İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · CUMA

2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle

Abdullatif Şener

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 35. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Aralık 2020 · 1.422 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdullatif Şener (CHP), 18 Aralık 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle); konuşma 1.422 kelime.

Abdullatif Şener (CHP, Konya). “2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullatif-sener-27-2020-12-18-2021-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2019-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=93987

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Konya)Sayın Başkan, Sayın Genel Başkanım, Değerli Grup Başkanları, Eş Başkanlar, milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama bir anekdotla başlamak istiyorum. Başbakan Sayın Erdoğan’la birlikte bir helikopterde Ankara’ya doğru geliyorduk.

Tabii, Binali Yıldırım’ı, Sayın eski Başbakanı, Meclis Başkanımızı karşımızda görünce ister istemez biraz bu konulara girme ihtiyacı oluyor.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)Hatıralar…

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla)Ve bu yıllar ilk iktidar yıllarıydı, Sayın Erdoğan’ın ilk iktidar yıllarıydı, 21’inci yüzyılın başlarıydı ve aynı zamanda küreselleşmenin üçüncü evresinin ilk yıllarıydı. Bu küreselleşme dediğimiz hadise, gerçekten artık ülkeleri kendi içerisine kapanmaktan dünyaya açmıştır. Her ülkede her iktidarın “Ben iyi şeyler yaptım. Bakın, eskiden şu yoktu, şimdi bu vardır; ülkem iyidir.” deme hakkını elinden alan bir şeydir bu küreselleşme. Rekabet küreselleşmiştir ve dünya, Afrika savanlarındaki aslanların ve ceylanların yarışına dönmüştür. Friedman’ın ifadesiyle, her sabah Afrika savanlarında bir ceylan uyanır ve o ceylan bilir ki o gün en hızlı koşan aslandan daha hızlı koşmadığı sürece yakalanır, parçalanır ve yok olur; bu savanlarda her sabah kalkan bir aslan da o gün bilir ki en hızlı koşan ceylandan daha hızlı koşmadığı sürece aç kalır ve ölür. Böylesine bir dünya; artık insanlar, mallar, sermaye, bilgi, teknoloji sınır tanımıyor, yerküre üzerinde sınır tanımaksızın dolaşıyor. Sermaye, beş dakika içerisinde yerküreyi 5 kez dolaşıyor; New York Borsası mı Londra Borsası mı Tokyo Borsası mı İstanbul Borsası mı, bakıyor ve en kârlı gördüğü piyasaya yerleşiyor. Veya fabrikanızın bulunduğu mahallede bile rahat değilsiniz, huzur içinde değilsiniz çünkü dünyanın en ucuz ve en kaliteli malını üretmediğiniz takdirde dünyanın öbür ucunda daha kaliteli, daha ucuz malları üretenler geliyor, sizin mahallenizde piyasayı kapatıyor ve iflas ettiriyor. Gençler sınıflarındaki yaşıtlarıyla rekabet etmiyor, dünyanın dört bir yanındaki yaşıtlarıyla rekabet ediyorlar.

İşte böylesi bir ortamda, havada, Sayın Başbakan Erdoğan’a küreselleşmenin üçüncü evresini yani 21’inci yüzyılın dünyasını anlatan, meşhur Friedman’a ait “Dünya Düzdür” isimli kitabı -henüz, bir ay içinde tercüme olunmuştu- 50 sayfalık bir özetiyle birlikte takdim etmiştim ve bunun üzerine sohbetimiz olmuştu. Friedman, neoliberal düşüncelere göre dünyayı okuyan, yorumlayan ve öneriler geliştiren biriydi. Amerikalı bir Marksist var -o da dünya sistemini çalışmıştır, bildiniz gibi- Immanuel Wallerstein, onun tezleri de son derece önemlidir; sohbet oraya doğru kaymıştı. Wallerstein, dünya ekonomik sistemini bir piramide benzetir. Piramidin tepesinde zengin ülkeler vardır, dünyanın daha az bir bölümünde ve daha az nüfusa sahiptirler ama piramidin tabanında daha geniş nüfusları içeren dünyanın kalan kısmı vardır ve Wallerstein der ki: “Piramidin tepesi ile piramidin altındakiler arasındaki ilişki son derece önemlidir. Piramidin tepesindekiler dünyanın gelişmemiş bölgelerindeki ekonomileri iki şekilde yönetmeye kalkarlar: Bir, kaynak transfer ederler sürekli olarak; ikincisiyse kendi ihtiyaçlarına göre yapılandırırlar.” Bu, son derece önemlidir. Eğer kendini sonbahar rüzgârlarına bırakırsan; plansız, programsız önüne gelen işi yapmaya kalkarsan; Hükûmet etmek hayhuyla, heva ve hevesle geçerse sonunda küresel rüzgârlar sizin ekonominizi sizin ihtiyacınıza göre değil, kendi ihtiyaçlarına göre yapılandırır. (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye’nin geldiği nokta maalesef budur.

Bakın, istihdam… On sekiz yıllık bir iktidar döneminin sonrasında dünyada Türkiye’nin işsizlik raporu nedir, ona baktım. Gördüğümüz nokta şudur: Bu dünyada en yüksek işsizliklerin olduğu ülkelerden biri Türkiye’dir ve şu anda Türkiye’de bulunan işsizlik, cumhuriyet tarihi boyunca tüm iktidarların işsizlik rakamlarından çok daha kötüdür ve OECD ülkelerine baktığımızda -37 ülke- bu ülkeler içerisinde de Türkiye en fazla işsizliğin olduğu ülkedir. 179 dünya ülkesine baktığınızda yine aynı şeyi görürsünüz, işsizliğin en fazla olduğu ülkelerden biri Türkiye’dir. Ve bu ortamda gençlerimiz perişandır, mahvolmuşlardır; umutlarını ellerinden almışsınızdır, geleceğe umutla bakamaz hâle getirmişsinizdir.

İşsizlik böyle ama çalışanların durumu nedir? Çalışanlar da perişan, bu yanlış ekonomik politikalar nedeniyle çalışanlar da bu ülkede perişandır. Bir kere, Türkiye İstatistik Kurumunun rakamlarına bakıyorum: İşsiz değil de çalışıyor gösterilen kişilerin üçte 1’i sosyal güvenlik hakkına sahip değil, kayıt dışı çalışıyor yani sigorta hakkı yok, sigorta hakkı. Böyle bir tablo olur mu? Bu ülke neresi, bu ülke nereden nereye geldi? Bunun ötesinde çalışanların yarısı zaten asgari ücret alıyor, açlık sınırında yaşıyorlar ve yüzde 70’i de yoksulluk sınırı içerisinde yaşıyor ve enflasyon tüm gelir gruplarını vuruyor, dünyanın en yüksek enflasyonlarından biri Türkiye’de. Gıda enflasyonu, resmî enflasyonun 2 katı; mutfaklar yangın yerine dönmüş; elektrik, doğal gaz faturaları can yakıyor; okul kantinleri, servis araçları, kafeler, kahvehaneler, restoranlar, berberler, kuaförler, eğlence yerleri, turizm sektörü ve pek çok sektör müşterisizlikten kan ağlıyor. Genel Başkanımızın, parti sözcülerimizin söylemekten dilinde tüy bitti; neden esnafa, dükkânını kapattığınız insanlara doğrudan, karşılıksız destek vermiyorsunuz? Mısır bile bunu yaptı, dünya bunu yaptı. (CHP sıralarından alkışlar) Nihayet, işte, işsiz kalanlara, ücretsiz izne ayrılanlara günde 39 lira veren bu Hükûmet, iş yeri kapanan esnafa da “üç aylığına ayda bin lira” diyor ve de “500 lira kira” diyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, ülke böyle idare edilmez, ülke böyle idare edilmez. Bakın, elimde 1930 yılında -Cumhuriyet Halk Partisinin iktidar olduğu dönem- yürürlüğe girmiş bir kanun var ve bu kanunda ne var doksan yıl öncesinde; 83’üncü maddesi çok net bir şekilde söylüyor: “Salgın hastalık sebebiyle cebri tecride tabi olarak müessesatta veya evlerinde tecrit edilen kimselerle 76 ncı maddede zikredilen şahıslardan muhtaç olanlarının kendileri ve ailelerinin iaşeleri masarifi Hükümetçe tesviye edilir.” (CHP sıralarından alkışlar) Yani şu 65 yaştır, 20 yaş altıdır diye evlerine hapsettiğiniz, dışarı çıktıkları zaman ağır cezalar verdiğiniz kesim var ya, şu ana kadar tek bir lira vermediğiniz kesim… 1930 tarihli kanun diyor ki: “Onlara asgari ücret düzeyinde para vermek zorundasın.” (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, bu kanun, Hıfzıssıhha Kanunu, hâlen yürürlükte ve siz ödemiyorsunuz, kanuna uymayı bile beceremiyorsunuz.

Bütün gelir gruplarını anlatmak vaktime sığmayacağı için sadece tarım ve hayvancılıkla ilgili bazı şeyler söylemek istiyorum. Bir kere, bu 2001 bütçesinde doğrudan tarım desteklerini azalttınız, geçen sene verdiğiniz 22 milyarı da vermiyorsunuz.

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın)2021.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla)Ya, Allah’tan korkun, “yollar, köprüler, havaalanları” diye cebinden tek bir kuruş harcamadan o yolları yapanlara “Hazine garantisidir.” diye 2001 bütçesinde 31 milyar lira para koydunuz arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından “2021” sesleri) 2021 yılında bir avuç tuzu kuruya, cebinden 1 lira para harcamayan insanlara 31 milyar lira veriyorsunuz ve bu ülkedeki toplam 8-10 milyon çiftçiye “tarım desteği” diye 10 milyar eksiğini veriyorsunuz. Reva mıdır bu ya? (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bir de düzenleme yaptınız; başta elektrik borcu olan çiftçilerin yatan desteğini banka ödemiyor ve çiftçinin 130 milyar borcu var, bu borcu sürekli yapılandırıyorsunuz faizle. Ya, ne faizci bir Hükûmet oldunuz. Çiftçinin, esnafın sizin yapılandırdığınız kredilerden dolayı faiz ödeyecek hâli mi kaldı? Ve işin en komik yanı, geçen haftaki, 8/12/2020 tarihli Resmî Gazete’deki Hükûmet kararına bir bakın ne diyor? “Enerji şirketlerinin yol bakım, araç bakım, misafir ağırlama giderleri çiftçinin elektrik faturasına eklenecek.” diyor. Bu nasıl iştir? Niye ekliyorsun kardeşim sen misafir ağırlama masrafını çiftçinin elektrik borcuna?

Değerli arkadaşlar, süt inekçiliğini batırdınız bu sene. Verdiğiniz zam yem fiyatını ve maliyetlerini karşılayamaz derecede; yüzde 23 zam verdiniz, süt inekçiliği yapanların maliyetleri yüzde 48 arttı. Besiciler aynı durumda; yem fiyatları fırlamış, geçen sene kesim fiyatı 38 lira olan inekleri, bu sene diyorsunuz ki: “33 liradan kestireceksin.” Ya maliyetler artarken kesim fiyatı niye düşünüyor? Vatandaşın ineğinin değeri niye düşüyor? Ama sizin bu ithalat merakınız Türk çiftçisini değil; Sırbistan’ın, Arjantin’in, Brezilya’nın ve dünyanın diğer ülkelerinin çiftçilerini besliyor. Bütün sorun burada. (CHP sıralarından alkışlar)

Pek çok ürünle ilgili sorun var, vaktim yok ama mesela pancarda bu sene fiyatlar hem geç açıklanmıştır hem düşük açıklanmıştır hem de ne kadar alacağınız belirtilmemiştir. Pancar üreticileri iki arada bir derede kalmıştır ve perişan olmuştur. Bakın, şu Konya Ovası ya; yeni su kaynağı bulmak için hiçbir çabası yok Hükûmetin, 2005 yılında Mavi Tünel Projesi’ni koymuştuk, onun dışında bir proje yoktur. Yeraltı suları kullanıla kullanıla 150-200 metreye indi, âdeta kurumasını bekliyorsunuz; hiçbir şey yaptığınız yok. Niye? Oraya kaynak ayırmak sizin kafanızdaki konsepte uymuyor ama Kanal İstanbul’a 100 milyarı aşkın kaynak ayırıyorsunuz. Ben size garanti veriyorum, o Kanal İstanbul’u yaptığınız zaman sadece etrafından arsa alanlar vesaire rant elde edecekler, başka hiçbir işe yaramayacak, bir ton da felaket getirecek. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Şu Kanal İstanbul’a ayırdığınız paranın dörtte 1’ini Konya Ovası’na ayırın, Konya Ovası baştan sona sulanır. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar.)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya)Bravo, işte bu, helal!

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla)Geriye kalan dörtte 3’üyle de bu ülkedeki diğer 80 vilayete, iş ve aş derdine çözüm bulacak tesisler yapılabilir. Bütün memleketi bırakmışsınız, ille de Kanal İstanbul, herhâlde çok para var orada, neyse ben anlayamadım.

Bakın, bu uyguladığınız politikalar sonucunda Türkiye'yi neye çevirdiğinizin grafiğidir bu. Şu kırmızılar var ya, bu kırmızılar Türkiye'deki nüfusun yüzde 50’si yani yarısı, onların toplam ülke gelirinden aldığı payı gösteriyor; üstteki mavi ise nüfusun yüzde 1’i, onların ülke gelirinden ne kadar pay aldığını gösteriyor. Bu, rastgele bir tablo değil, Birleşmiş Milletlerin raporudur. Ve siz, bu ülkenin yüzde 1’ine kazandırdığınız parayı nüfusun yarısına vermiyorsunuz, yarısına. “Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul/ Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa.” Ama siz yapıyorsunuz. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 18 Aralık 2020

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook