İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · SALI

Malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun, kayısı festivalindeki yemek duasına ilişkin (6/918,1018,1264,1265,1309,1364,1434,1435.1733,1734) tokat milletvekili reşat doğru'nun, dsi'nin verdiği hes yapım izinlerine ilişkin (6/991,1190) antalya milletvekili osman kaptan'ın, havadan müdahale yapılmayan bir orman yangınına ilişkin (6/1088) . aksaray milletvekili osman ertuğrul'un, aksaray'ın su ihtiyacını karşılayan baraja ilişkin (6/1155). adıyaman milletvekili şevket köse'nin, adıyaman'ın göksu çayından yararlanmasına ilişkin (6/1376,1377). mersin milletvekili akif akkuş'un, barajlardan kontrolsüz su bırakılmasına ilişkin (6/1380,1642) gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün, gaziantep büyükşehir belediyesince kesilen ağaçlara ilişkin (6/1445,1510,1531). antalya milletvekili hüsnü çöllü'nün, antalya çevre düzeni planına ilişkin (6/1507). manisa milletvekili mustafa enöz'ün, bir baraj yapımına ilişkin (6/1764,1765,1766,1767,1768,1769) ardahan milletvekili ensar öğüt'ün, ağrı-doğu

Akif Akkuş

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 79. Birleşim · 4. yasama yılı · 30 Mart 2010 · 1.015 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Akif Akkuş (MHP), 30 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALATYA MİLLETVEKİLİ FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN, KAYISI FESTİVALİNDEKİ YEMEK DUASINA İLİŞKİN (6/918,1018,1264,1265,1309,1364,1434,1435.1733,1734) TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN, DSİ'NİN VERDİĞİ HES YAPIM İZİNLERİNE İLİŞKİN (6/991,1190) ANTALYA MİLLETVEKİLİ OSMAN KAPTAN'IN, HAVADAN MÜDAHALE YAPILMAYAN BİR ORMAN YANGININA İLİŞKİN (6/1088) . AKSARAY MİLLETVEKİLİ OSMAN ERTUĞRUL'UN, AKSARAY'IN SU İHTİYACINI KARŞILAYAN BARAJA İLİŞKİN (6/1155). ADIYAMAN MİLLETVEKİLİ ŞEVKET KÖSE'NİN, ADIYAMAN'IN GÖKSU ÇAYINDAN YARARLANMASINA İLİŞKİN (6/1376,1377). MERSİN MİLLETVEKİLİ AKİF AKKUŞ'UN, BARAJLARDAN KONTROLSÜZ SU BIRAKILMASINA İLİŞKİN (6/1380,1642) GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ YAŞAR AĞYÜZ'ÜN, GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNCE KESİLEN AĞAÇLARA İLİŞKİN (6/1445,1510,1531). ANTALYA MİLLETVEKİLİ HÜSNÜ ÇÖLLÜ'NÜN, ANTALYA ÇEVRE DÜZENİ PLANINA İLİŞKİN (6/1507). MANİSA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA ENÖZ'ÜN, BİR BARAJ YAPIMINA İLİŞKİN (6/1764,1765,1766,1767,1768,1769) ARDAHAN MİLLETVEKİLİ ENSAR ÖĞÜT'ÜN, AĞRI-DOĞU); konuşma 1.015 kelime.

Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun, kayısı festivalindeki yemek duasına ilişkin (6/918,1018,1264,1265,1309,1364,1434,1435.1733,1734) tokat milletvekili reşat doğru'nun, dsi'nin verdiği hes yapım izinlerine ilişkin (6/991,1190) antalya milletvekili osman kaptan'ın, havadan müdahale yapılmayan bir orman yangınına ilişkin (6/1088) . aksaray milletvekili osman ertuğrul'un, aksaray'ın su ihtiyacını karşılayan baraja ilişkin (6/1155). adıyaman milletvekili şevket köse'nin, adıyaman'ın göksu çayından yararlanmasına ilişkin (6/1376,1377). mersin milletvekili akif akkuş'un, barajlardan kontrolsüz su bırakılmasına ilişkin (6/1380,1642) gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün, gaziantep büyükşehir belediyesince kesilen ağaçlara ilişkin (6/1445,1510,1531). antalya milletvekili hüsnü çöllü'nün, antalya çevre düzeni planına ilişkin (6/1507). manisa milletvekili mustafa enöz'ün, bir baraj yapımına ilişkin (6/1764,1765,1766,1767,1768,1769) ardahan milletvekili ensar öğüt'ün, ağrı-doğu”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-03-30-malatya-milletvekili-ferit-mevlut-aslanoglu-nun-kayisi-festivalindeki (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Bugün şehit olan kardeşlerimize de Allah rahmet eylesin diyerek sözlerime başlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasa teklifinin Millî Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonunda da görüşülmesi gerektiği kanaatindeyim ancak bu görüşülmedi. Bir eksiklik olarak bunu belirtiyor, sizlere tevcih ediyorum.

Almanya ile ülkemiz arasındaki karşılıklı ilişkilerin akademik alana da taşınması için 30/5/2008 tarihinde Berlin’de Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükûmeti arasında Türkiye’de Bir Alman Üniversitesinin Kurulmasına Dair Anlaşma adıyla bir anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre, Türkiye’de Almanca dilinde eğitim veren bir üniversitenin kuruluşu ve işleyişiyle ilgili hükümler içermektedir.

Değerli milletvekilleri, tabii, size şurada bir yazı göstermek istiyorum. “Almanya’da Türk lisesi olmazmış” diye belirtiyor. Bunu niye gösteriyorum? Yani benim bir üniversite mensubu olarak üniversiteye karşı çıkmamdan değil ama Almanya bize bir liseyi bile çok görürken Türkiye’de birkaç tane Almanca dilinde eğitim yapan lise var. Bir de şimdi, biz, bunlara bir üniversite açılması için izin veriyoruz ve bugün, dün, bu meselenin Sayın Merkel ile Sayın Başbakan arasında konuşulduğunu da gördük ve orada şöyle bir ifade kullanıldı: “Almanya’da da bir Türk lisesi kurulabilir.” Ama bu konuda ne bir girişim var ne de bir yazılı evrak var. Bunu bilmenizi istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ekonomik, siyasi ve sosyal olarak ileri seviyede olan ülkeler, diğer ülkeler üzerinde çeşitli yollardan etkili olmaya çalışmaktadırlar. Bu cümleden olmak üzere, dağılma sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu’nda Batı ülkeleri birçok okullar açarak Osmanlıyı etki alanlarına almaya çalışmışlardır. Osmanlıda yabancı okulların daha çok İmparatorluk sınırları içinde, din ve mezhepler esas alınarak, kendileri ve sağlanan imtiyazlar sayesinde elçilik yanlarında açılmış ve kendi çocuklarının faydalanması arzu edilmiş daha çok. Bilindiği gibi, Osmanlılar ilk imtiyazları “kapitülasyonlar” adı altında Fransızlara tanımışlar ve buna bağlı olarak 1583 yılında San Benua Lisesi Türkiye’de kurulmuştur. Bugün hâlâ San Benua Lisesi mevcuttur ve faaliyetlerini sürdürmektedir. Misyonerler tarafından açılan bu okul, misyonerlerin Osmanlı’daki ilk okuludur. 1800’lü yılların sonuna doğru bu okulları açan ülkeler çoğalmış ve okulların sayısı da artmıştır. Osmanlı Devleti’nin güçlü olduğu dönemlerde bu okullar devletin varlığı ve bütünlüğü açısından herhangi bir tehdit oluşturmazken, gerileme döneminde verilen imtiyazlarla yetinmeyen emperyalist ülkeler daha fazla imtiyaz talep etmişler ve bunda da muvaffak olmuşlardır. Fakat bunların denetimi bir türlü sağlanamamıştır ve ülkenin başına âdeta bela olmuşlardır bu açılan yabancı okullar. Tabii, Amerikan okulları, Alman okulları, Fransız okulları, Avusturya okulları, Hollanda okulları, İtalyan okulları, aklınıza gelebilen her ülke gelmiş, Osmanlı toprakları içerisinde, zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde okullar açmışlardır. 1905 yılına gelindiğinde, Osmanlı sınırları içerisinde, bakıyoruz, altı yüz tane yabancı okul bulunmaktadır. Bütün bu okulların Osmanlı İmparatorluğu içinde kurulmasının sebepleri, Hristiyanlığı yaymaktan tutun Osmanlı’yı bölmek, yeraltı zenginliklerini istifadelerine almak, ülkeyi sömürge hâline getirecek fikrî zemini hazırlamak vesair gibi sebeplerdir.

Bugün Türkiye, ekonomik, sosyal ve kültürel bakımından kendi kendine yeterli olacak bir düzeyde bulunmaktadır. Elbette ki bazı eksiklikler vardır. Bu eksiklikler, yüz otuz dokuz üniversite bulunan bir ülkede millî ve ciddi bir programla kısa sürede giderilebilecek sorunlardır diyorum.

Değerli milletvekilleri, herhangi bir ülkede diğer bir ülke üniversite kurabilir ve o ülkede faaliyetini sürdürebilir. Bu kurulan üniversitenin kurulduğu ülkenin kanun ve kurallarına uygun olarak hizmet vermesi esası söz konusudur.

Ülkemizde bir Alman üniversitesinin kurulmasına karşı olmamız için bir sebep bulunmamaktadır. Birçok vatandaşımızın yaşadığı bir ülke olmasından dolayı böyle bir Türk-Alman üniversitesinin kurulması uygun olmakla beraber, devletlerarası ilişkilerde “mütekabiliyet” yani “karşılıklılık” ilkesinin gözetilmesi ve bu doğrultuda Almanya’da da benzer bir üniversitenin kurulması gerekmektedir. Çünkü, bu üniversitenin isminin Türk-Alman Üniversitesi olmasına karşılık, kuruluş aşamasında ve daha sonraki çalışmalarında ücret ve giderlerinin Türkiye tarafından karşılanacak olması, bunu bir zorunluluk hâline getirmiştir. Yani üniversitenin getireceği mali yük, oldukça fazladır. Almanya’nın sadece akademik personel konusunda yardım sağlamasının yeterli olmadığını, kaldı ki, bu personele ödenecek ücretin de Türkiye tarafından ödenmesi söz konusu olacaktır. Üniversitelerimizde her branşta faaliyet gösterecek ve Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacak öğretim üyelerinin bulunduğu bilinmelidir. Halbuki, böyle bir sosyal ve kültürel müessesenin ortaya çıkmasında ekonomik yükün de ortak paylaşılması gerekirdi.

Günümüzde Almancanın önemini kaybettiği malumunuzdur. Almanlar Kanada’nın Quebec bölgesinde ve Güney Afrika Birliğine göçmen taşımaya çalışmaktadırlar, bugün, göçmen taşımaya çalışıyorlar. Yani Türkiye’den bir aile “Ben buralara gidip Almancayı ana dil olarak benimseyeceğim.” dediğinde buraya bunlar göçmen olarak götürülebilmektedirler. Yani Almanca konuşanların sayısını artırmak istemektedirler ve bu şartları kabul edenlere ayni ve nakdi yardımlar yapmaktadırlar. Durum böyleyken, biz Almanca eğitim yapacak bir üniversiteyi âdeta rica minnet getirmeye çalışıyoruz gibi bir pozisyondayız.

Almanya’nın öğretim elemanı desteği yanında devlet ve özel sektör olarak mali ve teknik yardım yapılacağı belirtilmekle beraber, bu desteklerin ne ölçüde olacağı belli değil. Üniversitelere yabancı öğrenci alım sisteminde değişiklikler yapıldığı, 2010 yılından itibaren üniversitelerin uluslararası sınavlarda ve kendi yapacakları sınavlarla yabancı öğrenci kabul edebilecekleri, eşitlik ilkesini zedeleyecek ve birçok kargaşayı, olumsuzluğu beraberinde getirecektir. Kurulacak olan bu üniversiteye Galatasaray Üniversitesinin örnek olacağı belirtilmekle beraber, böyle bir imtihan sistemiyle öğrenci alması önemli bir fark olarak ortaya çıkmaktadır. Bu, üniversite daha kurulmadan verilen bir imtiyazdır; imtiyazların ülkeleri nereye götürdüğünü daha önce belirtmiştim.

Türkiye’nin herhangi bir okul veya üniversite açılmasında kimseye taviz vermesi gerekmez. Bu yasayla kurulacak olan Türk-Alman Üniversitesi mühendislik, fen, hukuk, iktisadi ve idari bilimler, kültür ve sosyal bilimler fakülteleri ile yabancı diller yüksekokulu ve fen bilimleriyle sosyal bilimler enstitülerinden oluşacaktır. Bütün bu birimler bir üniversitenin meydana gelmesinde uygun birimlerdir.

Bu yasayla kurulmakta olan Türk-Alman Üniversitesi yabancı bir ülke adıyla anılması bakımından da dikkat çekmektedir. Galatasaray Üniversitesinin daha önce buna benzer şartlar altında kurulduğu Sayın Millî Eğitim Bakanı tarafından belirtildi ancak onun isminde ilk bakışta Fransa’yı çağrıştıracak bir görüntü bulunmamaktadır; dolayısıyla, Türk-Alman Üniversitesi yerine ismi -atıyorum- Orta Avrupa veya Elmadağ Üniversitesi olabilirdi.

Türkiye'de Bir Türk-Alman Üniversitesi Kurulmasına Dair Anlaşma metninin 8’inci maddesinin birinci paragrafında “Türk Tarafı, üniversitenin kurulması için gerekli arazi, bina ve altyapıyı sağlayacak; aynı zamanda üniversitenin sürekli giderlerini karşılayacaktır.” denmektedir. İkinci paragrafında ise “Alman Tarafı, danışmanlık ve finansal katkılarla üniversitenin yapılandırılmasına ve işletilmesine destek verecektir.” denmektedir.

Değerli milletvekilleri, bugün, ülkemizde bir Alman kadar Almanca bilen ve onu öğretebilecek çok sayıda yetişmiş elemanımız bulunmaktadır ama Almanlar diyor ki: “Biz oradan size Almanca okutmanları göndereceğiz.” Buna hiçbir şekilde ihtiyaç bulunmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, yüksek eğitimin ana dilimiz olan Türkçeyle yapılıyor olmasının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 30 Mart 2010

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook