Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Mayıs 2010 · 503 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Akın Birdal, 5 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 503 kelime.
Akın Birdal (Diyarbakır). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AKIN BİRDAL (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik öngören yasanın 20’nci maddesi için söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Yapılması düşünülen değişiklik, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı ile siyasi partilere ilişkin davaların ve Anayasa değişikliklerinin iptali davalarının görülme usullerini düzenlemektedir. Bu değişiklikle Anayasa Mahkemesi “bölüm” ve “genel kurul” diye iki organdan oluşmaktadır. Bölümler bireysel başvuruları görüşecek, genel kurul ise siyasi parti davaları, Yüce Divan yargılanmaları ve Anayasa değişikliği iptallerine bakacaktır.
Şimdi, bu değişiklikler ilk bakışta, siyasi parti davalarında verilecek kararların alınması için aranan sayının artmış olması olumlu görülebilir ancak siyasi parti davalarında hâlâ hukuk dışı değerlendirmelerin geçerli olduğu unutulmamalıdır. Hâlâ siyasi partilerin faaliyetleri kapatma davalarında delil oluşturmaktadır. Bu durum sürdüğü sürece karar almada aranan çoğunluk sayısının değiştirilmesinin çok da fazla anlamlı olmadığı görülecektir. Demokratik Toplum Partisini oy birliğiyle kapatan bir hukuk anlayışı hüküm sürdükçe sayının artırılmasının bir yararı olmayacaktır. Önemli olan bu anlayışın değişmesidir. İktidar partisine kaç kez çağrıda bulunduk, Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirelim, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin Avrupa Birliğince de kabul edilen Venedik Kriterlerini esas alalım diye ve hatta biz değil, AKP’nin kapatılmasına dair, Anayasa Mahkemesi Başkanı açıklarken kararını o da önermiştir ama ne yazık ki, AKP tarafından bu dikkate alınmamıştır ve sonuçta kendi milletvekillerinin, arkadaşlarının oylarıyla Anayasa’da bu ilgili maddenin değiştirilmek istenmesi, 8’inci maddesine de ne yazık ki geçirilememiştir.
Şimdi, evet, bir yargı ve kamu yönetimi reformu gereklidir. Demokratik, sivil, insan haklarına dayalı, çoğulcu, hukukun üstünlüğünü esas alan bir demokratik Anayasa’nın olması gerektiği konusunda zaten toplumsal bir mutabakat var. Bu konuda biz de hemfikiriz ve baştan beri de, bu görüşmelerin başladığından beri de böyle düşünmekteyiz. Nitekim, bu niyetimizi, yaklaşımımızı yüce Genel Kurulun bilgisine sunmuştuk ama ne yazık ki, bu konuda AKP tarafından hiçbir yaklaşım gösterilmemiştir.
Şimdi, 1762 yılında “Toplum Sözleşmesi” adı altında, Jean Jacques Rousseau “Bizim, parlamento, yasalar, günlük işlerimizi düzenlemekle ilgili çıkarılabilir ama geleceğimizle ilgili yasaların çıkarılmasında toplumsal bir konsensüs mutlak aranmalıdır ve bize sorulmalıdır.” diyor. Yani temsilde adalet olacaksa, gerçekten bu Anayasa’nın şekli baştan beri yanlıştır. Örneğin, buradaki siyasi partilere sorulmamıştır “Nasıl bir Anayasa istiyorsunuz?” diye. Muhalefet partilerine, Parlamento dışındaki partilere sorulmamıştır, emek örgütlerine sorulmamıştır, meslek odalarına, derneklere, kadın ve gençlik örgütlerine. Yani bu coğrafyada yaşayan herkesi ilgilendiren bu hukuk paketi AKP tarafından getirilmiştir ve kabul edilmesi istenilmiştir. Şimdi biz bunu elbette ki kabul etmiyoruz.
Şimdi, örneğin Fransa’da… Tabii ben tenzih ediyorum, burayla ilgisi yok ama kamuoyunda bize öğüt veren kimi liberal, demokrat yazarlar, aralarında dost bildiklerimiz de var. Kimdir o dost? Emekten yana, demokrasiden, barıştan yana olduğunu düşündüklerimiz. Örneğin Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçiminde bir anlaşmazlık oluyor, en sonunda, Le Pen’le Chirac kalıyor sonunda. Fransa’nın sosyalistleri ne yapmaları gerektiği konusunda karar veremiyorlar ama sonunda gerçekten Chirac’tan yana tavır alıyorlar, biliyorsunuz gerekçelerini de, faşistlere karşı hırsızlardan yana olma. Ama, biz, bugün ne AKP’nin bu Anayasa paketinden yanayız ne de onun karşısındaki gerekçeleriyle CHP’nin ve MHP’nin getirdiği gerekçelerden yanayız. Bizim yanımız vicdandan yana…
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)CHP’yle yan yana, MHP’yle yan yana. CHP de girmiyor siz de girmiyorsunuz.
AKIN BİRDAL (Devamla)…tam demokrasiden yana, adaletten yana, hukuktan yana, insan haklarından yana, ezilenlerden yana yani barıştan yana.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 5 Mayıs 2010