Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)
Balıkesir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 22. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Kasım 2009 · 887 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Duran Bulut (MHP), 24 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S.428)); konuşma 887 kelime.
Ahmet Duran Bulut (MHP, Balıkesir). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-duran-bulut-23-2009-11-24-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanuna-gecici-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 428 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi, asil Türk milletini ve bizleri izleyen “Öğretmenlere bir müjde gelir mi? Öğretmenler Günü’nde Meclis bizim için ne düşünüyor?” diye bizi dinleyen değerli meslektaşlarımı saygıyla selamlıyor, onların Öğretmenler Günü’nü kutluyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün öğretmen ordusuna katılmak istenen 10 bin kadro, Türkiye'nin öğretmen ihtiyacını karşılamaktan çok uzaktır. Şu an eğitimin ihtiyaç duyduğu öğretmen sayısı 150 bindir. 70 bin öğretmen ücretli olarak görev yapmaktadır. Bu ücretli olarak görev yapan öğretmenler onurları kırılarak, sanki kapının ucunda bekler vaziyette derse girdiklerinde “Yarın ne olacak, seneye ne olacak, sözleşmem yenilenecek mi?” endişesi ve kuşkusu içerisinde. Dersten çıktığında öğretmenler odasında kendisinin farklı bir sınıfta, farklı adda bir öğretmen olduğunun ezikliği içerisinde görev yapan 70 bin öğretmen var.
Şimdi, Sayın Bakanın, Hükûmetin almak için tasarı getirdiği 10 bin öğretmen mutlaka sevindirici ve memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu 10 bin rakamının az olduğunu, ihtiyacı karşılamaktan uzak bulunduğunu… Sayın Bakanın daha önce ifade ettiği gibi “Sözleşmeli öğretmenleri kadrolu yapacağız.” şeklinde söylediğini basından okuduğum sözlerinin gerçekleşmesini beklemektedir 70 bin öğretmen. Ayrıca benden önceki değerli konuşmacının ifade ettiği gibi, “Türkiye'nin bir eğitim planlaması olmaz mı?”
Demin bir başka milletvekilimiz konuşmasında “Bütün illere üniversite açma sözü verdik ve açtık.” dedi. Güzel bir şey. “Bir müdür, bir mühür”le okul açıldığı gibi, ülkenin ihtiyacı olan bölümlerden oluşmayıp yarın Millî Eğitim Komisyonuna getirilen -yine- bir üniversite gibi, bundan öncekiler gibi, insan ve toplum bilimleri fakültesi bölümü, eğitim fakültesi bölümü, işletme ve yönetim bilimleri fakültesi, sosyal bilimler enstitüsü, bu bölümlerden oluşarak kuruluyorsa eğer bu üniversiteler, o üniversiteleri bitiren çocukların Türkiye’de istihdamı, iş bulması mümkün değil. Onun için, toplumu kandırmayarak, dört yıllığına oyalamayarak çocuklarımızı, eğitimin bir planlamasının yapılması ve ihtiyaçlara yönelik çalışmanın yapılması gerekmektedir. Eğitim yönetimi, bilgi ve beceri ve yeterlilik gerektirir.
Sayın Bakanım olaya bir hukukçu gözüyle bakar ancak çalıştığı ekibin, sekiz yıla yaklaşan AKP İktidarı döneminde, eğitim camiasını giderek bir çıkmaza soktuğu, yanlış yönlendirdiği, bugüne kadar çıkardıkları bütün atama yönetmeliklerinin hukuktan geri döndüğü, bir düzgün, Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun atama yönetmeliğini bile çıkarma becerisinden yoksun olduklarını, başlarındaki Bakana karşı, Bakanı ezik duruma düşürdüklerini ve bu beceriksiz, başarısız, bu işi yapamaz kadroların nasıl seçildiği konusunda bunun irdelenmesi ve incelenmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. Tabii ki hukuksuz atamalar, haksız tayinler, kayırmalar öğretmen camiası içerisinde güveni, birbirlerine olan saygıyı, üstlerine, amirlerine olan güveni, itimadı sarsmıştır. Onun için döneminizde emeklilik oranları yükselmiştir, onun için insanlar “Aman, kurtulalım.” diye emeklilik yolunu tercih etmişlerdir. Yoksa, genç yaşta çalışabilme imkânları varken niçin insanlar emekli olsunlar? Ülkenin bu kadar öğretmene ihtiyacı varken niçin ayrılsınlar? Bu, çalışma ortamındaki huzursuzluktan kaynaklanmaktadır. Çünkü siz ayakları baş, başları ayak yaptınız. Liyakate, bilgiye, beceriye değil, size yaranmak isteyen kimselere göre atamalar yaptınız. Nasıl yaptınız? Okulları, eğitim yönetimlerini, millî eğitim müdürlüklerini, şube müdürlüklerini yıllarca vekâleten yürüttürdünüz. Bakanlıkta birçok kadro vekâleten yürüdü, belki hâlâ devam ediyor. Tabii ki sizin bu uygulamanız devletin diğer kurumlarına da sirayet ediyor.
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde bir köydeki okuldan alınan bir öğretmenim, ilçe millî eğitim şube müdürlüğüne vekâleten getiriliyor. Bu şube müdürüme halk eğitim müdürlüğü vekâlet ettiriliyor. Bu şube müdürüme -zaten kendi okulunda da duruyor, kadrosu kendi okulunda- bir de millî eğitim müdürlüğü vekâlet ettiriliyor. Açıyorum Kaymakama: “Değerli Kaymakamım, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda bir insana üç ayrı vekâlet verilmez. Bunu uygulamakla görevli kişisin. Niçin bunu böyle yapıyorsun?” diyorum. “Bizim yoğurt yiyişimiz bu.” diyor Kaymakam, Balıkesir’in Sındırgı Kaymakamı. Tabii ki Bakanlıkta sayın genel müdürle görüşmemde daha sonra bu vekâletin azaldığını, düzelttiğini ifade ettiler.
ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir)Tam AKP’li! AKP’nin memuru!
AHMET DURAN BULUT (Devamla)Öğretmen atamaları da aynı şekil. Bunun için, değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı -emin olun- çok kötü bir gidişat içerisinde. Eğitimde başarı yıllara göre giderek düşmekte. Bu, hani, sayın vekiller kalkıp da, “Millî eğitime ayrılan pay bütün bakanlıklardan daha fazladır.” diye geçen yıl da hem Meclisi hem Türkiye’yi yanılttıklarını hatırlarsınız. Bu yıl geçen yılın da gerisine düşmüş bir bütçeyle karşımıza geliyor Hükûmet. Ne derslikleri ne çalışanların aylıklarını karşılamaktan, Millî Eğitim Bakanlığının ihtiyaçlarını karşılamaktan çok yoksun bir bütçe.
Değerli milletvekilleri, bugüne kadar on yedi millî eğitim şûrası yapılmıştır. Şûralarda alınan kararların veya uygulamaların doğruluğu veya yanlışlığı bugünkü eğitilmiş insan yapımızın niteliği ve niceliği ile doğru orantılı mıdır acaba? Hedeflenen insan modeli bugünkü yapı mıdır? Yıllar itibarıyla suç, suçlu, suç oranı ve suç çeşidindeki -varsa- azalma veya artmanın eğitimle ilgisi yok mudur? 18’inci millî eğitim şûrası yapılmadan önce bugüne kadar yapılan on yedi millî eğitim şûrasının muhasebesinin yapılması ve ortaya çıkacak tablo ve doğrultusunda 18’inci millî eğitim şûrasının gündeminin belirlenmesi gerekmektedir.
Bize bir fabrika teslim ediliyor, fabrika bozuk ürün imal ediyor. Ya fabrikanın müdüründe hata var ya ustasında ya makinesinde. Bir yerde hata var, bir aksama var. Millî Eğitim Bakanlığı, bunu incelemenin, irdelemenin yoluna bakmıyor. Neden? Çünkü, mevcut siyasi iktidarların görüşünün tasdiklendiği göstermelik toplantılara dönüşmüştür bu şûralar. Bunun için, Bakanlık dışında bir kuruluş, mesela Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi gibi, bağımsız bir kuruluş tarafından bu toplantıların, şûraların yapılması, sonuçlarının ortaya konup bir sonraki şûrada bunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bunun gibi, Bakanlığın aksayan, eğitimdeki başarısını düşünürseniz değerli milletvekilleri, 2000 yılında 9.322 öğrenci, 2009 yılında 29.927 öğrenci sıfır puan almıştır. Nereden? LGS, OKS, SBS, ÖSS, KPSS, DPY ve bursluluk gibi sınavlarda, bu sınavlarda yapılan… Öğrenci ÖSS’deki aldığı sıfır puan… Yani 2002 yılında 9.319 iken, 2009 yılında 29.927 öğrenci ÖSS’de sıfır puan almıştır. Ayrıca, yıllar itibarıyla üç aşağı beş yukarı değişmekle beraber en son…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 24 Kasım 2009