Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 91. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Nisan 2010 · 701 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akın Birdal, 22 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 701 kelime.
Akın Birdal (Diyarbakır). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 497 sayılı Anayasa’nın 9’uncu maddesine ilişkin Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
9’uncu maddede bilgi edinme hakkı ve bir kamu denetçiliği konusu var. Bilgi edinme hakkına ilişkin daha önceden bir yasa var fakat bunun anayasal dayanağı olmadığı için, zaman zaman kimi gerekçelerle serbestçe vatandaşların bilgi edinme hakkından yoksun bırakılıyor. Örneğin, biz kimi zaman Sayın Başbakanlığa sorular sormuşuzdur, devlet sırrı gerekçesiyle yanıt verilmemiştir. O nedenle, bu anayasal belki bir güvenceye kavuşturularak, devlet sırrı ya da başka gerekçeler gösterilmeden, eksiksiz bilgi edinme ve haber alma hakkı da kullanılabilir.
Bu ombudsman birçok Avrupa ülkesinde var. İspanya’da “halkın avukatı” diye adlandırılıyor, Avusturya’da “halkın hakemi” gibi adlandırmalar yapılıyor. Şimdi, bizde de daha önce İnsan Hakları Kurumu oluşturuldu, Başbakanlığa bağlı, daha sonra İnsan Hakları Danışma Kurulu, İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı fakat buradan murat edilenler elde edilemedi. Belki bu yolla şimdi, böyle bir ombudsman yoluyla, gerçekten kamu yönetimiyle, idareyle halk arasında önemli bir köprü oluşturabilir. Aslında bunu içselleştirmek önemli. Gerçekten açık, demokrasinin gereği şeffaf bir toplum olursa, herkes kendi hak ve özgürlüklerinin bilincine kavuşmuş olur, hak arama kanalları açık olur, nasıl bir yol izleyeceğini yurttaşlar bilir ama ne yazık ki, bizde birçok zaman “bizde de var” demiş olmak için, insan hakları adına birtakım kurumlar oluşturulmuştur. Örneğin şimdi bizim Türkiye Büyük Millet Meclisinde İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu olduğu gibi. Örneğin biz, partimiz Demokratik Toplum Partisi kapatıldıktan sonra Barış ve Demokrasi Partisi olarak döndük ve sayın milletvekilleri, döndükten sonra bir kez toplantı oldu. Oysa bakın, yani insan hakları öyle bir şey ki, güncel yaşayan bir organizma gibidir. Yani şimdi, mutat zaten, on beş günde bir toplanırdık, o on beş günde bir de toplanamıyoruz, gerekçesi de bize söylenmiyor. Oysa her gün bir şey oluyor bu coğrafyada insan hakları açısından, halkların hakları açısından, kişi güvenliği ve özgürlüğü açısından. Yani şimdi gerekirse iki günde, üç günde bir toplanılmalı ve gerektiği zaman da birtakım sorunları birlikte çözebilmek için yüce Meclisin bu Genel Kuruluna getirilmeli. O nedenle, insan hakları konusunu, demokrasi konusunu, hukukun üstünlüğü konusunu bir defa göstermelik olmaktan çıkarmak gerekir.
İnsanın, şimdi, aklına geliyor doğrusu, acaba neden, biz yaklaşık üç yıldır bu Meclisteyiz, sekiz yıldır AKP iktidarda ve bu darbeci Anayasa’yı değiştirme konusunda neden böyle bir saik duymadı da son on gündür bizi sabahlara kadar burada bekletiyor? Bizi, basın emekçilerini ve gerçekten Türkiye’de ne oluyor diye izleyen kamuoyunu uykusuz bırakıyoruz, yorgun bırakıyoruz. Oysa darbe Anayasası 177 maddeden oluşuyordu, her gün iki maddesini… Meclisimizde grubu bulunan, olmayan siyasi partilerimizden bir komisyon oluşturulurdu, her gün iki maddesi de gelirdi Genel Kurula tartışılırdı ve gerçekten evrensel, hukuk normlarına bağlı, demokratik, sivil, çoğulcu ve herkesin kendisini orada görebileceği, “Bu benim anayasam” diyebileceği bir anayasaya kavuşabilirdik.
Örneğin her on yılda bir Avrupa Birliğinin bütçesi yapılıyor. Şimdi, acaba bu on güne sıkıştırmak, yirmi yedi artı üç geçici maddeyi bir oldubittiye getirip, Avrupa Birliği müktesebatına bağlı düzenlemeleri tamamlayıp Avrupa Birliği bütçesinden alacağımız fonun miktarını artırmak için mi? (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler) Yani dinlemiyorsunuz, hiçbir zaman dinlemiyorsunuz ve de parti sorumluları. Sayın grup başkan vekillerinin önermesi gerekir, biraz ciddi olmak gerekir. Burada hem darbe Anayasa’sına karşı olduğunuzu söyleyip bir değişiklik önerisi getiriyorsunuz hem de bu değişikliğe karşı muhalefetin görüşlerini dinleme gereğini duymuyorsunuz…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Sen işine bak!
DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye)Sen işine bak, işine!
AHMET YENİ (Samsun)Sen işine bak!
AKIN BİRDAL (Devamla)…ve sonra da sırıtıyorsunuz.
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sen işine bak!
AKIN BİRDAL (Devamla)İşte bu kadar, sizin Anayasa ciddiyetiniz de bu kadar, demokrasiye bağlılığınız da bu kadar, insan haklarına bağlılığınız da bu kadar.
DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye)Oy verirsen insan hakları... Oy vermiyorsun, konuşuyorsun.
AKIN BİRDAL (Devamla)Saygınız bu kadar sizin çünkü şu ruh hâlinden kurtulamadınız...
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Niye kaçıyorsun Meclisten? Oylamadan neden kaçıyorsun?
AKIN BİRDAL (Devamla)Şu ruh hâlinden kurtulamadınız: “Biz yaparız ne yapılacaksa.” Yani bu geleneksel resmî devlet ideolojisidir.
DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye)Sen işine bak, işine!
AKIN BİRDAL (Devamla)Yani bilirsiniz siz o hikâyeyi: “Komünizm gelecekse de biz getiririz, size ne oluyor?” hikâyesi.
Şimdi, şu ruh hâlinden kurtulun: “Demokrasi gelecekse biz getiririz, barış gelecekse biz getiririz, hukukun üstünlüğü gelecekse, adalet gelecekse biz getiririz.” İşte, sizin getirdiğiniz hukuk sistemi bu, sizin getirdiğiniz demokrasi bu.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
71 konuşma daha · 22 Nisan 2010