İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 21. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi ve yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.571)

Ahmet Duran Bulut

Balıkesir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 21. Birleşim · 5. yasama yılı · 25 Kasım 2010 · 990 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Duran Bulut (MHP), 25 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.571)); konuşma 990 kelime.

Ahmet Duran Bulut (MHP, Balıkesir). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi ve yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.571)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 25 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-duran-bulut-23-2010-11-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-teklifi-ve-yukseko (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili yasa hakkında parti grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hepimizin çocuğu var. Çocuklarımızı eğitim çağı geldiğinde okullara götürürüz. Okul seçiminde istediğimiz okula çocuğumuzu veremeyiz, bölgelere ayrılmıştır ancak vermek istediğimiz okulun idaresi bir fiyat belirlemiştir, orada aile birliğine yardım yaparsanız çocuğunuzu o okula verirsiniz. Paranız yoksa, çocuğunuz Millî Eğitimin size göstermiş olduğu bu okulda, bu öğretmende okumak zorundadır.

Bambaşka bir durumla da karşılaşırsınız çocuğunuz okurken; bir başka okul daha vardır, mutlaka gitmesi gerekir. Öğretmenler, çevre, veliler buna yönlendirir. Onun adı dershanedir. Önceden okulu desteklemek amacıyla kurulmuş olan bu dershaneler, şimdi eğitimin merkezi olmuştur, eğitimden daha önemlidir. Eğitimde, okullarda şu an sadece resmî diploma verilir ama dershanelere giden çocuklar üniversiteye, sınavlara hazırlanır. Oraya gitmezse çocuk başarısız olur. Çoğu okulda öğretmenler bile dershaneyi takip ederler, “Hangi dershaneye gidiyorsun oğlum, hangi dershanede hangi hocadan ders alıyorsun?” Böyle bir, eğitimi devlet eliyle yapılmaktan çıkartılmış, özelleştirme diye özel sektörün, özel okulların eline verilerek fırsat eşitliğini ortadan kaldıran, parası olanın çocuğuna en iyi eğitimi verdiği, parası olmayanın verilene razı geldiği bir anlayışa insanları mahkûm ederler.

Bu dershanelerimize, okullarımıza devam eden çocuklar lise 4’üncü sınıfa gelir… Lise 4’te bir şey yoktur, eğitim falan da yoktur. Neden dört yıla çıkartılmış, bunu da anlamak mümkün değildir. Çıkarttın, bunun programı nedir? Lütfen, Bakanlık gitsin okulları bir dolaşsın. Okullarda öğretmenlere, okul müdürlerine sorsun. Birinci dönem çocuklar zorunlu olarak derse giderler, ikinci dönem doktor doktor dolaşıp rapor alırlar. Bize gelirler, birilerine gelirler, birini bulup heyet raporu almak isterler. Neden? Çünkü ikinci dönem üniversite sınavlarına hazırlanacaktır. Yine gücü olan rapor alır, gücü olmayan çocuk okula devam etmek zorunda kalır; devamsız olursa sınıfta kalacak zaten. Öğretmen bakar, sınıfın dörtte 3’ü sınıfta yok, kalana “Oğlum, aç kitabını ne yaparsan yap.” der. İkinci dönem eğitim yoktur. Bunu, gelsin Bakanlık, ya ikinci dönemi tatil yapsın 4’üncü sınıflar için, ikinci dönemde bitirsin, bütün çocuklara aynı imkânı hazırlasın, sağlık raporu gibi sahte rapor almaktan insanları kurtarsın, hastaneleri de, özel hastaneleri de, tam teşekküllü hastaneleri de bu zor durumdan kurtarsın ve buna bir çözüm üretsin.

Değerli milletvekilleri, üniversite sınavlarına girer çocuklar; 100 çocuktan 15 tanesi üniversiteye girer. 15 çocuk üniversiteye, 85’i sokağa gider. 85’in hiç planlaması yoktur, programı yoktur. Elektriği öğrenmiştir ancak evde sigortası atar sigortayı değiştirmeyi bilmez. Buğdayı, pamuğu bilir, üretimin nerede olduğunu bilmez. Ülkede satılırken, üretilirken üretimin durduğunu, başka ülkelerden neden bu ülkeye getirildiğini, tahlilini bile yapamayacak duruma getirilir. Bu yüzde 15 çocuğun... Türkiye’de -üniversitelerde lisans ve lisansüstü eğitim alan öğrenciler- 1 milyon 441 bin 463 öğrenci üniversitelerde eğitim görür. Bu öğrencilerin 81 ilde, 107 ilçede, 270 yurtta ancak 243 bini devlet yurtlarından faydalanma imkânına sahiptir. Bu 243 bin öğrenci devlet yurtlarına -şartlar nedir, ailesinin gelir durumu mu, derslerdeki başarısı mı- bir şekilde sıralanır, yedekler belirlenir. Sizin hepinizin peşine veliler düşer, öğrenciler düşer. “Çocuğum şu okulu kazandı. Bak, param yok, fakirim. Aman vekilim, bir yurt bul.” der. Siz açarsınız Kredi Yurtlar Genel Müdürlüğüne, bilirsiniz ki, her neyse... Bir genel müdüre yüzde 5 kontenjan neden verilir sayın milletvekilleri? Size verilmiyor, bakana verilmiyor, Genel Müdüre kontenjan veriliyor. Genel Müdür kasım kasım kasılıyor, ulaşmak mümkün değil. Ulaşabilenler kimler? AKP’li sayın vekiller. Hepsi de değil, hepsi de dediklerini yaptıramıyor. Ben 10 kişiyi verdim “Aman, bu çocukları bir şekilde bir yere sığındırın.” diye evrak verdim. Bunların içerisinde 2 tanesi yerleşmiş. Puanıyla mı yerleşti, sırası geldi mi yerleşti, onu da bilmiyorum ama biliyorum, benim tanıdığım bir AKP’li vekil 26 öğrenci için evrak vermişti, 21 tanesi Sayın Genel Müdürün kontenjanından oraya girdi. Birçoğunuz kendiniz içinde olduğunuz için biliyorsunuz. Bu, hem vekilleri bu anlamda küçük düşürüyor hem demin değerli milletvekilinin bahsettiği gibi bir haksızlığa, bir adaletsizliğe yol açıyor. Şartsa, eğer sistem, kural konulmuşsa bütün öğrencilere konulmalı bu. Ne demek kontenjan? Torpil demektir kontenjan. Böyle bir şeye göz göre göre göz yummak ayıptır. Nasıl kabul edilebilir böyle bir şey? Ben fakirim, yetkisizim, çevresizim, ulaşamıyorum, falanca bey, filanca partinin yetkilisini buluyor veyahut da genel müdüre gidiyor, “Aman genel müdürüm, yaman genel müdürüm, benim çocuğumu alır mısın?” O kabul ederse, beyefendi eğer razı gelirse, kontenjan olarak, hiçbir kıstas yok ve alıyor. Dolayısıyla, bu makama getirilen şahısların, onların şahsiyetlerini tenzih ediyorum, ama böyle bir genel müdürlük gibi makama getirilen kişiler iktidar partisine yaranmak için çırpınırlar. Hele hele burada kalkıp eleştiren muhalefet milletvekilleri var ya. Sayın genel müdür göbeğini kaşır “Bak ben ne kadar size hizmet ediyorum, bak nasıl muhalefeti hiç takmıyorum, nasıl diğer milletvekillerini hesaba katmıyorum, telefonlarına çıkmıyorum, önümüzdeki dönemde seçimlerde beni değerlendirin.” mesajını verir. Bu gibi makamları siyaset olarak basamak yapmamak, bunlara fırsat vermemek gerekir. Dolayısıyla bürokratlar, ondan sonra iktidarlara hep yalakalık yaparlar, onların yanında görünmeye çalışırlar, devletin memuru değil partinin memuru kendini sanırlar ve devletin çivisi yerinden çıkar. Çıktı da zaten. İktidarlarınız döneminde artık devletin memurları genelde partinin memuru gibi hareket eder. İl başkanından liste gelmeden serbest kurum, özel güvenlik şirketlerine, temizlik şirketlerine eleman dahi alamaz o hastanenin müdürü, o firmanın başında olan kişi. Böylesine partizanlığın had safhaya geldiği bir ülke.

Kredi Yurtların birçok sorunları var; yetersiz… Ülkede eğitime yapılan yatırım en önemli yatırımdır ama ülkeyi bırakıp başka ülkelerde yurt açmak, bu öğrencilerin ihtiyaçlarına yönelik değildir, arkasında bir başka amaç vardır. Birilerinin verdiği talimattır. Bizim kararımız, bize anlatılan, içimizden doğan bir ihtiyaç değildir sayın milletvekilleri. Bu amaca gelmeyeceğinizi, bu oyunu bozacağınıza inanıyorum.

Üniversitelere giren çocuklarımıza çeşitli dönemlerde aflar çıkar, siz çıkarırsınız, biz çıkarırız buraya gelir. Bu bir yol olmuştur ve ondan sonra öğrenciler hep, aman af çıksın da -atılan öğrenciler- yeniden okula döneyim diye beklerler. Aftan sonra yine hemen sizin telefonlarınıza mesajlar gelir, kapılarınıza gelirler, aman vekilim bir kanun getirin de af çıksın diye.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bu af konusunu gündemden çıkarmak adına üniversitelerde sınıfta kalmayı ortadan kaldıralım. İnsanlara okuma hakkını verelim, kırk yaşına kadar, elli yaşına kadar, kaç yaşına kadar o dersi verebilirse sınav hakkını verelim, ona göre harcını yatırsın, yıllara göre de bu harç artsın ama sınıfta kalarak hem devletin imkânları hem insanların zamanları heba olmasın. Bunun için Türkiye’de tabii ki bundan mağdur olmuş binlerce insan, genç şu an yine böyle bir çözüm beklemektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 25 Kasım 2010

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook