İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · PAZAR

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması

Ahmet Küçük

Çanakkale Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 42. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Aralık 2005 · 1.285 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Küçük (CHP), 25 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.285 kelime.

Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2005-12-25-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; 2006 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının 8 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Grubum adına, Yüce Meclisi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, söz aldığım 8 inci madde, özel bütçeli idarelere Hazine yardımını öngören maddedir ve burada, özel bütçeli kurumların arasında Yükseköğretim Kurumundan başlayıp bütün üniversiteleri içine alan, ondan sonra, TÜBİTAK'ın da içinde olduğu çeşitli kurumları içeren, GAP Bölge Kalkınma İdaresinin de içinde bulunduğu ve Ceza İnfaz Kurumlarıyla biten 82 kuruma, Hazineden para verilmesini ifade eden madde bu 8 inci madde. Dolayısıyla, önemli bir madde; devletin önemli görevleri açısından ciddîye alınması gereken bir madde.

Değerli arkadaşlarım, ben, tabiî, bu kurumlara verilen ödenekleri, öncelikle şöyle bir incelediğimde, çok önemli bir şey dikkatimi çekti.

Şimdi, birinci kurum, Yükseköğretim Kurumu. Bir baktım, iktidarın sorununu bir türlü halledemediği, sürtüşmesini bir türlü bitiremediği, sorunlarını çözemediği YÖK'e, 2005 yılından 2006 yılına ödeneğindeki artış yüzdesi yüzde 0,48 değerli arkadaşlarım; yani, yüzde 0,48 artırmış YÖK'ün bütçesini; ama, YÖK'e hesap sormaya geldi mi, YÖK'ten hesap sormaya geldi mi, lafların büyüğünü söylüyor; ama, paranın küçüğünü veriyor; ama, bir kurumun ödeneklerini çok artırmış Maliye Bakanlığı. Hangi kurum bu; ceza ve infaz kurumları ile tutukevleri maddesinde, 82 nci maddede yer alan kurum. Değerli arkadaşlarım, yüzde 107 artmış, yüzde 107!..

Biraz önce bir telefon geldi bana değerli arkadaşlarım, daha doğrusu Giresun Milletvekilimiz Mehmet Işık'a geldi, Batlama Vadisinde 6 köye inekçilik kredisi vermişiz. Bu insanlara, tam kurban bayramı üstü, icraya vermek üzere haciz gitmiş. Değerli arkadaşlarım, iktidarın niyetini ben şimdi çözdüm; demek ki, iktidar, tam bayram üstü, kasap et derdinde koyun can derdinde, parayı başka yerden bulamadı, gitti, Batlama Vadisindeki o yoksul insanların damına, ahırına girdi, onlara haciz ve icra götürerek, bu yeni yaptıracağı cezaevlerine onları dolduracak, öyle anlaşılıyor! (CHP sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlarım, YÖK'e 0,48; Ceza ve İnfaz Kurumlarına yüzde 107 ödenek artışı verirseniz, bu iş böyle yorumlanır.

Üniversitelerin, talep ettikleri artışların çok altında ödenek aldıkları bir gerçek. İlimde bulunan Onsekiz Mart Üniversitesinin de, bu artış talebine olumsuz cevap aldığını biliyorum. Mesela, Onsekiz Mart Üniversitesinin, şu anda, en büyük sorunu, en büyük derdi, problemi tıp fakültesi. Üç yıl oldu, Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi açılalı. Öğrenciler, bu sene dördüncü sınıfa geçecekler, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde okuyorlar, neredeyse mezun olacaklar, hâlâ tıp fakültesinden eser yok. Bu sene gene yok, gene yok; yatırım programında yok tıp fakültesi değerli arkadaşlarım.

Dolayısıyla değerli arkadaşlarım, İktidarın, bu özel bütçeli kurumların ülkeye yararlı olanlarına, bu ülkeyi aydınlık dünyaya taşıyacak olanlarına, her zaman olduğu gibi, çekingen davrandığı ortaya çıkıyor.

Değerli arkadaşlarım, bütçe çok önemli tabiî, bir ülkenin bütçesini yapmak önemli. Bütçeyi, doğru yapılandırmak önemli; bütçeye doğru kaynaklar bulmak ve o doğru kaynaklardan bütçeyi beslemek, açık vermeyen bir bütçeyle sonuç almak, ülkeyi ileriye götürmenin temel şartı. Bunun için, bütçenin doğru yerlerden beslenebilmesi için, o ülkede üretim ekonomisinin hâkim olması lazım değerli arkadaşlar. Eğer, üretim ekonomisini hâkim kılmaz ve 776 000 kilometrekarelik coğrafyası olan bir ülkede siz, sunî yollarla, finansman oyunlarıyla, borç para bularak, borç alma mekanizmasını temel finansman temin etme yöntemi olarak ele alma anlayışını hâlâ devam ettirirseniz, o zaman sonuç alamazsınız.

Bakın, bu ülkede, en temel üretim yöntemi ve tüm zenginliklerin kaynağı tarım; ama, bu ülkede tarım kesimi perişan olmuş vaziyette değerli arkadaşlarım. Çiftçi üretemez hale gelmiş, tasfiye sürecini yaşıyor. Avrupa Birliği sürecinde, çiftçilikle uğraşan insanların, hububat ekenlerin, meyvecilik, sebzecilikle uğraşanların, narenciye üreticilerinin, fındık üreticilerinin, üzüm üreticilerinin, herkesin başı öne eğik. Bu tarım ülkesinde, bu ülkenin hâlâ 600 000 ton bitkisel yağ ithal ettiğini biliyor musunuz. Hâlâ, petrolden sonra en büyük kaynağı biz bitkisel yağa yatırıyoruz ve hâlâ o konuda, ciddî bir destekleme mekanizması oluşturmuş ve problemi çözme anlamında hiçbir ciddî adımı atamamışız.

Bu iktidar, en büyük oyu çiftçiden aldı ve bütün arkadaşlarım söylüyor; ama, söylemeye devam edeceğiz: "Size ucuz mazot vereceğiz" dediniz değerli arkadaşlarım "girdilerinizi düşüreceğiz, veriminizi artıracağız…" 1 200 000 lirayla aldınız mazotu, 2 000 000 lirayı geçti mazot. Bakın, girmeye çalıştığımız AB'de, çiftçilerin mazot temin etmekle ilgili ödediği fiyat 0,55 sent, Amerika'da 0,40 sent. Türkiye'de 1,5 doları geçen fiyatla ve küçük işletme yapılarıyla rekabet edemeyen bu tarım üreticilerini, yarın, nasıl dertleriyle baş başa bırakırız. Onları, öncelikle bu süreçte, rekabet edebilir bir yapıya kavuşturmak için doğru destekleme yöntemleri bulmak ve mutlaka, tarımı, verimli ve rekabet edebilir bir yapıya kavuşturmak durumundayız değerli arkadaşlarım. 570 000 hektar alanda hububat üretiminden insanlar vazgeçti. 125 tane alım ünitesini kapattı Toprak Mahsulleri Ofisi ve geçen yıl 332 000 liraya satılan buğday, bu sene 260 000 liraya satıldı. Buna can dayanır mı?! Bu tablonun karşısında durulabilir mi değerli arkadaşlarım?!

Değerli arkadaşlarım, ekonomi perişan. Sıcak para, bu ülkede, hâlâ, temel finansman temin etme ve döviz girdi aracı haline gelmiş. Sıcak para, bir ülkeye, değerli arkadaşlarım, sanayi kurmak, istihdam yaratmak, üretim yapmak için mi gelir? Hayır; günübirlik işini görüp, ülkenin kaymağını ve tatlı kârını alıp gitmek ve sıkıştığında da kaçmak için gelir; ama, hâlâ, ülkede, 50 milyar dolarlara varan sıcak para var.

Şimdi "faizler düştü" deniyor. Peki, bu sıcak para neden bizim ülkemizi terk etmiyor, neden Türkiye'ye yatırım sermayesi gelmiyor?! Biz, neden hâlâ çalışan, ülkemizde katmadeğer bırakan sanayi kuruluşlarımızı satarken yeni kuruluşların ülkede yatırım yapmasıyla ilgili tedbirler alıp burada yeni yatırımlar yapan yabancı sermayeyi ülkemize çekemiyoruz?! Nerede hata yapıyoruz diye düşünmüyor muyuz değerli arkadaşlarım?!

Bakın, ihracat artıyor, gayri safî millî hâsıla rakamları da artıyor; ama, yoksulluk da alabildiğine artıyor. İşsizliği tüketemiyoruz, bitiremiyoruz. Bu ülkede, hâlâ, insanlar, üniversite bitiriyor, askerden geliyor ve babalarının gözüne bakıyorlar harçlık versin diye, 25 yaşında. Utanıyor insanlar, üretemeyen insanlar. Üretememek dolayısıyla aciz kalan, başı öne eğik insanları bu ülkede mutlu edemezsiniz. Halbuki, bütçeler, halkı mutlu etmek için yapılırlar ve bu bütçelerle Türk Halkını mutlu edemiyoruz, insanlarımıza iş bulamıyoruz, işlendiremiyoruz, sermayeye yatırım yaptıramıyoruz bu ülkede; çünkü, bugün ihracat yapan, üretim yapan sermaye de para kazanabilir durumda değildir değerli arkadaşlarım. Para kazanamayınca, katmadeğer ülkemizde kalmayınca, kâr olmayınca, yatırım yapabilen bir sermayeyi ortaya çıkaramıyoruz. Türkiye'nin yatırım yapabilecek, katmadeğer yaratabilecek kuruluşlarını da sağa sola peşkeş çekince ve bunları satmayı marifet sayınca ve bu ülkede bunları yapan iktidarları, anlayışları, bu ülkede çivi çakmayan anlayışlar olarak görünce, sizin, meseleye nasıl baktığınız, nasıl değerlendirdiğiniz ortaya çıkıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu bütçe, bir borç bütçesi; borç ödeme bütçesi bile değil. Hâlâ faiz ödeme bütçesi özelliğini koruyor değerli arkadaşlarım ve Türkiye'nin hiçbir sorununu çözmeyen ve çözme amacını ortaya koyamayan bir bütçeyle karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Küçük.

AHMET KÜÇÜK (Devamla)Türkiye'de hâlâ ticarî açık 45 milyar dolarlarda.

HALUK KOÇ (Samsun)Dışticaret açığı…

AHMET KÜÇÜK (Devamla)Dışticaret açığı… Carî açık, 1,5 milyar dolarla aldığınız cari açık 23 milyar dolara gelmiş. Hâlâ kırılgan yapı devam ediyor. Hâlâ insanlar, ekonomi kırılganlığını ve ürkekliğini devam ettiriyor. Bu anlayış içinde bu ülkeyi ayağa kaldıramazsınız.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bu iktidar üç yılını tamamlamıştır, artık bahanesi filan kalmamıştır. Türkiye'de ekonomiyi ayağa kaldıramamış, yoksulluğu ortadan kaldıramamış, tam aksine, artırmış, üretimi artırırken yoksul sayısını da artırmış bir iktidardır ve değerli arkadaşlarım, bu bütçe, iktidarın veda bütçesidir, son bütçesidir.

İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale)Hayal!..

AHMET KÜÇÜK (Devamla)İktidar, elini ayağını toplamıştır, allahaısmarladık demek üzeredir. Hiçbir iktidar erken seçim yapacağız demez. 1983'te geldiğinde Özal da demedi, beş yıldı; ama, yaptı.

İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale)Çok isteyeceksiniz…

AHMET KÜÇÜK (Devamla)1987'de tek başına iktidar oldu, yine erken seçim yaptı. Bu istemekle olmaz. Bu sizin elinizde değildir. Bunun sosyoekonomik şartları oluştuğunda, şartlar olgunlaştığında, elinizi ayağınızı toplar, allahaısmarladık dersiniz. Yavaş yavaş herkes pılıtısını pırtısını toplasın. Bu iktidarın veda zamanı gelmiştir. Veda ederken, hiç olmazsa emekli maaşı alan insanların maaşlarını azaltmayın.

Bakın, bu ülkenin en fakir ve yoksul insanları orman köylülerinin makta kesim haklarını 13 ilde ortadan kaldırıyorsunuz. Bir genelge yayımladı. Çanakkale İli de bunların içinde. Orman köylülerinin, orman köylerinde rahat ve huzurlu yaşamanın yeni şartlarını oluşturacak, oralarda altyapıyı güçlendireceğiz derken, onların biricik ekmek parası kazanma meselesi olan makta odun kesimiyle ilgili olanaklarını da ellerinden almayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafında kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

98 konuşma daha · 25 Aralık 2005

98 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook