Tarım satış kooperatifleri ve pamuk tarımının sorunları hakkında
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 79. Birleşim · 4. yasama yılı · 30 Mart 2010 · 575 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Orhan (MHP), 30 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ VE PAMUK TARIMININ SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 575 kelime.
Ahmet Orhan (MHP, Manisa). “Tarım satış kooperatifleri ve pamuk tarımının sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2010-03-30-tarim-satis-kooperatifleri-ve-pamuk-tariminin-sorunlari-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET ORHAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım satış kooperatiflerinin önemi ve pamuk tarımının sorunlarıyla ilgili görüşlerimi ifade etmek üzere gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Türkiye’de kooperatifçilik hareketinin başladığı 1800’lü yıllar ile bugünkü yapı arasında büyük benzerlikler var. 1800’lü yılların sonunda çiftçilerin kredi alabileceği bir kuruluş yoktur, piyasaya yabancı bankalar hâkimdir, tefecideki faiz ise tahammül edilmez seviyededir. Üreticinin ürününü alan yabancılar istedikleri gibi fiyat veriyorlar, bu duruma Egeli çiftçiler kurdukları birlikle isyan ediyor ve Ege’den başlayarak ülke genelinde kooperatifleşme hareketi yaygınlaşıyor.
Bugünkü duruma baktığımızda ise, üreticinin kredi kullanma yolları neredeyse kapanmıştır; Ziraat Bankasından kredi kullanamadığı gibi, tarım kredi kooperatifleri de üreticiye kredi veremez, hatta malına mülküne el koyar hâle gelmiştir. Üretici, büyük ölçüde, AKP hükûmetleri tarafından birkaçı dışında tamamı yabancı sermayeye satılan ticari bankalara ve tefecilere mahkûm bırakılmıştır. Tarım ürünleri ticaretini ağırlıklı olarak yerli tüccarlarımız yapsa da fiyatları yabancı alıcılar belirlemektedir. Başta pamuk, yağlı tohumlar, bakliyat olmak üzere üretici ithalat baskısı altında üretim yapamaz durumdadır. Rakip ülkeler üreticilerine milyarlarca dolarlık destek sağlarken, Türkiye’de üreticilerin destekleri cep harçlığından öteye gitmemektedir.
Kooperatifçilik ekonomik olarak, sistem olarak Türkiye tarımına çok uygun bir örgütlenme biçimidir. Ancak, son yıllarda AKP Hükûmeti, Anayasa’nın 171’inci maddesinin açık hükmüne rağmen, kooperatiflere sırtını dönmüş, bir an önce onların tamamen ortadan kalkmasını bekler gibidir. Bunun en yakın ve somut örneği, Avrupa’nın ve Balkanların en büyük iplik fabrikası durumunda bulunan TARİŞ İplik’i önce çalışamaz hâle getirip çalışanları tasfiye etmek ve bu birlikteliğin yıllar içinde oluşturduğu en kıymetli varlıklarını, hizmet ettikleri çevrelere peşkeş çekme çabasıdır.
Yüzlerce TARİŞ İplik işçisi, tazminatlarının bile ödenemediği bir ortamda kapının önüne konulmak suretiyle açlığa mahkûm ediliyor. Dev tesisin makineleri satışa bile çıkarılmıştır. O işletmelerde pamukçunun, Türk çiftçisinin, minik evladının elindeki ev ekmeğinden ayrılmış haklar var. Bunun, kooperatiflere, TARİŞ’e sahip çıkmamanın hesabını size aziz Türk milleti ve Milliyetçi Hareket Partisi soracaktır.
Ege pamuğu, uzun elyafı, dayanıklılığı, parlaklığı ve renk tutma özellikleriyle özel bir yere sahiptir. Bugün ise yerinde neredeyse yeller esmektedir. Yakın geçmişte üreticilerin ürünlerini, işçi ve toplama maliyetlerini karşılayamadığı için, tarlada bıraktığı günleri hatırlatmak isterim. O karanlık günlerde pamuğun para etmemesi nedeniyle çiftçi, mısır, domates, buğday, arpa gibi ürüne yöneldi. Şimdi ise bu ürünler de para etmeyince çiftçi yeniden arayış içerisine girmiştir.
ABD’de pamukta yapılan desteklemelerin Afrika’da yaşam düzeylerini yok ettiğini hatırlatmak isterim. Bunların hepsi çok yakın tarihlerdir. Bunun Türkiye üzerindeki etkileri de yıkıcı olmuştur, buna bağlı sanayilerimiz darbe almıştır. 150 milyar dolarlık tekstil sektörümüz neredeyse tamamen atıl hâle gelmek üzeredir. Bundan dolayıdır ki kooperatiflerin desteklenerek, TARİŞ gibi kooperatiflerin sanayi tesislerini kaybetmelerine göz yumulmaması gerekmektedir.
Entegre mücadeleye önem verilmelidir. Çiftçilere ortak makine parkları oluşturulmalıdır. Pamukta sürdürülebilir tarım ve organik tarım seçeneklerine geçmek için çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır. Bu seçenekler, üretici ve ülkeyi bağımlılıklardan kurtaracak, gelirleri artıracak ve çevreyi de koruyacaktır.
Bugünün Türk pamuğunu AKP Hükûmeti ve AKP tarım bakanları gülünç hâllere getirmiş ve pamukçunun sofrasındaki aşını almış ve muhtaç hâle sokmuştur. Ülkemizde pamuk üretimi yüzde 60 düşmüştür. Ege pamuk alanlarını mısır, buğday üretimine çevirmişler; meşhur Çukurova’yı “çöl ova”ya çevirmek için çaba harcanmaktadır.
Toplam tarımsal destek miktarının -dünya standartlarının çok altında komik bir artış yapılmasına- ortalama yüzde 14 arttırılmasına rağmen pamuk priminin aynı kalması artık kasıtlı davranışlarının resmî imzaları niteliğindedir. Sertifikalı tohumun kilosuna 42, sertifikasıza 35 kuruş destek veriliyor. Bu da, pamuk üretiminin bu sene de fiyaskoyla sonuçlanmasının nedeni olacaktır. 27 Martta, en az 3 milyon kişiye istihdam sağlayan, çitçisinden tekstilcisine tüm sektör temsilcilerinin katıldığı 1. Ulusal Pamuk Zirvesine Tarım Bakanının katılmaması bu Hükûmetin pamuğa verdiği önemi ortaya koymaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 30 Mart 2010