Katma değer vergisi kanunu ile bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ve kamu ihale kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi
İzmir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Mart 2012 · 699 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP), 20 Mart 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU İLE BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN VE KAMU İHALE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ); konuşma 699 kelime.
Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP, İzmir). “Katma değer vergisi kanunu ile bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ve kamu ihale kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 20 Mart 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kenan-tanrikulu-24-2012-03-20-katma-deger-vergisi-kanunu-ile-bazi-yatirim-ve-hizmetlerin-yap-islet-d (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=962
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 194 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yap-işlet-devret mevzuatında gerek 2008 yılında gerekse 2011 yılında çok kapsamlı değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklerle, projelerin hazırlık ve onay sürecinin kolaylaştırılması, nitelikli projelerin belgelenmesi, bunların hazırlanması ve imkân sağlanması cazip hâle getirilmişti; bu şekilde amaçlandığı söylendi ve iddialar bu yöndeydi. Ancak bu her iki değişikliğin de Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, şahsen benim de dile getirdiğim birtakım sorunların ileride yaşanabileceğine dair öngörüler maalesef gerçekleşmiş oldu günümüzde de. Şimdi, bir kez daha, bu noktada Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun sözcülerinin haklılığını teyit etmiş bulunuyoruz.
Bugün görüşmekte olduğumuz teklif de benzer sorunlar barındırmakta ve ileriki yıllarda bazı sorunların yaşanacağını ve başta milletimiz ve devletimizin bütçesine ağır yükler, ağır ekonomik sorumluluklar getireceğini şimdiden öngörebiliriz. Devlet bütçesi adına böylesine riskler taşıyan bir düzenlemeyi iktidarın da taslak olarak değil, aslında Hükûmet tasarısı olarak getirmesi ve tekliften çıkartarak, son zamanlarda alışkanlık hâline getirdiği teklif uygulamalarının da bir kenara bırakılması gerekirdi. Tabii, hâl böyle olunca, teklif sahiplerinin ilgili kurum ve kuruluşlardan, kamu teşkilatlarından yeterince görüş alamadığını ve bunların da bu teklife yansımadığını görüyoruz.
Değerli milletvekilleri, eski adıyla Devlet Planlama Teşkilatının hazırladığı programlarda, bugünkü adıyla Kalkınma Bakanlığının 2012 Yılı Programı’na da baktığımız zaman, bu konuyla ilgili önemli ifadelerin de yer aldığını görüyoruz. Orada deniyor ki: “Kamu-özel iş birliği alanında nitelikli fizibilite etütlerinin hazırlanamaması, kamu-özel iş birliği alternatifinin karşılaştırmalı olarak analizlerinin tam yapılmaması gerek yatırımcı kuruluşlarda gerekse sistemdeki diğer kurumlarda kurumsal kapasite eksikliğine yol açıyor, projelerin düzenli takibinin yapılması engelleniyor ve raporlama yönünden de bazı izleme ve değerlendirme sistemlerinin bulunmaması temel sorunları hâlinde devam edegeliyor.”
Şimdi, bunun en güzel örneğini geçtiğimiz günler içerisinde iki kez ihalesi iptal olan üçüncü Boğaz köprüsünde görüyoruz. Bu projede güzergâh başta olmak üzere Devlet Planlama Teşkilatının yine görüşleri ve hemen bunun ardından da Yüksek Planlama Kurulunda bazı itirazlar dikkate alınmamış ve en son ihalede de özel sektörün bu büyüklükte bir finansman bulamaması nedeniyle de iptal olmuştur. Şimdi, Hükûmet bu tip eleştirilerin hepsine kulaklarını tıkıyor ve bu konudaki ısrarını da devam ettiriyor. Bunun sonucunda da hem zaman yönünden hem de bürokrasideki israf nedeniyle bu proje üçünce kez ihaleye hazırlanmakta bugünümüzde.
Özel sektörün finansman ihtiyacı konusunda da ekonomi yetkilileri bazı gerçekleri göz ardı ediyor değerli milletvekilleri. Bir kere, bu yıla baktığımız zaman, hemen Merkez Bankası Başkanının kendisinin bizzat açıkladığı verilere göre özel sektörün geri ödeyeceği borç miktarı 63,2 milyar dolar. Öte yandan, 2012 yılıyla ilgili, çok değişik ekonomi kurumlarının, uluslararası kuruluşların öngörüleri de ısrarla diyor ki: “Kaynak bulmakta zorlanacaksınız.” Bu da önemli bir öngörü. Avrupa bankaları kendi borç krizleri nedeniyle ya kredilerini kısmak zorunda kalacaklar veyahut da başka alanlara yönlendirecekler veya kredi faizlerini yükseltecekler. Dolayısıyla, ülkemizde gerçekleşecek olan bazı yap-işlet-devret projeleri de olması gerekenden daha yüksek maliyetle karşımıza bedellenecek, çıkacak.
İşte bu yüzden, AKP hükûmetleri, baştan itibaren, geçtiğimiz süreç içerisinde, kamu-özel iş birliği kapsamında hem kapsayıcı hem de güvenilir bir politika maalesef üretememiştir. Bu projelerin, yani yap-işlet-devret projelerinin tabii ki bazı avantajları vardır, burada iktidar sözcüleri bunu dile getirdi ama önemli dezavantajları da bulunmaktadır. Bunlardan belki de en önemlisi ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik istikrar meselesidir, istikrarla bu konu paralel gitmektedir. Eğer ekonomik bunalıma girme gibi bir risk taşıyorsa ülke ekonomisi, o zaman bu projeler de maliyet anlamında daha yüksek bedellenecektir.
Şimdi, bu sistemin denetlenmesi konusunda da problemler karşımıza çıkmaktadır. Gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekse Sayıştay, görev olarak, bu alandaki performans gelişmelerini takip etmek zorunda ve gerekli tedbirlerin de alınmasını sağlamak zorunda.
Teklifle öngörülen bir başka düzenleme de yap-işlet-devret projeleri çerçevesinde hazine garantilerinin genişlemesi ve alınabilmesi meselesi. Şimdi, burada da önemli bir riskle karşı karşıyayız aslında. Ortaya çıkan risk gene vatandaşın sırtına sarılmakta. Örneğin, Büyükşehir Belediyesinin metro projelerinin Bakanlığa devredilmesi ekonomik yönden kârlı olmayan en önemli örneklerden de bir tanesi.
Değerli milletvekilleri, teklif mini bir torba kanun teklifine dönüşmüş. Hep diyoruz ya ve burada, bu kürsülerde de eleştiriyoruz Hükûmetin, iktidarın uygulamalarını. Bu teklif de gene bir torba kanun niteliğine bürünmüş. Oradan buradan değişik kanunları değiştirerek bir çerçeve kanun hazırlanmaya çalışılmış ve sonuçta da karşımıza getirilmiş. Örneğin, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda bir değişiklik yapılıyor. Eğer bu Kanun’da bir değişiklik yapılacaksa, bazı istisnalar getirilecekse -KDV istisnasında olduğu gibi- bu Kanun’un, yani Kamu İhale Kanunu’nun kendisine gidilip bizzat orada bu değişikliklerin yapılması gerekirdi.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 20 Mart 2012