak belirleyebilmesini öngören düzenlemeyi, erkeklere sağlanan haklarla karşılaştırıldığında cinsiyet temelinde ayrımcılık içerdiği gerekçesiyle Anayasa'ya aykırı bulmuştur. Bu karar, kadınların kimlik haklarına yönelik sistematik eşitsizliklerin giderilmesi yolunda bir adım atılmasını sağlamış, evlilikte soyadı kullanımında kadınların eşit ve özgür bir şekilde karar verebilmesi için yasal dayanak oluşturmuştur. Karar doğrultusunda, TBMM'nin sadece bu düzenlemeyi değil, soyadıyla ilgili tüm kanun maddelerini toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun hale getirecek kapsamlı bir reform yapması beklenmekte idi.
Anayasa Mahkemesi kararının ardından, TBMM'nin yeni bir düzenleme yapma süresi 28 Ocak 2024'te dolmasına rağmen Kasım ayında Adalet Komisyonu'na 2/2258 esas sayısıyla gelen ve kamuoyunda 9. yargı paketi olarak bilinen kanun teklifinin 15. maddesinde iktidar, kadının soyadına dair bir düzenleme yapmaya çalışmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 187, maddesinin şu şekilde değiştirilmesi teklif edilmiştir: "Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır. Şu kadar ki; kadın evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Kadının soyadı, kendi soyadı ile önceki kocasının soyadından oluşuyorsa kadın bu soyadlarından sadece birisini evleneceği kocasının soyadının önünde kullanabilir."
Oysa maddenin önceki hali ile kanun teklifindeki öneri arasında anlam ve sonuç bakımından bir değişiklik olmayıp, Anayasa Mahkemesi kararına uygun bir değişiklik teklif edilmemiştir. Anayasa Mahkemesi'nin kararını tamamen işlevsiz kılan, kararın amaç ve gerekçelerine aykırılık taşıyan bir düzenleme yapılarak iptal edilen yasa maddesi yeniden yasalaştırılmak istenmiştir. Özetle, verilmiş karara rağmen "Kadın kendi soyadını kullanamaz" denmeye devam edilmiştir.
Pakette teklif olunan maddenin gerekçesi: "Anayasamızın 41. maddesinde ailenin Türk toplumunun temeli olduğu kabul edilmektedir. Ailenin önemi değerlendirildiğinde, anne ve babanın ayrı ayrı soyadı kullanmaları, çocuk üzerinde olumsuz etkiler doğurabilecek, çocuğun hangi soyadını kullanacağı ayrı bir tartışma konusu haline gelecektir. Bu durum, Türk toplumunun temeli olan aile bütünlüğüne zarar verebilecektir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen kanun hükmü yeniden düzenlenerek evlenen kadının kocasının soyadını alacağı, ancak dilerse kocasının soyadının önünde önceki soyadını da kullanabileceği, kadının soyadı, kendi soyadı ile daha önceki kocasının soyadından oluşuyorsa bu soyadlarından sadece birisini evleneceği kocasının soyadının önünde kullanabileceği hüküm altına alınmaktadır." şeklindedir.
Bu gerekçe, son 20 yıldan fazladır muhafazakâr politikalarla kadını yalnızca "aile" kurumunun içine sıkıştırmayı amaçlayan, kadını tek başına ve eşit bir birey olarak görmeyen AKP iktidarının özeti niteliğindedir. Bu zihniyet, iktidarı süresince kadınların yasal ve toplumsal kazanımlarını hedef alırken bir yandan da değişen zaman ve kadınların mücadelesi sonucu elde edilen kazanımları yasal güvenceye almayarak kadın düşmanı politikalarını sürdürmektedir.
Muhalefetin etkin bir şekilde bu teklife karşı çıkmasıyla yasa maddesi Genel Kurul'da teklif metninden çıkarılmıştır. Ancak hâlâ Anayasa Mahkemesi kararının gereği yerine getirilmemiş, gerekli düzenleme yapılmamıştır. Anayasa'nın yürürlükteki 10. maddesi, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin yasalar önünde eşittir" ilkesini düzenlemektedir. Kadın erkek diye ayrım gözetilmeden herkesin eşit haklara sahip olduğunu garanti eden bu maddeye göre, devlet bu eşitliğin hayata geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Ancak mevcut düzenlemeler, bu yükümlülüğün gereği olarak eşitlikçi bir zemin oluşturmayı başaramamıştır.
Bunun yanı sıra, iktidarın Anayasa Malıkemesi kararının lafzına ve ruhuna aykırı yeni bir düzenleme teklif etmesi de yine mümkündür. Yapılması gereken, işbu kanun teklifindeki düzenlemenin yapılarak kadınların kendi soyadını tek başına kullanması ve aynı zamanda kadınların kütükte kendi kaydını koruması veya yeni bir aile kütüğü açılmasının mümkün hale getirilmesidir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR