Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/3006 esas numaralı kanun teklifi 12 Mart 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Öznur Bartin (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3006, 12 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3006-ulusal-bayram-ve-genel-tatiller-hakkinda-kanunda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tekl (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/a8076ab5-20ea-4986-9ff1-01958ac5b048
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleİçişleri Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 117/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2'nci maddesinin birinci…
17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2'nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "yılbaşı günü," ibarelerinden sonra gelmek üzere "8 Mart günü," ibaresi ve fıkranın (C) bendinde yer alan "1 Ocak günü yılbaşı tatili," ibaresinden sonra gelmek üzere "8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü," ibaresi eklenmiştir.
Gerekçe: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün resmi tatil olarak kabul edilmesi, kadınların tarihsel mücadelesinin ve toplumsal cinsiyet eşitliği taleplerinin toplumsal düzeyde daha fazla görünür kılınmasını sağlamayı amaçlayan bir adım olarak değerlendirmekteyiz. Bu tarih, yalnızca kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin sembolü olmakla kalmayıp, aynı zamanda patriyarkal yapılarla yapılan kolektif bir direnişin simgesidir. 8 Mart, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı verilen mücadelenin, sadece hukuki değil, kültürel ve toplumsal bir dönüşüm sürecini de ifade ettiğini ortaya koyar. Bu bağlamda, Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'daki değişiklik, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi alandaki eşitlik mücadelesine duyulan saygıyı yansıtmanın ötesinde, toplumsal yapıları dönüştürmeye yönelik önemli bir adım atılmasını sağlayacak bir anlam taşır. 8 Mart'ın resmi tatil olarak kabul edilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları adına somut bir değişim çağrısıdır. Bu değişiklik, 8 Mart'ın yalnızca kutlama ve anma günü değil, aynı zamanda kadın emeğinin özgürleşmesi, toplumsal yapının dönüşümü ve tüm toplumun eşitlik arayışına katkı sağlayan bir mücadelenin temsili olarak kabul edilmesini sağlayacaktır.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (10 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların eşitlik, özgürlük, adalet ve hak mücadelesinin sembolü haline gelmiş bir gündür. Ancak bu tarih, aynı zamanda patriyarkal (erkek egemen) toplumsal yapıların, kadınların haklarını sistematik bir şekilde çiğneyen ve onları sosyal, ekonomik ve siyasi alanda ikinci sınıf yurttaş haline getiren yapılarla mücadelenin simgesi olarak da kabul edilmelidir. Kadınların binlerce yıl süren bu mücadelede kazandıkları haklar, ancak eşitlikçi, özgür ve adil bir toplumsal yapının inşa edilmesiyle anlamlı hale gelir. 8 Mart, sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda kadın hakları mücadelesinin ulusal ve uluslararası düzeyde ses bulduğu bir direniş günüdür.
8 Mart'ın tarihsel kökenlerine baktığımızda, 1857"de New York'ta tekstil fabrikasında çalışan kadın işçilerin eşit iş, eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebiyle başlattıkları grevin kanlı bir şekilde bastırıldığını ve 129 kadının hayatını kaybettiğini görürüz. Bu olay, kadınların çalışma hayatındaki eşitsizliklere karşı verdiği mücadelenin somut bir örneğidir. Kadınlar, 8 Mart'ı bir direniş gününe dönüştürürken, kadınların sadece ekonomik eşitlik değil, aynı zamanda toplumsal rollerini ve erkek egemen sisteme karşı duruşlarını güçlendirmeleri gerektiğini savunur.
Bu olay, kadınların iş yaşamındaki eşitsizliğe karşı başlattığı ilk büyük direnişlerden biridir ve 8 Mart'ı, sadece kadınların ekonomik eşitlik talebinin değil, aynı zamanda onların yaşam hakkı ve insanlık onuru mücadelesinin de sembolü haline getirmiştir. 20. yüzyılın başlarından itibaren, Sovyet Rusya'da başlayan kadın hareketi, Batı'da kadınların oy hakkı için verdikleri mücadele, tüm dünyada kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı verdiği direnişi büyütmüştür. Kadınlar, sadece ekonomik eşitlik değil, toplumsal özgürlüklerini savunarak toplumsal yapıları dönüştürmeye çalışmışlardır. Bu mücadele, kadınların, patriyarkal yapıları sorgulama ve onları dönüştürme arzusunun bir ifadesi olmuştur.
Kadınların direnişinin, sadece eşitlik talebinin ötesinde, toplumsal yapıları dönüştürmeye yönelik daha derin bir felsefi temele dayandığını unutmamak gerekir. Judith Butler'ın "cinsiyet performansı" anlayışı, kadınların toplumsal cinsiyet kimliklerinin biyolojik bir determinizmden çok, toplumsal yapılar ve ilişkilerle şekillendiğini savunur. Bu bakış açısı, kadınların toplumsal mücadelesinin, toplumsal cinsiyetin yeniden şekillendirilmesine yönelik bir çaba olduğunu gösterir. Kadınların toplumsal alandaki eşitsizliğe karşı başlattıkları direniş, yalnızca ekonomik ve siyasi eşitlik değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyetin ve kadının kimliğinin yeniden tanımlanmasına yönelik bir dönüşüm çağrısıdır.
Kadınların mücadelesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sadece hukuksal bir mesele değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir sorun olduğunu ortaya koyar. Kadınlar, sadece ekonomik alanlarda değil, kültürel ve toplumsal alanda da eşitlik talep etmektedir. Kadın hareketleri, patriyarkal normlara karşı, sadece kadınların değil, tüm toplumların daha adil, eşitlikçi ve özgür bir yapıya kavuşmasını savunur.
Kadınların karşılaştığı temel sorunlardan biri, kadın cinayetleri, cinsel şiddet ve toplumsal baskıların her geçen gün artıyor olmasıdır. "Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu" ve "Kadın Meclisleri" 2024 yılında 394 kadın cinayeti ve 259 şüpheli kadın ölümü gerçekleştiğini açıklamıştır. Platformun yaptığı veri çalışmasına göre, kadınların yüzde 71'i aile bireyleri tarafından, yüzde 57'si ise evlerinde katledilmiştir. Bu veriler, her geçen gün artan kadın cinayetlerinin ve şiddet olaylarının önüne geçilememiş olduğunu açıkça göstermektedir. Kadın cinayetleri ve şiddet, toplumsal yapılarla, patriyarkal normlarla ve kadınların toplumsal alandaki maruz kaldığı eşitsizliklerle doğrudan ilişkilidir.
DEM Parti olarak, eşit temsiliyet ilkesini en güçlü şekilde savunan bir siyasi parti olarak, eş başkanlık sistemini hem kurumsal hem de toplumsal düzeyde cinsiyet eşitliğini sağlamak için hayata geçiren bir partiyiz. Eş başkanlık, kadın ve erkeklerin eşit bir şekilde yönetimi paylaşmalarını ve karar alma süreçlerine eşit katılım sağlamalarını öngören bir sistemdir. Bu sistem, kadınların siyasette daha görünür olmalarını ve karar alma süreçlerinde etkin bir şekilde yer almalarını sağlar. Aynı zamanda, geleneksel siyasetteki cinsiyet eşitsizliğine karşı güçlü bir alternatif sunar.
Kadınların, siyasetteki temsiliyetinin artırılması, eşit temsiliyetin sağlanmasıyla mümkündür. Eş başkanlık sistemi, sadece kadınların toplumsal alandaki görünürlüğünü artırmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğini savunarak kadınların siyasi katılımını da güçlendirir. Bu sistem, kadınların sadece yönetim mekanizmalarına katılımını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda toplumda cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik de güçlü bir mesaj verir.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün resmi tatil olarak kabul edilmesi, sadece kadınların tarihsel mücadelesine duyulan saygıyı ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğine dair somut adımlar atılmasını sağlayacak önemli bir fırsat sunar. $ Mart'ın tatil günü ilan edilmesi, kadınların haklarını savunmaları ve toplumsal yapıyı dönüştürmeleri için bir araya geldikleri bu dayanışma ve direniş gününde, tüm toplumun bu mücadelenin bir parçası haline gelmesini sağlayacaktır. Kadınların, bugünün özünü taşıyan taleplerinin tüm toplumu kapsayacak şekilde toplumsal bilincin bir parçası haline gelmesi sağlanacaktır.
8 Mart'ın resmi tatil olarak kabul edilmesi, kadınların mücadelesinin sadece bir günle sınırlı kalmaması gerektiğini de vurgular. Bu karar, sadece kadınların değil, tüm toplumun eşitlik ve adalet taleplerini seslendirdiği bir günü işaret eder. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadelenin sadece kadınların sorumluluğunda olmadığı, her bireyin bu mücadelenin parçası olması gerektiği anlayışını güçlendirecektir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR