Organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, bursa milletvekili mehmet altan karapaşaoğlu'nun; organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili ve izmir milletvekili oktay vural ile izmir milletvekili şenol bal'ın; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesine dair kanun teklifi, izmir milletvekili ahmet ersin ve 18 milletvekilinin; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s: 222)
İzmir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 6. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Ekim 2008 · 2.052 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP), 15 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI, BURSA MİLLETVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU'NUN; ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ VE İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL İLE İZMİR MİLLETVEKİLİ ŞENOL BAL'IN; 4562 SAYILI ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ, İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET ERSİN VE 18 MİLLETVEKİLİNİN; 4562 SAYILI ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S: 222)); konuşma 2.052 kelime.
Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP, İzmir). “Organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, bursa milletvekili mehmet altan karapaşaoğlu'nun; organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili ve izmir milletvekili oktay vural ile izmir milletvekili şenol bal'ın; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesine dair kanun teklifi, izmir milletvekili ahmet ersin ve 18 milletvekilinin; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s: 222)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 15 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kenan-tanrikulu-23-2008-10-15-organize-sanayi-bolgeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir)Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini aktarmak üzere huzurunuzdayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, geçmiş tecrübe ve çalışmalarımızın ışığı altında bu tasarıyla ilgili olarak bazı görüş ve düşüncelerimi samimi olarak bu kürsüden sizlerle paylaşacağım. Umuyorum ki Sayın Hükûmet de bu öneri ve eleştirilere olumlu yaklaşacak ve bu tasarının hem sektörümüz için hem organize sanayi bölgelerimiz için, tabii ki ülkemiz için daha mükemmel çıkmasını ve yasalaşmasını temin edecektir.
Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla, başlangıç itibarıyla, 2000 yılında çıkarılan Organize Sanayi Bölgeleri Yasası’na göre bazı ufak değişikliklerle öncelikle tanımlar getirilmiş ve bu tanımlardan yola çıkarak “Organize sanayi bölgeleri de nedir?” diye sorulduğu zaman vatandaşlarımız tarafından, çok kısa olarak, “Kendi kanununa göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgeleri.” olarak tanımlanmış. Tabii bu mal ve hizmet üretim bölgesinin üstü de gerek teknolojik donanım gerek çevreye duyarlı sanayileşme gerek kentleşmenin daha iyi, daha mükemmel yönetilmesi ve buna bağlı olarak dünya ve Türkiye’ye entegre edilecek diğer ekonomik politikalarla da donatılmış.
Değerli arkadaşlarım, ülkemizde yaklaşık kırk yılı aşkın bir süredir organize sanayi bölgeleri yasa çıkmadan, herhangi bir üst mevzuata bağlanmadan yönetilmiş, ta ki 12 Nisan 2000 tarihine kadar. 12 Nisan 2000 tarihinde ne yapılmış? Öncelikle, bu tasarı görüşülürken hafızalarda bu tasarının altyapısını hazırlayan yasal çalışmalar neydi, sizlere onları hatırlatmak isterim.
57’nci Hükûmet döneminde, yani 1999-2002 yılları arasında bu tasarı gerçekten sektör ve sektör ve sektör temsilcilerinin oluşturduğu büyük bir katılımla ve onların meydana getirdiği dernekler, kuruluşlar, tabii ki odalar ve temsilcileriyle bir araya gelinerek bu yasa çalışması tamamlanmış ve 15 Nisan 2000 tarihinde öncelikle Mecliste, bu yüce çatı altında yasalaştırıldıktan sonra Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş. Bir kere bu çalışmanın temeli olarak milletvekillerimizin hafızasına bunu getirmek istedim. O tarihlerde konuyla ilgili olabilecek olan bütün tarafların iştiraki gerçekten önemlidir çünkü -bunu özellikle özel teşebbüsün önünü açmak ve bu konuyla ilgili, bu anlayışla ilgili olarak belirtmek için altını çizerek söylüyorum- böylelikle organize sanayi bölgeleri tüzel bir kişiliğe kavuşturulmuş ve kuruluşundan işletilmesine kadar her türlü aşamada da müteşebbis heyetleri organize sanayi bölgelerinin yetkili kılınmıştır.
Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uhdesinde ve görevinde olarak Teşkilat Kanunu’na bağlı olarak yürütülen organize sanayi bölgeleri 107 adet bitirilerek Türk sanayisinin ve sektörün hizmetine sunulmuştur.
Gene, 2008 yılı yatırım programına baktığımız zaman da -yanlış hatırlamıyorsam- 100 adet organize sanayi bölgesi süregelmektedir ve bir süreç hâlinde geçtiğimiz yıllardan itibaren proje stoku olarak devam etmektedir. Böylelikle hem özel sektörün hem devletimizin bütçe katkılarıyla ve imkânlarıyla yapılan organize sanayilerini bir araya topladığımız zaman 255 adet organize sanayi yapısıyla karşılaşıyoruz ki bunlar genellikle sicil numarası ve tüzel bir kişilik kazanmış durumda.
Değerli arkadaşlarım, yer seçimi çalışmaları yapılan ve devam eden ve bu arada da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından tüzel kişilik verilen ancak değişik nedenlerle işletme aşamasına da geçirilmemiş 125 civarında organize sanayi bölgemiz var. Bunlar da niye işletme aşamasına geçememiş diye biraz alt detaya indiğimizde, baktığımızda şunlarla karşılaşıyoruz: Bir kısmı yer seçimi aşamasında bekliyor, bir kısmının kamulaştırma çalışmaları devam ediyor, yine bir kısmının imar planı ve altyapı projelerinin hazırlık çalışmaları maalesef bitirilememiş ve yine önemli bir kısmının da diğer altyapı çalışmaları henüz neticelenmemiş. Umuyorum ki gerekli kaynak ve imkân sağlanırsa Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, bu kalanlarla ilgili olarak da sektörümüze, Türk sanayisine bunları kazandırabilecektir.
Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde özellikle bazı rakamsal büyüklükleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Biraz önce söyledim, 57’nci Hükûmet döneminde bu yasa Türkiye devletine kazandırılmış ve Türk sanayisi bundan büyük kazanımlar elde etmişti. İşte bu 1999-2002 yılları arasına baktığımız zaman, yaklaşık üç buçuk yıllık süreç içerisinde 34 tane OSB ve 69 tane de KSS yani küçük sanayi sitesi bitirilmiş ve sanayicimizin hizmetine sunulmuştur.
Diğer taraftan, o günkü Hükûmet işbaşına gelmeden önce, geçen süreç zarfında baktığımız zaman, tamamlanan küçük sanayi sitesi yatırımlarının, yıllık iş yeri ortalamasının 2.211 olduğunu görüyoruz. 2002 yılında bizden sonraki yani 57’nci Hükûmetten sonraki 58 ve devamı gelen hükûmetlere devrederken bu rakamı yüzde 62 artırarak yılda ortalama 3.561 iş yerine çıkarmışız. Bunlar önemli hizmetler ve yatırımlar çünkü o günün şartları içerisinde sınırlı kaynaklarla ve imkânlarla yapılabilmiş hizmetler. İhtisas organize sanayi bölgelerinin önü de yine o dönemde atılarak bu bağlamda hem Elâzığ ve Afyon’da besi organize sanayi bölgeleri ve İzmir Bayındır’la Yalova ilimizde de çiçekçilik organize sanayi bölgelerinin kuruluşu gerçekleşmiş.
Değerli arkadaşlarım, bu ihtisas organize sanayi bölgelerine değinmişken sizlere şu bilgiyi de aktarmak istiyorum: Türkiye'nin birçok yerinde ihtisas organize sanayi bölgesi talepleri var ve bunlar gelişen dünya şartlarına baktığımız zaman haklı ve yerinde talepler. Bunlardan örneğin ilk aklıma gelen, İzmir ilimizde mevcut döküm ve otomotivciler organize sanayi bölgeleri, talepleri ve müracaatları var. Bunlar hızla ilerlemekte ama tabii ki gelişen sanayi potansiyeli olan ve sanayi imkânı olan, sanayi profili de geçtiğimiz yıllara göre hızla değişen birçok ilimizde olduğu gibi İzmir’de de bunlar yetersiz kalmakta. Örneğin tarım alanında faaliyet gösterecek olan ihtisas organize sanayi bölgeleri maalesef geri planda kalmaktadır.
İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi özel bir örnektir çünkü yerel yönetimle merkezî yönetim arasındaki uyuşmazlık nedeniyle sürüncemede kalmıştır, sanayicimiz mağdur olmuştur, maalesef bugüne kadar da birçok yetkilinin verdiği söze rağmen neticelendirilememiştir. İnşallah bu kanun tekliflerinin içerisinde, çok değerli Milliyetçi Hareket Partisi İzmir milletvekillerinin de altında imzası olan bu kanun tekliflerinin neticesinde sayın Hükûmet ve sayın Bakanlık da olumlu görürse İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesini de bugün bu yasa tasarısı görüşülürken çözme imkânına kavuşacağız.
Değerli arkadaşlarım, 57’nci Hükûmet döneminde yapılan bu çalışmalar sonucunda daha önceki yıllarda ortalama olarak yıllık 288 hektar organize sanayi bölgesi bitirilip faaliyete alınırken, gene biraz önce söylediğim gibi, bu dönemin içerisinde -o dönemin sonucunu kastederek söylüyorum parantez içinde- altı yılda ortalama 1.907 hektar organize sanayi bölgesi yapılabilmiş. Şimdi, böyle baktığımız zaman bu rakamlar belki biraz kafa karıştırabilir ama 58, 59, 60 diye giden hükûmetlerde yani geçtiğimiz altı yıllık hükûmetlerde bu rakam 1.078 hektarda kalmış. Hem süre olarak uzun hem de tek parti hükûmeti olmasına rağmen arada bir verimsizlik var. Bu verimsizlik tabii dünyanın değişik şartlarına ve konjonktürel gelişmelere de bağlanabilir ancak geçtiğimiz altı yıldaki bu performans düşüklüğünü hem sanayicimiz hem de girişimcilerimiz çok iyi değerlendirmektedirler.
Sayın milletvekilleri, bugün OSB’lerin her türlü altyapı ve sosyal tesis yatırımları ve buna benzer enerji yatırımları ve işletme hizmetleri OSB’nin kendi tüzel kişiliği tarafından yapılmaktadır. OSB yatırımları ve işletmeleri bu hizmet ödemelerini toptan yapmaktadırlar ve bu toptan yapış ve süresi dikkate alınarak da OSB’ler için hem elektrikte yüzde 5 hem de doğal gazda yaklaşık yüzde 3 iskonto uygulanmaktaydı. Tabii, bu, geçtiğimiz dönemler içinde yapılan bir uygulamaydı. Gelin görün ki, EPDK’nın, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun yaptığı kararlar ve BOTAŞ’ın buna uyması neticesinde, çok yakın geçmişte, bu elektrik iskontoları kaldırılmış ve maalesef doğal gaz iskontosu da gene geçtiğimiz 2008 Mart ayında kaldırılarak, OSB’lere üstelik haber de verilmeksizin, yüzde 3’ten yüzde 1’e indirilmiştir.
Bunlar hem en önemli enerji girdisidir -elektrik ve doğal gaz olarak- hem de son zamanlarda yapılan -ki artık bu mutat hâle geldi- elektrik zamlarına son yüzde 9,27’lik zamdan sonra yılbaşı periyodu itibarıyla baktığımız zaman, 1 Ocak, bugün itibarıyla yaptığımız zaman, gene yaklaşık yüzde 55 civarındaki elektrik zammı da sanayicimizin belini kırmış gözükmektedir. Değerli arkadaşlarım, doğal gazda yüzde 30’dur bu zam yılbaşından bugüne kadar.
Bunlar şunun için önemlidir: Aslında bu yüce Meclis, belki de küresel krizle ilgili olarak bir genel görüşme yapmalıydı bugüne kadar. Maalesef, bu kriz konusunu, dünyada hızla tedbirlerin alınıp geliştiği o süreç boyunca Türkiye Büyük Millet Meclisi, tabii ki başta iktidar grubu olmak üzere, bunu görüşme noktasında geç kalmış gözükmektedir. Biz hem bu krizi hem sanayi sektörümüzü, tabii ki ona bağlı olarak diğer ekonomik ve sosyal kesimlere yapılması gerekli olan tedbir ve politikaları buralarda tartışma imkânı bulmalıydık diyorum.
Bugün görüştüğümüz bu tasarı, değerli milletvekilleri, ha çıktı ha çıkacak diyerek, işte haftaya kesin çıkacak diyerek birçok yetkili Hükûmet mensubu tarafından söylenmiş, oyalanmış, bugüne kadar gelinmiştir. Tabii bunlar yapılmış, geçmişte kalmıştır. Bugün bu kürsüye çıktığımıza göre artık uygulama aşamasına geçilmiştir ama bu kadar oyalanılmasının ve bu kadar geride kalınmasının da tabii ki sanayi sektörüne bir maliyeti olacaktır. Bu maliyetin de hesaplanması gerekir diye düşünüyorum.
Tasarı elbette organize sanayi bölgelerinin ve orada işletme aşamasında olan birçok kuruluşumuzun haklı taleplerini de içermektedir. Bazı eksikliklere rağmen bu haklı talepleri de yerinde bulmak gerekir diye düşünüyorum.
OSB’lerimiz bir üst örgüttür. Bunlara bu şekilde bakmak ve yaklaşmak gerekir diye düşünüyorum. Bu örgütü de meydana getiren temel unsur sanayicilerimiz ve girişimcilerimizdir. Onların meydana getirdiği bir üst çatı örgütüdür OSB’ler. Eğer bunlarla ilgili birtakım iyileştirme çalışmaları yapılacaksa, bunları ilgilendiren, bunların menfaatlerini şu veya bu şekilde etkileyen yasa çalışmaları yapılacaksa, çok doğal olarak, onların haklı taleplerine kulak vererek ve onların önünü açacak, onlarla birlikte yapılacak olan teklifleri de değerlendirmemiz gerekirdi diye düşünüyorum.
Bakın, Hükûmet tasarısına ve içindeki diğer tekliflere baktığımız zaman, bir kere her şeyden önce bu tasarının olgunlaşıp gelmesi noktasında da bazı eksiklikleri görüyoruz çünkü ben ilk defa olarak şöyle bir uygulamaya rastlıyorum: Sanayi Komisyonunda Hükûmet kendi getirdiği tasarı üzerinde de değerli komisyon üyesi milletvekillerine -tabii ki iktidar partisine mensup olanları kastediyorum- önergeler verdirerek âdeta kendi tasarısını olgunlaştırma sürecini yeniden başlatmış ve bu tasarıyı bir miktar -bana göre çok büyük özellikle ama kâğıt üstünde bir miktar- değiştirmiştir. Belki de bu Genel Kurul aşamasında gene bazı önergelerle karşı karşıya kalarak bu yasa tasarısını yasalaştıracağız. Bu da yeni bir âdet oldu.
Değerli milletvekilleri, şimdi bu süreç bu kadar önemliyken ve bu kadar önemli değişiklikler yapılırken madde bazına indiğimiz zaman da tasarıda bazı hazırlıksız yapılanmanın olduğunu görüyoruz. Örneğin tasarının 2’nci maddesinin üçüncü fıkrasıyla -biraz önce de söyledim- 12 Nisan 2000 tarihinde çıkarılan OSB Yasası’nın yani 4562 sayılı Yasa’nın 4’üncü maddesinin (d) fıkrası değiştiriliyor.
Bakın, bu kadar laf kalabalığının manası şu: O günkü şartlarda biz, her türlü sanayi derneğinin ve kuruluşunun ve kooperatiflerin organize sanayi bölgesi kurmasına imkân sağlıyorduk ki bunlardan mesela en büyüğü -hemen söyleyeyim- İkitelli’dir. İkitelli’de o kadar çok fazla, onlarca kooperatif bir araya gelmiştir ki belki Türkiye'nin değil, dünyanın sayılı büyük organize sanayi bölgesi teşekkül ettirilmiştir. Şimdi bugün bu sanayici kuruluşları ve dernekleri bir kenara itilmektedir bu değişiklikle. Gene bu sanayici derneklerinin bugüne kadar kurduğu on adet -gene yanlış hatırlamıyorsam- organize sanayi bölgesi vardır. Bunların statüleri de değişecektir bu yasa çıktığı zaman.
Değerli arkadaşlarım, küçük sanayi sitelerinden oluşan -biraz önce de söyledim- OSB’lerimiz vardır. Bunlar da kooperatifler vasıtasıyla kurulmuştur. Bunların da statülerinde büyük değişiklikler olacaktır.
Tasarının gene 2’nci maddesinde yapılan bazı değişikliklerle “…katılımcı ve/veya kiracı vasfı ile bölge içinde faaliyet gösteren küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık hizmet alanları ise bölge büyüklüğünün %10 undan fazla olamaz.” deniliyor. İşte, bu madde de küçük sanayi siteleri ile organize sanayi bölgelerinin durumunun açıklanmaya muhtaç olduğunu gösteriyor.
Değerli arkadaşlarım, şimdi baktığımız zaman KSS’lerden oluşan OSB’lerin bütün parsellerinin yaklaşık yüzde 95’i küçük imalattır zaten. Bunlar küçük imalat ve tamircilerin bir araya getirdiği kuruluşlardır.
Diğer yandan, baktığımız zaman Türkiye’mizin bazı bölgelerinde OSB’lerin parsellerinde yaklaşık yüzde 55’i bu küçük imalat yapan sanayici gruptan meydana gelir ama bunlar katma değeri küçük imalatlardır.
Öte yandan, Türkiye'nin daha gelişmiş yöreleri ve bölgelerinde yapılan OSB’lerde ise, bu “küçük imalat” diye tabir ettiğiniz kuruluşlar daha büyük katma değerli kuruluşlardır. Bakın, ikisi de küçük imalattır ama bir bölgede katma değeri düşüktür -aynı tanım ve vasıf altında gözükmektedir- ama bir bölge ve yörede katma değeri yüksektir, gene aynı tanımın içerisindedir.
Ama bütün bunlara rağmen, baktığımız zaman tasarıda “küçük imalat” ifadesinin tanımı yoktur. Bu tasarıda belki de en önemli yapılması gereken bir şeydir çünkü buna atıf yapılarak bazı özellikler verilmektedir; küçük imalatın ne olduğunun tanımlanması gerekir.
Değerli arkadaşlarım, tasarının 3’üncü maddesine baktığımız zaman kira ve kiracı konusu da söz konusu. Bu da gene Sanayi Komisyonunda verilen önergeler doğrultusunda değiştirilmiş bir madde.
Planlı kalkınma döneminde, 1960’lı yıllardan itibaren sanayicinin önünü açmak ve sanayiciyi teşvik etmek için getirilmiş bir enstrüman olan organize sanayi bölgelerinde, tabii ki baktığımız zaman bu parseller sanayicilerimize on yıl vadeyle satılıyor ve sanayicimiz teşvik ediliyor. Biz bunu teşvik edebilmek için, 1960’lı yıllardan bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün hükûmetler olarak bir maliyete katlanmışız.
Şimdi, kiralama yönteminin gelmesiyle, başta stratejik OSB’ler olmak üzere, büyük sermaye sahipleri bütün bu saydığımız parselleri satın alarak sanayinin gelişmesini ve sanayicimizin iş yeri sahibi olmasını amaçlayan OSB kuruluş amacından sapmasına da yol açacaktır. Buranın altını özellikle çiziyorum.
Gene 5’inci maddede tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri söyleniyor. Burada da dikkat edilmesi gereken bir husus var, OSB’lerin yüzde 15’i kadar sanayi alanları ayrılmak zorundadır bu ihtisas organize sanayi bölgelerinde. Bu konuda eğer bir değişiklik önergesi verilebilecekse seve seve bizim parti grubu olarak da buna katkı yapabileceğimizi belirtiyorum.
Önemli bir konu tasarının 7’nci maddesi. Odalar tarafından kurulan OSB’lerde sanayicimizin genel kurula gitmesi kaldırılıyor ve benim bildiğim 5 tane organize sanayi bölgesi için bir muafiyet getiriliyor, belki bunun sayısı farklı da olabilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 15 Ekim 2008