2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Aralık 2012 · 925 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Davutoğlu (AK Parti), 16 Aralık 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 925 kelime.
Ahmet Davutoğlu (AK Parti, Konya). “2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-davutoglu-24-2012-12-16-2013-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2011-yili-merkezi-yonetim-kesin-h (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20353
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımın 2013 mali yılı bütçe tasarısının yüce Meclisin onayına sunulması vesilesiyle huzurunuzda bulunuyorum. Öncelikle hepinize saygılarımı sunuyor, millî egemenliğimizin tecelligâhı olan yüce Meclisimizi selamlıyorum.
Sizlere dağıttığımız “2013 Yılına Girerken Dış Politikamız” başlıklı kitapçık hemen her konuda ayrıntılı bilgiler içermektedir. Önümüzde sadece on dört dakika olduğu için ve çok sayıda eleştiri yöneltildiği için ben mümkün olduğu kadar bu sunuşumu bu eleştirilere dönük olarak, dış politika anlayışımızı anlatmaya yoğunlaşmak suretiyle değerlendirmek istiyorum. Bu konuşmayı hazırlarken düşündüm, birçok kereler bu kürsüden değişik konularda dış politika sunuşları yaptık. Fakat ilginç bir şekilde bu sunuşlara rağmen aynı eleştiriler gelmeye devam etti. O zaman, tabii, her türlü eleştiri haktır, mümkün olduğu kadar bu eleştirilerin kaynağını teşkil eden anlayış farklarını ortaya koyarak bir sunuş yapmayı doğru buldum. Dört ana noktaya yoğunlaşacağım:
Birincisi, gerçekten bizimle muhalefet arasında dış politika yönetimi ve anlayışı bakımından bir yöntem farkı var. Bu yöntem farkını anlamadan detaydaki farkları anlamak çok zor. Aramızdaki temel yöntem farkı şu: Bugün, insanlık tarihi büyük bir ivmeyle akıyor, büyük tarihsel dönüşümler yaşanıyor. Bizim kanaatimiz şu: Bu tarihsel dönüşümler yaşanırken gelecekte özne olmak isteyen bir ülke, bir devlet, bir millet bu tarihî dönüşümü seyretmekle yetinemez. Şu riskler gelebilir, şu konular önümüzde sıkıntı doğurabilir düşüncesiyle o tarihî akışı sıradan bir nesne gibi izleyemez. Aksine, gelecek iddiası taşıyan bir ülke, bir devlet, bir millet tarihe ağırlığını koyar, gelişmeleri yönlendirecek iradeyi sergiler. Tarih, arkasından koşarak yetişilen bir olgu değildir, tarih, içinde koşularak ancak anlaşılabilir ve önüne geçilerek yönetilebilir.
Size bu açıdan temel farkımızı gösteren iki örnek vereyim. Büyük bir devrim yaşanıyor Arap toplumlarında. Bizim kanaatimiz şuydu en başından itibaren: Mademki tarihe bu halklar iradelerini koyuyorlar, biz bu halkların iradelerinin yanında yer alacağız.
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Suudi Arabistan halkının yanında neden yer almıyorsunuz?
DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla)Kim ne derse desin tarihî akışın içinde yer alacağız.
Sizlerse şunu söylediniz: “Niye risk alıyorsunuz, bekleyin.”
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Katar halkının yanında niye yer almıyorsunuz?
DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla)Mısıra tavır aldığımızda, Tunus’a tavır aldığımızda Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri “Neden bu kadar aktif tavır alınıyor?” diye tenkit ettiler. Suriye’de tavır aldığımızda yine aynı tenkitlere maruz kaldık ama tavrımız net ve açıktır. Biz, tarihin arkasından koşmayacağız, tarihî akışı anlayacağız ve tarihî akışı yöneteceğiz arkadaşlar.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Yine, dünya ekonomi politiği eksen kayması yaşarken ve ekonomi politik Asya’ya, Afrika’ya, Latin Amerika’ya doğru kayarken biz bunu seyretmedik; aksine, doğru bir zamanlamayla bütün bu bölgelerde açılım sergiledik ve büyükelçilikler açtık. Doğrusu şaşırdım; dış politikayı çok iyi bilen, bildiğine inandığım Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi sözcüleri oralarda büyükelçilik açmamızı küçümsediler. Halbuki, ekonomi politik akışı izleyenler bilir ki buralarda temsil edilmeyenler gelecekte dünya ekonomi politiğinde rol alamayacaklar. Bir çarpıcı örnekde buradan vereyim: Etiyopya. 2005 yılında Etiyopya’da 1 Türk şirketi vardı, 50 milyon dolar yatırım vardı. Geçtiğimiz ay Etiyopya’daydım, 341 Türk şirketi var, 3 milyar dolar yatırımımız var. İşte somut dediğiniz gelişme budur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu bütün Afrika’da böyledir, bunu sizler anlamayabilirsiniz ama Afrika’ya akın akın giden Türk iş adamları bunu çok iyi biliyorlar ve her vesileyle Hükûmetimize teşekkür ediyorlar.
İkinci temel farkımız esasta. Biz insanlıkla bütünleşerek dış politikayı yürütmek istiyoruz. Çevremizle, kader birliği yaptığımız bölgelerle, Orta Doğu’yla, Balkanlarla, Kafkaslarla, Orta Asya’yla birlikte yürümek istiyoruz. Oradaki her gelişme bizi ilgilendirir, orada esen her rüzgâr bizi etkiler, hiçbir şeyi seyretmeyiz. Sizse hep şunu söylediniz: “Suriye’de olaylar varsa bırakın seyretsin, belli bir noktaya gelsin, ondan sonra bir bakarız.” Bunun çarpıcı misalleri var. Bakınız, mülteciler politikamızı tenkit ettiniz. Suriyeli kardeşlerimize kapımızı açmamızı tenkit ettiniz; çünkü siz, bölgeye oryantalist bir bakışla bakıyorsunuz, dışarıdan bakıyorsunuz. Suriyelilerin acılarını paylaşmıyorsunuz, Filistin’de gelişmeleri dışarıdan seyretmemizi tavsiye ediyorsunuz -bu konulara geleceğim- biz ise yüreğimiz yanarak izliyoruz bunları ve Suriye’deki kardeşlerimize dün söyledim Suriye Türkmenleri Platformu toplantısında, tekrar söylüyorum: Onlarla bizim aramızda bir sınır görmüyoruz. Saygı duyduğumuz bir sınır var ama gönüllerimizde ve kaderimizde bir sınır görmüyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bakınız, Suriye muhalefeti ki, Sayın Korutürk bizim dışımızda geliştiğini söyler. Bütün dünya Suriye muhalefetine Türkiye’nin yaptığı katkıyı bilir ama Sayın Korutürk görmek istemez, ayrı bir mesele. Marakeş’te yaptığımız toplantıda, Suriye muhalefetinin öncü isimlerinden birisi kalktı, şunu söyledi: “Biz, bundan sonra, yıllarca, asırlarca Türkiye’ye teşekkür etsek hakkını ödeyemeyiz.” Onun üzerine ben kalktım, şu cevabı verdim: “Bize hiçbir borcunuz yok; çünkü bu borç, bu defter sizin dedeleriniz ve bizim dedelerimiz tarafından tarihte ödendi ve kapandı.” (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz, kimseyi borçlandırmak için değil, insanlık vicdanı ve bölgeyle bütünleşmemiz adına bu bölgelerle kader birliği yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Hiçbir zaman oryantalist bir tutum içinde olmayacağız; dışarıdan bakmayacağız. İçinde, o insanlarla birlikte, yaşayarak bunu yöneteceğiz.
Yine teşekkür ediyorum; dün, Suriye Türkmenleri Platformu toplantısındaydık; Sayın Mehmet Şandır gerçekten hem öncülük etti hem birlikte iyi bir iş birliğiyle bunu yaptık ama şaşırdım, Sayın Mehmet Şandır’ın bu faaliyetinden Sayın Tuğrul Türkeş’in haberi yok, “Suriye Türkmenleriyle ilgilenmediğimizi” söylüyor. Suriye’de herkesle ilgiliyiz. Suriye’deki Arap’la, Türkmen’le, Kürt’le, Sünni’yle, Nusayri’yle, Hristiyan’la, herkesle ilgiliyiz ve hepsi bizim kardeşimiz.
Yine Sayın Nazmi Gür’e hitaben söylüyorum: Suriye’deki Kürtlerin kaderi de bizim kaderimizdir.
SIRRI SAKIK (Muş)Bravo!
DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla)Tek şey istedik biz Suriye’deki Kürt kardeşlerimizden, Suriye muhalefeti arasında yer alın ve zulme karşı direnin. Zulme karşı direnen Suriyeli Kürt, Suriyeli Arap, Suriyeli Türkmen bizim yanımızdadır. Zulümle iş birliği yapan PYD gibi, Beşar Esad’la iş birliği yapanlar ise karşımızdadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kim olursa olsun.
İDRİS BALUKEN (Bingöl)Öyle bir şey yok Sayın Bakan
DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU (Devamla)İster Arap, ister Kürt, ister Türkmen, ister Nusayri ister Sünni. Bizim meselemiz etnik bir mesele değil, etnik bir mesele değil. Bizim tek meselemiz var, ölçümüz adalet, esasta farklı düşünüyoruz, esasta biz farklı düşünüyoruz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 16 Aralık 2012