Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 82. Birleşim · 4. yasama yılı · 30 Mart 2006 · 1.434 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Algan Hacaloğlu (CHP), 30 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE 6183 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.1081)); konuşma 1.434 kelime.
Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2006-03-30-gelir-vergisi-kanunu-ve-6183-sayili-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yasa teklifinin 14 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, üç yıldır iktidardasınız. Bu dönem içinde en başarıyla uyguladığınız işlerden biri, devletin malını mülkünü satmak; yani, özelleştirmek. Zaten, bunu inkâr etmiyorsunuz. Sayın Maliye Bakanı "baba baba satarım" dedi. Özelleştirme, yerli-yabancı, stratejik mi, değil mi ayırımı gözetilmeden sürdürülüyor ve özelleştirilerek, devletin malı satılarak borçların, IMF'nin öngördüğü şekilde devletin borç oranının azaltılması hedef alınıyor. Bu, bir anlamda, dış borcun, iç borcun, borçların sürdürülebilmesinin bir aracı olarak ele alınıyor. Bu madde bununla ilgili bir madde olduğu için böyle bir giriş yaptım.
Bu maddeyle Tekele ait mal ve mülklerin devralınabilmesi için 2005 yılı sonunda olan sürenin altı ay uzatılması öngörülüyor ve öğrendiğim kadarıyla -yanlışsam düzeltilsin Sayın Bakan tarafından- bunun temel gerekçesi de Gelirler Genel Müdürlüğüne Tekelin binasının alınabilmesi. Olay iki yönden yanlış.
1- Şimdi biz mart ayının sonundayız; yasa 1 Ocaktan itibaren yürürlüktedir. Yani, 1 Ocakta bitmiş olan bir süreyi şimdi biz canlandırıyoruz; yani, geriye dönük işlem yapıyoruz.
2- Bu uygulamayla Tekelin çökertilmesine son noktayı koyuyoruz.
Tekel özelleştirilir özelleştirilmez bir politikanız olabilir; ama, biliniz ki, bu politikanın sosyal gerekçelerini, tarıma yansımalarını, Türkiye çiftçisine bunun maliyetini hiç değerlendirmediniz. Türk çiftçisi, yaşamının en zorlu günlerini geçirmekte. Bir taraftan AB kıskacında -bir umut göremiyor; kalıcı deregasyonlarla önü kesilecek, kendisine uygulamadığı kuralları Türkiye üzerine öngörecek- diğer taraftan, kaldırılmış olan her türlü korumalarla, çiftçi kaderiyle başbaşa bırakılmış vaziyette. Yazıktır, gerçekten yazıktır! İnanınız, biz, parti politikamızı… Yanılıyorsunuz diyebilirsiniz. Biliniz ki, sizi iktidardan götürecek olan çiftçi olacaktır. Biz de, parti politikamızı, seçim politikamızı bunun üzerine kuracağız.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Bu bizim meselemiz.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Olabilir, olabilir; ama, burada, ben, çiftçinin durumuna sizin dikkatinizi çekmek istiyorum. Sizin değil, çiftçinin, hepimizin meselesi. Çiftçi sizin değil. Çiftçinin hakkını korumak, tarımın hakkını korumak, doğruyu burada söylemek hepimizin görevi.
Değerli arkadaşlarım, burada Sayın Başbakanımız yok; ama, bazı değerlendirmeler yapıldı burada; bir iki arkadaşım yaptı İktidar Partisinden. Ben, onlara yanıt olarak değil; ancak, konuyla ilgili olduğu için, Sayın Başbakanın üç konuda söylediğine bir değerlendirme yapmak istiyorum. Sayın Başbakan "Türkiye'de işsizlik azaldı" dedi. Bu, bugün de burada ifade edildi. Hayır değerli arkadaşlarım, doğru değil, Türkiye'de işsizlik azalmıyor.
Bakınız, evvelki gün yayımlanan rakamları dikkatle izleyin. Birbuçuk yıldır, iki yıldır, biz, bu rakamları değerlendiriyoruz, dikkatinize sunuyoruz, duymamazlıktan geliyorsunuz. Devlet İstatistik Enstitüsü, işsizliği, sizin arzu ettiğiniz şekilde ortaya çıkması için rakamlarla oynayarak kamufle ediyor. Bu ciddî iddiayı bu kürsüden söylüyorum. Bugün, Türkiye'deki işsiz sayısı, aralık ayı itibariyle, işgücü çalışmaya hazır olmakla beraber, umudunu yitirmiş olan 2 012 000 kişi ve mevsimlik olarak, sadece birkaç ay çalışabilen 708 000 kişi de dahil edildiği zaman, tam 5 422 000 insanımız işsiz ve bu şu demektir: İşsizlik, Devlet İstatistik Enstitüsünün ilan ettiği gibi yüzde 11,2 değil, yüzde 20,3'tür. Biz, bunu iki yıldır takip ediyoruz. Hiçbir dönem yüzde 17'nin altına inmedi. Kadınlarımızda ve gençlerimizde yüzde 25'ler civarındadır, kentlerimizde daha yüksektir. Bu rakam, genel rakam.
Değerli arkadaşlarım, bunu bilelim. Buna göre proje üretelim. Buna göre, IMF'nin dayatmakta olduğu politikaların bu ülkenin düzlüğe çıkmasının aracı olmadığını içimize sindirerek, bir an evvel Türkiye'yi düzlüğe taşıyacak ulusal programı, üretimi canlandıracak, reel ekonomiyi ayağa kaldıracak bir programı uygulamaya koyalım.
Türkiye, kesinlikle, önümüzdeki on yıl boyunca yüzde 7 büyümelidir reel olarak; ama, durduğu yerde büyüyemez, yatırım yapılması lazım. Yatırım yapabilmesi için de, kesinlikle, hem vergi gelirlerinin sağlıklı bir şekilde artması hem de sıcakpara cennetine dönüştürülen Türkiye'ye yatırım yapabilecek doğrudan yabancı sermayenin girişinin ortamının yaratılması lazım.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan "yatırımlar patladı" dedi. Hayır, doğru değil, yatırımlar patlamadı. Bakınız, 2002 yılında kamu sabit sermaye yatırımlarının gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 2,5'ti, 2005 yılında yüzde 2. Diyebilirsiniz ki, 2006 yılında daha yüksek olacak. Yapın, o zaman görelim, o zaman yaptınız diyelim. Kamu yatırım stokunda 2 525 proje var. Bunun 769'u eğitim projesi ve bunların tamamlanabilmesi için, eğer bu yıl tahsis ettiğiniz ödeneği sürekli tahsis ederseniz, ancak altıbuçuk yılda tamamlanabilecek.
Yani, değerli arkadaşlarım, siz, yatırımları rafa kaldırdınız, işsizliği patlattınız ve Doğu, Güneydoğu Anadolu'da bugün yeşermiş bulunan siyasallaşmanın zeminine…
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Zemin hazırladınız.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Zeminini körüklediniz.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Artık, oraya geldi yani.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Zeminini körüklediniz.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Oraya geldi…
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Kendiliğinden olmuyor bunlar. Kesinlikle… Biraz evvelki konuşmamda söyledim. Eğer bunu görmüyorsanız, eğer burada bir eksiklik var diyemiyorsanız, o zaman, Türkiye'nin gerçekten işi zor.
Siz, üçte 2 çoğunlukla Mecliste iktidar olan partisiniz. Beni tekrar biraz evvel söylediğim noktaya taşımayın. Gerçekten, Türkiye, tüm geri kalmış yörelerine, Gümüşhanesine de, Kastamonusuna da, doğu ve güneydoğusuna da el atması gerekiyor; lafla olmuyor. Giden gider, elini mi tutuyoruz… Bu mantıkla olmuyor. Özel girişimcinin gitmeyeceği yere devletin gitmesi gerekiyor. Siz, devletin yatırımlarını kurutursanız, devletin bu yatırımları yapacak kuruşlarının elini kolunu bağlarsanız, doğal olarak, Türkiye çok ciddî bir açmazla karşı karşıya kalır.
Sayın Başbakan "paradan kazanma dönemi bitti" diyor. Doğru değil. En basit kelimeyle söylüyorum: Doğru değil; hayır, bitmedi.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Faiz geliri değil mi?..
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Evet, reel faizler azaldı; ama, reel faizler hâlâ yüksek. Hâlâ, Türkiye, bir sıcakpara cenneti. Bugün, içborçlar 246 000 000 YTL; yani, 253 milyar dolar. Ekim 2002'de, siz iktidar olduğunuz zaman 141 milyar dolardı. Sizin döneminizde, 112 milyar dolar, devletin borçları, içborçları arttı.
2002 yılı sonunda kişi başına kamu borcu 2 034 dolardı, herkesin sırtladığı kamu borcu… Şimdi ise, Şubat 2006 yılında 3 619 dolar. Yani, yüzde 78 arttı.
YAHYA BAŞ (İstanbul)Millî gelirde de artış olmuştur.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Millî gelir de… Evet, millî gelir bu sene büyük oranda arttı. Bu millî gelirdeki artış, onunla bu noktayı, o dahil edilerek hesaplanmıştır. İnsanlarımızın yoksulluğu devam ediyor. Bugün, Türkiye'de 20 000 000 insanımız yoksulluk sınırı içinde, 978 000 insanımız açlık sınırında yaşıyor.
YAHYA BAŞ (İstanbul)Bugün olmadı, geçmişten geliyor.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Evet. Bugünden bahsediyoruz. Üç yıldır iktidardasınız, Türkiye, maalesef, yerinde patinaj yapıyor.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan bir yerde haklı çıktı, bir yerde haklı çıktı söylediklerinde. O da şuydu: "Küresel sermaye, artık, Türkiye'ye giriyor" diyor. Evet, değerli arkadaşlarım, Türkiye'ye sıcakpara giriyor.
2002 yılında Türkiye'ye giriş yapan sene sonundaki sıcakpara 8,2 milyar dolardı. Şu anda, Türkiye'de, şubat sonu itibariyle 67 milyar dolar. Şu anda tam bilemiyorum, 70 olmuştur. Yani, tam 8 kat artmış. İyi, güzel, artmış. Cari işlemler açığımızı, cari açığımızı finanse ediyor diye düşünüyoruz; ama, American Reserve Bank faizleri artırmaya devam ediyor. Kıpırdanmalar başladı. Eğer, siz, Türkiye'nin ekonomik dengelerini, cari işlemler dengesini, dış açığını, kaypak, sadece içeride faiz ve sermaye piyasasının rantıyla vurgun vurup, kısa zamanda çıkmayı hedef alan kısa vadeli spekülatif sermaye hareketlerine bağlamışsanız kaderinizi -ki, maalesef, öyle gözüküyor- Türkiye'nin işi zor.
FİKRET BADAZLI (Antalya)Onlar, yabancı sermayeden geliyor; doğrudan yabancı sermayeden.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Hayır, gelen yabancı sermaye, bakınız, 8,7 milyar dolar geçen sene doğrudan yabancı sermaye geldi; bu, doğru. Bunun ancak ve ancak 752 000 000 doları sanayie yatırım için geldi; gerisi, Türkiye'de şirket devralmak için, gayrimenkul satın almak için ve diğer alanlarda giriş yapmak için geldi. Sanayie giren, sadece 752 000 000 dolar.
Değerli arkadaşlarım, IMF programı artık işlevini yitirmiştir. IMF Programı, kriz döneminde görev yaptı ve siz, IMF programıyla düzlüğe çıkan bir ekonomiyi devraldınız. Artık, Türkiye'nin yeni bir düzlemde ekonomisine bakma zamanı gelmiştir. IMF'ye mevcut olan 18 milyar dolarlık borç ve IMF'nin dünya kredi kuruluşlarına yönelik ilişkileri nedeniyle, yetmiş milyonluk Türkiye'nin "Türkiye'nin Modeli" sahibi olan Türkiye'nin geleceğini kimse bağlayamaz. Türkiye, siyasal, coğrafik, jeopolitik ve diğer boyutlarıyla mevcut olan gücünü, kendi, özgü ulusal programını geliştirmek, uygulamak için kullanmalıdır. İki günde bir hükümetin IMF'den fırça yemekte olmasından biz de utanıyoruz değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Ekonomide, artık, değerli arkadaşlarım, rota değiştirilmeli, vites yükseltilmelidir ve şu anda bu ortam ve bizi izlemekte olan yurttaşlarımıza rağmen, konuşmamın zaman boyutuyla sonuna gelmiş olduğum için, ayrıntılı olarak, acil olarak, bizim, Cumhuriyet Halk Partisinin öngördüğü politikalara girmeyeceğim; ancak, bir şeyi önemsiyorum. O da, burada çok kere bahsettik onları, yazılı olarak da dağıtıyoruz, kütüphanede de var, iki haftada bir de kütüphanede yer alan bültenlerde takip etme duyarlılığı içinde olan arkadaşlarımızın takip olanağı vardır; ancak, değerli arkadaşlarım, ekonomi, ancak bir paketler bütünü içinde ele alınan politikalarla düzlüğe çıkabilir. Faiz, kur, enflasyon, sıcakpara ve vergi, bunların tabiatıyla hepsiyle aynı anda oynayamazsınız. Kimse, size sabit kur rejimine geçin demiyor; ama, belirli bantta oynayan bir kurun sürdürülebilmesi için bir uygun ortamı yaratmak ve cari işlemler açığını kontrol altına alacak uygulamalar, vergi uygulaması, girişte ve çıkışta düzenlemeler, birçok ülkenin yaptığı, düşündüğü, ele aldığı yöntemler olarak bizim önümüzde duruyor.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye, ekonomideki sorunlarını aşabilir. Türkiye, işsizliği aşabilir. Türkiye, hatta ve hatta, sizin derinleştirdiğiniz, yaygınlaştırdığınız yolsuzluk sorununu da aşabilir; ama, Türkiye, bütününe yönelik hareketin siyasallaşmasının önünü alamazsa, gerçekten çok ciddî sıkıntılarla karşı karşıya gelir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 30 Mart 2006