İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle

Abdulhamit Gül

Gaziantep Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 107. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Haziran 2016 · 1.310 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdulhamit Gül (AK Parti), 27 Haziran 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle); konuşma 1.310 kelime.

Abdulhamit Gül (AK Parti, Gaziantep). “Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 27 Haziran 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulhamit-gul-26-2016-06-27-danistay-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=50287

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, AK PARTİ iktidarında, hukukun hâkim olduğu, her vatandaşın hakkını arayabildiği bir ülke olmuştur. AK PARTİ’nin icraatlarıyla Türkiye artık bir kanun devleti değil, bir hukuk devleti olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Bugün müzakere ettiğimiz tasarı, AK PARTİ’nin ileri demokrasi yolunda daha önce gerçekleştirdiği yargı ve hukuk reformlarının bir parçası ve devamı olarak hazırlanmıştır. Sürem el verdiği ölçüde açıklayacağım bu tasarı, Yargıtay ve Danıştaydaki iş yüküne uygun olarak daire ve üye sayılarının, yüksek mahkeme üyelerinin görev sürelerinin belirlenmesi, böylece yargının dinamik ve yaşayan bir hukuk olarak şekillenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Yine, yüksek mahkemelerin bir hukuki denetim yaparak amacına uygun bir şekilde içtihat müessesesi hâline gelmesi de bu tasarıyla amaçlanmıştır.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla hayata geçirilecek düzenlemelerden birisi de hâkim ve savcılar hakkında düzenlenecek olan kanun yolu değerlendirme formudur. Bu not düzenlemesiyle hâkim ve savcıların terfilerinin daha objektif hâle gelmesi amaçlanmaktadır.

Bu tasarının diğer bir önemli amacı da terörle daha çok etkili mücadele yapabilmek amacıyla, terör suçları sebebiyle açılacak soruşturmaların ve davaların suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin cumhuriyet başsavcılığınca açılması ve davanın da o ilin ağır ceza mahkemesinde görülmesinin sağlanmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye köklü bir seçim ve demokrasi geleneğine sahiptir. Çok partili siyasi hayatla birlikte yeşeren bu demokrasi geleneğine vurulan ilk darbe 27 Mayıs 1960 darbesidir. Bu darbe ve 1961 Anayasası’yla tesis ve tahkim edilen vesayetçi anlayış birçok alanda olduğu gibi yargı alanında da millî iradeyi yok sayan bir tavır içerisinde olmuştur. Yeri gelmiş, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay siyasi parti gibi davranmış; yeri gelmiş, Danıştay yürütme ve Bakanlar Kurulu gibi kendisini icra makamı olarak görmüştür. Buna bütün Türkiye demokrasisi ve yargı tarihi şahittir. Bu tavrın en önemli misyonu da sivil siyasetin alanını daraltarak seçilmeden iktidar olmak isteyen bürokratik oligarşiyi ve vesayet odaklarını egemen kılmak olmuştur.

Bu vesayetçi anlayışa karşı zaman zaman direnç söz konusu olduysa bile bu mücadeleye en güçlü cevap, AK PARTİ’nin iktidara gelişiyle, 3 Kasım 2002’de bir Anadolu ihtilaliyle, gereken cevap vesayetçilere verilmiştir. 1950’de “Yeter artık, söz milletindir.” diyerek iktidara gelen ve 3 Kasımda da sessiz devrimle birlikte AK PARTİ’nin vesayete karşı mücadelesinin ülkemiz açısından tarihî bir anlamı haizdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesayetçi anlayış kendi gücünü pekiştirmek ve sivil siyasetin alanını daraltmak için en çok yargı kurumunu kullanmıştır. “Sizi buraya tıkan irade böyle istiyor.” diyerek bu ülkenin seçilmiş Başbakanını, meşru Başbakanını idam sehpasına gönderen anlayış, işte burada yargıyı vesayetine kurban eden anlayıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yine, siyasi tarihimizi partiler mezarlığına çeviren anlayış da bu anlayıştır.

Üzülerek belirtmek zorundayım ki zaman zaman yargı kurumunun bir kısmı bu anlayışla ittifak hâlinde olmuştur. 12 Eylül 1980 darbesinin yaşları büyüterek nasıl idam ettiğini, nasıl yargılama yaptığını hepimiz biliyoruz ve bu hukuk cinayetlerinin hesabının sorulması da AK PARTİ’nin öncülüğünde 12 Eylül darbesinden hesap sorularak yine milletimiz adına gerçekleşmiştir. Keza 28 Şubatta sivil siyasete ve demokrasimize karşı yapılan darbenin en büyük destekçisi ve müttefiki de bazı yargı mensupları olmuştur. Darbe brifinglerine koşarak giden, milletin bir kısmını ötekileştiren sunumları coşkuyla alkışlayan ve bunu kararlarına yansıtan yargı mensupları hicap duyulacak bir şekilde tarihe geçmişlerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Böylece Türkiye demokrasisi ve hukuk tarihi yara almıştır. Sincan’da yürüyen tank kadar yürekleri ve vicdanları yaralayan hukuk katliamlarına bütün Türkiye şahit olmuştur.

28 Şubat yargısının niteliğini göstermesi bakımından en önemli misallerden birisi de Sayın Cumhurbaşkanımızı okumuş olduğu bir şiir nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden almak ve onu Pınarhisar Cezaevine göndermektir.

HALUK PEKŞEN (Trabzon)Koca Silahlı Kuvvetleri sahte belgelerle içeride yatırttınız.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla)Bu vesayetçiler şunu unuttular, şunu göz ardı ettiler: Bir fikri ve geniş kitlelerin talebini hiç kimse ama hiç kimse asla değiştiremez. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bunu unuttular ve bu anlayış “Muhtar bile olamaz.” dedikleri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün ülkemizde Cumhurbaşkanı ve ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı olduğunu hazmedemiyorlar ama bu millet onun arkasında duruyor, vesayetçilere en büyük cevabı vermeye devam ediyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu vesayetçiler şunu düşünüyorlardı: “Biz iktidarı yargıçların cübbesinden alırız, biz iktidarı cuntanın silahından devşiririz, biz iktidarı vesayetçilerin iradesinden devşiririz.” Ama unuttukları bir şey var: İktidar, milletin irade koyduğu sandıktan çıkar ancak sandıktan, yargıçların cübbesinden, cuntacıların silahından değil. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir)Siz 12 Eylül darbesinin ürünüsünüz, ürünü.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep)Bak, biz Baykal’ı dinledik, siz de dinlemeyi öğrenin. Ayıp ya!

ABDULHAMİT GÜL (Devamla)İşte, bunu yeri geldiğinde cuntacı askerle beraber kol kola, yeri geldiğinde yargı içerisindeki birtakım kliklerle iş yaparken, yeri geldiğinde “Gezi’yle iktidar devşiririz.” diye düşünen, paralelle kol kola giren, şimdi de liseli çocukları sokağa dökerek “Acaba iktidar devşirir miyiz?” diyen... Hatta bu zihniyet öyle bir zihniyet ki değerli arkadaşlar, iktidarı devireceklerine inansınlar Çankaya zabıtasıyla bile iş birliği yaparlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Millet iradesiyle bu kadar kavgalı bir anlayışın bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yoktur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002’den itibaren AK PARTİ iktidarıyla beraber Türkiye'nin demokrasi mücadelesi çetin dönemlerden geçmiştir. Değerli arkadaşlar, 2007’de bu ülkede bir hukuk katliamı yaşanmıştır. 2007 Nisanda Cumhurbaşkanı seçimi yapılacakken -hepimiz hatırlayacağız- Anayasa Mahkemesi, Anayasa'yı çiğneyerek 367 kararını vermiştir. Tarihe bir kara leke olarak geçen bu karar, yargının siyasallaşınca yasamaya, Parlamentoya nasıl müdahale ettiği konusunda en büyük misallerden biridir ama o gün yasamanın, yürütmenin, seçilmiş iktidarın yanında durmadan Anayasa Mahkemesinin bu kararına alkış çalanlar bugün yargıyla ilgili söz söyleme noktasında değillerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama ne olmuştur? 367 kararına, yargının millet iradesine karşı çıktığı bu 367 kararına karşı AK PARTİ millete iltica etmiştir ve 22 Temmuz 2007’de millet “Yürü, senin arkandayım; 367, Anayasa Mahkemesi dinlemem. Millet iradesini sonuna kadar savun, senin yanındayım, destekçinim.” dedi.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)O zaman yargıyı kaldırın, toptan kaldırın yargıyı.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla)2007’de bir tokat daha yedi CHP milletten ama 2008’de ne oldu? “Ya, biz seçimden, sandıktan çıkamıyoruz; AK PARTİ yine çıkıyor, millet yine iktidar oluyor, ne yapalım? Ya, bunların partisini kapatalım da bari bu millet oy verecek parti bulamasın, kendi partisini kapatalım.” dediler.

MUSA ÇAM (İzmir)Ne alakası var söylediklerinin?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla)2008’de Anayasa Mahkemesine kapatma davası açıldı ve 1 oyla partimiz kapatılmadı. 2 kişiden 1’inin oyunu alan AK PARTİ’ye bu kelepçe, millî iradeye bu kelepçe vurulmak istendiğinde o gün yine yalnızdık. Sizin “Bidon kafalı.” dediğiniz, “Göbeğini kaşıyan adam.” dediğiniz, ayağında çamurlu lastik ayakkabıyla gezen bu milletin evlatlarıyla beraber ayaktaydık, meydandaydık ama cuntacılar, vesayetçiler karşımızdaydı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yargıyı siyaset alanına müdahale olarak gören bir anlayış, yargı bağımsızlığını da yer yer kullanarak birtakım odaklar içerisinde Türkiye’de müdahaleler yapmıştır.

Az önce Sayın Baykal’ı dinledim, uzun zamandır da, altı yıldır da konuşmuyormuş, büyük bir heyecanla, ilk defa da Parlamentoda olan birisi olarak dinledim. Gerçekten, Sayın Baykal’ı bir siyasi duayen, tecrübeli bir kişi olarak, millî, yerli bir kişi olarak ben hep takdir ettim.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa)Şu anda havaya bakarak ıslık çalıyor Başkanım, Baykal; işine gelmiyor.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla)“Keyifle izlerim, dinlerim.” dedim, Sayın Baykal’dan bir bilge konuşma bekliyordum ama CHP’nin sınırlarını aşamadığını gördüm.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak)Doğrular hoşuna gitmedi.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla)CHP’nin sınırlarını aşamadı, yine ezber bozmadan, bildik, ezber CHP söylemini burada dinledik.

ATİLA SERTEL (İzmir)Aklın almaz onu, aklın almaz, aklın yetmez.

ABDULHAMİT GÜL (Devamla)Bu da gerçekten bizim için üzücü bir durumdu, benim adıma, en azından şahsım adına.

Sayın Baykal diyor ki: “Yargıtay üyeleri bir artırıldı, bir azaltıldı. Kendi iktidarını kuruncaya kadar yargıda bir indirdiler, bir artırdılar, bir indirdiler, bir artırdılar.”

ALİ ŞEKER (İstanbul)Ne yaptınız?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla)Asla Yargıtay üyelerinin sayıları azaltılmamıştır Sayın Baykal, hep artırılmıştır, 1994’ten beri Yargıtay üyeleri artırılmıştır dosyanın fazlalığından dolayı.

ALİ ŞEKER (İstanbul)Şu anda ne yapıyorsunuz?

ABDULHAMİT GÜL (Devamla)Dolayısıyla, bu anlamda bir şey yok.

Şimdi, öyle bir çelişki ki arkadaşlar: Yargıtay üye sayısını artırıyorsunuz, “AK PARTİ kendi yandaşlarını getiriyor.”, sayısını azaltıyorsunuz, “Kendi yandaşlarını gönderiyor, kendi yargısını kuruyor.” Ya, bir çelişkiyi de giderin.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

98 konuşma daha · 27 Haziran 2016

98 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook