İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 8. BİRLEŞİM · CUMA

Kocaeli milletvekili hurşit güneş ve 113 milletvekilinin, izlemekte olduğu dış politikanın tehlikeli ve gerçeklerden uzak olduğu, ulusal çıkarlarla bağdaşmadığı ve yasama organı ile halktan gizlendiği iddiasıyla dışişleri bakanı ahmet davutoğlu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin ön görüşmeleri

Ahmet Davutoğlu

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 8. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Ekim 2012 · 1.138 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Davutoğlu (AK Parti), 12 Ekim 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KOCAELİ MİLLETVEKİLİ HURŞİT GÜNEŞ VE 113 MİLLETVEKİLİNİN, İZLEMEKTE OLDUĞU DIŞ POLİTİKANIN TEHLİKELİ VE GERÇEKLERDEN UZAK OLDUĞU, ULUSAL ÇIKARLARLA BAĞDAŞMADIĞI VE YASAMA ORGANI İLE HALKTAN GİZLENDİĞİ İDDİASIYLA DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU HAKKINDA GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGENİN ÖN GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.138 kelime.

Ahmet Davutoğlu (AK Parti, Konya). “Kocaeli milletvekili hurşit güneş ve 113 milletvekilinin, izlemekte olduğu dış politikanın tehlikeli ve gerçeklerden uzak olduğu, ulusal çıkarlarla bağdaşmadığı ve yasama organı ile halktan gizlendiği iddiasıyla dışişleri bakanı ahmet davutoğlu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin ön görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-davutoglu-24-2012-10-12-kocaeli-milletvekili-hursit-gunes-ve-113-milletvekilinin-izlemekte-ol (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20472

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP Grubu adına, aleyhimde verilen gensoru vesilesiyle huzurlarınızda bulunuyorum.

Her gensoru, her eleştiri, her özel oturum bizim için yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi dış politikamız konusunda bilgilendirmek için bir fırsattır. 6 Hazirandaki geçen gensoru vesilesiyle dış politikamızın genel ilkeleri ve küresel alanda ulaştığımız seviyeyi sizlerle paylaşmıştım. Bu gensoru vesilesiyle de, gensorunun temel konusu olan, ana teması olan komşularımızla ilişkiler konusunu ele alacağım.

Aslında böyle bir gensoru verildiğinde bekledim ki, on yıldır takip edilen komşularımızla ilişkiler konusunda muhalefet sözcüleri alternatif bir paradigma getirsinler, “Böyle değil de şöyle olmalı.” desinler ya da bütüncül bir yaklaşım sergilesinler. Birçoğu, vaktini bile doldurmadan, bir kısmı da sadece basında daha önce onlarca kez yer almış resimleri göstererek aslında komşularımızla ilişkiler konusunda söyleyecekleri hiçbir şey olmadığını, sadece güncel bazı konuları istismar ettiklerini ortaya koydular.

Ayrıca, eğer bir Dışişleri Bakanı hakkında altı ay içinde ikinci kez gensoru veriliyorsa, bu, o Dışişleri Bakanı için değil, dış politikayı böylesine iç siyasete bulaştıran ve millî birliği böylesine zedeleyen partiler için bir utanç vesilesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi gelin, kısaca, birçok kez paylaştığım için bir kez daha komşularımızla ilişkiler konusunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Komşularımızla ilişkilerle ilgili son on yıl içinde büyük bir paradigma değişimi yaşadık, bu doğrudur, bu paradigmanın arkasındayız. “Komşularımızla sıfır sorun” derken, “Maksimum entegrasyon” derken, “Her türlü üst düzey siyasi diyalog” derken yeni bir dönem başlattık. Dört esas üzerine bu yeni dönemi inşa ettik.

Birincisi, en üst düzey siyasi ilişkiler. Bakınız, 2004 yılına kadar başta Rusya olmak üzere birçok komşu ülkenin devlet ve hükûmet başkanı Türkiye’ye hiç gelmemişti tarih boyunca. Önce, geldiler daha sık görüşmeler başladı. Şimdi ise bir sene içinde en az dört-beş kez görüşme yapılıyor. Sadece Rusya için söylüyorum, son bir yıl içinde gerek Sayın Cumhurbaşkanımız gerek Sayın Başbakanımız, Sayın Putin ve Sayın Medvedev’le en az 6-7 kez görüştüler, belki de telefonlarla birlikte 10’u aşmıştır. Bütün komşularımızla ilişkiler bu düzeyde.

Bu yetmedi. Bakanlık görevini almamla birlikte, yüksek düzeyli stratejik iş birliği konseyleri başlattık yani 2 liderin eş başkanlığında, Sayın Başbakanımız ve muhatabı olan yürütme başkanının eş başkanlığında ortak kabine toplantıları; bütün komşularımızla bunu ihdas ettik, üç sene içinde, Rusya’yla, Ukrayna’yla, Irak’la, Suriye’yle, Yunanistan’la, Bulgaristan’la, Mısır’la, Libya’yla, Kazakistan’la, Azerbaycan’la. Geçen ay Azerbaycan ve Ukrayna’yla yaptık, bu ay, dün Kazakistan’la yaptık, önümüzdeki ay Mısır’la yapıyoruz, aralık ayında Rusya’yla yapıyoruz, ocak ayında da Yunanistan’la yapıyoruz. Bu ilişkileri, hem şahsi ilişkiler düzeyinde hem de kurumsallaşmış şekilde sürdüreceğiz.

İkinci ilke, karşılıklı saygı esasları içinde, sınırlara saygı, milletlere saygı esasları içinde kültürel ve sosyal etkileşimi artırmak.

Bakınız, bir Dışişleri Bakanı olarak şu ana kadar yaptığım bütün komşu ziyaretlerinde hiçbir zaman ihmal etmediğim bir şey var, o da bizimle kültürel bağlarla bağlı olan yakın bölgelerimizdeki tarihdaşlarımızla buluşmak. Yunanistan’a gittim Batı Trakya’yı ziyaret ettim; Bulgaristan’a gittim Filibe’yi ve Kırcaali’yi ziyaret ettim; Romanya’ya gittim Köstence’yi ziyaret ettim; Moldova’ya gittim Gökoğuz diyarını ziyaret ettim.

ENGİN ALTAY (Sinop)Kampa gel, kampa.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla)Azerbaycan’a gittim Nahçivan’ı ziyaret ettim; Rusya’ya gittim Kazan’ı ziyaret ettim; Irak’a gittim Musul’u, Erbil’i, Kerkük’ü ayırt etmeksizin ziyaret ettim; Suriye’ye gittim Halep’i ziyaret ettim. Niçin biliyor musunuz? Çünkü bütün o hükûmetler bize güveniyordu. Daha önceki dönemlerde bir tehdit algısı gibi görülen ortak kültürel paydadaki akraba topluluklarını, o ülkelerle bir dostluk köprüsü hâline getirdik. Bundan sonra da ziyaret edeceğiz.

Bakın, iki gün önce Yunanistan’daydım. Batı Trakya’dan gelen soydaşlarımızla görüştükten sonra Farinos semtindeki Türkiye’den göç eden Rumlarla da hasret giderdik ve onların o güzel Türkçeyle bana “Sayın Bakanım” demelerinden onur duydum. Burada, biz hiçbir zaman din, mezhep, etnisite ayrımı yapmıyoruz. Bu topraklara aidiyet hisseden kim varsa, dünyanın hangi köşesindeyse onları kendi insanımız kabul ediyoruz, kendi diasporamız kabul ediyoruz, düşman kabul etmiyoruz. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisindeki bir toplantıda -bir tuzak gibi- bir Ermeni üye şöyle bir soru sordu, Ermenistan’la ilişkiler konusunda. Dedim ki: “Biz çevremizde sadece iki tip ülke görürüz.” Beklediler ki dost ve düşman. “Dostlar ve potansiyel dostlar yani gelecekteki dostlarımız.” Biz düşman telakkisini ortadan kaldırmaya kararlıyız.

Üçüncü önemli temel: Bu da, Türkiye’nin komşularıyla tam bir ekonomik entegrasyon içine girmesidir. Çok istatistik verebilirim fakat vaktimiz dar sadece bir tablo göstereceğim. Bakınız, şu, komşu ülkelerle ticaret hacimlerimiz. Şu kırmızı gördüğünüz cüceler, 2002 yılına ait, şu gördükleriniz ise 2011 yılına ait. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Evet, Rusya’yla, “sıkıntı var” denilen Rusya’yla 5 milyar dolardan 30 milyar dolara, 6 misli artmışız.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli)Rusya’yla açık ne kadar?.. Riski de artmış.

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla)İran’la 10 misli artmış. Her bir ülkeyle en az 5, en fazla 10-15 misli artmış. İran’la bu sene ticaretimiz 25 milyar doları bulacak, “Kriz var.” dediğiniz İran’la 25 milyar dolar! 2002’de ise sadece 1.2 miyar dolardı.

İşte, getirdiğimiz fark bu. Eğer bir grup ülkeyle sizin ticaretiniz artıyorsa bu, şu demektir: Savaş ihtimaliniz minimize ediliyor, çatışma ihtimali azalıyor, dostluk halkalarınız genişliyor dolayısıyla bunu genişletmeye kararlıyız.

Yine, komşu ülkeler etrafında, bölgesel vizyonumuzla ilgili dördüncü prensip –bu, gerçekleşecek bugün veya yarın ama mutlaka gerçekleşecek- o da şudur: İnsanların, malların, sermayenin ve fikirlerin serbestçe dolaştığı, komşu ülkeler arasında sınırlara saygı gösterildiği ama bu sınırların bir duvar gibi değil, bir komşu kapısı gibi her an açık olduğu, esnediği, önemsizleştiği, anlamsızlaştığı bütüncül bir bölge oluşturmak istiyoruz. Balkanlar’da da bunu istiyoruz, Kafkaslar ve Orta Asya’da da, Orta Doğu’da da. Onun için Balkanlar’da bu sene “Balkan Savaşı’ndan ebedi Balkan barışına” dedik. Türk Konseyini kurduk. Türkiye-Bosna Hersek-Hırvatistan, Türkiye-Bosna Hersek-Sırbistan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan, Türkiye-Azerbaycan-İran gibi üçlü mekanizmaları oluşturduk. Başta komşu ülkeler olmak üzere bütün çevre ülkelerle vizeleri kaldırdık.

Bizim hayalimiz, evet, iddiamız da bu, bir gün gelecek, İstanbul’dan kalkan birisi, herhangi bir vizeye muhatap olmadan Saraybosna’ya kadar gidecek. İstanbul’dan kalkan birisi, Yemen’e, Fas’a kadar gidecek. İstanbul’dan kalkan birisi, Kafkasya Hazar üzerinden Altaylar’a kadar gidecek.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul)Yani Batı’da sadece Saraybosna’ya mı gidecek Sayın Bakan? Avrupa’ya gidemeyecek mi? Sadece Saraybosna mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla)Rüyamız, idealimiz bu ve bunu gerçekleştireceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, CHP’nin eleştirilerine gelince, bu, bizim komşuluk politikamızın paradigması.

Bakınız, yeni bir paradigma inşa edildiğinde yeni bir zihniyet inşa edersiniz. Biz o zihniyeti inşa ettik, biz o zihniyeti yaygınlaştırdık, bütün dünyada bilinir kıldık, ancak bazen münferit ve konjonktürel olaylar, bu paradigmalar üzerine meydan okumalar getirebilir, ama hiçbir zaman paradigmayı sarsamaz, aksine güçlendirir.

Nitekim, Arap Baharı sonrasında, tabii, bu paradigmayla ilgili yeni unsurlar çıktı, riskler de çıktı, avantajlar da çıktı. Nitekim, bugün, Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da, Fas’ta Türkiye'nin önüne yepyeni ufuklar açıldı; bu, büyük bir avantajdır. Baştan da biliyorduk Suriye’de riskler oluşabileceğini. Suriye’nin oluşturduğu riskleri de bu paradigma içinde çözmeye kararlıyız, ama Suriye krizinin sorumlusu ne Türkiye'dir ne de demokratik hakları için sokağa çıkmış olan Suriyeli kardeşlerimizdir.

REFİK ERYILMAZ (Hatay)Sensin Sayın Bakan, sensin!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla)Suriye krizinin sorumlusu, önce keskin nişancılarla, yetmediği zaman toplarla, tanklarla, o da yetmediğinde helikopterlerle, uçaklarla kendi halkını bombalayan zalim Esad rejimidir.

REFİK ERYILMAZ (Hatay)10 bin Suriye askeri öldü, 10 bin! Yazıklar olsun size!

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla)O resimleri gösteriyorsunuz. Her gün televizyonlarda gösterilen…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 12 Ekim 2012

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook