İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 89. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Ahmet Orhan

Manisa Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 89. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Mayıs 2009 · 920 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Orhan (MHP), 13 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 920 kelime.

Ahmet Orhan (MHP, Manisa). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2009-05-13-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET ORHAN (Manisa)Lehte…

BAŞKANBuyurun.

AHMET ORHAN (Manisa)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul gündeminin 93’üncü ve 170’inci sıralarında yer alan yaş sebze ve meyve sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesine ilişkin Meclis araştırma önergelerinin 13/5/2009 tarihli 89’uncu Birleşimde ele alınması hususundaki önergesinin lehinde konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dünyada meyve üretiminde Çin, Hindistan, Brezilya, ABD gibi büyük ülkeler ilk sıraları almaktadır ancak ülkemizin kendisinden daha küçük İspanya ve İtalya’nın gerisinde kalması mevcut çalışmalarımızın, imkânlarımızın elverişli olmasına rağmen, yeterli seviyede olmadığı sonucunu doğurmaktadır.

80’li yılların başında, işlenmiş gıdalar dünya tarımsal ürün ticaretinin yarısından daha azını oluştururken, günümüzde bu oran yüzde 60’ın üzerinde seyretmektedir. Brezilya bu konuda ilginç bir örnektir. Dünya portakal üretiminde 1’inci sırada bulunan bu ülkenin ismine, ihracatçı ülkeler listesinin üst sıralarında rastlayamıyoruz çünkü bu ülke işlenmemiş portakal yerine, daha yüksek katma değeri olan portakal suyu konsantresi ihraç etmeyi tercih etmektedir.

Meyve sebze üreticileri, tarımsal desteklerin verilmesinde daima ikinci planda kalmışlardır. Hâlbuki ülkemizin tarımsal üretim yapısı, meyve sebze üretiminin öncelikli olarak desteklenmesini gerektirmektedir. Bu ürünler yüksek katma değerli ürünlerdir.

Meyve sebze üreticilerinin uğradığı haksızlığın en çarpıcı örneklerinden birisi de doğrudan gelir desteği uygulamasında yaşanmaktadır. 10 dönüm buğday tarlasıyla 10 dönüm narenciye bahçesine aynı miktarda, toptancı zihniyetle destek verilmektedir. Meyve sebze gibi yüksek katma değerli ürünlerin desteklenmesi hâlinde, hem Türk çiftçisinin reel geliri artacak hem daha yüksek istihdam sağlanacak hem de daha fazla döviz girdisi elde edilecektir. Hele içinde bulunduğumuz yüzde 15,5 seviyelerinde, tarım dışı yüzde 19 seviyesindeki işsizlik ülkemizi kavururken yaş meyve sebze üretiminin bu sorunumuzun çözümüne getireceği katkıyı da unutmamak gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, sorunlar üretim aşamasında başlamaktadır. Maliyetler yüksektir. Akaryakıt, ilaç, gübre girdilerinin fiyatlarının yüksek olması, maliyeti olumsuz etkilemektedir. Ürünlerimizin kalitesiyle ilgili ciddi sorunlar yaşanmaktadır maalesef. Tür çeşitliliğinin az olması, ürün hasadının yılın sadece birkaç ayıyla sınırlı olmasıdır. Hâlbuki tür çeşitliliği sağlanabilse yılın her ayında pazara mal arz etme imkânı doğacaktır. Gereğinden fazla kullanılan kimyasal ilaçların kalıntıları ürün pazarlanmasında sorunlara yol açmaktadır. Aynı zamanda, aşırı ilaç kullanımı doğal dengeyi de maalesef bozmaktadır.

Seracılık desteklenmelidir. Seracılığın gelişmesiyle birlikte hem küçük ölçekli arazilerden tatmin edici bir gelir elde etmek mümkün olacak hem de yılın büyük bir kısmında piyasaya mal arz etmek imkânı olacaktır. Ayrıca da köyden şehre göçün önlenmesinde de seracılık ciddi bir katkı sağlayabilir.

Değerli milletvekilleri, yaş meyve ve sebze üretimiyle ilgili önemli bölgelerden birisi de şüphesiz ki Ege Bölgesi’dir. Bölgemizde ürünlerden yaş üzüm, meyve ihracatı içerisinde önemli bir yer işgal etmektedir. Özellikle Manisa’da tarımla uğraşan nüfus oranı Türkiye'nin ortalaması üzerine bile çıkmakta, yüzde 45’ler seviyesine varmaktadır. Başta Manisa olmak üzere, İzmir ve Denizli illerimizde 1 milyona yakın insanımız geçimini üzümden sağlamaktadır. Bölgemizdeki bu tür ürünlerde faaliyet gösteren çiftçilerimizin millî ekonomiye katkısı, yaş ve çekirdeksiz kuru üzüm olarak, ihracat gelirleri itibarıyla 500 milyon Amerikan doları seviyesine ulaşmaktadır. Sadece Manisa’mızın Alaşehir ve Sarıgöl ilçelerinde 20 bin ton ile başlayan yaş üzüm ihracatımız bugün 200 bin tonlara ulaşmıştır. Yaş üzüm ihracatında yaşanan en büyük sorun, ilaçlama teknikleri, uygulamaları ve kullanım eğitiminin eksikliğiyle kalıntı problemidir. Üzüm üreticisi sahipsiz kalmış durumdadır. Bu önemli döviz girdisini sağlayan üzüm üreticisi mutlaka desteklenmelidir.

Değerli milletvekilleri, yaş sebze ve meyve deyince domatese ayrıca bir göz atmak gerektiği orta yerdedir. Domates, sebzeler içerisinde en önemli döviz girdi kaynağımızdır, yaygın bir üründür. Türk çiftçimizin önemli bir kısmının da aynı zamanda geçim kaynağıdır. Söz konusu değindiğimiz maliyet yüksekliği ve geçen sezonda Rusya’nın kalıntı bahanesi nedeniyle de bu zarar büyümüş, domates tarlada kalmış, domates üreticisi perişan olmuştur. Pazar konumundaki bazı ülkelerde, mesela Rusya’da piyasalar oturmadığı, firmalar kurumsallaşmadığı için önemli sorunlar yaşanmaktadır. Bu durumun önüne geçebilmek için sağlam bir finansal sistemin kurulmasına ihtiyaç vardır.

Ülkemizde meyve sebze sektörünün gelişmesi hepimizin ortak arzusudur. Bu gelişmenin sağlanabilmesi için öncelikli hedeflerimizin belirlenmesi, bu hedeflere ulaşma konusunda var olan engellerin tespit edilmesi ve bu engellerin nasıl ortadan kaldırılacağı konusunda çözüm yolları üretilmesi gerekmektedir.

Bunlar yapıldığı takdirde meyve sebze sektörümüz iç ve dış talebe cevap verecek, Türk çiftçisinin gelirini artıracak bir üretim yapısına kavuşacaktır. Bu konuda herkese önemli görevler düşmektedir.

Türk çiftçisi her şeyin en iyisine layıktır. Bu onurlu milletimizin efendileri maalesef 2002 yılından itibaren kasıtlı olarak geriye götürülmek istenmektedir. Bu kasıt çiftçilerimizin hayatının her safhasında net bir şekilde görülmektedir. Küçük bir örnek vermek gerekirse: 2002 yılında kilogramı 40 kuruş olan buğday 2009 yılında yine 40-45 kuruş seviyesinde seyretmeye devam etmektedir yani çiftçi ürettiği ürünü aynı fiyat aralığında satmaya devam ediyor. Buna karşın elektrikte, gübrede, mazot fiyatlarında önemli oranda artışlar yaşanmaktadır. Bu çarpık, yüksek girdi maliyetlerindeki dengesiz ve abartılı artışlar, ülkemizin en önemli yapı taşlarından olan Türk çiftçisinin belini bükmüştür.

Bu zorluklarla üretim yapmaya çalışan çiftçimiz, şu an sezon üretiminde kronik hâle gelmiş olan elektrik borcuyla boğuşmaktadır. Bu vesileyle, içinde bulunduğumuz dönemde sulama faaliyetlerinin yoğunlaşması nedeniyle tarımsal sulamada kullanılan, ödenmeyen, ödenemeyen elektrik bedellerinin baskısından çiftçilerimiz mutlaka kurtarılmalıdır.

Onca olumsuzluğa rağmen üretim yapan Türk çiftçisinin üretimi içinde yaş sebze meyve önemli bir yer tutmaktadır. Çiftçiler zor şartların yükünü en ağır hisseden kesim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda son yıllarda yaşanan önemli sorunlar had safhalara ulaşmıştır. Bu konuda Hükûmetin Tarım Bakanlığının üstüne düşen görevi, ARGE çalışmalarını, ülkemizdeki mevcut imkânları verimli kullanamaması ve geliştirememesi sonucu Türk çiftçisi ve ülkemiz lehine gelişmemektedir.

Türkiye’den AB ülkeleri ve Rusya’ya ihracatı yapılan ürünler arasında yaş sebze ve meyve önemli bir yer işgal ediyor. Türkiye ve Rusya arasında, 2008 Ağustos ayı içinde Rusya’nın bir iç genelge yayınlayarak Türk mallarına tarife dışı engel uygulamasıyla başlayıp belli bir süre sonra son bulan, ekonomik açıdan çok uzun olan bu süre sonunda sıkıntılar yaşanmıştır. Üreticiler şu anda, ürettikleri ürünün maalesef masraflarını karşılayamadıkları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 13 Mayıs 2009

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook