İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Gaziantep milletvekili fatma şahin ve 9 milletvekilinin; gaziantep'e istiklal madalyası verilmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:102)

Akif Ekici

Gaziantep Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 60. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Şubat 2008 · 1.373 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Akif Ekici (CHP), 7 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ FATMA ŞAHİN VE 9 MİLLETVEKİLİNİN; GAZİANTEP'E İSTİKLAL MADALYASI VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:102)); konuşma 1.373 kelime.

Akif Ekici (CHP, Gaziantep). “Gaziantep milletvekili fatma şahin ve 9 milletvekilinin; gaziantep'e istiklal madalyası verilmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:102)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-ekici-23-2008-02-07-gaziantep-milletvekili-fatma-sahin-ve-9-milletvekilinin-gaziantep-e-i (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA AKİF EKİCİ (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gaziantep’e İstiklal Madalyası Verilmesiyle İlgili Kanun Teklifi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Dört gün önce Almanya’da Gaziantepli hemşehrilerimizin yaşadığı apartmanda çıkan yangın olayı bizleri acıya boğmuştur. Yangının çıkış sebebiyle ilgili farklı söylemler var. Şu ana kadar, Alman Hükûmeti tarafından bizi tatmin edeci ciddi bir açıklama henüz yapılmış değildir. Ancak görgü tanığı çocukların verdiği ifadeler, olayın bir ırkçı saldırı olduğu ihtimalini güçlendiriyor. 1993 yılında Almanya’nın Solingen kentinde ırkçılar tarafından evleri yakılan 5 Türk vatandaşımız yanarak ölmüştü. Umarım bu olayda benzer bir durum söz konusu değildir. Bu olayın aydınlanmasında Hükûmetten ciddiye alınacak girişimler beklemekteyiz. Olayla ilgili soru işaretlerinin bir an önce aydınlatılması büyük önem taşımaktadır. Acı olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifa, yakınlarına da sabır diliyorum.

Bu gazi şehrin evlatlarını, karınlarını doyurmak için el kapılarına mahkûm eden, bugün de bu sorunları çözmek yerine basit gündemlerle Türkiye kamuoyunu meşgul edenleri lanetliyor ve kınıyorum! (CHP sıralarından alkışlar)

8 Şubat... Bir Gaziantep Milletvekili olarak, Gaziantep’in gazilik unvanını alışının 87’nci yıl dönümünü yaşamanın gururu ve coşkusu içerisindeyim. 8 Şubat 1921 tarihinde gazilik unvanını alan Gaziantep, gecikmeli de olsa İstiklal Madalyası’na da kavuşmanın sevincini yaşamaktadır. Bilindiği gibi, gazilik unvanı yanında, gazi şehrimize İstiklal Madalyası verilip verilmediği uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. Ancak, yapılan araştırmalar neticesinde, Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali’nin Mecliste, bu konuda bir yasa teklifi sunduğu ve bu yasa teklifinin Genel Kurula inmediği ve yasalaşmadığı ortaya çıkmıştır.

İstiklal Madalyası, Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve büyük yararlılıklar göstermiş şehit ve gazilere Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tevcih edilmiş en kutsal madalyadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, vatanımızın düşman işgalinden kurtulması ve milletimizin tam bağımsızlığı için hayatlarını feda eden kahramanlar bu kutsal hazineyle taltif edilmişlerdir. Bu sebeple, bu kutsal hazinenin gazi şehrimize kazandırılması, ifade edilmeyecek kadar büyük bir şereftir.

Değerli arkadaşlar, 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başladığında, Gaziantep, 14 bin nüfuslu bir sancak merkeziydi. Birinci Dünya Savaşı sonunda 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Müterakesi’yle Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu olmuştur. Bu anlaşma üzerine itilaf devletleri, paylaştıkları topraklara sahip olmak amacıyla hızla harekete geçmişlerdir. 17 Aralık 1918, İngilizler Antep’e girdiler. İngilizlerin Antep’i işgali yaklaşık bir yıl sürdü. 1919 Eylülünde yapılan antlaşmayla İngilizler Musul üzerindeki nezaret hakkından vazgeçtiler. Önce Suriye’yi sonra Antep, Urfa ve Maraş’ı boşalttılar. Bu arada, bu boşaltma esnasında Gaziantep’teki, mutfakta kullanılan bıçaklar dâhil toplanmıştır, halk silahsızlandırılmıştır. Bu defa da Fransızlar 29 Ekim 1919’da Kilis’i, 5 Kasım 1919’da Antep’i işgal ettiler. İşgale katılan Fransız askerleri arasında bölgeden daha önce göç etmemiş Ermeniler de bulunmaktaydı. Fransızlarla iş birliği yapan Ermeniler Anteplilere, büyük zulüm, işkence ve eziyet yaptılar. Şehir merkezi ve çevresinde çok şiddetli çatışmalar yaşandı. Ancak, dışarıdan hiçbir yardım görmeden tamamen kendi imkânlarıyla, on ay, dokuz gün mücadelesini düşmana karşı sürdüren halk açlık ve cephanesizlik sebebiyle 9 Şubat 1921’de Fransızlara teslim olmak zorunda kaldı. Bu suretle, 1 Nisan 1920’de başlayan Gaziantep savunması on bir ay sürdükten sonra açlık yüzünden sona ermiştir. Bu süre içerisinde şehir bir kül ve enkaz yığını hâline getirilmiştir. Antepliler şehirlerinin savunması uğruna, 14 bin nüfusunun 6.317 evladını şehit vermiştir.

Gaziantep savunması son günlerini yaşarken, bu savunmanın olağanüstü anlam ve önemini takdir eden Türkiye Büyük Millet Meclisi 8 Şubat 1921 tarihli toplantısında 93 numaralı Kanun’la dünyada başka hiçbir şehre nasip olmayan “gazi”lik unvanını vermiştir.

Gaziantep savunması, dost-düşman herkesin hayranlık ve takdirini kazanan Kurtuluş Savaşı tarihimizde eşsiz kahramanlığıyla hem kendini hem Güneydoğu Anadolu’yu düşman işgalinden kurtuluşunda bir zafer işareti olmuştur. Birliğin ve millî benliğin bir şahlanışıdır bu hadise. Gaziantep savunmasında Şehit Kâmiller “Anamın peçesi açılmasın, mabedimin göğsüne namahrem eli değmesin.” diye düşmana karşı kahramanca mücadele ettiler. Şahin Bey ve çeteleri “Düşman cesedimizi çiğnemeden Antep’e giremez.” diyerek oracıkta şehit olmadan düşmanı bir adım ileriye bırakmadılar.

Değerli arkadaşlar, Gaziantep, büyük Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımını ateşleyen kenttir. Gaziantep’te yanan bu kıvılcım, Millî Mücadele’ye de ışık olmuştur. İşte bu nedenledir ki, cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk, Antep savunması karşısında “Türk'üm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilirler.” veciz sözüyle Gaziantep savunmasını tarihe mal etmiştir. Kurtuluş Savaşı ateşinin yakılmasında bütün Anadolu’ya örnek gösterilen Gaziantepliler, bugün de sahip olduğu girişimci ruh, sanayi ve ticaretteki başarılarıyla ülkemize örnek ve önder olmaya devam etmektedir.

Devletten çok fazla destek beklemeden yaşadığı sorunların çözümünü kendi içinde arayan, altyapısını kendisi yapan, kendine sürekli yeni hedefler belirleyen Gaziantep, bugün Türkiye'nin önde gelen sanayi metropollerinden biri olmuştur. Müteşebbis Gaziantep, oluşturduğu sanayi bölgeleriyle son derece modern bir sanayi altyapısına sahiptir. Yaklaşık yedi yüz işletmenin faaliyet gösterdiği ve 100 bin kişiye istihdam sağlanan, 24 milyon metrekareden oluşan, dört kısım organize sanayi bölgesine sahiptir. Dünyada sadece üç ülkede bulunan örnek sanayi sitesi Gaziantep’tedir. Binlerce tezgâhın çalıştığı küçük sanayi sitesi ve üretime yönelik serbest bölgeleriyle Gaziantep, gerçek anlamda bir sanayi metropolüdür. Tekstilden gıdaya, kimyadan makineye ve yedek parçaya çok geniş bir sektörel yelpazeye sahip olan Gaziantep sanayisi, yıllık 3 milyar dolar civarında ihracat yapıyor, 140 ülkeye mal gönderiliyor. Ham madde ve yarı işlenmiş mamullerle dolaylı yapılan ihracatla, bu rakam, yaklaşık 6 milyar dolara tekabül etmektedir. Geçmişiyle gurur duyulan ve geleceğiyle Türkiye'ye umut dağıtan Gaziantep’in bugünlere gelişinin altında yatan en önemli etken cesur, girişimci, akıllı ve dinamik insanların varlığıdır. Gaziantep insanı bu özellikleri sayesinde kendine has bir kimlik oluşturmayı başarmıştır. Bu kimlikte “Üretmeden tüketmek olmaz.” yazmaktadır. Gerçekten de Gaziantep insanı tarihin hiçbir döneminde rant ekonomisine yönelmemiştir, tavrını her zaman üretimden yana koymuş, üreterek tüketmeyi kendine ilke edinmiştir. Bundan dolayıdır ki Gaziantep “Güneydoğu’nun Paris’i”, “Anadolu’nun kaplanları”, “model şehir Gaziantep” olarak anılmaktadır. Bu tanımların gerçek nedeni kentin sanayisi, sanayicisi ve girişimci ruhudur.

Ancak, bugün gelinen noktada Gaziantep’in üzerinde karabulutlar dolaşmaya başlamıştır. AKP İktidarı döneminde Gaziantep’in başarıları teşvik edileceği yerde Gaziantep başarılarının önüne set çekilmeye çalışılmaktadır. Tabii, bu bir tek Gaziantep’i kapsamamaktadır. Gaziantep, Denizli, Kayseri, Adana gibi sanayide rüştünü ispat etmiş şehirler, ne olduğu bilinmeyen ucube bir Teşvik Yasası’yla, tabir yerindeyse Türkiye sanayisine yapılan bir ihanetle, Gaziantep sanayisi ve biraz önce saydığım sanayide gelişmiş, rüştünü ispatlamış, sanayi metropolü olmuş şehirlerdeki sanayiler yerle bir edilir duruma gelmiştir. Bir başka ifadeyle, Gaziantep’te beş yıl önceki günleri arar duruma gelmiştir Gaziantepli. Organize sanayi bölgelerinde fabrikalar kapanma noktasına gelmiştir. Rekabet edemeyen sanayici çareyi işçi çıkartmakta bulmuştur. Her gün yüzlerce göç alan ve işsizliğin Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu Gaziantep’te bu durum daha da vahim bir tablo ortaya çıkarmıştır. Gaziantep etrafı teşvikli illerle sarılmıştır. Siz yeteri kadar ilerlediniz, sanayide yeteri kadar başarı elde ettiniz, ülke sanayisine, ülke ekonomisine yeteri kadar katkıda bulundunuz; siz şurada durun -Gaziantep ve diğer saydığım iller- biz, sanayi altyapısı olmayan, yetişmiş insan gücü olmayan, sanayi birikimi olmayan illeri, biraz önce söylediğim ihanet düşüncesi içerisinde, sanayiye ihanet düşüncesi içerisinde sizlere yetiştireceğiz anlamında bir ifade ortaya çıkmıştır.

Dünyanın çok değişik ülkelerinde teşvik uygulamaları yapılmıştır. Daha önce ülkemizde de yapıldı. Teşvik, bir ili, bir sektörü veya bir bölgeyi kalkındırmak için verilir. Maalesef, burada bu görülmüyor. Önce, 1.500 doların altında… O kadar acemice hazırlanmış, işin esas sahipleri, esas içinde yaşayan, olayın hâkimi insanlara bir tek cümle sorulmadan, “ben yaptım oldu” mantığıyla hazırlanmış bir Teşvik Yasası’yla karşı karşıyayız. Önce, kişi başına düşen millî geliri 1.500 doların altında olan iller -36 il- sonra olmadı, yanılmışız, bu sayıyı 49’a çıkaralım, kişi başına düşen millî geliri de 2.000 dolara çıkartalım; var mı böyle bir şey? Şimdi, siz, Akdeniz Bölgesi’nde veya Afyon gibi, Osmaniye gibi, Düzce gibi sanayi metropollerine yakın şehirler varken, Hakkâri’de sanayi yatırımı yapabilecek hangi mantığı görürsünüz, hangi yapıyı görürsünüz? Hangi düşünceyle bu kanun hazırlandı? Bugün, Türkiye sanayisi ve Gaziantep sanayisi, bu mantığın ürünü olarak bu hâle getirilmiştir.

Ben, üzülerek izliyorum. Ben, Gaziantep sanayi bölgesinde, uzun yıllar yönetimde bulundum, uzun yıllar başkanlığını yaptım. Buradaki Gaziantepli milletvekili arkadaşlarım bilir. Gaziantep’te her tüten fabrika, benim kendi şahsım gibiydi, şahsımın fabrikası gibiydi. Bugün, Gaziantep’e gittiğimde, inanın, çok ciddi zorluk çekiyorum. Sanayiye gittiğim anda yüzlerce sanayici arkadaşımız geliyor, sizlere oy vermiş, bu partiye oy vermiş arkadaşlar geliyor: “7 milletvekili verdi, Gaziantepli, AKP’ye, bize bu zulmü yapsın diye mi verdi?” (CHP sıralarından alkışlar)

Fabrikaların kapılarında şu bez levhalar var: “Vakıfbanktan satılık, şu bankadan satılık…” Her satılan fabrikada en az 200 işçi işsiz kalıyor, aşsız kalıyor. Bunun hesabını, bunun vebalini nasıl ödeyeceğiz? Biz, bunu yapmamız gerektiği yerde, dün yaptığımız gibi, Türkiye toplumunun, Türkiye’nin sorunu olmayan, ülkenin sorunu olmayan bir konuyla bir aydan beri hem bu Meclisi hem ülkeyi meşgul etmekteyiz. Aklıselime davet ediyorum… Aklıselimi olmayan…

ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay)Allah Allah…

AKİF EKİCİ (Devamla)Senin aklın yetmez, oradan konuşma öyle! Oturduğun yerden konuşma, çıkar burada konuşursun! Öyle, oturduğun yerden laf atıp durma!

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 7 Şubat 2008

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook