2018 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu münasebetiyle
Konya Milletvekili · Saadet Partisi
Genel Kurul, 41. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Ocak 2020 · 423 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdulkadir Karaduman (Saadet Partisi), 2 Ocak 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2018 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu münasebetiyle); konuşma 423 kelime.
Abdulkadir Karaduman (Saadet Partisi, Konya). “2018 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 2 Ocak 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-karaduman-27-2020-01-02-2018-yili-kamu-denetciligi-kurumu-raporu-hakkinda-dilekce-komisyonu-il (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=84468
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ABDULKADİR KARADUMAN (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Elbette ki denetim mekanizması, devletin en stratejik konumunda ve de dokunulmaz olmalıdır. Milletimizin emeğinin ve kaynaklarının özel çıkar ve imtiyazlar için kullanılması elbette ki kabul edilemez. Millî kaynaklar üzerinde tasarruf hakkının ve yetkisinin yöneticilere vatandaşlarımız tarafından ödünç verildiği akıllardan çıkmamalıdır. Bugün, vatandaşlarımız işsizlik içerisindeyken ve yoksulluk toplumun geneline sirayet etmişken her zamankinden çok daha fazla hassas bir şekilde davranmaya ihtiyaç vardır.
Milyonlarca vatandaşımız bugün işsiz. Dün gece itibarıyla İstanbul Fatih’te, evsiz bir vatandaşımız ne yazık ki soğuktan donmak suretiyle yaşamını yitirdi. İnsanlarımız İŞKUR önünde asgari ücret karşılığında çalışabilmek için saatlerce kuyrukta beklerken kamu kuruluşlarında istihdam edilen kişilerde siyasi iktidar partisine mensubiyet şartı ne yazık ki aranmaktadır. İktidar, yaptığı bütün atamalarda “Ya benimsin ya da kara toprağın.” anlayışıyla hareket etmektedir. Bunun yanında, üniversiteye personel alırken dahi sadece ama sadece yandaşlara has özellikler aranan şartlar arasında yer almaktadır. “Bir işi eğer başarmak istiyorsanız onu ehline teslim etmek zorundasınız. Eğer bir yerde iş ehline yani liyakat sahibine teslim edilmezse oturun, kıyametinizi bekleyin.” diyen bir geleneğin mensuplarıyız.
Hukuk devletinin en önemli özelliği de siyasi tercihi ne olursa olsun bütün vatandaşlarımızın kamu kurumlarında çalışma hakkını teminat altına almaktır. Kamu denetiminin özellikle son dönemlerde iyice zayıfladığını, buna bağlı olarak da keyfî harcamaların arttığını ve israfın normalleştirildiğini görüyoruz. Denetim mekanizmasının zayıflamış olması, israfla birlikte aynı zamanda devlet kademelerinin liyakatsiz kişilerce doldurulmasına yol açmaktadır. Kamu kuruluşlarındaki atama ve terfilerin siyasi iktidara sadakat şartına bağlandığını, başarı ve çalışkanlık durumunun ikinci plana bırakıldığını da üzülerek müşahede ediyoruz.
Kamu Denetçiliğinin en önemli vazifesi, devlet ile vatandaş arasındaki engelleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Yani kamudaki bürokrasiye takılarak devletin sunduğu imkânlardan faydalanamayan vatandaşlarımız için, hizmetler ulaşılabilir olmalıdır. Onlarca farklı yere, farklı dilekçeler hazırlayarak çeşitli kuyruklarda saatlerce bekleyen vatandaşlarımızın çilesine son verilmelidir. Çeşitli eğitim faaliyetleri ve bilgilendirme raporlarıyla vatandaşlarımız denetim mekanizmasına dâhil edilmelidir.
Değerli milletvekilleri, Kurum, resmî sitesinde yer aldığı gibi, hukukun üstünlüğünün sağlanması, iyi yönetim ilkelerinin yerleştirilmesi ve halka karşı sorumluluk anlayışı içinde ve hakkaniyet temelinde Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı bir denetim mekanizması olarak faaliyet yürütmelidir. Bugün, özellikle KHK’lerle yapılan hak ihlalleri, bakanların Anayasa’yı referans almadığını beyan eden açıklamaları ve mahkemelerin keyfî kararlarına bakıldığında, Kamu Denetçiliği Kurumunun kendi misyonuna uygun çalışmadığı apaçık şekilde ortadadır.
Bakın, denetim mekanizmasından bahsediyoruz. Denetimin asli unsuru şeffaflık ve hesap verebilirlik üzerine olmalıdır. İktidara gelirken 90’lı yılların karanlık örtüsünü kaldıracağını ifade eden siyasi iktidar, önce karanlık örtüyü kaldırmış, daha sonra kendi uygulamalarının üzerini örtmek için kullanmıştır. Bunun en somut ama en somut örneğini kanun hükmünde kararnamelerde görüyoruz.
Bakın, beraat ve takipsizlik almış kişilerin gereksiz bir şekilde, gerekçesiz bir şekilde ihraç edilmesi.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 2 Ocak 2020