Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile suudi arabistan krallığı hükümeti arasında karayoluyla yolcu ve yük taşımacılığının düzenlenmesi hakkında anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:303)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 25. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Aralık 2008 · 666 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akın Birdal, 3 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SUUDİ ARABİSTAN KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA KARAYOLUYLA YOLCU VE YÜK TAŞIMACILIĞININ DÜZENLENMESİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:303)); konuşma 666 kelime.
Akın Birdal (Diyarbakır). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile suudi arabistan krallığı hükümeti arasında karayoluyla yolcu ve yük taşımacılığının düzenlenmesi hakkında anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:303)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-12-03-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-suudi-arabistan-kralligi-hukumeti-ara (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükûmeti Arasında Karayoluyla Yolcu ve Yük Taşımacılığının Düzenlenmesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Toplumlar ve ülkelerin arasında ilişkilerin artırılması yolunda gerek kültürel alışveriş gerek ticari gerekse de turizm amaçlı geliş-gidişlerin çoğaltılması herkesin üzerinde anlaşma sağlayacağı konulardır. O nedenle, böyle bir anlaşmanın imzalanmış olması, onaylanacak olması kuşkusuz olumludur. İki ülke arasında ekonomik ve ticari ilişkiler her geçen gün gelişmektedir. Bu nedenle, yük ve yolcu taşımacılığının daha uygun koşullarda sürdürülmesi de anlamlı olacaktır. Bu nedenle, engel gibi görünen kimi bürokratik işlemlerin kaldırılıyor olması, bu alanda ortaya çıkabilecek sorunların çözümlenmesi için her iki ülkenin de kabul edeceği yasal dayanakların oluşturulması, özellikle yük taşımacılığında iki ülke arasında uzaklık göz önüne alındığında olumlu gelişmeler olarak değerlendirilebilinir ancak ülkeler arasında ilişki sadece ticaretten ya da yasalardan, anlaşmalardan ibaret değildir. Eninde sonunda bu tür sorunlar bir şekilde iki ülkenin yaklaşımıyla çözümlenebilecektir ancak çok daha önemli kimi konular vardır ki insanlığın ortak gözetiminde ve evrensel konulardır. Ben de işin bu yanına değineceğim.
Bilindiği gibi Suudi Arabistan’da pek çok sayıda Arap kökenli yurttaşımız orada işçi olarak çalışmaktadır ve bu yurttaşlarımızın genellikle Hatay ve çevresinden olduğu da bilinmekte. Zaman zaman gazetelerde yer aldığı zaman öğrenmekteyiz. Suudi Arabistan’da çalışan yurttaşlarımız oranın birtakım değerlerine göre, örneğin içki ya da uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle ya da Suudi Arabistan’ın dinî ve inanç değerlerine karşı söz ve eylemler nedeniyle idam cezasına çarptırıldığını bilmekteyiz, öğrenmekteyiz.
En son, Suudi Arabistan’da berberlik yapan Hataylı bir yurttaşımız idam cezasına çarptırılmış ve yine gazetelerden izlediğimiz gibi, Sayın Cumhurbaşkanının devreye girmesiyle bu cezadan vazgeçilmiş ve serbest bırakılmıştır. Ancak Suudi Arabistan’da gerek Suudi halkının, insanların ve gerekse de bizim oraya giden, çalışmakta olan yurttaşlarımızın kişi güvenliği ve özgürlüğü açısından ciddi sorunlar yaşamakta olduğu bilinmektedir. O nedenle, bunlar Suudi Arabistan’ın iç işidir artık denilemiyor. Çağımızda insan hakları evrensel, bütünsel ve kimsenin iç işi olmaktan çıkarılmış, evrensel gözetime ve koruma altına alınmıştır. Bu nedenle, idam cezasının kaldırılması konusunda Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, hükûmeti olarak telkinde bulunabiliriz ki gerçekten insan haklarının olmazsa olmazı, insanın yaşam hakkıyla başlıyor ve bunun devredilmeyeceğini ve kimin tarafından ve hangi gerekçeyle olursa olsun yok edilemeyeceğini de insan hakları evrensel hukuku kabul etmiştir ki gerçekten -sırası gelmişken onu da söyleyeyim- İran’da son günlerde muhalif öğrenci, öğretmen ve siyasetçilerin çok sayıda idam cezasına çarptırıldığını ve birçok bu cezaların da yerine getirildiğini üzüntüyle izlemekteyiz ki gerçekten, Türkiye Cumhuriyeti devletinin idam cezasını yasalarından kaldırmış olması da çok önemli bir kazanımdır kuşkusuz. Biliyorsunuz, en son 1984 yılında idam cezası yerine getirildi ve o günden sonra, çok sayıda insan idam cezasına çarptırılmışken bunun yasalardan kaldırılmış ve daha sonra savaş hâlinde ve olağanüstü hâllerde de yaşam hakkının ihlal edilemeyeceği, idam cezasının yerine getirilmeyeceği, kaldırılmış olması önemli bir adımdır. Yoksa daha önce, akıl hastalarının, hamile kadınların ve perşembeyi cumaya bağlayan gecenin dışında, her gün sabaha kadar, idam cezasına çarptırılmış olanlar, hangi şafak sökerken darağacına götürüleceğinin kaygısını yaşamıştır ve Türkiye’nin siyasi tarihinde de ne yazık ki bunun örnekleri vardır.
Şimdi, Hükûmet, ülkemizin, devletin güçlü olduğu, sözünün dünyaca dinlendiğini sık sık dile getirmektedir ve Sayın Başbakan, geçtiğimiz günlerde de Amerika Birleşik Devletleri Devlet Başkanlığına seçilen Sayın Obama’ya da bir öğütte bulundu, tavsiyede bulundu, “Diklenme ama dik dur.” dedi. Herhâlde yine Suudi Arabistan da toplumsal, tarihsel ilişkilerimizin gereği böyle idam cezasının kaldırılması yolundaki bir telkini de dikkate alırlar umarım.
Şimdi, başka bir konu da değerli arkadaşlar, Suudi Arabistan’ca Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarımıza uygulanan vize sorunudur. Milyonlarca yurttaşımız bugünlerde olduğu gibi dinî vecibeler gerekçeleriyle -hac ya da umre- Suudi Arabistan’a gitmektedir. Ancak Suudi Arabistan, ülkemiz yurttaşlarına vize uygulamaktadır ya da kota hakkını yurttaşlarımızın lehine kullanmamaktadır. Bu kadar sayıda yurttaşımızın gittiği bir ülkenin vize konusunda daha serbest ve kolaylaştırıcı olmasını beklemek gerekir.
Dolayısıyla, bu tür anlaşmaları önemsemekle beraber, yurttaşlarımızın yaşamlarını koruyacak ve hukukun güvencesi altına alacak düzenlemelerin ve vize kolaylıklarının sağlanması gerektiğini ve bu boşluğun kısa zamanda başka bir antlaşmayla doldurulmasını umut ediyoruz.
Biz bu sözleşmenin onaylanmasını Demokratik Toplum Partisi olarak destekliyoruz.
Bu duygularla saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ederim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
75 konuşma daha · 3 Aralık 2008