İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 29. BİRLEŞİM · SALI

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle

Genel Kurul, 29. Birleşim · 2. yasama yılı · 11 Aralık 2018 · 689 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Adnan Selçuk Mızraklı (Halkların Demokratik Partisi), 11 Aralık 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 689 kelime.

Adnan Selçuk Mızraklı (Halkların Demokratik Partisi, Diyarbakır). “2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/adnan-selcuk-mizrakli-27-2018-12-11-2019-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2017-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=73971

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen değerli yurttaşlarımız; isterdik ki AK PARTİ sıralarında da çok sayıda milletvekili arkadaşımız bulunsaydı, “Muhalefet ne söylüyor?”u canla başla dinleyebilmiş olsaydı. Muhalif medyayı takip etmediğiniz gibi, muhtemelen, arkadaşlarınız da muhalif milletvekillerini dinlemek istemiyorlar; onun için, bütçe gibi önemli bir ayraçta burada bulunmuyorlar diye ben yorumluyorum.

Şimdi, tabii, benim başlığım belli; Millî İstihbarat Teşkilatı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği üzerine bir değerlendirme olarak gözüküyor ama ben bütçe kalemlerini incelerken ilginç bir durumla karşılaştım, onu da buradan söylemek istiyorum. Bu ödenekler tarif edilirken özellikle, 15 Temmuz darbe girişiminde geceleyin Sayın Cumhurbaşkanına olayı haber veren, en iyi istihbaratı yapan eniştesine bir ödenek ayrılmamış, onu hatırlatmak istedim. Çünkü ülkede istihbarat teşkilatlarına, tarih itibarıyla baktığınız zaman, Sayın Süleyman Demirel’in Başbakanken “Ya, MİT bize darbeyi haber vermedi.” dediğinin bir benzerinin aynı şekilde, işte, 15 Temmuz vesilesiyle tekrar yaşanageldiğini gördük. Ve öyle bir şey ki buna ilişkin o kadar çok sayıda örnek var ki -çoğaltacağım bütün bunları da- yakın tarihe baktığımız zaman, özellikle, Roboski’de, yine, verilen istihbaratın yanlış olduğu ve 33 gencecik canın nasıl rahmetli olduğunu çok iyi biliyoruz, katledildiğini çok iyi biliyoruz, 17’si çocuktu bunların. Bunun hesabı verilmedi.

Bununla beraber, yine, Kaşıkçı olayında benzeri şekilde, takibin yapıldığı söylendi ama “Bunu MİT yapmadı, başkaları yaptı.” denildi ve bir insan katledilirken nasıl dinlenildiğini ama müdahale edilmediğini gördük.

Şimdi, bütün bu süreçlere baktığımız zaman, bir ülkede soruna istihbarat, istihbaratın yeterli yapılıp yapılmaması sorunları olarak bakmamak lazım. Bütün bunlara, gerçek anlamda halkının özgürlüğü, hukuku, refahı için çalışan iktidarların öncelikle ele alması gereken başlıklar olarak baktığımız zaman, özellikle meseleyi böyle istihbarat, güvenlik gibi algılar yerine değil demokrasi, özgürlükler ve hukuk rejimi temelinde almanın gerekliliğine işaret etmek gerektiğini söylemek istiyorum.

Arkadaşlar, biraz önce Sayın Paylan Daron Acemoğlu’nun kitabını verdi Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına. Ben okudum o kitabı Sayın Garo Paylan, bana vermeyebilirsin ama ben buradan bir de “The big brohter”ı yani özellikle George Orwell’in “1984”ünü hatırlatmak istiyorum. Orada “The big brother” var; öfkeli ve hep haklı, bazen kızıyor, dün söylediğini bugün unuttuğu zaman bugün aynısının tekrar edilmesini istiyor. Yani bugün, bu ülkede, baktığımız zaman Adalet ve Kalkınma Partisi yola çıkarkenki süreç ve bugün geldiği nokta nedir?

2002’de “3Y” dediniz, o “3Y” bugün nasıl yamuldu? Yani “yoksullukla mücadele” dediniz ama yoksulluk ne kadar derinleşti? Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı hesapları verirken en alttaki yüzde 20’nin yaklaşık yüzde 10’luk bir iyileşme gösterdiğini söyledi de en üsteki yüzde 20’de nasıl bir değişim oldu yüzde 34’lerden nasıl yüzde 52’lere, 55’lere geldi, onun üzerine bir şey söylemedi.

“Yasaklar” demiştiniz, yasaklar, o günden bu yana, 2002’nin Türkiyesinden bugüne nelere dönüştü? Bu, bütün kamuoyunun gündemindedir, bilincindedir.

“Yolsuzluk” demiştiniz, o gün, hepimizin de bildiği gibi yolsuzluk yapanların hukuk önünde bunun hesabını vermek durumunda oldukları bir dönemden, bakanların Yüce Divanlarda -Mataracılardan, İşgüzarlara kadar- nasıl hesap verdiklerinin hafızasına sahipken bugün, artık ayakkabı kutuları başka bir metafora dönüşmüş durumda. Şimdi, bütün bunların yaşandığı bir ülkede, şüphesiz ki on altı yıldır hükûmet edenlerin verecekleri bir hesap olması gerekir.

Ben cerrahi doktoruyum, bizde, cerrahide çok katı hiyerarşik bir ilişki vardır; şu söylenir: “Şef daima haklıdır yani kıdemliniz daima haklıdır. Kıdemlinizin haksız olduğu yerlerde de 1’inci madde geçerlidir.”

Şimdi, korkunç, giderek bir bütün olarak topluma sinen -sizin partinizde de çok değerli kişiler olduğunu bilen birisi olarak söylüyorum ama- bir parti olmaktan çok, âdeta tek adam partisine, bir tek adam ülkesine yani Erdoğan partisine dönüşmekte olduğunu görüyoruz.

Şimdi, bütün bunlar yaşanırken öfkesinden kaçıyorsunuz, öfkesine maruz kalmamak için bazen, belki sarayın odalarında saklambaç mı oynuyorsunuz diyesim geliyor. Veya onun beğenisini kazanmak için acaba ne yapabilirim kaygılarının mı birikmeye başladığını görüyoruz? Ya, yola çıkarken böyle söylememiştiniz. Ve dikkat ediyorum, o günün kurucu kadrolarından, o kurucu kadrodan kimseleri göremiyorum yani 2 numaranız, 3 numaranız, 4 numaranız artık âdeta yoklaşmaya başladı. O günün o kadar değerli politisyenlerini artık bugün göremiyoruz. Bütün bunlara karşın, evet, Türk siyasetinin oldukça değerli kişileri arasında yerini almış olan Sayın Demirtaş’ın uğradığı gadri de ihmal etmemek gerekiyor. Yani hukuk önünde, eğer bir ülkede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kalkıp da bir karar verirken “Sizde hukuk bağımsız ve tarafsız değil, siz siyaseten kararlar veriyorsunuz.” dediği zaman, arkadaşlar, şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla)Özür diliyorum Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

142 konuşma daha · 11 Aralık 2018

142 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook