İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti başbakanlık devlet arsivleri genel müdürlüğü ile hırvatistan cumhuriyeti devlet arşivi arasında işbirliği protokolünün onaylanması hakkında (s.s.351)

Akif Akkuş

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 25. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Aralık 2009 · 1.683 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Akif Akkuş (MHP), 2 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANLIK DEVLET ARSİVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ DEVLET ARŞİVİ ARASINDA İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.351)); konuşma 1.683 kelime.

Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti başbakanlık devlet arsivleri genel müdürlüğü ile hırvatistan cumhuriyeti devlet arşivi arasında işbirliği protokolünün onaylanması hakkında (s.s.351)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2009-12-02-turkiye-cumhuriyeti-basbakanlik-devlet-arsivleri-genel-mudurlugu-ile-h (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 351 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile Hırvatistan Cumhuriyeti Devlet Arşivi Arasında İşbirliği Protokolünün Onaylanmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi Hırvatistan, Yugoslavya’nın dağılması sonucu ortaya çıkmış Avrupa’nın yeni ve küçük ülkelerinden birisidir. Ancak, evvelki günkü haberlerde vardı, bu ülke insanlarının vizesiz olarak AB’ye girebileceği belirtilmekteydi. Yani biz elli yıldır “Avrupa Birliğine gireceğiz, Avrupa Birliği bizi alsın.” diye beklerken, onlar şurada geçen aşağı yukarı on beş senelik bir süre içerisinde Avrupa Birliğine bu şekilde vizesiz girme hakkını kazanmış olan bir ülke hâline geldi.

Hırvatistan’a ülkemiz 2000 yılı itibarıyla 23 milyon 589 bin dolarlık ihracat yaparken, bu ülkeden 25 milyon 395 bin dolarlık ithalat yapmaktayız. Günümüzde bu oran biraz artış göstermekle beraber hemen hemen aynı ölçülerde devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz büyük Osmanlı İmparatorluğu’nun külleri arasından yeniden doğmuştur. Yani Hırvatistan da dün, yakın bir geçmişte Osmanlı İmparatorluğu’nun bir bölgesi, bir bölümü hâlinde bulunmaktaydı. Bu vesileyle Türkiye’yi yeniden var eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve bu uğurda maddi, manevi her şeyini ortaya koyan millet evlatlarını ve can veren atalarımızı minnet ve şükranla yâd ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin toplam ihracatında Hırvatistan’ın payı binde 14, ithalatında ise binde 18’dir. Hırvatistan’ın toplam ihracatında Türkiye'nin payı ise binde 34 ve ithalatında binde 64’tür. Hırvatistan’la ilişkilerimiz ekonomik olmanın yanında, ortak tarihî geçmişimizin olması dolayısıyla aynı zamanda kültüreldir. Bugüne kadar Hırvatistan ile bankacılık ve serbest ticaret olmak üzere birçok sosyal ve ticari anlaşma imzalanmış bulunmaktadır. Bugün görüştüğümüz arşivlerin karşılıklı değerlendirilmesi de bunlardan birisi olacaktır ve inşallah faydalı da olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile Hırvatistan Cumhuriyeti Devlet Arşivi arasında yapılacak olan iş birliği protokolünün Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla ortaya çıkmış iki dost topluluğun geçmişinin ortaya çıkmasına katkıda bulunacağı kanaatiyle Hırvatistan’ın coğrafi ve siyasi yapısına kısaca değinmek istiyorum.

(x) 351 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli milletvekilleri, Hırvatistan, Güneydoğu Avrupa Akdeniz kıyısında, Bosna-Hersek ve Slovenya arasında yer almaktadır. 56.542 kilometre kare yüzölçümüne sahip olan Hırvatistan, engebeli bir ülke olması yanında, kıyılarının çok girintili çıkıntılı olması da dikkati çeker ve coğrafi bir terim olan Dalmaçya tipi kıyı bu ülkenin kıyılarına istinat etmektedir. Ancak, bu girintili ve çıkıntılı adalardan mürekkep kıyılar günümüz dünyasının turizm etkinliklerine konu olduğundan, Hırvatistan özellikle Avrupa’nın turizm merkezlerinden birisidir. Özellikle kış olimpiyatları bu ülkede zaman zaman tekrarlanmaktadır.

Hırvatistan sık sık ağır, yıkıcı depremlere sahne olmasına rağmen, tarıma uygun topraklarının miktarı çok fazla değildir. Yahut da işte hem burası sık sık depremlere sahne oluyor hem de tarıma ayrılan topraklarının miktarı fazla değildir. Bunun yüzde 25 kadar olduğu, yüzde 25 kadarında tarım yapılabildiği, diğer kesimlerinde ise tarım dışı faaliyetlerin sürdüğü, sürdürülebildiği dikkati çekmektedir.

Nüfusunun yüzde 90’a yakını Hırvatlardan müteşekkildir. Yüzde 10’luk kısmı ise daha çok eski Yugoslavya devletlerinden gelmişlerdir. Okuma yazma oranı oldukça yüksek ve yüzde 98 oranındadır.

Değerli milletvekilleri, Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasında ortaya konan benzer senaryolar Büyük Yugoslavya’nın 1989-95 yılları arasında çıkan iç savaş sonrası sekiz devletçiğe ayrılmasına sebep olmuş ve bugünkü küçük devletler ortaya çıkmıştır. Ancak, bugün hâlâ sürtüşme ve bölünme yolunda sinsi çalışmalar yapıldığı da bir gerçektir. Özellikle Bosna-Hersek’te bu konuda endişeli bir bekleyişin olduğu haberleri gelmektedir. Yani Yugoslavya’nın parçalara ayrılması henüz sona ermemiştir diyebiliriz.

Geçtiğimiz günlerde konuşan bir AKP yetkilisi “TRT Şeş bir yıldır Türkçe yayın yapıyor, Türkiye yıkıldı mı?” gibi bir cümle kullandı. Bu kişinin sabır ve iradesi varsa Yugoslavya’nın parçalanma safhalarını incelemesini istiyorum çünkü sosyal, siyasi olayların ilk adımdan yirmi otuz yıl sonra meyveleri ortaya çıkacaktır. “Bu sayın milletvekili, biz milletvekillerinin, tabii AKP milletvekillerinin de birçoğunun muhakemeden yoksun olduklarını mı sanıyor?” diye sormak gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, zaman zaman AKP’nin gündeme getirdiği ancak kendi bilgi ve akıl süzgecinden geçirmeden Meclise sunduğu önerilere muhalefetin karşı çıktığı görülüyor. Ben ve Grubum 301’inci maddeye, Vakıflar Kanunu’na, ana dil eğitimine karşı çıktık. Çıkmak mecburiyetindeyiz.

Dünya tarihine baktığımız zaman, devrine göre önemli devletler kurmuş milletlerin tarihin derinliklerinde yok olup gittiklerini görüyoruz. Mesela Lidya Devleti’ni düşünelim. Dünya medeniyetinin bugün de işini görmede kullandığı parayı icat etmişlerdi. Bu akıllı insanlar topluluğu devletlerini bugüne taşıyamamışlardır. Dünya bilimine yakın dönemde bir çok katkıda bulunmuş Yugoslavya’nın yıkılışı hepimizin gözleri önünde oldu. Bugün aldığınız yanlış kararlar, attığınız yanlış adımlar ülkenizi sarsabilir, tökezletebilir. Bu yüzden gelecekte Damat Ferit Hükûmeti ve destekçileri gibi anılmak istemiyorsanız, yanlışlarınızda ısrar etmeyin ve daima kullandığınız ama bir türlü ortaya çıkartamadığınız ortak aklı ısrarla arayın diyorum, aksi takdirde bin yıllık Anadolu coğrafyası kardeşlik ve akrabalık kıtası olmaktan çıkar, kan ve gözyaşı kıtası olur.

Değerli milletvekilleri, tabii son günlerde telefon dinlenmesiyle ilgili birçok haber okumaktayız. Gerçekten bu haberler milletimizi, bizi, sanıyorum diğer parlamenterler olmak üzere sizi, hepimizi üzmektedir. Gerek bayram münasebetiyle gerekse daha önceki çalışmalarımız sırasında bölgelerimize gittiğimizde vatandaşlar -bize sorduğu yahut da en fazla sorduğu sorulardan birisi- “Acaba ben dinleniyor muyum? Beni niçin dinliyorlar? Ne olacak bunun sonu?” gibi sorular sordular.

Buradan diyoruz ki bunların bu insanları korkuya ittiği ve psikolojik olarak da etkilendikleri ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, belli kişilerin dinlenmesinin epey zamandır söz konusu olduğu anlaşılıyor ancak şimdikiler basına ve vatandaşa bir şekilde duyuruluyor. Sade vatandaş ve önemli görev yapanlar daha önce dinlemelerle hiç ilgilenmezdi çünkü haberi bile olmazdı. Bugün niçin aleni hâle getirilmiştir, bunu bir türlü anlamak mümkün değil ama düşünüldüğünde şunu görüyorum: Korkuyu, âdeta, yaymak ister gibi bir hava var.

Tabii, bu son derece yanlış. Millet bir şeyden korkmaya başladığı zaman bu korku üzerine yeni birtakım senaryolar üretecektir ve bu senaryoların da iyiye alamet olmayacağı kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, Hırvatistan, 2000 yılı sonlarında parlamenter demokrasiye geçen bir devlettir ve Cumhurbaşkanı devletin de başıdır. Beş yıl süreyle seçildiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanı aynı zamanda ordunun da başkomutanıdır.

Hırvatistan Hükûmeti, başbakan, 2 başbakan yardımcısı ve 14 bakanlığın bulunduğu bakanlar kurulu tarafından yönetilmektedir. Başbakanın önderliğindeki hükûmet siyasi olarak yalnızca Hırvat Parlamentosuna karşı sorumludur ancak Parlamentonun iki birimden oluştuğunu görüyoruz: Bunlardan birisi Temsilciler Meclisi, bir diğeri de İller Meclisi. Bu birimlerin her biri de dört yıl süre ile seçilmektedir.

Değerli milletvekilleri, devlet arşivi, bir ülkenin devlet ve millet hayatını ilgilendiren tarihî, hukuki, idari, ekonomik, ilmî doküman ve bilgilerin toplanması, değerlendirilmesi ve düzenlenmesi; film, mikrofilm gibi ileri teknolojileri kullanarak arşiv malzemesini tek nüsha olmaktan kurtarmak ve bunları yurt ve dünya bilim çevrelerine sunmak üzere kurulmuştur. Son derece önemli bir kuruluş olduğunu tekrarlamak istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri Kansas Eyaleti Lawrence Üniversitesine gittiğimizde kütüphaneden bir kitap istedim ama kitap 1800’lü yılların sonunda basılmış. Bana dedi ki: “Bunu size bir gün sonra verebilirim.” “Niçin bir gün sonra?” dediğimde dedi ki: “Biz bunu -70 derecelik bir ortamda tutmaktayız ve bunu o -70 derece ortamdan belli bir ısıya düşmüş başka bir birime almaktayız, orada bekletmekteyiz. Üç dört aşamadan sonra da bu dışarıya çıkartılabilmekte.” Niçin -70 derecede bekletildiği yahut tutulduğunu sorduğumda da “Kâğıt bir şekilde hava ile temas ettiğinde gittikçe bozuluyor ve bu kaynaklar da elden çıkıyor.” diye belirtmişti. Buradan da dünyanın her tarafında arşiv malzemesi olabilecek, arşiv malzemesi sayılabilecek değerlerin bu şekilde korunduğunu belirtmek istiyorum.

Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü devlet arşiv hizmetleri hakkında bir yönetmeliğe göre hareket etmektedir. Bu yönetmelikte tabii birçok konu bulunmakta. Arşiv malzemesi, arşivlik malzeme, birim arşivi, kurum arşivi ve özel arşivler olmak üzere bunlar beş kategoriye ayrılmış bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün kurulup geliştirilmesi, geçmişimiz ve âdeta hafızamız olan malzemenin korunup bilgimize sunulmasını sağlamak içindir. Daha önce de söylediğim gibi, Türkiye altı yüz yirmi yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla millî bir devlet olarak ortaya çıkmıştır ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yakın geçmişi “Osmanlı Arşivi” olarak adlandırılan arşivlerde yer almaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan devraldığımız zengin arşiv mirası dünyanın en önemli tarihî arşivlerinden birisidir. Bu arşivlerde sadece Türkiye değil, Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika coğrafyasında birçok ülkenin tarihini aydınlatacak belgeler de bulunmaktadır. Diğer ülkelerle yapılan iş birliği, ortak tarih ve kültürümüzün paylaşılmasının yanında ülkemize ve tarihimize karşı ön yargıların ortadan kalkmasına da yardımcı olacaktır. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasıyla ortaya çıkmış olan Hırvatistan ile arşiv paylaşılması bu Protokol’ün önemini artırmaktadır.

Bu Protokol ile devlet arşivleri arasındaki iş birliği gelişecek, tarafların arşivleri zenginleşecek, arşivcilik konusundaki tecrübe artacak, her yıl karşılıklı olarak arşiv görevlisi gelecek ve gönderilecek, böylece karşılıklı dostluk ve anlayış gelişerek ülke vatandaşlarının birbirini tanıması sağlanacaktır.

Devlet arşivlerinin bu önemi, komşu ülkelerden Ermenistan ile ortaya konan yakınlaşmada dikkate alınmıyor. Hâlbuki Ermenistan’la Türkiye arasındaki muvazaanın çözümünde devlet arşivlerinin karşılıklı olarak bilim adamları ile ortaya konacak bilgilere ihtiyacımız bulunmaktadır. Arşivleri karşılıklı olarak inceletmekten ve açmaktan kaçan Ermenistan’la yapılacak anlaşmalarda arşivin önemi ortaya konmalı ve ondan sonra Ermenistan’la sıfır sorundan bahsedilmelidir. Aksi takdirde verilen beyanatlar oyalamadan öteye geçemez.

Bugün, 9 milyon 321 bin 45 görüntü belgesi, mikrofilm ve dijital ortama aktarılmış olan arşivlerimiz, aktarılan belgelerle bilgisayar ortamında araştırma hizmeti vermektedir. Bütün bunlar zengin arşivimizin kolayca kullanıcılara sunulması demektir. Arşivin, ülkemiz ve dünya medeniyetine geçmiş olayların doğru olarak yansıtılmasına ve ülkemizi yanlış tanıyanlara doğruları, doğru bilgilerin sunulması bakımından yardımcı olacağı kanaatiyle, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yeni teknolojilerle donatılması ve daha fazla ödenek ayrılması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, tabii, biraz önce dedim ki işte Mersin’de yaptığımız çalışmalar sırasında vatandaşın birçok konuda bize sorular yönelttiğini belirtmiştik. Burada zaman ve fırsat olduğu için onların bir kısmını belirtmek istiyorum. Bilindiği gibi ülkemizde tarım ürünleri konusunda tavan fiyatlar belirleniyor, tavan. Hâlbuki taban fiyatların belirlenmesi lazım. Bir aksaklık, eksiklik var gibime geliyor. Dolayısıyla insanlar soruyor: “Tavan fiyatları niçin düşük?” diyor. Hatırlayın, buğdaya 500 lira verdik, mısıra 430 kuruş verdik, dolayısıyla bunları vatandaş çok az buluyor. Bunu belirtiyorum.

Tarsus-Mersin arasında birçok fabrika kapalı. Fabrikaların niçin kapalı olduğunu ve işsizliğin dayanılmaz hâle geldiğini ve çözüm beklediklerini belirtiyorlar. Yani bu fabrikaları ne yapıp yapıp çalıştıralım. Sübvanse mi edeceğiz yahut ürettikleri ürünleri depoya mı alacağız, nereye alacaksak alalım ama bu fabrikaları mutlaka çalıştıralım, bu yöre insanı bu fabrikalarda çalışsın.

Malumunuz, bizim Çukurova’da fabrikalar genellikle tekstile dayalı fabrikalardı. Tekstil de emek yoğun bir sanayi kuruluşudur çünkü pamuk ekilir, onun çapası yapılır, toplaması yapılır, çırçır fabrikaları, sonra pamuğun değerlendirilmesi ve kumaş ortaya çıkar. Bu bakımdan bu fabrikaları çalıştırmakla hem tarımın gelişmesi sağlanacak, tarımda çalışan insanların karnının doyması sağlanacak hem şehirde yaşayan insanların fabrikalarda işçi olarak çalışması sağlanacak, onların karnı doyacak hem de dünyanın her tarafına güzel güzel ürünlerimizi ihraç etme fırsatını yakalayacağız.

Vatandaş bir de açılımı soruyor. Açılım ile vatandaşın birbirine düşürülmek istendiğini söylüyor ve bunlara çözüm bekliyor.

Değerli milletvekilleri, Hırvatistan ile ülkemiz arasındaki arşiv anlaşmasının ülkemize, Hırvatistan’a ve dünya bilim hayatına hayırlar getirmesi dileğiyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 2 Aralık 2009

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook