Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu
Kaynak göster
2/2830 esas numaralı kanun teklifi 25 Aralık 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mehmet Rüştü Tiryaki (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Mehmet Rüştü Tiryaki (DEM Parti, Batman). “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2830, 25 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2830-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/bbb3b590-1df7-471f-9f84-019401cac44a
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor?
Genel gerekçeyi oku (4 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Türkiye'de cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri hep gündemde olageldiyse de son yıllarda mahpuslara yönelik işkence, darp, cebir, hakaret, tehdit, intihara sürükleme, yaşam hakkı ihlalleri iddialarında ciddi artışlar meydana gelmiştir. Gelinen aşamada cezaevleri, bir hapsetme kurumu olmaktan çıkmış tutukluları daha haklarında hüküm verilmeden cezalandırırken hükümlüleri de ikinci kez cezalandırır hale gelmiştir. Cezaevlerinin fiziki koşulları, yetersiz beslenme, revir ve hastane sevklerinin zamanında yapılmaması, mahpusların maruz bırakıldığı ayrımcı uygulamalar, tekli ring araçlarıyla sevkler ve kelepçeli muayene, ilaç temininde yaşanan sorunlar, ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenmemesi ve buna benzer pek çok sorunun bir araya gelmesiyle özellikle hasta mahpuslar adeta yaşam savaşı verir hale gelmiştir.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan son Ceza İnfaz Kurumları istatistiklerine göre, cezaevlerinde 304 bin 799*u hükümlü, 52 bin 66'si tutuklu olmak üzere kapalı ve açık cezaevlerinde toplam 356 bin 865 tutuklu ve hükümlü yer almaktadır. En son 29 Nisan 2022 tarihinde güncellenen İHD verilerine göre Türkiye cezaevlerinde 65 1'i ağır olmak üzere toplam bin 517 hasta mahpus bulunmaktadır. Yine İnsan Hakları Derneğinin verilerine göre cezaevlerinde 2022 yılında en az 72, 2023 yılında ise en az 42 mahpus yaşamını yitirmiştir. Adalet Bakanlığının verilerine göre ise 2018-2023 yılları arasında toplam 2 bin 258 mahpus cezaevlerinde yaşamını yitirmiştir. Şüpheli ölümlerle birlikte sadece bu yıl 50 mahpus yaşamını yitirdiği tespit edilmiştir.
Uluslararası mevzuatlar, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin yaşam hakkı konusunda devletlere pozitif yükümlülükler yüklemektedir. Devletler, özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişilerin sağlığa erişim ve yaşam hakkı konusunda kapatılmamış olan kişilerle eşit şartlarda bulunmasını sağlamakla yükümlüdür ve sözleşmeler, Anayasanın 90. maddesi ile garanti altına alınmıştır. Birleşmiş Milletler resmi belgesi olan ve üye ülkelerce de kabul edilen İstanbul Protokolünde "tutuklu ve hükümlü konumda da olsa her hastanın kendi doktorunu seçme ve raporlarının bağımsız bilirkişilerce hazırlanmasını isteme hakkı vardır." denmesine rağmen Adli Tıp Kurumu; üniversite hastaneleri, eğitim araştırma hastaneleri ve tam teşekküllü devlet hastanelerinin hasta mahpusların sağlık durumlarıyla ilgili objektif süreçler yürüterek hazırladığı raporların aksi yönünde raporlar düzenleyerek hukuka ve tıp etiğine aykırı şekilde yaşam hakkı ihlallerine sebep olmaktadır. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), Gülay Çetin v. Türkiye kararında tam da bu sebeple hasta mahpusların tahliye edilmemesini ve hastalıkların ilerlemesine yol açan bu uygulamaları İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin (İHAS) işkence yasağını düzenleyen 3. maddesi ile ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesine aykırı bularak Türkiye'yi mahkum etmiştir.
Toplum nezdinde kararları ve güvenilirliği tartışılır hale gelmiş bir kurum olan ATK'nin raporlar açısından tek yetkili merci olmasının yanı sıra hasta mahpuslar açısından infazın geri bırakılması taleplerine verilen ret kararlarına dayanak yapılan bir diğer husus ise 5275 sayılı Yasanın 16. maddesinde yer alan "toplum güvenliği açısından tehlikeli olmama" ibaresidir. "Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen" mahpusların toplum güvenliği için tehlike oluşturabileceği iddiası temelden çelişiktir. Tamamıyla soyut, subjektif ve keyfi bir değerlendirmeye sebep olacak bu ibarenin mevzuattaki varlığı, güvenlik kaygısı veya özgürlük-güvenlik ikilemiyle açıklanabilir değildir. Ölümcül bir hastalığa yakalanmış mahpusların yaşam hakkının polisiye bir vaka gibi ele alınarak ölüme terk edilmesi kabul edilemez.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR