İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 124. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Temmuz 2008 · 1.084 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akın Birdal, 1 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 1.084 kelime.
Akın Birdal (Diyarbakır). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-07-01-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 248 sıra sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesi üzerine Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Ancak izninizle güncel iki konuya değinmek istiyorum. Birincisi, bugün bir görüşümüzün gazetede yer alması üzerine… Bölgemizde, biliyorsunuz, mevsimlik işçiler bu mevsimde Karadeniz’e giderler ve çoğu kez, geçmişte de tanık olduk, kimi mülki amirler ülkemizin bir yerinden gelen tarım işçilerine kentin kapısını kapatırlar ve geçen yıl da, yine yasama dönemi başlarken bölgemizden Karadeniz’e giden tarım işçilerinin trajedilerini yüce Meclise sunmuş ve burada, yasal önlemler alınması gerektiğini istemiştik ama ne yazık ki yine orada kaldı ve şimdi de, aldığımız birtakım bilgiler üzerine bir görüşü kamuoyuna bildirdik. Trabzon ve Ordu Valilerimizi, bölgemizden gelen işçilerin illere sokulmadığını insan hakları açısından, çalışma hakkı açısından eleştirmiştik. Bugün, Trabzon Valisi Sayın Nuri Okutan, böyle bir sorun olmadığına ve bütün Türkiye’nin her bir yanından gelen işçilerin Trabzon’da çalıştığına ilişkin az önce telefonla arayarak bilgi verdiler. Kendilerine teşekkür ediyorum. Umuyor ve diliyorum ki aynı uygulama Ordu ve başka kentlerimizde de olsun.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde olan başka bir olguyu da görmezlikten gelmemeliyiz. Nedir bu? Türkiye’nin bir temiz toplum olamayışının sancılarıdır. Örneğin, kimilerine göre değerlidir, kimilerine göre değersizdir ama bir durum vardır, olgu vardır. Nedir bu olgu? Türkiye’de hâlâ temiz bir toplum yaratılamayışıdır. Örneğin, az önceki Sayın Konuşmacı kendisini yargıç ve savcılar yerine koyarak kimi belediyelerimizi bölücü olarak ilan etmiştir. Kimi yargıç, savcılar da kendilerini yasama gücünün yerine koyup “Bu yasaları çıkaramazsınız” demektedirler. İşte, bu kaotik duruma yine son vermek gerekir. O nedenle, kuvvetler ayrılığının o kargaşası… Gerçekten, taşlar yerinden oynamıştır. Bunu nasıl oturtacağız? Nasıl oturtacağımızın karşılığı bellidir: Bu da, gerçekten, eksiksiz bir demokrasi, demokratik sivil bir anayasa ve oradan kaynağını alan yasalarla olacaktır. Yani hukukun üstünlüğüyle olacaktır. Hiç kimse dokunulmaz değildir ve herkes hukukun üstünlüğüne bağlı olmak durumundadır.
Şimdi, soğuk savaş döneminde NATO üyesi ülkelerde hepimiz biliyoruz ki hukuk dışı örgütler oluşmuştur. Bunun adı kimi yerde Gladio’dur, kimi yerde GAL’dir, kimi yerde kontrgerilladır. Ama soğuk savaş sonrası bütün bu NATO üyesi ülkelerde bu hukuk dışı örgütler dağıtılmıştır, minimize edilmiştir ve halkın iradesi olan yasama gücüne ve hukukun üstünlüğüne bağlı kılınmıştır.
Şimdi bizde sorun nedir? Hâlâ bu hukuk dışı örgütlerin varlığını kabul etmeyişimizden kaynaklanmaktadır. Var mıdır yok mudur? Vardır. O zaman bunu bir defa kabul edelim. Eğer gerçekten yüzde 87 halkın iradesini yansıtan bir Parlamentonun üzerinde irade yaratmaya kalkışan kaotik bir durum varsa işte bu, kaynağını buradan almaktadır. Bu nedenle, temiz toplum yaratmanın dört parametresi vardır, başka yerlerde böyle olmuştur: Birincisi, hukukun gücüdür; ikincisi, demokratik kamuoyunun gücüdür; üçüncüsü, o demokratik kamuoyunun gücünü yaratan özgür basındır; dördüncüsü ve en önemlisi de siyasi iradenin gücüdür.
Şimdi burada bir şeyler oluyor, kimileri savunuyor, kimileri karşı çıkıyor. Bu değer kimilerine göre vardır, kimilerine göre yoktur. O zaman eksiksiz bir demokrasiyi gelin biz hep beraber inşa edelim ve temiz bir toplum yaratma iradesini ve kararlılığını gösterelim. Bu da nasıl olacak? Tarihimizle biraz yüzleşerek olacak. Hâlâ darbeli, sabıkalı bir tarihimizle yüzleşmeden ve insanlığa karşı suç işlemiş olanları sanık sandalyesine oturtup sorgulamadan ve onları mahkûm etmeden biz burada bazen neyin değerli olup olmadığını daha çok tartışırız ya da halkın yüzde 80 iradesinin yansıdığı Parlamentonun üzerinde başka iradeler ve güçler yaratmaya kalkışırız. Bunları söyledikten sonra izninizle konumuza dönelim.
Şimdi, kuşku yok ki yerel yönetimler demokrasinin gelişmesi, uygulanması açısından çok önemli ve gerekli organlardır, ayrıca demokrasi okullarıdır. Gerçekten yerel yönetimlerin özgün, doğrudan demokrasiyle ve katılımla yönetilmesi, işte o demokrasi kültürünün inşasını da oluşturur ve bugün buralara da yansıtmış olur. Özellikle belediyelerin bütün yönetim kademelerinde seçimle işbaşına geliyor olması bu savımızı güçlendirmektedir. Ama, tam demokrasinin sadece beş yılda bir sandık başına gidip oyların kullanılmasıyla olmadığı da ne yazık ki görülmektedir.
Dolayısıyla, bu denli önemli kurumların mali yönden de güçlü olması beklenen bir durumdur. Bu anlamıyla yerel yönetimlerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldığı payı artıran bu yasa önerisi olumlu karşılanabilir. Ancak, dikkatle incelendiğinde -eğer öneri bu hâliyle geçerse- önerinin eşitsizliği, haksızlığı ve karmaşası iyice, açıkça görülebilecektir. Oysa yasa değişiklikleri, var olan yasanın yetersiz kalması, günün koşullarına uygun olmaması, ortaya çıkan adaletsiz, dengesiz ve eşitsiz durumu gidermek için yapılır. Bu yasa önerisi ise bırakalım eşitsizliği, dengesizliği gidermeyi, adil bir dağılım sağlamayı, tam aksine eşitsizliği ve dengesizliği artıran önemli düzenlemeler içermektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi gelirlerinden alınacak payın yükseltilmesi, daha iyi hizmet verilmesi, yerel yönetimlerin görevlerini daha iyi yerine getirmeleri, halka daha ucuz ve kaliteli hizmet verilmesi sonucunu doğurmalıdır. Üstelik bu olgunun bütün yerel yönetimler için geçerli olması gerekmekte ve bu payın dağılımının adil olması gerekmektedir. Oysa öneriye baktığımızda, büyükşehir belediyelerinin payındaki artışın daha yüksek olduğu, diğer şehir ve ilçe belediye paylarındaki artışın daha düşük olduğu görülmektedir. Bu, belediyeler arasındaki zaten eşitsiz olan durumu daha da ağırlaştırmaktadır.
Önerinin yaratacağı başka bir olumsuzluk da büyükşehir belediyelerinin ilçe belediyelerinin gelirlerinden aldığı payın yükseltilecek olmasıdır. Böylelikle büyükşehir belediyelerinin vergi gelirlerinden aldığı pay, öneride belirtilen oranların çok üstünde olacaktır. Yasa önerisinin gerekçesinde eşitsizliğin giderilmesinden, dengesizliğin, önlenmesinden söz edilmektedir. Vergi gelirlerinden alınacak payların oranlarını her bir yerel yönetim için değişik saptarsanız eşitliği, dengeyi, adil dağılımı nasıl sağlayacaksınız? Payları düzenleyelim ki “Yerel yönetimler daha iyi hizmet versin.” diyebilelim. Burada ilçe belediyelerinin paylarından büyükşehir belediyesine kaynak aktarıyorsunuz. Peki ilçe belediyeleri bu durumda nasıl daha iyi hizmet verecek? Bu durum ilçe belediyeleri aleyhine bir dengesizlik yaratmayacak mı?
Bir de zamanın -hemen- darlığını dikkate alarak, kimi sahil bölgelerimizdeki ilçe belediyelerine ayrılan payın yetersizliği ve toplumun gerçekten yazlığa tatilcilerin gittikleri zaman gereksinmelerini karşılayamaması sorunu vardır. Örneğin Marmaris, Bodrum gibi yerleşim yerlerinin yaz nüfusu 300-400 bin iken kış nüfusu 30-40 bine düşmektedir. Pay dağılımı ise 30-40 bin kişilik nüfus esas alınarak yapılmaktadır. Bu hâliyle bu belediyelerimizin yazın hizmet vermesi neredeyse olanaksız hâle gelmektedir.
Bir başka örnek de bölgemizdeki yerel yönetimlerin durumudur. Bilindiği gibi bölgemizde gelir düzeyi düşük, işsizlik ve yoksulluk ise çok yüksek boyutlardadır. Üstelik boşaltılan köyler ve yerleşim yerleri nedeniyle kent merkezleri görülmemiş ölçüde göç almıştır. Özellikle Diyarbakır, Van ve Hakkâri illerinde göçle oluşan bir nüfus şişkinliği söz konusudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Birdal, devam ediniz.
AKIN BİRDAL (Devamla)Teşekkürler Sayın Başkan.
Bu durum, yetersiz olanaklarla hizmet veren bölgemizdeki yerel yönetimlerin çalışmalarını daha da güçleştirmektedir. Eğer bu önerinin bütün yurttaşlarımıza eşit hizmet verilecek bir düzenleme olmasını istiyorsak, bölgeler arası eşitsizliği, dengesizliği giderecek bir sonuç bekliyorsak nüfus dışında bu saydığım kıstasların da göz önüne alınması, değerlendirmelerde bunun da yer alması gerekmektedir ki bölgemizde bu yıl yaşanan kuraklığın, gerçekten, getireceği trajik sonuçları da Sayın Genel Kurulumuzun, yüce Meclisin değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bir ay sonra borçların geri ödenmesi durumunda gerçekten trajik sonuçlar yaşanacaktır.
Bu umutla, yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 1 Temmuz 2008