İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 91. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Akın Birdal

Diyarbakır Milletvekili ·

Genel Kurul, 91. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Nisan 2010 · 482 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Akın Birdal, 22 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 482 kelime.

Akın Birdal (Diyarbakır). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Evet.

BAŞKANBuyurun.

Süreniz beş dakikadır.

AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu ombudsmanlıkla ilgili kurumu önemsiyoruz biz, ancak bunun sınırsız, tüm kamu idarelerini denetliyor olmalı ve bununla ilgili örneğin Türk Silahlı Kuvvetlerini ve yargıyı da denetleyebilir ve buna ilişkin yasalar çıkarılabilir olmalı. Meclise gelen taslakta bu yok. Bu ombudsman kurulu dokunulmaz olmalı, bütçesi olmalı ve istisnasız tüm kamu kurumlarını denetleyecek etkin bir mekanizma getirilmeli ve aksi takdirde Dilekçe Komisyonundan öteye gidemez.

“Kamu denetçiliği bağımsız, tarafsız ve özerktir. Denetçilerin dokunulmazlığı esastır, bütçesi özeldir. Devlet bütçesinden yararlanan tüm kamu kurum, kuruluş ve kişiler denetime tabidir.” şeklinde bir değişiklik önerisi getiriyoruz.

Az önceki konuşmamı izninizle tamamlayayım. Bu düzenlemelerin Türkiye'nin bugünkü günlük gereksinmelerine, beklentilerine karşılık vermediğini söyledik. Nedir bu? Demokrasi. Gerçekten, örneğin bazen farklılıkların birbirlerine her yerde, her zaman tahammül etmesi bir kültürdür ve bu da demokrasi kültürüyle ilgilidir. Fakat, ne yazık ki, bazen buna bile, buradan farklı görüşlerimize, önerilerimize -ki muhalefet, iktidarın her zaman itici gücüdür ve bunu anlamak gerekir ve biz bunu söylüyoruz ama ne yazık ki- karşı bir tepki ve refleks görüyoruz. Şimdi, örneğin, biz söylüyoruz: “Kürtlersiz demokrasi olur mu, emekçilersiz demokrasi olur mu, kadınlarsız demokrasi olur mu, azınlıklarsız demokrasi olur mu?” diyoruz.

Bakın, şimdi, yüce Meclisin ve ilgili bakanların dikkatini çekmek istiyorum. Biz bunları buradan konuşmalıyız. Yarından sonra, gerçekten, insanlık tarihinde bir trajedi vardır, yaşanan, 24 Nisan 1915. Şimdi, bu acıyı paylaşmak ve bu acıya ortak olmak isteyen Türkiye’deki vicdan sahipleri İstanbul’da bir etkinlik yapacaklar, 200 aydın. Bu acıyı paylaşıyoruz. Bu nedir? Yani, bu, tarihle yüzleşmeye gerçekten bir kapı aralamaktır. Bunu düzenleyen aydınlara, sivil toplum örgütlerine, insan hakları savunucularına birkaç gündür tehdit telefonları geliyor. Şimdi, biz, bu korkudan kurtulamazsak demokrasi olur mu? Örneğin, bizim baştan beri söylediğimiz -eğer, tamam, az önce söylediğim- örneğin, bu paketin hazırlanmasındaki saik Avrupa Birliği bütçesinden yararlanmak olabilir, doğrudur da bu, ama sadece meseleye gerçekten para olarak bakmamak gerektiğini, başta insanlık onuruna bağlı iyileştirmeler neyse, özgürlükler neyse bunların da hukukumuzda içselleştirilmesi gerektiğini söylüyoruz.

Şimdi, “Kopenhag Siyasi Kriterleri” diyoruz, “demokrasi, hukukun üstünlüğü…” Şimdi, hukukun üstünlüğünü… Tamam, yargı taraflı ve bağımsız değil. Taraflı; neyle taraflı? Geleneksel resmî ideolojiden yana taraflı. Örneğin, bir kamuoyu yoklaması yapılıyor, yargıçlara, savcılara soruluyor: “Hukukun üstünlüğünden mi yanasınız, devletin bekasından mı?” Yüzde 70’i aşkın yargıç, hukukçu, devletin bekasından yana olduğunu söylüyorlar. Şimdi, böyle, hukukun gücü, hukuka gereksinmesi olanlar için nasıl sağlanır? Nasıl onun güvenliği olur? Ki, herkes için gerekli hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi. Yarın, örneğin bizim bu taleplerimize karşı çıkan arkadaşlarımıza da gerekli olabilir. O nedenle, birbirimizi anlamak durumundayız.

Şimdi, insan hakları… Arkadaşlar, gerçekten -sizin vaktinizi almak için rakamlarla boğuşmayalım ama- iki yıldır çok ağır gidiyor insan hakları, işkenceler, kötü muameleler, cezaevleri. Bunları kim düzeltecek?

Örneğin az önce elimde Diyarbakır İnsan Hakları Derneğinin çıkardığı bir anahtarlık vardı. “İnsan, haklarıyla insandır.” diyor. Şimdi, haklar ve özgürlükler kullanılmadan… Bizi diğer yaratıklardan ayıran nedir? İnsan olmaktır ve insan da, özgür düşünen, konuşan, kendi kimliğiyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

71 konuşma daha · 22 Nisan 2010

71 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook