2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Şanlıurfa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Aralık 2017 · 1.447 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Eşref Fakıbaba (AK Parti), 19 Aralık 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 1.447 kelime.
Ahmet Eşref Fakıbaba (AK Parti, Şanlıurfa). “2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-esref-fakibaba-26-2017-12-19-2018-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2016-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=65047
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımızın 2018 yılı bütçe görüşmesi vesilesiyle, sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
İnsanoğlunun en eski uğraşı olan tarım ve gıda, önemi ve stratejik boyutu her geçen gün artan hayati bir sektördür. Bugün, dünya nüfusu hızla artarken tarıma elverişli araziler azalmaktadır. Endüstri gelişip şehirler büyürken insanoğlu maalesef, gıdasını sağlayan toprağını ihmal etmektedir. Bu yüzyılda ülkeler ve insanlar sanayileşmenin peşinden giderek zenginliği tatmış ancak paylaşma duygusunu unutarak bencilleşmeye de başlamıştır.
Sonuç olarak, bugün, bir tarafta açlığın, diğer tarafta ise aşırı tüketimden gelen sağlık sorunları ve israfın bir arada olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Adaletsizliğin gıda paylaşımına fazlasıyla bulaştığı bu dünyamızda 2 milyar insan aşırı kilolu. Bunun da 650 milyonu obezite sorunlarıyla uğraşırken 800 milyon insan açlık çekiyor ve yılda 1 milyar 300 milyon ton gıda çöpe gidiyor. O nedenle, geldiğimiz günden beri hep “İsraf eden iflas eder.” diyoruz, “Tarım ve gıda sadece yiyeceğimiz değil, geleceğimizdir.” diyoruz. Bu sebeple, tarımın siyasetüstü bir mesele olduğuna, benden önce bir arkadaşımın söylediği gibi ben de yürekten katılıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anadolu topraklarında üretmek ve ürettiğini paylaşmak on iki bin yıldır hiç değişmeyen bir geleneğin, bir kültürün sonucudur çünkü bu topraklarda kurulan medeniyetler çiftçinin alın terinin kıymetini, koyun ve keçi peşinde koşan çobanın hikmetini, sofrasında her cana açık olan insanın değerini çok iyi bilmekteydi. İşte bu yüzden, Anadolu bereketini hiç esirgememiştir.
Türkiye, dünyanın en önemli gen kaynağına sahip olan ülkelerinden biridir. Ülkemiz, 4 bini bu topraklara has, 12 bin bitki türünü barındıran eşsiz bir coğrafyaya sahiptir. Cumhuriyetin ilk yıllarında tarım, Türkiye'nin kalkınmasında itici güç olarak önemsenmiştir. Modern tarıma geçiş için çok çalışıldı, önemli adımlar atıldı. Tarım sektöründe geçmişteki gayretleri gelecekteki hedeflere bağlamak, yapılanın üzerine daha fazlasını katmak felsefesi ve sorumluluğu içerisinde hareket etmekteyiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ döneminde ülkemiz tarımı verimlilik, üretim ve kalitede çok önemli gelişmeler kaydetmiştir. 2017 yılının ilk dokuz ayında yüzde 3,3 büyüyen tarım sektörünün bu yılı büyümeyle tamamlamasını beklemekteyiz. Son on dört yılın on ikisinde büyüyen tarım, cumhuriyet tarihinin en istikrarlı dönemini yaşamaktadır. Tarımsal hasılada 2005 yılından bugüne Avrupa’daki liderliğimiz devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış, 3,7 milyar dolardan 16,2 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülkedir. Son on beş yılda tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde toplam 58 milyar dolar ihracat fazlası verdik. Türkiye sadece kendi ürettiğini ihraç eden bir ülke değildir. Aynı zamanda ham maddesini yurt dışından alıp, içeride işleyip, katma değer katıp tekrar ihraç edebilen bir ülkedir. Bugün dünyada buğday unu ihracatında lider, makarna ihracatında ikinci sırada isek bu durum katma değerli ihracat anlayışımızın bir sonucudur. Tarım ve gıda ürünlerinde katma değerli ihracatımızı artırmaya yönelik çalışmalarımız bundan sonra da aynen devam edecektir.
Değerli milletvekilleri, AK PARTİ Hükûmetleri daima çiftçimizin yanında yer aldı. Devletin tüm imkânları tarım için seferber oldu. 2003-2017 döneminde üreticilerimize 103 milyar lira yani eski parayla 103 katrilyon lira destek ödedik. 2018 yılında ise 14,5 milyar lira destek vereceğiz. Bu destek tarıma sağladığımız nakit hibe kaynaktır. Bunun yanında ayrıca arazi toplulaştırma ve tarımsal sulama yatırımları, tarımsal kredi sübvansiyonları, müdahale alımları ve ihracat destekleri gibi birçok kalemde tarıma önemli kaynak sağlıyoruz, sağlamaya devam edeceğiz. Özellikle girdilere yönelik mazot, gübre, tohum ve yem bitkileri desteklerimiz devam edecektir. Şayet, 14,5 artı yukarıda bahsettiğim mevzuları göz önüne aldığımızda ortalama 30 milyara yakın, Hükûmet olarak tarıma destek vermekteyiz. Mazot desteğini 2003 yılında ilk kez hayata geçiren Hükûmet olarak şimdi ürün bazında mazot maliyetinin yarısını biz karşılıyoruz. Mazotun fiyatının arttığını biliyoruz, bu yıl mazot desteğini de artışları baz alarak güncelleyeceğiz. Tarımsal kredilerde konusuna göre yüzde 25 ila yüzde 100 arasında faiz indirimi yani sübvansiyon uygulamamız devam edecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; atalarımızdan emanet aldığımız bu bereketli toprakları korumak ve geliştirmek için azami çaba sarf ediyoruz. Bu yıl 192 büyük tarımsal ovayı Bakanlar Kurulu kararıyla koruma altına aldık. Ova sayısını 2018 yılında 250’ye çıkaracağız. Yine, çok değerli bir arkadaşımızın söylediği, “Bu ova sayısı 250’ye çıkacaktı, ne oldu?” diye sormuşlardı; şu anda 45 ovayı Bakanlar Kuruluna arz ettik, inşallah bu sayı 2018 yılını bulmadan 250’ye çıkmış olacaktır.
Arazi toplulaştırma çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Toplulaştırmanın başladığı 1961’den 2002 yılına kadar 450 bin hektar alanda toplulaştırma yapılmış iken AK PARTİ döneminde 5 milyon 600 bin hektar alanda toplulaştırma tamamlanmıştır. 1,8 milyon hektar alanda çalışmalarımız devam etmektedir. 2023’e kadar 8 milyon hektar alanda toplulaştırmayı tamamlayıp toplamda 14 milyon hektara ulaşacağız ve Türkiye’nin toplulaştırma problemini çözmüş olacağız. Arazi toplulaştırma ve sulama projelerinin birlikte planlanarak uygulanması için Orman ve Su İşleri Bakanlığıyla koordineli çalışmaktayız. Bu bağlamda Sayın Bakanımıza ve arkadaşlarına yürekten teşekkür ediyorum.
Suyumuzu verimli kullanmak amacıyla basınçlı sulama sistemini kullanan çiftçilerimize yüzde 50 hibe desteği ve sıfır faizli kredi uygulaması devam etmektedir ve Orman Bakanıyla yapmış olduğumuz görüşmeler neticesi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın bize vermiş olduğu talimatlar doğrultusunda artık bu tarihten itibaren Türkiye’de vahşi sulama olayı bitmiştir, bundan sonra Allah’ın izniyle basınçlı sulamayla toprağımızı suyla buluşturacağız.
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Bir de Enerji Bakanıyla konuşun, en yüksek fiyat tarımda sulamada biliyorsunuz.
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Oraya da geleceğim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sadece üretmek değil, verimli, kaliteli ve planlı üretmek temel amacımızdır. Bu nedenle, Millî Tarım Projesi kapsamında Havza Bazlı Destekleme Modeli’ne geçtik. Ülkemiz için stratejik açıdan önemli 21 ürünü en iyi yetişeceği havzalarda destekliyoruz. İnsan beslenmesi için vazgeçilmez olan buğdayı, hayvan beslenmesi için temel girdi olan yem bitkilerini ayrım yapmadan tüm havzalarda destekliyoruz ve desteklemeye devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlarım, hükûmetlerimiz döneminde ilk kez başlatılan tohumluk desteğiyle hem üretim hem de ihracatta önemli bir seviyeye ulaştık. Son on beş yılda tohum üretimimiz 145 bin tondan 960 bin tona, tohum ihracatımız 15 milyon dolardan 154 milyon dolara yükseldi. Bugün, 76 ülkeye tohum ihracatı yapan bir ülke hâline geldik. 2023 yılında 2 milyon ton tohumluk üretimi ve 500 milyon dolar tohum ihracat hedefimizi belirledik ve çalışmalarımızı bu yönde hızlandırdık. Etkin AR-GE çalışmalarıyla son on yılda yerli sebze tohum kullanım oranını yüzde 10’dan yüzde 60 seviyesine çıkardık. Organik tarım ve iyi tarım desteğimiz devam etmektedir. Tarım sigortalarının kapsamını her yıl gittikçe artırmaktayız. Son on yılda toplam 3,4 milyar lira prim desteği, 3,6 milyar lira hasar tazminatı ödendi. Bu yıl buğdayda başlayan kuraklık verim sigortasını 2018’de tüm tahılları kapsayacak şekilde genişleteceğiz. TARSİM’de 2020 yılına kadar -arkadaşlar, özellikle altını çizerek söylüyorum- gelir bazlı sigorta sistemine geçmek AK PARTİ olarak en büyük hedefimiz ve icraatımız olacaktır. Ayrıca, 2017 yılında doğal afetlerden etkilenen tüm çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarını bir yıl ertelemiş bulunmaktayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Alkış az oldu ama.
OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne)Yüzde 3 de faiz aldınız.
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Arkadaşlar bir alkışlayın, Sayın Bakana bir moral alkışı yapın. Sayın Bakanım, benden başka dinleyen yok.
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Vallahi öyle yani ihtiyaç var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Gelir bazlı sigorta sisteminin altını niye çizdim: Gelir bazlı, gerçekten… Biz eğer bunu inşallah yakaladığımız takdirde -yakalayacağımıza inanıyoruz- buğday üreticisine şunu söyleyeceğiz: Maliyetin ne kadar, kazancın ne kadar olmalı ve bunun satışı ne kadar olmalı? Zaten sigortalısın, eğer bunun altında satacak olursan sigortadan o eksik olan paranı alacaksın, yok fazlaya satmışsan zaten sigortana ihtiyacınız kalmamış olacak. Bu bağlamda AK PARTİ olarak bunu önemsiyoruz ve inşallah, başarılı olacağımıza da yürekten inanıyoruz.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Bakanlığımızca tüm ürünlerde iç ve dış piyasalar yakından takip edilmektedir. TMO 2017 yılında piyasalardaki gelişmelere göre buğday, mısır, fındık ve kuru üzümde müdahale alımları yapmıştır; böylece, üreticinin mağduriyeti önlenmiş ve piyasaların regülasyonuna önemli katkılar sağlanmıştır. TMO tarafından 2017 yılında 2 milyon 50 bin ton buğday, 205 bin ton mısır, 5 bin ton kuru üzüm, 16 bin ton haşhaş kapsülü, 137 bin ton fındık alınmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu alımlar karşılığında çiftçilerimize toplam 3,4 milyar lira ödenmiştir. Ayrıca, cumhuriyet tarihinde ilk defa lisanslı depoculuk hamlesini biz başlattık. Esasında, biraz önce yine çok değerli bir arkadaşımız kendisi açısından haklı olabilir, saygı duyuyorum… Zaten arkadaşlarımızın haklı olduğu eleştirileri not ettik ve onları düzeltmek için takım hâlinde uğraş vereceğiz. Ama şuna emin olun çok değerli milletvekili arkadaşlarım: Eğer TMO olmamış olsaydı acaba fındık ne olacaktı, sizlere sormak istiyorum, fındık fiyatları ne olacaktı?
ORHAN SARIBAL (Bursa)FİSKOBİRLİK’i ne yaptınız? TMO’nun görevi mi fındık almak?
TÜRABİ KAYAN (Kırklareli)FİSKOBİRLİK ne oldu, Sayın Bakanım, FİSKOBİRLİK’e ne oldu?
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) - Bakın, fındık fiyatları, emin olun, 5 lira veya 6 lirayla stokçuların elinde olacaktı, 5 veya 6 lirayla stokçuların elinde olacaktı ama Tarım Bakanlığımız ve TMO bunu ne yaptı? Dekar başına teslim edebileceği ürün miktarını 90 kilogramdan 130 kilograma çıkardı, fındık alımlarında uygulanan çürük oranı sınırını yüzde 3’ten 5’e...
ORHAN SARIBAL (Bursa)Sayın Bakan, FİSKOBİRLİK’i yok ettiniz. Sizin işiniz değil onlar, FİSKOBİRLİK’in işi.
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Devamla) – Bakın, ben rakam veriyorum arkadaşlar, rakam veriyorum, müspet şeyler.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
87 konuşma daha · 19 Aralık 2017