2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin İlk Görüşmesi münasebetiyle
Sivas Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 29. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Aralık 2024 · 1.163 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Abdullah Güler (AK Parti), 9 Aralık 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin İlk Görüşmesi münasebetiyle); konuşma 1.163 kelime.
Abdullah Güler (AK Parti, Sivas). “2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin İlk Görüşmesi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullah-guler-2024-12-09-2025-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2023-yili-merkezi-y (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=129749
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH GÜLER (Sivas)Saygıdeğer Başkanım, siyasi partilerimizin değerli Genel Başkanları, Grup Başkanları, Grup Başkan Vekilleri, değerli milletvekilleri; AK PARTİ hükûmetlerimizin 23'üncü, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin 7'nci ve Türkiye Yüzyılı'nın 2'nci bütçesi olan 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2023 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi hakkında konuşmak üzere AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulumuzu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, bu sabah Isparta'da -Kara Havacılık Okulu- eğitim uçuşu sırasında düşen askerî helikopterde şehit olan 6 kahraman askerimize Allah'tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun.
Özellikle üzüntümü bir hususla da aydınlatmak isterim: Kara Havacılık Okulu Komutanı Tuğgeneral İsa Baydilli Sivas Şarkışlalı bir hemşehrimizdi, kendisiyle de yakın zamanda tanışma imkânımız olmuştu. Hakikaten bu ülkeye dair zihni ve kalbi müthiş olan bir insandı, sevdası ayrıydı; bu ülkenin birliğine, beraberliğine, gelişmesine, kalkınmasına heyecanı çok yüksek bir askerimizdi. Ben bu vesileyle de kahraman askerimiz Tuğgeneral İsa Baydilli'ye hassaten bir hemşehrim olarak, yakın bir dostumuz olarak tekrar rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun.
Ayrıca, Arhavi-Artvin sınırında heyelan sebebiyle araçları toprak altında kalan 4 genç kardeşimiz var Giresun Bulancaklı -Hasan Turan Vekilimizin de yakın akrabaları olur birkaç gencimiz- onlara da ben Allah'tan rahmet diliyorum.
Bugün cenaze merasiminden geldiler; Çankırı-Ankara kara yolunda trafik kazasında aynı aileden 5 vatandaşımız Rahmetirahman'a kavuştular. Onlara da tekrar Allah'tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun.
Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; geçen yıl yine bütçe görüşmelerine başlarken buradan genel bir çerçeve çizmiştim, demiştim ki: Çeşitli raporlarla bırakın bilimsel nesnelliği, ortalama bir vicdani sorumluluk dahi taşımayan, sipariş üzerine yapılan, hedefleri belli olan endeks listeleriyle ülkeler belli yerlere yerleştirilmeye çalışılıyor ve yerleştirildikleri o yerden dönüp o ülkelere sistem dayatılıyor. O konuşmamda örnekleriyle teker teker anlatmıştım, tekrar etmeyeceğim, sadece şu kadarını söyleyeyim: Gazetecileri gözünü kırpmadan öldüren, sadece masum insanları değil bizzat insanlığı katleden İsrail'i basın özgürlüğünde, hukukun üstünlüğü endekslerinde çok üst sıralara koyabilen; hatta bazı ülkelerde devlet yapısı var mı, yargı var mı, bağımsız seçimler var mı diye şüphe duyduğumuz ülkeler sıralamasında bile ülkemizi çok alt sıralara yazan ve bizlere dayatan bir akıldan bahsetmiştim ve eklemiştim "Hiçbir bilimsel veriye dayanmayan; belli bir çıkara, belli bir hesaba, belli bir siyasi beklentiye dayanan; küresel planın uygulamaya dökülmesinin bir aracı olmak dışında hiçbir anlamı olmayan böylesi raporları kabul etmiyoruz ve reddediyoruz." demiştim.
Geçen yıl yaptığım konuşmayı şunun için hatırlattım değerli arkadaşlar: Geçen zamanda gördük ki o küresel plan kesintisiz işliyor hem daha kıyıcı hem daha şedit hem de çok daha yıkıcı bir şekilde ve ne yazık ki endekssever bazı muhalif kesimler o sözde raporları, o raporlarda işlenen tezleri mutlak doğru olarak kabul edip o yalanlar üzerine siyaset etmeyi inşa etmeye devam ediyorlar; farkında olarak ya da olmayarak o küresel plana gönüllü olarak hizmet ediyorlar.
Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz günlerde bu kirli ilişkilerin ortaya döküldüğü dört dörtlük bir skandal ortaya çıktı, basınımızda çok fazla yer almadı ne hikmetse. Dünyada büyük yankı uyandıran Panama Belgeleri, Pandora Belgeleri, Pegasus Projesi gibi geniş çaplı belge ve veri sızıntılarını dünya gündemine taşıyan, önde gelen araştırmacı gazetecilik kuruluşu, Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi'nin kurulduğu 2008'den bu yana en büyük fon sağlayıcısının ABD Hükûmeti olduğu, Washington'un bu kuruluşun yöneticilerini veto hakkı olduğu ortaya çıktı. Yani yılda 20 milyon euro bütçesi olan, 200 kişinin çalıştığı bu kuruluş, başından beri bir ABD "devlet projesi" olarak piyasada iş yapıyordu. Bağımsızmış gibi raporlar yayınlayan, hedef ülkelerle ilgili sızıntıları ortaya döken bu kuruluş meğerse bağımsız değilmiş. Bütçesinin yüzde 50'sinden fazlası ABD tarafından karşılanıyormuş ve ona hizmet ediyormuş. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır. Peki, ABD'nin dış politika ve ekonomik çıkarlarıyla uyumlu olması ve bunları ilerletmesi gerektiğini belirten, ABD Dış Yardım Yasası'na uymak zorunda olan bu sözde bağımsız, özde ABD'ye ve ABD politikalara bağımlı kuruluş neler yapmış, biliyor musunuz, bir özetleyelim: 2015 ve 2019 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanlığı "Rus medya alanını dengeleme" adı verilen bir görev için bu kuruluşa 2,2 milyon dolar bağışta bulunmuş. 2019 ve 2023 yılları arasında Avrasya'da araştırmacı gazeteciliği güçlendirme misyonu için 1,7 milyon dolar sağlanmış. Bu coğrafi alan Rusya, Çin ve Orta Asya'yı kapsıyor. Sadece bunlar mı? Daha benzer pek çok proje için milyonlarca dolar fon aktarılmış ve bu tetikçi kuruluş sahaya sürülmüş. Bu sözde bağımsız kuruluş Rus oligarklarını, siyasileri araştırıp yolsuzlukla ilişkilendiriyor, Venezuela'daki yolsuzlukları ve uyuşturucu trafiğini ortaya çıkarmak ve ABD karşıtlığıyla bilinen Nicolas Maduro'yu hedefe koymak için raporlar hazırlıyor. Malta'dan Kıbrıs'a sözde suç ve yolsuzlukları araştırıp dünyaya duyuruyor ve tesadüfe bakın ki bu raporların hepsi daha sonradan küresel bir operasyona da altlık teşkil ediyor. Peki, bu sözde bağımsız kuruluş ABD'yle ilgili bugüne kadar tek bir şey ortaya koymuş mu? Onun da cevabını bu kuruluşun kurucusu Sullivan veriyor, diyor ki: "Politikamız şudur: Bir ülkeyi kendi parasıyla haberleştirmiyoruz." Ne güzel değil mi. Peki, demek ki neymiş arkadaşlar? Parayı veren düdüğü çalıyormuş. Bağımsız gibi pazarladıkları kuruluşlara kendi düdüklerini çaldırıyorlarmış.
Değerli arkadaşlar, göstermeye çalıştığım aslında şudur: Kabul etmesek de görmemiz gerekiyor ki dünyada hâkim bir yapı var, bir akıl var. Aklımızı araçsallaştırarak, cambaza bak oyunlarıyla özneleri yitirerek ihtiyacımızın ne olduğundan tatminin ne olduğuna kadar, siyasal tavırlarımızdan özgürlük anlayışımıza kadar her şeyi o yapı belirlemeye çalışıyor. Günlük hayatta özgür iradeyle yaptığımızı sandığımız çoğu şey aslında bir yönlendirme sonucu yaptığımız şeyler olabiliyor. O yüzden, size dayatılan raporları, aklınızla oynayan endeksleri elinize alıp "Türkiye neredeymiş?" diye bakıp oradan siyaset üretmeye kalkarken bir kez daha düşünün. Ünlü düşünce adamı Baudrillard'ın "simülasyon çağı" diye tarif ettiği algılarla bezenmiş yalanlarla değil, ülkemizin gerçekleriyle anlamaya çalışın derim.
Bakın arkadaşlar, sadece endeksler mi? Kültürel değerlerden ekonomik sistemlere, hemen her konuda bir sistem dayatmasıyla karşı karşıyayız. Öyle ki kendi sistemlerinin övgüsünden ibaret olan tezler yazdırıyorlar, o tezleri sözde en değerli ödüllerle taltif ediyorlar ve o görüşlerin her türlü pazarlamasını yapıp finalde diyorlar ki: "Eğer ekonomik refah istiyorsanız bizim size dayattığımız sisteme göre yapılanın." Bizdeki küresel plana gönüllü yazılan muhalifler de "İşte, kurtuluş reçetemiz." diyerek, aslında neyi sipariş ettiklerini bilmeden, neye taşıyıcılık yapmak için yazıldıklarını fark etmeden oradan bir siyaset üretmeye çalışıyorlar. Oysa "öteki" dedikleri, dünyanın geri kalanına kurtuluş reçetesi olarak kendi sistemlerini dayatan küresel aklın doymayan iştahı yüzünden dünya uzun bir süredir çıkmazın içinde debelenip duruyor. Geldiğimiz noktada artık tablo açıktır. Batı'nın inşa ettiği düzen artık çözüm üretememektedir, sorunların ana kaynağı hâline gelmiştir. Onlara göre demokrasi, yalnızca kendi çıkarlarına hizmet eden bir araçtan ibaret hâle gelmiştir.
Bakın, daha birkaç gün önce, sözde demokrasi havarisi Avrupa Birliğinin üye ülkelerinden Romanya'da bir seçim oldu, değil mi? NATO ve Batı karşıtı bağımsız bir aday sürpriz bir şekilde ilk turda 1'inci olunca Romanya Anayasa Mahkemesi 2'nci tur seçimlerde oy verme işlemi başlamasına rağmen cumhurbaşkanı seçimlerinin ilk tur sonuçlarını iptal etti. Neden acaba? Demokrasi değil mi(!) Avrupa Birliği ülkesi değil mi(!)
Peki, başka bir örnek vereyim: ABD Başkanı Biden vergi kaçakçılığı ve sahtecilikten ve diğer bazı suçlardan hüküm giyen oğlunu Başkanlık yetkisini kullanarak resmen affetti. Hukukun üstünlüğü değil mi(!) Endekslerde üst sıralarda.
İnsan hakları söylemleri, mazlumların kanıyla yazılmış bir tiyatro sahnesine dönüşmüştür. Ekonomik refahları sömürü düzeni üzerine kurulmuştur. Onların "güçlü" dediği zayıfı ezendir, onların "refah" dediği mazlumları sömürerek kazanılandır ama bizim güç anlayışımız, mazlumun gözyaşını silmek, adaleti hâkim kılmaktır. Biz, başkalarının yoksulluğuyla zenginleşmeyi asla kabul etmiyoruz. Irak'a, Afganistan'a, Suriye'ye neyi reva gördüklerini hepimiz biliyoruz.
(Uğultular)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 9 Aralık 2024