Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 69. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Mart 2018 · 843 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Sorgun (AK Parti), 12 Mart 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 843 kelime.
Ahmet Sorgun (AK Parti, Konya). “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 12 Mart 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-sorgun-26-2018-03-12-secimlerin-temel-hukumleri-ve-secmen-kutukleri-hakkinda-kanun-ile-bazi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=67504
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET SORGUN (Konya)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ben de sözlerimin başında Gazi Mecliste coşkuyla, ayakta alkışlarla kabul edilen İstiklal Marşı’mızın kabulünün 97’nci seneidevriyesinde Akif merhuma ve kadimden beri hiç ayırt etmeksizin bütün şehitlerimize rahmet diliyorum. Akif merhumun “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” duasına yine Gazi Meclisten “Amin.” diye cevap veriyorum ve ilave ediyorum: Allah bir daha bu millete ne İstiklal Marşı yazdırsın ne de 15 Temmuzlar göstersin.
Evet, Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu süre içerisinde elbette 26 maddelik teklifin her bir maddesini ayrı ayrı, tek tek irdeleyecek değilim. Bunlar görüşülürken madde madde irdelenecek, değerlendirilecek. Ama bu teklifin tümünü, geneli üzerinde değerlendirerek dört kısma ayırabiliriz. Bir: Seçim güvenliğine ilişkin düzenlemeler var. İki: Siyasi partilerin seçim ittifakına ilişkin düzenlemeler var. Üç: 16 Nisan 2017 halk oylamasına ilişkin, ona uyum çerçevesinde yapılan düzenlemeler var ve nihayet, bunların dışında, seçimlere dair faydalı -gerekli- düzenlemeler var.
Her şeyden önce şunu açıklıkla ifade edelim ki bu teklifle getirilen düzenleme, değişiklik ve yeniliklerin tamamı ama tamamı 298 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde sayılan seçimlerin serbest, eşit, genel, gizli oy ve açık sayım döküm esasına dayanarak seçmen iradesinin daha fazla sandığa yansımasını sağlamayı hedeflemektedir; “Daha fazla seçmen oyu nasıl geçersiz olur?” değil, “Daha fazla seçmen oyu nasıl geçerli olur?” müspet yaklaşımını ortaya koymaktadır.
Değerli milletvekilleri, kanunlar ne kadar çok şekilci düzenlemeler içerirse ömrü de o kadar kısa olur. Tali mevzuatla, yönetmelik ve genelgelerle düzenlenebilecek hususlar kanunla düzenlenmeye kalkılırsa zamanın ruhunu, gereklerini, gelişme ve değişimleri takip edemez ve eskir, değişmek zorunda kalır. Nitekim, bu kanun da böyle olmuş ve çıktığı 1961 yılından bu yana yani elli yedi yılda 38 defa değişikliğe uğramıştır. Tam da işte bu sebeple, görüşmekte olduğumuz teklifle, oy kullanma kabinlerinin, oy sandıklarının, zarf ve pusulaların ebadı, şekli, rengi, cinsi gibi seçmen iradesiyle hiç ilgisi olmayan ama hiç ilgisi olmayan, tamamen şeklî seçim materyalleri konusunda yetki Yüksek Seçim Kuruluna veriliyor. Böylece daha kullanışlı, daha ekonomik, daha güzel ve yenilikçi seçim malzeme ve materyallerinin kullanılmasının da önü açılıyor. Kanuni düzenlemeler işin esasını, ruhunu, özünü korumaya dönük olmalı, yoksa şeklini korumaya dönük değil. Yani elbisenin içindekini korumalı, insanın üstündeki elbiseyi değil, elbisenin içindeki canı, insanı korumalı. Elbise eskiyince değişir, mevsime göre değişir, coğrafyaya, şartlara göre, yaza, kışa göre değişebilir ama her yerde her zaman, daima insan vardır ve insan merkezdedir.
Değerli milletvekilleri, teklifin 2’nci maddesinde getirilen, yatağa bağımlı seçmenler için seyyar sandık kurulu uygulaması, gerçekten çok insani, çok medeni, alkışlanması gereken bir düzenlemedir. Böylece yatağa bağımlı seçmen sandığın ayağına gitmiyor, artık sandık seçmenin ayağına gidiyor; bu, yeni bir anlayıştır işte. Artık içimizi burkan, vicdanımızı sızlatan, sedyelerle seçmen taşıma görüntüleri de inşallah bundan sonra tarih olacak.
Seçim güvenliğine ilişkin, seçim güvenliğinin sağlanmasında güçlük çekilen bir kısım yerlerde, seçimlerin temel ilkeleri korunmak şartıyla, sınırlı istisnai düzenlemelerle seçmen iradesinin hiçbir baskıya maruz kalmadan, özgürce sandığa yansımasını sağlayıcı düzenlemeler getiriliyor.
Sandık bölgesi, sandık alanı, sandık çevresi; bunlar sadece sandıkla ilgili kavramlar. Bu kavramlar her zaman tartışmalara, kavram kargaşalarına sebep olmuş ve sıkıntılar meydana getirmiştir. Burada da işte bir sadeleştirme ve net bir tanımlama yapılmaktadır.
Çok önemli bir değişiklik de sandık kurulu başkanlarının ilçede görev yapan bütün kamu görevlileri açısından hiçbir ayrım gözetmeden ama hiçbir ayrım gözetmeden kurayla belirlenecek olması. Böylece “Sandık başkanları senin listenden oldu, benim listemden oldu.” tartışmasına son verilecek, ayrıca kamu görevlilerinin eğitim seviyelerinin ortalaması, bütün Türkiye eğitim seviyesinin ortalamasıyla karşılaştırıldığında herhâlde sandık başı iş ve işlemleri daha düzenli yapılabilecektir diye söylersek acele etmiş olmayız.
Yine, teklifin 8’inci maddesi, sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit hâllerinde seçmenin de kolluk güçlerine bizzat ihbarda bulunmasını düzenliyor. Buna muhalefetten birçok arkadaşımızın itiraz ettiğini biliyorum ama bunun, herhâlde çağrı ile ihbarın farkını yeterince kavramamaktan kaynaklandığını düşünüyorum.
Biliyorsunuz sandık başkanının ve sandık kurulunun çağrı yetkisi var ama seçmene üstelik “bizzat” şartı getirilerek ihbar yetkisi, daha doğrusu imkânı tanınıyor. Biraz önceki konuşmalarda dinlediğimde komşuların denetiminden söz eden arkadaşlarımızın bu ihbarın gelmesinden niçin rahatsız olduğunu doğrusu kavramakta güçlük çekiyorum. İhbar, haber vermedir. Bu metinde böyle bir şey olmasa bile sandık başında bir cebir, bir şiddet, bir tehdit olduğunda seçmenin vatandaşlık görevi olarak…
HALUK PEKŞEN (Trabzon)Balyoz davası da tıpkı böyle bir ihbarla başlamıştı, otoparktan ihbar gelmişti.
AHMET SORGUN (Devamla)…insani vatandaşlık görevi olarak bizzat kolluk güçlerine gidip bunu haber vermesinde ne mahzur var, doğrusu bunu kavramakta güçlük çekiyorum.
Bir başka husus, geçtiğimiz yıl 16 Nisanda Anayasa değişikliğini yaptık. Buna uyum çerçevesinde milletvekili seçilme yaşı 25’ten 18’e indirildi. Buna paralel olarak belediye başkanları, il genel meclisi üyeleri, belediye meclis üyeleri ve muhtarlar için de seçilme yaşı 25’ten 18’e indiriliyor, şimdiden gençlerimize hayırlı uğurlu olsun diyebiliriz.
Bu teklifin kamuoyunda mutlaka en çok tartışılan, tartışmada karşılık bulan düzenlemesi hiç şüphesiz -biraz önce de konuşulduğu gibi- ittifaka ilişkin olanlar. Peki, bugüne kadar hiç ittifak yapılmadı mı? Eğer yapılmadı diyorsanız 1991 seçimlerinde yapılan neydi?
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Siz karşıydınız bunlara ya. Hani bunlara karşıydınız?
AHMET SORGUN (Devamla)2010-2017 referandumlarında, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yapılan neydi o zaman?
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
213 konuşma daha · 12 Mart 2018