İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle

Abdullatif Şener

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 17 Aralık 2018 · 496 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdullatif Şener (CHP), 17 Aralık 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 496 kelime.

Abdullatif Şener (CHP, Konya). “2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullatif-sener-27-2018-12-17-2019-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2017-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=74793

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Cumhuriyet Halk Partisi adına heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Erdoğan hükûmetlerinin uyguladığı dış politika millî değildir, İslami değildir, insani değildir; millî menfaatlerimize aykırıdır, İslami ve insani değerlere de aykırıdır. İzlenen politika, gönül coğrafyamızda yaşayan 10 milyonlarca Müslüman’ın, Hristiyan’ın ve Ezidi’nin mallarının, canlarının, namuslarının, onurlarının ve inançlarının yağmalanmasına, korkunç bir çevre felaketine yol açmıştır ve bu süreç, yaşananlardan daha tehlikeli ve yıkıcı olabilecek nitelikler kazanmakta, daha geniş kapsamlı mezhep savaşları hazırlanmakta ve Türkiye’ye doğru yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Sekiz yıldır Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşananlar Arap Baharı değil bir Arap kara kışıdır. Kökleri siyonist stratejilerine dayanır. 1980’lerde bu stratejiler “Oded Yinon Planı” olarak çok tartışılmıştır. Esası, İsrail’i kuşatan Müslüman ülkelerin küçük parçalara ayrılmasına ve İsrail’in bu küçük devletçikler üzerinde dominant bir güç hâline gelmesine dayanır. Belirtmeliyim ki antisemitist düşüncelere karşıyım, kimsenin diniyle, etnisitesiyle uğraşmam. Tüm insanlar, hatta hayvanlar, bitkiler ve çevre benim için değerlidir ve biliyorum ki pek çok Yahudi de Siyonizm’e karşıdır. 2004 Sea Island G8 Zirvesi’nde ele alınan temel konu “Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Girişimi” yani BOP oldu. Hedef, bölge ilkelerine demokrasi ve insan haklarına dayalı düzenler getirmekti. Arap kara kışına giden yolda bu ikinci aşamaydı ve Türkiye, Büyük Orta Doğu Projesi’nin demokrasi eş başkanı ilan edildi. Başbakan Erdoğan BOP’un eş başkanı olduğunu en az 30 kez tekrar etti. Aynı yıl, Amerika Birleşik Devletleri’nde American Jewish Congress tarafından kendisine Yahudi Cesaret Ödülü, 2005’te de ADL tarafından “Courage to Care” yani Cesaret Ödülü verildi.

Üçüncü aşamada ise Arap kara kışı patladı. Arap kara kışı gösterdi ki BOP’un amacı hiç de demokrasi ve insan hakları, yöntemi ise barışçıl değildi, nedense bölgedeki en koyu diktatörlüklere uğramadı. Nüfusuna oranla en büyük gösteriler Bahreyn’de gerçekleşti ama BOP’un patronlarının izin ve yönlendirmeleriyle Suud askerleri tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı.

Başlangıçta, BOP’un demokrasi eş başkanı olan Başbakan Erdoğan’sa Esad’dan demokratik reformlar yapmasını isterken beş yıl sonra kendi ülkesinde demokrasinin en temel özelliği olan erkler ayrılığını ortadan kaldırmış, kendisini eleştirenleri ve muhaliflerini yargı vasıtasıyla cezalandırmaya ve susturmaya yönelmiş; hapishaneler siyasetçiler, düşünce suçluları, bebekler ve çocuklarla dolmuştur. Bu süreç dış güçlere müdahale bahaneleri oluşturmaktadır.

Arap kara kışı iç dinamiklerden daha çok dış dinamiklerin bir sonucudur. Yıllarca Afganistan’da, Pakistan’da, işgal sırasında Ebu Gureyb gibi Irak hapishanelerinde yetiştirilen ve örgütlendirilen seyyar teröristler başta Suriye, Irak, Libya, Yemen olmak üzere bölge ülkelerine sevk edildiler, silahlandırıldılar, finanse edildiler, lojistik destek gördüler, ABD, İsrail ve Batı ülkelerinin özellikle Suriye ve Libya devlet güçlerine yönelik askerî operasyonlarıyla takviye edildiler. Suudi Arabistan, Katar ve Başbakan Erdoğan hükûmetleri ABD’yle aynı safta yer aldılar. Milyonlarca insan hayatını kaybetti, milyonlarca kadın tecavüzlere uğradı, köle pazarlarında satıldı, milyonlarca çocuğun çocukluğu mahvoldu, Müslümanlar Müslümanların şerrinden kurtulmak için ilkel botlarla Avrupa’ya, Hristiyanlara sığınmaya çalışırken Akdeniz’in sularında boğuldu. Yakılarak öldürülen askerler, kafası kesilen çocuklar, kalbi tekbir eşliğinde yenen insan görüntüleri dünyaya servis edildi, İslam, dünya insanlığının gözünde çirkinleştirildi. Bu sonuçlar, Erdoğan hükûmetlerinin milletvekillerinin desteklediği politikaların sonucudur. Bu hâliyle bin beş yüz yıllık İslam tarihinin en günahkâr iktidarı sizlersiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

135 konuşma daha · 17 Aralık 2018

135 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook