Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 81. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Nisan 2010 · 695 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akif Akkuş (MHP), 1 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 695 kelime.
Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-04-01-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, geçen haftadan beri bu tasarıyla ilgili görüşler, birçok milletvekili tarafından açıkça belirtildi. Ancak, sorulan sorulara verilen cevaplardan ve iktidar mensubu milletvekillerinin yaptıkları konuşmalardan anlaşılıyor ki, bizim burada Türk millî eğitiminin geleceğine sunmaya çalıştığımız samimi katkılar dikkate alınmayarak bu yasa da bu şekilde geçirilmek isteniyor. Bu yüzden, bu üniversitenin bu hâliyle kuruluşuna niçin karşı çıktığımız konusunda sizleri biraz daha, belki de yeniden aydınlatmaya çalışmak doğru olur kanaatindeyim.
Değerli milletvekilleri, biraz önce de arkadaşlarımız belirttiler, özellikle iktidar milletvekillerinden bir arkadaşımız çıktı, üniversitenin bir ülkedeki faziletlerinden bahsetti, üniversitenin gerek kültür gerek sosyal gerekse ekonomik seviyemizi geliştireceğini belirtti; bunu tabii kimsenin inkâr etmesi yahut buna “Hayır, böyle değil.” demesi mümkün değil, elbette böyle. Yani bir ülkede üniversite sayısı ne kadar fazla ise o ülkenin kültür seviyesi de o oranda yüksek olacaktır, en azından bilimsel seviyesi yüksek olacaktır, hatta ekonomik seviyesi yüksek olacaktır ama bizim burada tartıştığımız, belirttiğimiz, söylemek istediğimiz şu değerli kardeşlerim, değerli milletvekilleri: Burada bir “Türk-Alman Üniversitesi” adıyla üniversite kuruluyor. Bu üniversitenin yerini biz tahsis ediyoruz, binalarını biz yapacağız, iç ekipmanını biz tamamlayacağız, ondan sonra da orada görev yapacak bilim elemanlarının, bilim adamlarının ücretlerini de yine Türkiye olarak biz karşılayacağız. Peki, Almanlar ne yapacak? Almanlar, sadece, bize “Almanca dili öğretecek olan öğretim görevlisi desteği vereceğiz” diyorlar ancak onun da ücretlerini yine bize yüklemeye çalışıyorlar; biz buna karşıyız değerli arkadaşlarım, yoksa üniversiteye karşı değiliz.
Düşünün bir, geçtiğimiz dönemlerde Tarsus’a bir üniversite açılması için yasa teklifi vermiştim ancak bu dikkate bile alınmadı. Tarsus, gerçekten bir üniversiteye ihtiyacı olan ve üniversiter hayatı her yönüyle kaldırabilecek bir şehrimiz. Nüfus tabelasında “230 bin” yazıyor ama bunun tabii 230 binden biraz daha yüksek olduğu kanaatindeyiz. Şimdi, biz buraya bir üniversite yapmazken, üniversite yapılması için verilmiş olan bir teklifi dikkate bile almazken, artık üniversiteye doymuş bir şehrimiz olan İstanbul’a yeni bir üniversite daha ilave etmekle karşı karşıyayız. 6 tane devlet üniversitemiz var İstanbul’da. Bu 40 küsur vakıf üniversitesinin de eminim 35 tanesi yine İstanbul’da. Özellikle vakıf üniversitelerinden bir kısmının İstanbul’un dışındaki illerimize kuruluyor olması geçtiğimiz günlerde gündeme gelmişti bir üniversitenin kuruluş aşamasında ve bunu belirten arkadaşımız, sayın milletvekili çok sevindiğini belirtmişti yani İstanbul’un dışına, büyük şehirlerin dışını da artık üniversite yayılıyor diye. Ama biz bakıyoruz, Türk-Alman Üniversitesi bizi, özellikle Tarsusluları bu sevinçten mahrum ediyor. Şöyle olsaydı, yani biraz önce belirttiğim bütün fiziki yapım masrafları, ondan sonra da öğretim üyelerinin gelecekteki maaşları Almanlar tarafından ödense idi o zaman derdik ki “Almanlar haklı. İstedikleri yerde bu üniversiteyi yapma teklifini bize getirebilirler.” Ama öyle bir şey yok değerli arkadaşlarım. Ne var bunun yerine? Her şeyi biz veriyoruz ama onların ismini kullanıyoruz, onların artık dünyada pek de itibar görmeyen dillerini o üniversitemizde eğitim dili hâline getiriyoruz. Sayın Bakan az önce belirtti “Türkçe de öğretilecek. Türkçe de olacak.” dedi. Zaten, şu anda, Türkiye’deki üniversitelerin birçoğunda -ismi Hacettepe olur, Ankara Üniversitesi olur, falan filan olur- yabancı dil eğitimi var, yabancı dille eğitim var yani İngilizceyle eğitim yapılıyor. Dolayısıyla, şimdi, tükenmeye yüz tutmuş, itibarı azalmış bir dilde, biz onlara, tabiri caizse, bir kıyak yapıyoruz. Dolayısıyla, bu kıyağı yaparken masrafın onlardan olması gerektiğini söylüyoruz. Bir daha belirtiyorum: Kesinlikle, biz, herhangi bir üniversitenin açılışına karşı değiliz. Üniversitenin açılması bizi hem gururlandırır hem sevindirir ama bu şekilde, bütün masrafları bizim tarafımızdan yapıldığı hâlde, bizim birilerine -isim olarak da olsa- bu üniversiteyi peşkeş çekmemiz, Milliyetçi Hareket Partililerin hazmedemedikleri bir meseledir. Onun için, biz, bu Türk-Alman Üniversitesine karşı çıkıyoruz, aslında karşı da çıkmıyoruz her şeye rağmen. Mütekabiliyet esasına göre, Almanya’da da bununla eş değer olan, Almanca ve Türkçe eğitim yapacak olan bir üniversite açılması çalışmaları başlasın ve bu üniversite çalışmaları bugünkü aşamaya gelsin yani onların da yetkili meclislerinde görüşülecek hâle gelsin, o zaman biz bunu yeniden gündeme getirelim diyoruz. Soruyorum değerli milletvekilleri: Bunun böyle olması gerekmez mi?
Tabii, burada bir başka şeyi belirtmek istiyorum. Dün bir soru sormuştum bu üniversitenin kurulacağı yerle ilgili. Kurulacağı yerle ilgili, geçen hafta, Sayın Başbakanımızın bir beyanatları oldu: “Biz, bu üniversite için, İstanbul Boğazı çevresinde 119 dönümlük bir arazi tahsis ettik.” dedi. Sayın Bakan, dünkü sorduğum soruya verdiğiniz cevapta ise “Henüz yeri net olarak belli değil, yazışmalar yapılıyor.” demiştiniz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 1 Nisan 2010