2006 merkezi bütçe kan.tas.(sağlık bak.,hudut ve sahiller sağlık gen.müd.,ulaştırma bak.,telekom,denizcilik müst.) 8 inci tur
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 36. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Aralık 2005 · 1.060 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Arslan (CHP), 19 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(SAĞLIK BAK.,HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GEN.MÜD.,ULAŞTIRMA BAK.,TELEKOM,DENİZCİLİK MÜST.) 8 İNCİ TUR); konuşma 1.060 kelime.
Ali Arslan (CHP, Muğla). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(sağlık bak.,hudut ve sahiller sağlık gen.müd.,ulaştırma bak.,telekom,denizcilik müst.) 8 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2005-12-19-2006-merkezi-butce-kan-tas-saglik-bak-hudut-ve-sahiller-saglik-gen-m (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 2006 Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Nurettin Hocam da anlattı, çağdaş sosyal devlet, sağlığı bir temel hak olarak görüyor. Özellikle bilgide ve teknolojideki ilerlemeler nedeniyle sağlık, artık, günümüzde son derece pahalı bir hizmet haline gelmiştir; o nedenle, bu noktada devlete büyük görevler düşmektedir. Devlet, talebi olan herkese, zengin ya da yoksul talep ettiği anda, hangi koşulda olursa olsun sağlığı eşit olarak, hakkaniyet ölçüleri içinde sunmak zorundadır.
Bütçe konuşmasında Sayın Başbakan da sağlığa ne kadar önem verdiklerini ballandıra ballandıra anlattı. Sağlık, eğitim, emniyet ve adalete çok önem verdiklerini, bu konuda devrim niteliğinde çalışmalar yaptıklarını ballandıra ballandıra anlattı. Uzun, yoğun yurtdışı gezilerinden yurda döndükten sonra kendisini, özellikle sağlık alanına dikkatini çevirmiş olmaktan, ilgisini başka alanlardan ülkemizin ihtiyacı olan alanlara çevirdiğini görmüş olmaktan gerçekten memnun oldum.
Değerli arkadaşlarım, sevgili hocam anlattı, sağlık göstergelerimiz çok bozuk. Anne ölüm oranı, çocuk ölüm oranı... Yani, hangi göstergeye bakarsanız bakın, dünya ortalamasının çok çok altında, OECD ülkeleri içinde de en sonuncuyuz. Sağlık harcamalarımızda da en kötüyüz. Çok büyük sorunlarımız var sağlıkta. Cumhuriyet kurulduğu günden beri sağlıkla ilgili iktidara gelen bütün başbakanlar, bakanlar sağlığı nasıl çözeriz konusunda kafa yormuşlar. Ben yeri gelmişken, bu alanda tarih yazmış olan Refik Saydamları, Behçet Uzları, sosyalizasyonun atası, babası Nusret Fişek Hocaları saygıyla anıyorum. Sürem yetmediği için birçoğunu sayamayacağım belki; hepsine şükranlarımı sunuyorum Türk Halkı adına.
Değerli arkadaşlarım, ancak, son on onbeş yıldan beri Türkiye'nin sağlık sorunlarının çözümüyle ilgili başka bir reçete uygulanıyor. Önce adı sağlıkta reform projesiydi; Adalet ve Kalkınma Partisi adını değiştirdi, Sağlıkta Dönüşüm Projesi. Sağlıkta Dönüşüm Projesinin son on onbeş yıldan beri iktidara gelen partiler içindeki en hızlı uygulayıcısı, hakkını teslim etmek gerekirse, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı.
Değerli arkadaşlarım, Sağlıkta Dönüşüm Projesi nedir, Sağlıkta Dönüşüm Projesiyle ne amaçlanmaktadır? Konuşmamın başında anlatmaya çalıştım, artık sağlık hizmetleri çok pahalı hale gelmiştir ve büyük bir ekonomik pastadır. Bu pastayı "sağlıkta dönüşüm" adı altında yapacağımız dönüşümlerle ulusal ve uluslararası sermayenin kucağına atacağız, onlara kaynak ayıracağız. Aslında, Sağlıkta Dönüşüm Projesinin temel hedefi budur. Bunun için yapılması gerekenler bellidir; önce, birinci basamak sağlık hizmetlerinde aile hekimliği modeli.
Şimdi, sağlıkta dönüşüm, tabiî, toplamda büyük sıkıntılar yaratacak. Bu konuda her yöntemi deneyerek de propagandasını yapmak gerekiyor. Bakın, Sağlık Bakanımız bu konuda Sayın Nusret Fişek'i bile kullanıyor. Bir konuşmamızda bana "Nusret Fişek de aile hekimliği modelini öneriyor, siz niye karşı çıkıyorsunuz" diye bir laf etmişti. Ben araştırdım, Nusret Fişek böyle bir lafı nasıl eder, bu sosyalizasyonun atası, babası; getirdiği model hâlâ bütün dünya ülkelerinde örnek olarak gösterilen bir adam nasıl böyle bir laf eder diye. Referans aldığı kitabı buldum. Kitabın adı: "Halk Sağlığına Giriş." Meclis kütüphanesinde var, dileyen arkadaşlarımız bulabilir. Ben o sayfasının fotokopisini çektirdim, sizlere buradan okuyorum. Bakın, Sağlık Bakanımıza ben bu konuda bu kürsüden cevap vermiştim aile hekimliği görüşülürken; ancak, ikna olmadı ya da o toplantıda yok muydu bilemiyorum, daha geçtiğimiz cuma günü yapılan Türk Eczacılar Birliği Kongresinde aynı, bu Nusret Fişek Hocanın aile hekimliği modelini istediğini, orada da söyledi.
Değerli arkadaşlarım, Nusret Fişek Hoca aynen şöyle diyor; aile hekimliği modelini tarif ettikten sonra -ki, aile hekimliğinin yaptığı hizmetleri sağlıkocaklarında hekimler aynen yapıyor- onları okumayacağım süre yetmeyecek diye, bakın, cümlenin sonunda aynen şöyle diyor: "Bu biçim çağdaş örgütlenmenin azgelişmiş ülkeler için daha gerçekçi -daha gerçekçi- modeli, sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesinde öngörülen sağlıkocaklarındaki ekip hizmetidir" diyor. Nusret Fişek'in aile hekimliği tanımı bu. Yani, Nusret Fişek bu sözüyle, sağlıkocaklarını terk edin, sosyalizasyon modelini bırakın, aile hekimliğine geçin mi diyor, öyle mi diyor?! Her şeyi kullanıyorsunuz.
MUHARREM İNCE (Yalova)Sağdan sola okumuştur o; tersten okumuştur!
ALİ ARSLAN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, yazık, Nusret Fişek Hocanın kemiklerini sızlatıyorsunuz. Lütfen, bu konuda, Sayın Sağlık Bakanını, daha saygılı, daha duyarlı olmaya davet ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, yine, Sayın Başbakan bütçe sunuş konuşmasında, SSK ve devlet hastanelerinin tek elde toplandığını, işte, övüne övüne anlattı.
Değerli arkadaşlarım, bu zaten bizim Anayasamızın amir hükmü; yıllardan beri bütün hükümetler de buna uğraşıyor; ancak, koalisyon hükümetleri olduğu için, hiçbir parti kendi bakanlığındaki hakları bir başkasına devretmek istemedi ve gerçekleşemedi. Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi bu projeyi gerçekleştirdi; sonuçlarını zaman içinde göreceğiz. Bizim de projemizde vardı; SSK ve devlet hastanelerinin tek elden sağlık hizmetini sunması projesi; ancak, bizim projemizde, SSK hastanelerinin malına mülküne el koymak yok.
Şimdi bakın, Sosyal Sigortalar Kurumu sağlık hizmetini kendi hastanelerine ucuza mal ediyordu. Bugün, en küçük kasabadaki devlet hastanelerinin bile -çoğunuz biliyorsunuzdur, başhekimler sizi arıyordur mutlaka- en küçük devlet hastanelerinin bile Sosyal Sigortalar Kurumundan trilyonlarca alacağı var; sekiz aydan beri, altı aydan beri ödenmeyen alacakları var. Neredeyse iflas etmek durumunda bu sağlık işletmeleri. Öyle diyorsunuz, bazı hastanelerinize yazdınız işletme diye. Sağlıkta dönüşümün önemli şeylerinden biri de o; hastaneleri işletme haline getireceksiniz, çalışanları sözleşmeli hale getireceksiniz, hastaları da müşteri haline getireceksiniz; ee, hayırlı olsun bakalım!
Değerli arkadaşlarım, kendi hastanelerinde sigortalılara ucuz- elbette kalitesi tartışılabilir, zamanla düzelebilirdi, uzun yıllardan beri ihmal edildi- sağlık hizmeti sunan SSK, bugün, devlet hastanelerinden hizmet satın alıyor; ama, parasını ödeyemiyor. Ne oluyor o zaman? Yine, övünerek anlatıyoruz... Hekimlere muayenehanelerini kapattıran bir uygulamanız var biliyorsunuz, bu hükümet döneminde başlayan; performansa dayalı dönersermayeden pay alma uygulaması. Sağlık Bakanlığına, sanıyorum, yürüyerek 5 dakikadır Numune Hastanesi; öyle midir?
Değerli arkadaşlarım, Numune Hastanesindeki hekim arkadaşlarımız, muayenehanelerini kapattırmakla övündüğünüz hekim arkadaşlarımız, iki aydan beri, performansa dayalı dönersermaye paralarını alamıyorlar; çoğunun çeki var, senedi var, çoğu icraya gitmek üzere. Göreceğiz bakalım, SSK ile devlet hastanelerinin birleştirilmesinin sonuçlarını. Elbette, kuyruklarda azalma oldu, daha rasyonel yatak kullanımı var, Başbakanın dediği doğru; ama, süreç içinde göreceğiz ki, bunun sonuçları olumlu mudur, değil midir.
Değerli arkadaşlarım, yine, Başbakanımız, bu kürsüden, yetmiş milyonun gözünün içine baka baka, bizlere de baka baka "artık, eczaneler, paralarını almak için beş ay, altı ay beklemiyor, paralarını hemen ödüyoruz" dedi. Hemen o sırada telefonlar çalmaya başladı, eczacılar bizi arıyordu "Başbakan doğruları söylemiyor" diye. İki gün sonra Türk Eczacılar Birliğinin kongresi vardı -Sayın Bakanımız da oradaydı- Eczacılar Birliğinin Genel Başkanı kürsüye çıktı, Sayın Bakana baka baka "biz eczacılar, ağustos ayından beri yeşilkartlıların reçete bedellerini alamıyoruz, bu konuda çalışmalar yaptık -o da, yükünü başkasına atacak- Sayın Bakana gittik, Sayın Bakan da bize 'gidin Maliye Bakanına, hem kendi alacağınızı alın hem de Sağlık Bakanının alacaklarını alıverin' dedi" dedi. Doğru mudur, Sayın Bakanım? (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, yani, güneş balçıkla sıvanamıyor. Bakın, yine, Sayın Başbakanım "hastanede rehin kalma yok" dedi. Yani, gerçekten, eskisi kadar basına yansımıyor. Tam o sırada, Antalya'dan bir telefon geldi Sayın Atila Beye.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 19 Aralık 2005