İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 101. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas.

Ahmet Münir Erkal

Malatya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 101. Birleşim · 1. yasama yılı · 2 Temmuz 2003 · 1.083 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Münir Erkal (AK Parti), 2 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ.KAN.VE MALİYE BAK.TEŞKİLAT VE GÖR.HAK.KHK DEĞ.YAP.HK.KANUN.TAS.); konuşma 1.083 kelime.

Ahmet Münir Erkal (AK Parti, Malatya). “Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 2 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-munir-erkal-22-2003-07-02-cesitli-kan-ve-maliye-bak-teskilat-ve-gor-hak-khk-deg-yap-hk-kanun-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET MÜNİR ERKAL (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün önünüze gelen yasa tasarısı, tümü üzerinde incelendiği takdirde, aslında, herkesin samimiyetle, içtenlikle destek vermesi gereken bir tasarıdır.

Değerli arkadaşlar, burada yapılan konuşmaları ben dikkatle izledim; Sayın Hamzaçebi'nin konuşmasını izledim, diğer arkadaşların konuşmalarını izledim. Burada, çeşitli kanunlardaki sisteme baktığınız zaman, maddelerin muhtevasına baktığınız zaman, hepsinde, aslında, Türkiye'nin aşamadığı bürokratik hantal devlet yapısını, çok da esnek, hızlı, etkin bir yapıya kavuşturma anlayışı yatmaktadır. Bir kere, organize sanayi bölgelerini, küçük sanayi bölgelerini, besicilik bölgelerini, endüstriyel gelişme bölgelerini, toplukonutu teşvik edecek, bunu hızlandıracak, kamunun elindeki işgal edilen ve yağmalanan araziyi imarlı bir hale getirecek bir devrin, böyle, farklı bir yorumla, bambaşka amaçlara çekilerek değerlendirilmesini anlamak mümkün değil.

Yerel yönetim uygulamalarında -belediye başkanlığı yapan arkadaşlar bunu çok iyi bilirler- hazineye ait mallar yağmalanmıştır, işgal edilmiştir, gecekondu bölgesi haline getirilmiştir. Biz belediye olarak talep ederiz; verin buraları, biz, değişim ve dönüşüm projeleri yapalım; sosyal ve teknik altyapısını, şehirleşme ilkelerine uygun hale getirelim deriz; ama, bunu, hazineden almak, genelde mümkün olmaz ve çok zordur, bürokratik engeller vardır bu işte. Ben, bir alan aldım; ne zor şartlarla aldığımı çok iyi biliyorum.

Burada, bakıyorsunuz maddeye; belediyelere ait olan bu arazileri, belediyelere bedelsiz devretme hakkı var. Şimdi, bu yerel yönetimleri güçlendiren, belediyelerin gücünü artıran, belediyelerin çarpık kentleşme dokusundaki yanlışlıklarını düzeltecek bir düzenlemeyi ortaya koyan bir yaklaşımın, yanlış olarak veya eksik olarak nasıl burada ifade edildiğini anlamam, gerçekten, mümkün değil. (CHP sıralarından alkışlar [!]) Teknik bir insan olarak bunu söylüyorum.

Değerli arkadaşlar, bu, kamu elindeki hazineye ait arazilerin, çeşitli şekillerde kamuya, ikinci şahıslara, belediyelere, toplukonuta devredilmesi konusu , aslında herkesin talep etmesi gereken bir konudur.

Şimdi, burada, Sayın Hamzaçebi'nin bir değerlendirmesi var; gecekondu affı olarak yorumluyor ve şu andaki diğer birtakım SİT'lere de, aynı şekilde, 5 inci maddede gereken ilginin gösterilmediğini vurguluyor.

Bir kere, bunun gecekondu affıyla ne alakası var; ne alakası var gecekondu affıyla; bunu vurgulamak istiyorum. Siz, bu alanları, kamu arazilerini ortaya koyuyorsunuz. Bu alanlarda, geçen süreç içerisinde, Türkiye'de genelde belki yüzde 30'lar, İstanbul'da, Ankara'da yüzde 50'ler, 70'ler civarında bir kaçak yapı var. Ben, şunu, değerli arkadaşlarımızdan, vekillerimizden talep ediyorum: Bu belirsiz yapıyı devam ettirmenin, süregelen bu yanlış durumu devam ettirmenin nasıl bir mantığı olabilir; bunu teşvikten başka hangi mantığı olabilir?! Biz, 2/B'leri getirdiğimiz zaman, orman vasfını kaybetmiş arazileri bu kuralsızlıktan, bu belirsizlikten, imar fonksiyonu verilmemiş bu değişimden kurtaralım, adını koyalım, ondan sonra da, bunu düzeltmek için gerekli yetkileri devlete ve kamuya verelim diye teklif ettiğimiz zaman, bunun nasıl bir mahzuru olabilir?! Herhangi bir kamu alanında, kentsel alanda, kadastrodışı alanda belirsizlik varsa, herhangi bir şekilde bir fonksiyon verilmemişse, en çok işgale, yağmaya, istismara açık alanlar bu alanlardır.

Ormandaki, hazinedeki, kamudaki geçmişten gelen yağmayı tasvip etmiyorum; bunun sorumlusu da biz değiliz; ama, elimizde, ortada belli bir done varken, bu yanlışlar varken, eğer, AK Parti, hükümet olarak, bu yanlışı çözme noktasında birden fazla farklı kanunu bir araya getirerek birtakım çözümleri ortaya koyuyorsa, bundan rahatsız olmanın ne anlamı var; bunu da anlamıyorum! (AK Parti sıralarından alkışlar)

Yerel yönetimlere verilen devirlerde -bunu samimiyetle söylüyorum; burada, madde metnini okuduğunuzda da göreceksiniz- bunları bedelsiz veriyor; arkasından da, imar planları ve imar uygulaması yapılır deniliyor.

Türkiye'de gecekondu sorununu çözmek için, evet, baştan belki birtakım uygulamaları yapmak lazım, konut açığını gidermek lazım, senede 400 000 konut yapmak lazım; ama, bu alanlar da bir gerçekse, hastalıklı bir doku olarak, doğru olmayan bir doku olarak kentsel dokunun önündeyse, bunu çözmenin yolu, yerel yönetimlere güç vererek, yetki vererek, burada kentsel değişim ve dönüşüm projelerinin hazırlanmasına katkıda bulunarak, sağlıklı bir kent dokusunu Türkiye'nin önüne koymanın yolunu açmak lazım. Başka nasıl yapacağız bu işi? Yani, sadece, yapamazsın, giremezsin, uygulayamazsın diyerek, yasakçı zihniyetle Türkiye'de yapılan uygulamaların Türkiye'ye hiçbir hayır getirmediği ortadadır.

Bakın, dünyada, Rio Zirvesinden sonra ortaya konulan bir kavram var, çok kullanılan bir kavram var; bu kavram "sürdürülebilir" kavramıdır. Siz, herhangi bir alanı -bu, SİT alanı olabilir, kentsel SİT olabilir, tarihî, kültürel SİT olabilir, arkeolojik SİT olabilir veya başka bir doğal değerimiz olabilir- sadece koruma amaçlı yasak koyarak koruyamazsınız, Türkiye'yi koruyamadığınız gibi. Türkiye'de hangi tarihî ve kültürel SİT korunmuştur yasakçı kafayla! Biz, burada yaptığımız uygulamalarda bir otofinansman yöntemini getirerek... Yani, birinci derece doğal SİT'e siz yüzde 3 yapılaşma hakkı veriyorsunuz. Eğer 2 kat verirseniz, bu toplam alan içerisindeki rakam yüzde 1,5'e düşer; yüksek bir oran değildir. Demin, Sayın Açıkalın'ın söylediği bir söz vardı: "Bu alanlar insanla korunur." Yani, sistemin içerisinde otofinansman yöntemler uygulayarak, sistemin kendi kendini finanse edeceği bir finans yöntemini, tekniğini oluşturamazsanız, sistemi koruyamazsınız.

Ben, Hamzaçebi'nin çözüm önerilerine dikkat ettim, burada notlarımı aldım; tek çözüm olarak kamudan kaynak aktarımını ortaya koyuyor: Kamuda kaynak olsun, paraları bir tarafa -Hazineye- koyun buraları satın alın, istimlak edin vesaire... Türkiye'nin böyle bir gücünün olmadığını siz de biliyorsunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Siz, iyi dinlememişsiniz beni.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla)Türkiye'de, bırakın bu alanları, devlet, farkındaysanız, eğitim ve sağlık tesislerinde bile alan tespitini verip, ondan sonra yapayım diye bir finans tekniğini ortaya koyuyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Rakamlarla konuşun, rakamlarla...

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla)Yani, Türkiye'de, bilhassa yeni çıkan kanunlarda, özellikle vergi, resim, harç vesaire gibi klasik teknikler yerine, değişik finans yöntemlerini; vatandaşı da sistemin içine katan, otofinansman tekniklerini uygulayan başka bir yaklaşımı; vakıf sistemini uygulayan, hibeyi uygulayan, vatandaşın sahiplenmesini mümkün kılan bir finans tekniğini sistemin içine enjekte ederseniz bu işi çözebilirsiniz; yoksa, kapısına koca bir "yasaktır, giremezsin, kullanamazsın, uygulayamazsın" yazısı koyarsanız, bir noktadan sonra, vatandaşın talepleri karşısında duramazsınız ve maalesef, korumak istediğiniz alan, yağmalanan, işgal edilen ve bambaşka bir yapıya dönüştürülen bir alan haline gelir. Türkiye'de, doğal çevredeki, kentsel çevredeki, tarihî, kültürel çevredeki, görsel çevredeki ve diğer çevrelerdeki korkunç tahribat ve yıkım, benim dediğim bu iddianın tespit edilmiş en güzel delilidir.

Değerli arkadaşlar, biraz önce konuşan arkadaşımız, bazı kanunların genelinden çıkıp özel birtakım uygulamaları gündeme getirerek şahıslara dönük politika da üretiyor. Bir kere, her şeyden önce, çıkacak kanunun tümüyle ilgili olarak, bu kanunun Türkiye'ye getireceği katkıyı ortaya koymamız lazım. Tasarının maddelerine baktığınız zaman, her alanda, il özel idarelerine, yerel yönetimlere yetki veren, yatırımları teşvik eden, yatırım yapmak isteyenlere kamu kaynaklarının aktarılmasına imkân veren bir mantık sergilenmektedir; yani, idareimaslahatçı, korumacı yaklaşım yerine, kamu kaynaklarının hızlı bir şekilde millete aktarılmasını -bu tasarının tümündeki temel gerekçe bu- temin eden bir yapı ortaya konulmaktadır. Bu aktarımda, bu tespitte hatalar olabilir, şu şekilde yapılırsa daha iyi olabilir diye teknik bir tartışma yapılabilir; ama, çıkacak kanunun tümünde, kesinlikle, dediğimiz, bürokratik, hantal devlet yapısının bu sistematiğini ortadan kaldıran, statükoyu korumayan, bu kaynakları, daha hızlı bir şekilde, esnek bir şekilde, fleksibl bir şekilde vatandaşa, toplukonuta, organize sanayi bölgelerine, küçük sanayi bölgelerine aktarmayı teşvik eden, bunu mümkün kılan bir yapı sergilenmektedir. Özü itibariyle, çıkacak kanunun temel gerekçesi budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 2 Temmuz 2003

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook