Harçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/978 esas numaralı kanun teklifi 9 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mahmut Tanal (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “Harçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/978, 9 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-978-harclar-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/01d77517-ba87-4dff-ae2d-0188dd2ce288
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havalePlan ve Bütçe Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 117/07/1964 tarihli 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2'nci maddesine aşağıdaki ibare üçüncü fikra olarak…
17/07/1964 tarihli 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2'nci maddesine aşağıdaki ibare üçüncü fikra olarak eklenmiştir.
Çevre ve kente karşı işlenen suçlarda ve ihlallerde müşteki ya da davacıdan yargılamanın hiçbir safhasında harç ve masraf alınmaz."
Gerekçe: 17/07/1964 tarihli 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2'nci maddesine " Çevre ve kente karşı işlenen suçlarda ve ihlallerde müşteki ya da davacıdan yargılamanın hiçbir safhasında harç ve masraf alınmaz." İbaresi eklenerek çevre ve kente karşı işlenen suçlarda kamu yararının korunması ön planda tutulmaya çalışılmıştır. • MADDE 2- Yürürlük maddesidir.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3Bu Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Bu Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (12 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. Maddesi "Mevzuu" başlığı altında şu şekilde düzenlenmiştir:
"Mevzuu:
Madde 2 — Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir.
Ceza mahkemelerinde şahsi hukuka ait hakların hüküm altına alınması halinde de, celse harçları hariç olmak üzere (1) sayılı tarifeye göre harç alınır."
Çevre ve kente karşı işlenen suçlarda ve ihlallerde esasen müşteki ya da davacı olanın esasen kendi çıkarından öte kamu yararı korunmakta olduğundan hiçbir yargılama harç ve ücreti alınmamalıdır. Kendisine giderleri devletçe karşılanacak avukat tayin edilmelidir. Çünkü çevre ve kent suçları en az tüketici hakları kadar önemli ve kamu yararı ön planda tutulması gerekmektedir.
Tüketici Mahkemelerinde nasıl harç alınmıyorsa çevre davalarında da harç alınmaması gerekmektedir. Çünkü burada korunan ve kollanan çevre hakkı aynı zamanda insanların ortak hakkıdır. Çevrenin kirlenmemesi çevre hakkı olduğu kadar aynı zamanda tüketici hakkıdır. Çünkü, doğada su, hava, toprak ve yeşillikler insanların kullanımı ve hayatım sürdürebilmesi için gerekli öğelerdir. Bu öğelerin kirletilmesi Türk Ceza Kanununun 2.maddesi uyarınca suç teşkil etmektedir. Bunların kirletilmesine göz yummak veya şikayetçi olamamak insan haklarına aykırılık olacaktır.
Doğa insanlığın ortak mirasıdır. İnsanlığın ortak mirasını korumak kollamak Çevre Kanunu 9.maddeye göre her bir bireyin ödevi ve devletin asli görevidir. Çünkü devlet bireylerin sağlıklı ve yaşanabilir bir dünyada ve çevrede yaşamını sürdürmesini sağlamakla yükümlüdür. Anayasanın 56.maddesine göre her bir birey sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini de düzenlemektedir. Çevre ve kente karşı işlenen suçlarda ve ihlallerde davacı sadece kendisi için değil tüm doğa ve varlıklar için kamu yararına da davasını yürütmektedir.
İnsanların iyi niyeti, önlemleri ttizce denetlemesi gibi kavramlara bağlı kalınarak yapılacak faaliyet sonucunda elde edilecek ekonomik değerin doğada ve doğrudan veya dolaylı olarak insan yaşamı üzerindeki risk faktörünün gerçekleşmesi halinde meydana getireceği tahribatın karşılaştırılması halinde kamu yararının öncelikle insan yaşamı lehine değerlendirilmesi gerekmektedir. Kamu yararının kişilerin taşınır ve taşınmaz her türlü özel mülkleri üzerindeki yetkilerinin, toplum ve çevre yararını gözeterek kısıtlanması olduğu unutulmamalıdır.
Madde eski hali ile güvence altına alınan dava yolu ile hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilya$ Sinai ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama ve işleme karşı haklılığını kanıtlayabilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı, verilen kararı bir üst yargı merçiine inceletmek hakkı ve kamu yararının ön planda tutulması tanınması adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
Hak arama özgürlüğü ve kamu yararının ön planda tutulma amacı diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır.
Kamu yararı, temelde kişiye ilişkin değil, kişilerin bir arada yaşayarak oluşturdukları toplumun varlığını sürdürmesine ilişkin bir çıkardır. Toplumun düzeninin temelini oluşturan kişilerin çıkarlarının doğrudan ve dolaylı olarak korunması kamu düzenini oluşturur. Kamu yararının genel toplumsal çıkarları ihtiva etmesi kişilerin haklarının ve mülkiyetleri üzerindeki yetkilerinin sınırlandırılmasını gerektirir. Demokratik siyasal süreçlerde kamu yararıyla kişilerin çıkarları arasında doğrusal bir ilişki kurulmaktadır. Çoğunluğun faydasının en üst düzeye çıkartılması, sosyal adaletin sağlanması ve sosyal adaletin sağlanması amacıyla, kişi çıkarlarının sınırlandırılması kamu yararının temel ilkesidir. Dolayısıyla kamu yararının ön planda tutulduğu bir davada davayı açarken zorlanması kamu düzenine aykırı olacaktır.
Bu gerekçeyle; 17/07/1964 tarihli 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2'nci maddesine "Çevre ve kente karşı işlenen suçlarda ve ihlallerde müşteki ya da davacıdan yargılamanın hiçbir safhasında harç ve masraf alınmaz." ibaresinin üçüncü fıkra olarak eklenmesini teklif ediyorum.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR