2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 37. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Aralık 2008 · 903 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akif Akkuş (MHP), 25 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 903 kelime.
Akif Akkuş (MHP, Mersin). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2008-12-25-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 312 sıra sayılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın “Yükseköğretim kurumları ile ilgili işlemler” başlığını taşıyan 14’üncü maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz yıl yaptığım bir konuşmada, üniversitelerin nasıl kurumlar olduğunu, dünya medeniyetinin bugünkü hâline gelmesinde katkılarının ne olduğunu ve Türkiye üniversitelerinin gösterdiği gelişmeleri belirtmiş, üniversitelerin neleri yapması gerektiğini de ortaya koymuştum. Bu yüzden, onlar üzerinde fazla durmayacağım. Ancak, geçen süre içerisinde, üniversitelerimizin sıkıntılarından kurtulamadıkları, gerek öğretim üyesi kadro kanundaki sıkıntılar gerekse özlük haklarının korunması ve teminindeki güçlüklerin hâlen devam ettiği, ayrıca fiziki imkânsızlıkların da sürdüğü gözlenmektedir.
Üniversiteler, toplumu hür ve bilimsel düşünme gücüne sahip, insan haklarına saygılı, yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler hâline getirmekle yükümlüdür. Ancak üniversitelerimiz açılırken bu kriterlere ulaşmak gayesinden uzak bir şekilde olduğumuz dikkati çekmektedir. Çünkü üniversitelerimiz, vatandaşa hür ve bilimsel düşünme ve değerlendirme, insan haklarına saygılı olma gibi özellik kazandırmaktan ziyade o ilde, o ilin ekonomisine nasıl katkıda bulunur anlayışıyla hareket edilerek açılmaktadır. Bu, bilimsel bir yaklaşım değil, popülist bir yaklaşımdır. Böylece, üniversitelerin kurulmasını düzenleyen Anayasa’nın 130’uncu maddesine de aykırı hareket ettiğimiz anlaşılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bütçe kanununun 14’üncü maddesiyle, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığıyla ilgili 14’üncü maddesiyle “Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi kapsamında yer alan ödenek, lisansüstü eğitim veren yükseköğretim kurumlarına, mal ve hizmet alımlarında kullanılmak üzere, öğrenci sayıları ve kullanım alanları dikkate alınarak tahakkuk ettirilmek suretiyle ödenir.” denmektedir. Ayrıca bu ödeneğin (B) cetveline kaydı “öz gelir” olarak, (A) cetveline ise “ödenek” kaydedilmesi, ilgili yükseköğretim kurumuna verilmektedir. Yani burada yükseköğretim kurumuna bir avantaj, bir tolerans sağlanmış durumda. Yükseköğretim kurumu, yani bir üniversite bunu istediği gibi değiştirme hakkına sahiptir diye belirtiyoruz.
Değerli milletvekilleri, üniversitelerimiz bütçeden aldıkları ve bütçe dışı kaynaklardan elde ettikleri gelirlerle kendilerinden beklenen çalışmaları yapacak durumda değiller ve bunlar Türkiye’yi dünya medeniyetine katkıda bulunacak bilimsel kurumlar hâline gelemezler. Bu ödenekler, üniversitelerimizin her kesimi için, yeni açılanı için de, eski üniversitelerimiz için de hazır. Biz bu ödeneklerle üniversitelerden beklediğimiz hizmeti kesinlikle alamayız diye belirtiyorum.
Üniversitelerimize ayrılan bütçe ödenekleri, ancak akademik, idari ve yardımcı personel ihtiyacı ile fiziki alanların mevcut durumlarını sürdürmelerine karşılık gelebilecek kadardır. Dolayısıyla üniversitelerimize daha fazla kaynak ayrılmalı ve bu kaynaklar da yerli yerinde kullanılmalıdır. Özellikle akademik personele daha fazla ücret verilmesi mutlaka sağlanmalıdır. Bugün öğretim elemanları, yoksulluk sınırına yakın bir seviyede yaşamaktadır; çalışmalarında kullanacağı araç ve gereci kolayca temin edemez durumdadırlar ve bunları kolayca temin edecek hâle getirilmelidir diyorum.
Bugün doksan dört adet devlet üniversitemiz bulunmaktadır. Bunların dokuz adedi geçtiğimiz yasama döneminde açılmış yeni üniversitelerimizdir. Bu üniversitelerimize ayrılan ödeneklere baktığımızda, bunların bu ödeneklerle kısa zamanda gelişmelerini sağlamalarının mümkün olmadığı görülmektedir. Bu yüzden bu üniversitelerimizin altyapıları kısmen de olsa sağlanıncaya kadar gelişmiş üniversitelere daha fazla öğrenci alınmasının uygun olacağı açıktır. Yani biz bu yeni açılan üniversitelere gönderdiğimiz öğrencileri üniversiteden beklediğimiz gayelere hizmet edecek şekilde yetiştiremeyiz değerli arkadaşlar. Bu yüzden diyorum ki gelişmiş üniversitelerin kontenjanını biraz daha artıralım ve bunların altyapıları kısmen temin edilinceye kadar… Çünkü -geçen konuşmamda belirttim- bir üniversitemize tayin olan rektör, yanına aldığı rektör yardımcısı ve üniversite sekreteri sadece bir odaya birer masa koyarak yerleşmişler. Dolayısıyla, bunların burada hizmet vermeleri mümkün olmaz diye belirtiyorum.
Değerli milletvekilleri, bir üniversiteden istenilen sonuçların alınabilmesi için şüphesiz sadece fiziki şartlar yeterli değildir; yetişmiş öğretim elemanlarının, kaliteli, vatanına ve milletine sevdalı, insanları seven ve onların sıkıntılarını gidermeyi ülkü hâline getirmiş olmaları da gerekiyor. Böyle öğretim elemanları yetiştirmek ana hedeflerden biri olmalıydı. Yurt dışına gönderilen yüksek lisans ve doktora öğrencileri, yarın döndüklerinde fiziki imkânlardan yoksun mekânlarda ve şehirlerde çalışmak istemezler. Bunlar da dikkate alınmalı ve ödenekler o ölçüde ayarlanmalıdır.
Bu maddeyle üniversitelerimizin bütçe dışı gelir elde etmeleri sağlanmaktadır. Bu da bazı olumsuzluklara meydan vermektedir. Mesela bakıyoruz şimdi, her üniversite, hemen hemen her üniversite birer beden eğitimi yüksek okulu; bir resim, müzik bölümü, bir de özel yetenekle öğrenci alacak programlar açıyor. Bunlara gerçekten ülkemizin bu kadar çok ihtiyacı mı var da bunun her biri bunu açıyor? Hayır. Biraz da gelir elde etmeye bakıyorlar. Çünkü bir programa 60 öğrenci girecektir, ama bu programa başvuran öğrenci sayısı 1.500-2.000’dir, bunların arasından seçilecek bu 60 kişi. Seçimin tabii adil yapılıp yapılmaması bir başka özellik ama bu 1.500-2.000 kişinin her biri buraya -aşağı yukarı geçen yılki rakamlar- 200 milyon TL ödeyerek kayıt yaptırıyordu. Üniversiteler de böylece gelir elde etmeye çalışıyorlardı. Peki, ne yapsın üniversiteler? Yani, böyle bir gelir elde etmesinler mi? Yok… Bütçeden ayırdığımız ödeneklerle üniversitelerimizin başarı şansı yakalamaları söz konusu bile olamaz. Bu yüzden böyle bir yola yöneliyorlar.
Değerli milletvekilleri, bu bütçeyle güzelliklerin yakalanması ve başarılması mümkün değil. Bütçe yatırımları oldukça yetersiz. Yatırım olmayınca da ülkenin kalkınıp yükselmesi söz konusu olamaz.
Tabii birtakım şeyler daha söylemek gerekirse…
Şimdi şöyle düşünelim, bütçemize bakıyoruz -biraz da buna değinmekte fayda var kanaatindeyim- bütçemiz, 262 trilyon gideri, 248 trilyon da geliri olan bir bütçe. Arada 14 trilyonluk bir açık var.
MEHMET CEYLAN (Karabük)Milyar… Milyar…
AKİF AKKUŞ (Devamla)Neyse… Biz eski şeyle konuşuyoruz. Biz biraz eski adamız. Teşekkür ederim. “Milyar” diyoruz, hadi milyar olsun.
MEHMET CEYLAN (Karabük)O zaman katrilyon olur.
AKİF AKKUŞ (Devamla)Dolayısıyla arkadaşlar, düşünün, her biriniz aile reisisiniz, evinizde gelirinizden çok harcıyorsunuz; ne olur o ailenin yapısı? Yani, Sayın Bakanım bize gerçekten Avrupa’nın ve dünyanın en iyi bakanlarından birisi olduğunu kendi söylediği için, ben de öyle olmasını umut ediyorum, dolayısıyla “Ne olur?” diyorum. Bu aile bir gün gelir yıkılır. Ülkemiz de bu tür bütçelerle yıkıma doğru hızla gider Allah göstermesin. Bu yüzden tedbir alınsın diye söylüyoruz bunları.
Tabii burada, değerli milletvekilleri, biz Meclise geldiğimiz günden beri arkadaşlarımız, muhalefet, iktidar konuşmalar yapıyoruz milletvekilleri…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
138 konuşma daha · 25 Aralık 2008