Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarıları (s.s.:267)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 137. Birleşim · 2. yasama yılı · 30 Temmuz 2008 · 1.069 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akif Akkuş (MHP), 30 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARILARI (S.S.:267)); konuşma 1.069 kelime.
Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarıları (s.s.:267)”. TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2008-07-30-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 267 sıra sayılı Yükseköğretim Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Daha önceki konuşmalarımız sırasında da üniversitelerle ilgili yaptığımız konuşmalarda üniversiteler hakkında, özellikle devlet üniversiteleri hakkında, buradaki öğrencilerin yetiştirilmesi, barındırılması konusunda birçok şey söylemiş idik. Bugün bunları tekrar etmek istemiyorum ancak bizim üniversitelerden beklentilerimiz var. Bu beklentilerimizin mutlaka gerçekleşmesi lazım.
Yine, geçenki konuşmalarımdan birinde belirtmiştim, “Biz ilim ipine sarılmak mecburiyetindeyiz. Eğer ilim ipine sarılamazsak başka iplere sarılırız.” demiş idim. Bu yüzden, üniversitelerimiz, Türk milletinin bütün fertlerini, ailesini, vatanını, milletini seven ve bu uğurda fedakârlıkta bulunabilecek, insan haklarına ve Anayasa’nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan düşüncede insanlar, gençler yetiştirmek mecburiyetindedir diye sözlerime devam ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızın 130’uncu maddesi ülkemizde devlet üniversitelerinin kurulmasıyla alakalı olan maddelerdendir ve burada der ki: ”Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.” hükmü bulunmaktadır.
Bunun yanında bir de bu belirtilen usul ve esaslara bağlı olarak, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından da devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabileceği belirtilmektedir. Ancak bu yükseköğretim kurumlarının -biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşan arkadaşımızın da belirttiği gibi ve kamuoyunda da yaygın olarak konuşulan, gündeme getirilen- ücretleri bir hayli yüksek. Şurada, elimde bir liste var bu konuda istifade edebileceğimiz. Mesela “Bahçeşehir Üniversitesi, İngilizce Hazırlık Programı ve tüm lisans programları için yıllık peşin ücret, KDV hariç, 12.500 YTL almaktadır.” diyor. Bir başkasına bakıyoruz, “Bilgi Üniversitesi, tüm fakülteler 15.900 YTL üzerinde ücret almaktadır.” diyor. Atılım Üniversitesine bakıyoruz, o da 7.500 ABD doları karşılığında yıllık eğitim vermektedir. Bunu, tabii dört yılla çarptığımız zaman bunların bir hayli yüksek ücretlere sahip olduğu görülecektir ki burada daha önceki bir sendikacı arkadaşımızın belirttiğine göre kamuda çalışan bir profesör on ay boyunca hiç harcama yapmazsa çocuğunu ancak okutabiliyor alınan ücretle. Şu anda 2.900 lira alıyor profesör. Ne eder? On ay, 29 bin lira eder. E, çocuğun tabii, 15 binini okula verirse 14 bin de onun harcamasına verir diye düşünmüş, dolayısıyla on ay hiçbir şey yemeyecek. 9’a 1 derecedeki bir öğretmenin çocuğunu, ücretleri 7.722 dolar ila 14 bin dolar arasında değişen tıp fakültesine gönderebilmesi için yirmi dokuz ay çalışması gerekiyor. Yani, burada şunu demek istiyorum: Bu konuda, biraz daha, bu vakıf üniversitelerinin gerçekten vakıf anlayışına uymaları ve vakfın hayırseverlik anlayışı içerisinde ücretlerini bir hayli aşağı çekmeleri gerektiğini belirtiyorum.
Burada, bu vakıf üniversiteleriyle alakalı yine bir başka istatistik var, ona da değinmek istiyorum: Bakıyoruz, burada bir üniversitemiz toplam gelirinin yüzde 26’sını, en alt sırada yer alan bir üniversitemiz de yüzde 87’sini öğrenci gelirlerinden elde ediyor. Hâlbuki biz vakıf üniversitelerinin kurulmasına müsaade ederken, vakfın, bu üniversitenin hem binalarını yapması hem de diğer giderlerini karşılayacak birtakım gelirlere sahip olması gerektiğini belirtiyoruz. Ayrıca, şunu da tabii ortaya koymak gerekiyor: Vakıf üniversiteleri de olsa bu üniversitelere devlet desteğinin olduğu da bir gerçek, belli oranlarda.
Şimdi, bakıyoruz, bu cümlelerden olmak üzere, yasayla kurulması söz konusu olan üniversiteleri kurmaya teşebbüs eden vakıfların, kanunda belirtilen üniversiteyi kurmaları için gerekli olan maddi altyapılarının yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Mesela, Gediz Üniversitesi için 32 bin metrekarelik bir alandan, Gazikent Üniversitesi için ise 20 trilyon değerinde mal varlığından bahsedilmektedir ki -işte, burada hocalarım var, bunlar da bilirler- 20 trilyon liraya o üniversitenin bir tane binası ancak yapılabilir; o da iç donanımı olmamak şartıyla, sadece binayı siluet olarak dikeriz; içinin donatılması için de bunun belki birkaç katı -fakültenin karakterine göre, fakültenin durumuna göre- meblağa ihtiyaç olduğunu unutmayalım.
Belirtilen bu alan ve maddi varlık ile bir üniversite kurmak mümkün olmamaktadır, dedik. Ayrıca maddi imkânlar da yetersizdir. Bir örnek vermek gerekirse: Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinin kapladığı alan 140 bin metrekaredir. Fakülte binalarının yenilenmesi ile ortaya çıkacak Fakülte binalarının maliyeti de 15 milyon YTL civarındadır yahut da 15 trilyon TL civarındadır. Yani sadece Fakülte binalarının maliyeti, bunların içinde donanım maliyetleri bulunmadan bu kadar tutmaktadır diye belirtiyorum.
Tabii, burada şunu hemen belirtmek gerekiyor: Vakıf üniversitelerinin kurulmasına engel olmak veya olmaya çalışmak ülke insanının eğitim almasına engel olmak anlamına da gelecektir. Çünkü biz bakıyoruz, bugün vakıf üniversitelerinde 125 bin civarında lisans ve yüksek lisans öğrencisi bulunmaktadır. Bu da bu eğitim kurumlarına olan ihtiyacın önemini ortaya koymaktadır. Fakat üniversitelerde öğrenci yanında bir de öğretim elemanı ihtiyacı bulunmaktadır ki maalesef vakıf üniversiteleri kendi öğretim üyelerini, öğretim elemanlarını yetiştirme gibi bir gayret içerisinde bulunmamaktadırlar. Bunun da bundan böyle kurulacak vakıf üniversitelerinde bir şekilde gündeme getirilmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Biraz önce yine Oğuz Bey Arkadaşımız belirtti. Bura nereden buluyor peki öğretim elemanını, öğretim üyesini nereden buluyor? Devlet üniversitelerinden; onlara yüksek ücretler vererek kendi üniversitesine çekiyor ve böylece devlet üniversitelerinin içi boşalıyor diye bakabiliriz.
Bunun yanında bir başka üzerinde durmak istediğim konu: Vakıf üniversitelerindeki bölümlere baktığımız zaman, bu üniversitelerimizin hemen hepsinde özel yetenekle öğrenci alınan bölümlerinin mutlaka bulunmasıdır ve buralara fazla sayıda öğrenci alınmasıdır. Buralara alınan öğrencilerimiz, fakülte eğitimi sonunda diplomalı işsiz olarak ana babaya yük olmaya devam etmektedir. Bu yüzden, buralara alınacak öğrenci sayısının para kazanma anlayışıyla değil, kendisine, topluma ve ülkesine faydalı olup olmayacağı anlayışına göre belirlenmesi gerekmektedir.
Vakıf üniversitelerinin bir diğer özelliğine baktığımız zaman, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı ortalama 23 kişi ama bazı vakıf üniversitelerinde bunun 30’a kadar yükseldiğini görüyoruz; hatta bir vakıf üniversitemizde 1 öğretim üyesine düşen öğrenci sayısı 36’yı buluyor. Hâlbuki, devlet üniversitelerini ele aldığımızda, içi boşaltılmış olmasına rağmen hâlâ 23’te. Tabii bu arada bir de OECD ülkelerinde durum ne? Buna baktığımızda, bu sayının orada 14,8 olduğunu görüyoruz. Biz burada, sanırım, özellikle bazı eğitim dallarında, bazı bölümlerde, bazı ana bilim dallarında çocuklarımızı biraz da boşa okutuyoruz gibi geliyor. Çünkü özellikle yetenek imtihanıyla buralara giren öğrencilerimize, bir yılda bu bölümlere alınan öğrenci miktarına baktığımız zaman, ülkenin aşağı yukarı yirmi yıllık, otuz yıllık ihtiyacını karşılayacak durumda. Yani, bakıyoruz bunlar ne? İç mimarlık, diyor. Evet, güzel bir bilim dalı ama Türkiye'de ihtiyaç son derece az. Grafik sanatlar, diyor. Yine bunun gibi, güzel bir dal olmasına rağmen, bir sanat dalı olmasına rağmen fazla ihtiyacımız yok. Bu bakımdan ben, bundan böyle, kurulacak vakıf üniversiteleri özellikle komisyonlardan geçerken bunların da dikkate alınması, sadece bunların mal varlıklarıyla iktifa edilmemesi gerektiğini belirtiyorum ve inşallah, bundan sonra bu şekilde kararlar çıkar diye düşünüyorum.
Her şeye rağmen, bu yasayla kurulan Gediz Üniversitesi ve Gazikent Üniversitesinin yüce Türk milletine, bilim hayatına ve dünya medeniyetine katkılar sağlaması dileklerimle hayırlı olmasını temenni eder, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
60 konuşma daha · 30 Temmuz 2008