İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · SALI

(10/432) esas numaraları meclis araştırma önergesinin görüşülmesi hakkında

Ali Aydın Dumanoğlu

Trabzon Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 86. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Nisan 2007 · 1.088 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti), 10 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (10/432) ESAS NUMARALARI MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİNİN GÖRÜŞÜLMESİ HAKKINDA); konuşma 1.088 kelime.

Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti, Trabzon). “(10/432) esas numaraları meclis araştırma önergesinin görüşülmesi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 10 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-aydin-dumanoglu-22-2007-04-10-10-432-esas-numaralari-meclis-arastirma-onergesinin-gorusulmesi-hakk (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c153/b086/tbmm221530860038.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ALİ AYDIN DUMANOĞLU (Trabzon)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin Ermeni sorunuyla ilgili olarak vermiş olduğu araştırma önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Benden önce konuşmalarını yapan Sayın Şükrü Elekdağ, Sayın Onur Öymen ve Sayın Mücahit Daloğlu, Ermeni sorunuyla ilgili olarak genel hatlarıyla olayları tanımlamışlardır. Benim, onların yapmış olduğu açıklamalara aynı konu içerisinde herhangi bir şey ilave etmem mümkün değildir. Ayrıca, araştırma komisyonunun kurulmasıyla ilgili olarak verilmiş olan önergenin içeriğinde yer almış olan maddelerine tümüyle katılmamam da mümkün değildir. Sadece ben değil, bu millet içinde olan herkes bu maddeleri açık olarak kabul eder ve destekler.

Türkiye üzerinde Ermeniler tarafından oynanmaya çalışılan bu oyunun tarihî perspektifi olduğu da açık bir gerçektir. Yalnız, ben de, Sayın Mücahit Daloğlu gibi "Ermeni" kelimesinden Türkiye'de yaşayan Ermenileri kastetmediğimi ve gerek tarih boyunca bu millete hizmet etmiş olan Ermenileri gerek bugün Türk dostluğuna katkısı bulunan Ermenileri bundan tenzih eder, ahirete intikal etmiş olanlara rahmet ve yaşayanlara da takdir duygularımı ifade etmek istiyorum.

Ta 1820 yıllarından başlayan Ermeni olayları, özellikle 19'uncu yüzyılın sonlarına doğru gelirken, hepimizin bildiği gibi, emperyalist devletlerin Türkiye üzerindeki oyunları içerisinde yer almaya başlamıştır. Ancak, bu oyunlar gerek Taşnak komitelerinin kurulmasıyla gerekse de Ermenilere birtakım vaatler yapılarak, bağımsız devlet kurma amaçlarıyla işlenmeye başlanmıştır ve sonuç olarak da, 1900 senelerinin başına geldiğimizde, Türkiye'de, Birinci Dünya Harbi'yle birlikte, bu etkinliklerin daha da fazla arttığını görüyoruz. Ama, şu da bir gerçek ki, Türkiye, o günkü var olan Osmanlı Devleti, kendileriyle birlikte sekiz yüz seneden beri yaşamakta olan Ermenilerin bu tavırlarını anlamakta fevkalade zorluk çekmiş, kendileri "sadık tebaa" olarak nitelendirilmiş olmalarına rağmen, arkalarından vurulmalarını hiç de hoş karşılamamışlardır. Çünkü, bu, sekiz yüz yıllık dostluğun reddedilmesi anlamına da gelmekteydi.

Hepimiz burada siyasetçileriz, siyasi olarak karar veririz. AK Parti de, bugünkü sistemde bu memlekette iktidarda olan bir partidir. Devletin yönetilmesinde de, ilke olarak, bu Mecliste çoğunluğu olan AK Parti, daha çok, karar vermektedir. Böyle bir millî davanın, ta 1820 senelerinden başlayan ve bugüne kadar geçen hemen hemen her devirde "Ermeni soykırımı" ifadeleriyle karşı karşıya kalmış, bunlardan zaman zaman etkilenmiş ve bunlara karşı da tepki göstermiş olan her siyasi kurum varken, bugün ülkemizde en önemli bir konu olarak, bu, millî bir dava olarak yer alırken, bir siyasi kazanç amacıyla herhangi bir önergenin Meclise gelmesi, bence, yanlıştır diye düşünüyorum. Çünkü, ülkemizde, daha önceki konuşmacıların da ifade etmiş olduğu gibi, seksen sene içerisinde, özellikle son seksen sene içerisinde bu konuya eğilmelerde birtakım yavaşlamalar olmuştur, zaman zaman belki görevlerin hakkıyla yapılamaması olmuştur, ama tümüyle Ermeni konusunda hassas olmayan hiçbir yönetici, siyasetçi ve vatandaşımız da olmamıştır ve de özellikle 1970'li yıllardan sonra başlayan ve pek çok büyükelçimizin, konsolosumuzun öldürülmesiyle sonuçlanan olaylardan sonra Ermeni katliamları konusunda yumuşak davranan hiçbir yönetici ve siyasetçi de mevcut değildir.

Son zamanlara geldiğimizde hemen şunu görmekteyiz ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iktidarıyla ve muhalefetiyle, 14 Nisan 2005 tarihinde sadece Türkiye'ye değil, bütün dünya devletlerine çağrı yaparak, sözde Ermeni soykırımı hakkında düşüncelerini açıklamış ve bu konuda karar veren bütün devletleri bu iddialarını ispata davet etmiştir, başta Ermenistan olmak üzere. Fakat, bugüne kadar geçirmiş olduğumuz günlerde bu devletlerden kendi parlamentolarında Ermeni soykırımı kararını çıkartan devletler de dâhil olmak üzere, Ermenistan'dan hiçbir şekilde cevap gelmemiştir. Bu tarihsel olayın tarihçilere bırakılması gerektiğine inanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Meclisi, bu konuda hassasiyetini de sürdürmektedir. Siyasetçilerin gece yarısı toplantılarıyla toplayabildikleri gayet limitli miktardaki milletvekiliyle birlikte karar çıkarmalarını da, medeni devletlerin ahlakıyla, yapısıyla ve demokrasisiyle bağdaşmayan bir unsur olarak da görmüştür.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bütün komşularıyla yakın ilişkiler kurmayı esas alırken, Sovyet işgalinden kurtulmuş olan Ermenistan'ı da ilk kabul eden bir devlet olarak onlarla iyi komşuluk ilişkilerini de sürdürmüştür. Hatta, öyle ki, İstanbul'dan Ermenistan'a haftada iki defa uçak seferini... Hatta ülkemizde yaşayan, gayrimeşru olarak yaşayan, yasalara uygun olarak yaşamayan, fakat, Ermenistan'da açlık, sefalet çeken 60 binden fazla Ermeni vatandaşının Türkiye'de yaşamasına da göz yummuştur.

Yine, 1990'h senelerde, hatırlarız, Ermenistan açlık ve sefalet içinde bulunduğu sırada bu devletin cumhurbaşkanları, bizlerin, komşularımızla hangi ilişki içinde bulunursak bulunalım, onlar açken bizim rahat bir şekilde uyku uyumamamız lazım geldiğini de ifade ederek, komşu ülkelerine karşı sempatilerini de açık olarak ifade etmişlerdir.

Büyük Türk devleti ve milletiyle, hiçbir zaman, mazlumla uğraşmadığımız ve bunların haklarını hangi şartlar altında olursa olsun korumuş olduğumuz da tarihî bir gerçektir. Ama diğer taraftan, Ermeni diasporasının yurt dışında kendi varlıklarını devam ettirebilmek için, bundan on sene kadar önce hemen hemen 3,5 milyon olan Ermeni nüfusunun, son senelerde 500 bin kadar azalarak Ermenistan'ın nüfusunun azalması pahasına da dahi olsa, kendi ideallerini, daha doğrusu kendi birliklerini ayakta tutabilmek için Ermenistan aleyhinde faaliyet göstermeleri de açık olarak gözüküyor. Öyle ki, Ermenistan'ın varlığını isteyen, onların yücelmesini isteyen, Ermenistan'ın da komşularıyla iyi ilişkilerinin olmasını ister, ama görüyoruz ki, bugün diasporanın etkinlikleri bunların çok ötesindedir. Hatta, hatırlarsınız, bir müddet önce öldürülmüş olan müteveffa Hrant Dink, bir konuşmasında, Güneydoğu'daki olayları kastederek, kendi insanlarına hitap ederken, oradaki bazı vatandaşlara şunu söylemiştir: "Biz aldatıldık, sakın ola sizler aldatılmayın."

Bugün yine görüyoruz ki, bazı konuşmacı arkadaşlarımız haklı olarak Avrupa Parlamentosundan da, Türkiye için, aleyhinde, Ermeni soykırımı hakkında karar verdiğini söylemektedirler. Ancak, Türkiye için yazılmış olan son raporda, Camiel Eurlings tarafından, Ermeni soykırım meselesinin Avrupa Birliğine giriş için bir ön unsur olmadığı da açık olarak ifade edilmiştir.

Bunun yanı sıra, Fransa'da, Halk Meclisinde alınmış olan kararın Senatodan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANSayın Dumanoğlu, lütfen toparlayınız; buyurun.

ALÎ AYDIN DUMANOĞLU (Devamla). . .geçmemesi için de gerek milletvekilleri gerek Dışişleri Bakanlığımız ve Dışişleri Bakanımız nezdinde büyük girişimler olmuştur.

Buna benzer şekilde, aynı soykırım önerilerinin Amerika Birleşik Devletleri'nde onaylanmaması için gerek milletvekiUerimiz nezdinde gerekse Dışişleri Bakanımız nezdinde büyük temaslar olmuş ve bu önergeler ve öneriler fevkalade yumuşatılmıştır.

Tarihi incelemek, siyasetçilerin başarısı olması için arkalarında mutlaka bilimi almaları gerekir. İşte, bu amaca inanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, sadece kendisi, Ermeni sözde soykırımı hakkında değil, kurulmuş olan pek çok kurumları da devlet olarak destekleyerek, onların birçok bilimsel çalışma yapmalarını da desteklemektedir. Örneğin, Türk Tarih Kurumu sadece bunlardan bir tanesidir, Ermeni Enstitüsü başka bir tanesidir ve ayrıca dünyadaki tarihçiler nezdinde de temasa geçerek, uluslararası pek çok kitap Ermeni konusunda yazılmıştır ve bunlara da destek verilmiştir. Görüyoruz ki, bütün bu, uluslararası nitelikte yazılmış olan kitapların ve pek çoğunda, sözde Ermeni soykırımının olmadığına dair pek çok kanıtlar da ortaya atılmıştır. Dolayısıyla, Türk Hükümeti ve Büyük Millet Meclisiyle bu konuda gayretler devam etmektedir. Ancak, bizler, siyasi olarak, si- yasi görevlerimizin ötesinde, önümüze gelen zaman darlığını da esas alarak, gerek Cumhurbaşkanlığı seçimi ve gerekse genel seçimler sırasındaki zamanın birbirine çok yakın olması, böyle bir millî davanın kısa bir zaman aralığında değerlendirilmesine değil, tüm ulusça seferber olunarak bunun üzerine gidilmesine taraftar olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 10 Nisan 2007

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook