Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)
Genel Kurul, 81. Birleşim · 5. yasama yılı · 23 Mart 2011 · 541 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Tan (CHP), 23 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)); konuşma 541 kelime.
Ahmet Tan (CHP, İstanbul). “Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-tan-23-2011-03-23-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET TAN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ilgili önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Efendim, daha önce bahsetmiştim, temel kanun süsü verilerek birçok teklif, tasarı Adalet Komisyonuna gelmiyor. Bu, sanıyorum. Sayın Adalet Komisyonu Başkanını -ki değerli bir hukukçudur kendisi- bir vicdan muhasebesine sevk etmiş ve bunun sonunda da bugün odalarımıza dağıtılan, daha önceki konuşmamda bahsettiğim, bu makalesini yahut da kitapçığını bizlere göndermiş. Çok önemli çünkü bu, kurumsal bir vicdani hesaplaşmayı yansıtıyor. Olmayan arkadaşlara tekrar edeyim: “Siyaset Kurumunun Ortak Günahı” başlığıyla Sayın İyimaya’nın kaleme aldığı, teorik çerçevede, güncel yahut da pratik zaaflardan yola çıkarak teorik çerçevede Meclisin hâli pürmelalini ortaya koyuyor. Diyor ki Sayın İyimaya –bölüm başlıklarından zaman elverdiği ölçüde hızla özetleyeceğim- “Yasama Organı Algısı” başlığı altında: “Bu algı bozulmuştur.” Algının bozulmasının nedeni, ne yazık ki yürütmenin Büyük Millet Meclisimizi bir noter gibi kullanması ihtiyacından kaynaklanmış gibi görünüyor. Gelen bütün tasarılar -biraz evvel Tayfun İçli Arkadaşımızın da bahsettiği gibi- acil, ivedi yazısıyla geliyor ve bunun üzerine de tabii, grup olarak ağırlığınızı koyuyorsunuz ve bu kanunlar çıkıyor ama yeterince tartışılmadan.
Öyle ki bunun hemen arkasında bir başka bölüm başlığı var: “Yasama Refleksi Sorunu.” Bu refleksin kaybolduğunu görüyoruz çünkü bu refleks tartışarak, konuşarak güçlü kılınabilir.
Biliyorsunuz “parlamento” İtalyanca “parlare”den geliyor, “konuşmak” kökünden geliyor. “Meclis” sözcüğünü biz seçmişiz. “Meclis” de “cülûs” sözcüğünden geliyor, Arapça oturma anlamına geliyor. Öyle anlaşılıyor ki parlamento tarafını, “parlare”yi değil de biz oturmayı tercih etmişiz iktidar olarak ve o yüzden arkadaşlarımızın sadece oturmasını teşvik ediyorsunuz ve konuşma müsaadesi de vermiyorsunuz.
333... Allah bereketini artırsın. Şimdilik 333 arkadaşımızdan herhâlde bu kürsüye hiç çıkmadan gidecekler var çünkü grup “Bir an evvel bu kanunlar çıksın.” diye bir fason imalat türü bir çalışma nedeniyle iktidar milletvekillerine konuşma fırsatı verilmiyor. O yüzden refleks kayboluyor, milletvekilinin refleksi. Hâlbuki, dediğim gibi, parlamento “parlare” yani konuşulan yer. Bu konuşulan yeri biz meclis, “cülûs” oturma yeri hâline getirdik, bu da bir başka konu.
Şimdi, ikinci ve önemli konu da Meclis başkanlarının meseleyi sahiplenmesi sorunu, 10’uncu sayfada. Ne yazık ki Büyük Millet Meclisi Başkanımız bu meseleyi sahiplenmiş değil. Mesele şu: Burada yasama için ve denetleme için varız, milletvekilleri ve yasamayı elhak yerine getiriyoruz, bu biçimde getiriyoruz ama denetleme tamamen sıfıra inmiş durumda.
Bu İç Tüzük elimizde. İç Tüzük’ün 27’nci sayfası “Komisyonlar” bölümünde, açıkça madde 20’de, 12’nci sırada Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonu yer aldığı hâlde bu Komisyon fiilen ortadan kaldırıldı, fiilî durumla ortadan kaldırıldı. Bu Komisyon bu Meclisin ana komisyonlarından biriydi. Bu da büyük bir hukuk ayıbı olarak bu dönemin zaaf hanesine yazılacak bir günahtır. Çünkü İngilizcesi de var Sayın İyimaya’nın, burada “günah” sözcüğünü kullanıyor başlığında.
Bir başka konu da yasamadaki zaaflar sorunu. Bu zaaflar, söylediğim gibi “Bir an evvel çıksın.” diye Adalet Komisyonuna götürülmeden birçok konu -“torbalı hukuk” demiştim- bir torba yasa ilkesiyle yeni bir hukuk modeli, yeni bir pratik, yasama pratiğine tevessül edildi. Bu da yine bu İktidarın günah hanesine yazılmış bir husus olarak önümüze çıkmaktadır.
Tabii ki daha önce bahsettim, Sayın grup başkan vekilleriyle Mekke’ye gittik, Suudi Arabistan Parlamentosunu dolaştık. Suudi Arabistan Parlamentosunun da bizden daha lüks olduğunu ama kralın emriyle toplandığını gördük, yani Türkiye’nin yüz elli yıl öncesi durumunda bulunuyor Suudi Arabistan Parlamentosu. 1876 Meclisi Mebusanı da padişah hazretlerinin emriyle toplanır ve öyle çalışırdı. Şimdi ona benzer bir durum sergileniyor.
Bu hissiyatımı paylaşmak üzere sözlerim noktalıyorum. Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 23 Mart 2011
