14 mayıs dünya çitçiler günü
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 1.152 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Coşkun (AK Parti), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 14 MAYIS DÜNYA ÇİTÇİLER GÜNÜ); konuşma 1.152 kelime.
Ali Coşkun (AK Parti, İstanbul). “14 mayıs dünya çitçiler günü”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-coskun-22-2003-05-14-14-mayis-dunya-citciler-gunu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi, şahsım ve bakanlıklarımız adına, saygıyla selamlıyorum.
Türk çiftçisi, tarih boyunca, bilindiği gibi, ülkenin geleceği için hep fedakârlık etmiş, çalışmış ve üretmiştir. Türk çiftçisi, Türkiye'nin birlik ve beraberliğinin, rejimin korunmasında, ülkenin kalkınmasında hep ön saflarda olmuştur. Cumhuriyetimizin kurucusu Aziz Atatürk, bundan dolayıdır ki, Türk çiftçisini milletin efendisi olarak ilan etmiştir.
Bilindiği gibi, tarım sektörünün ana görevi, toplumların gıda güvencesini sağlamak başta olmak üzere, barınma ve giyinme gibi temel ihtiyaç maddelerini temin etmektir. Kaldı ki, son yıllarda, artık Türk sanayiinin büyük bir kısmı da tarıma dayalı sanayi olarak gelişmiş, özellikle ihracatta söz sahibi olduğumuz tekstil ve konfeksiyonda tarıma dayalı bir sanayi olarak öne çıkmıştır.
Diğer taraftan, özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu sektör geniş bir faaliyet alanı oluşturmakta ve ülkenin ekonomik kalkınmasında da önemli katkılarda bulunmaktadır. Ülkemizde tarımın ekonomik gelişmemize çok önemli katkıları olduğu gibi, bu katkılarını ve önemini daha uzun süre de sürdürecektir. Tarım sektörü, sadece az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için değil, gelişmiş ülkeler için de son derece önemli bir sektördür; çünkü, bu sektör, insan ihtiyaçlarının en başında gelen gıda maddelerini üretmektedir. Yine, bundan dolayıdır ki, başta, gelişmiş ülkeler olmak üzere, tüm dünyada tarımın çok işlevliliği tartışılmaya başlanmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz tarımsal yapısında işletmelerin küçük ve dağınık olmasından kaynaklanan çarpıklık, verimliliği düşürmekte, modern teknoloji kullanımını kısıtlamakta ve kişi başına geliri düşük kılmaktadır. Tarımsal üretimde verimlilik ve kârlılık, üreticinin tarım bilgisi, girdi kullanım düzeyi ve örgütlenmesiyle yakından ilişkilidir. Üreticilerin örgütlenmesinin, güçlü bir sivil toplum örgütü olarak ülkede her zaman için söz sahibi olabilecek konumda bulunması, haklarını koruyabilmesi ve tarımsal girdilerin daha ucuza temin edilmesi yanında, ürünlerin pazarlanmasında da büyük ölçüde kolaylaştırıcılığı bilinmektedir.
Uzun yıllardır yaşanan yüksek enflasyonlu ortam, diğer sektörlerde olduğu gibi, tarım sektörünü de derinden etkilemiş ve istenilen yapısal dönüşüm, gerek üretici gerekse kuruluşlar bazında gerçekleştirilememiştir. Varılan bu gerçeğin temel sebeplerinden birisi de, ülkemizde tarımsal örgütlenmenin çağdaş anlamda yapılamamış olmasıdır. Ülkemiz çiftçisi, millî gelirden, diğer sektörlerin çalışanlarına göre çok düşük pay almaktadır. Bu da, mevcut olan dengesizliği daha da artırmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, gelişmiş ülkelerde ya da gelişmekte olan ülkelerde de tarım sektörünün gayri safî millî hâsıladaki oranı, yüzde 13 ile yüzde 15 arasında değişmektedir. Türkiye'de de bu oran yüzde 13,5'tir; ancak, gelişen ülkelerden büyük farkımız, orada bu payı, yüzde 5 ilâ yüzde 8 nüfus aldığı halde, Türkiye'de bu, yıllara göre yüzde 40 ile yüzde 45 arasında. Nüfusun yüzde 40'ı ilâ yüzde 45'i, bu yüzde 13,5 gayri safî millî hâsıladan pay almaktadır. Dolayısıyla, kişi başına millî gelir bu sektörde oldukça düşüktür. Bu durum, köylerden şehirlere göçü artırmakta ve şehirlerde gecekondulaşma gibi sosyal sorunları daha da güçlendirmektedir. Şehirlerin yaşanılmaz hale gelmesinde, bu göçlerin işsizlik potansiyelini artırması da fevkalade olumsuz etki etmektedir.
Refah seviyesinin yükseltilmesi, göçün durdurulması, tarımdan elde edilecek gelirle mümkündür. Dolayısıyla, kırsal alanlarda tarım-sanayi entegrasyonu gerçekleştirilerek, bu yörelere şehir imkânları sağlanmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliği adayı statüsünde bulunan ülkemizde, tarımın, Avrupa Birliği ortak tarım politikasına uyumu konusunda da, Bakanlığımız, geniş kapsamlı çalışmalar yapmaktadır.
Ülkemizin tarımsal potansiyeli, tarım sektörümüzün içinde bulunduğu sorunlar ve bu sektörün barındırdığı ve istihdam ettiği insan sayısı dikkate alındığında, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyelik yolunun tarımdan geçtiğini söylemek, fazla gerçekdışı bir şey olmasa gerek. Diğer bir ifadeyle, Avrupa Birliği kapılarının açılması, büyük ölçüde, tarımda var olan sorunlarımızın çözümüne bağlıdır. Gerek Avrupa Birliğine uyum sağlamak gerekse refahını artırmak için, Bakanlığımız, 81 il ve tüm ilçelerde, yaklaşık 50 000 personelle, Türk tarımına ve dolayısıyla çiftçisine hizmet vermektedir.
Bu bağlamda, hükümet olarak, kısa sürede, 2003 yılında doğrudan gelir desteği uygulaması, prim sistemi uygulaması ve hayvancılık desteklerinin yanı sıra, ilave desteklerle ilgili mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. Bu kapsamda, şekerpancarı üretimi kotalarının daraltılmasıyla oluşacak alanlarda, gönüllü olarak, şekerpancarı yerine, alternatif olarak mısır, ayçiçeği, soya fasulyesi, yem bitkisi, kanola ekimi yapan üreticilere telafi edici ödeme yapılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı 30.4.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Ayrıca, borçlarına ödeme kolaylığı getirilerek, taksitlerle bu ödemelerini daha rahat bir düzeyde yapmaları sağlanmıştır.
Hayvancılığın desteklenmesi hakkında kararda değişlik yapılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, 2.5.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kararnameyle, eski kararnamede sağlanan desteklemelere ilave olarak, sunî tohumlamadan doğan buzağılara, hastalıklardan ari işletmelere, arıcılığa, su ürünlerine destek sağlanmış, ayrıca, süt desteği de iki katına çıkarılmıştır.
Tarımsal faaliyette kullanılan ve en önemli girdi olan mazot için çiftçilere yüzde 5 indirimli mazot teminiyle destekleme ödemesi yapılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, 2.5.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştır.
Tütün üretiminden vazgeçip alternatif ürün yetiştiren üreticilerin desteklenmesine dair kararda değişiklik yapılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, 6.5.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2002 yılı ürünü kütlü pamuk, zeytinyağı, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi ve kanolanın, tarım satış kooperatifleri ve birlikleri ile diğer alıcılara satışında üreticilere destekleme primi ödenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı uygulama tebliğleri, 30.4.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tarımsal üretimle ilişkili olarak, 2003 yılında da doğrudan gelir desteği ödemesi yapılmasına ve bu amaçla, çiftçi kayıt sisteminin oluşturulmasına ilişkin tebliğ, 2.5.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Ayrıca, Bakanlığımızca, çerçeve tarım kanunu başta olmak üzere, tarımsal üretici birlikleri kanunu, tohumculuk kanunu, ekolojik, organik ürünlere ilişkin kanun çıkarılması için gerekli çalışmalar yapılmakta; Bakanlığımızın yeniden yapılandırılması, tarım bilgi sisteminin oluşturulması, tarımsal üretim alanlarının ölçek ekonomisine uygun yapılandırılması, tarım kesimi tapu kadastro çalışmalarının tamamlanması ile çiftçi kayıt sistemi ve coğrafî bilgi sisteminin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da yürütülmektedir. Kaldı ki, ekonominin önünde çok büyük bir kambur haline gelen kayıtdışı ekonominin ekonomik yollarla kayıt altına alınmasında, tarım sektöründe yapılacak reformlar fevkalade önem taşımaktadır.
Bu cümleden olarak, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının diğer bakanlıklarla koordineli olarak yapmış olduğu ürün borsaları çalışması son safhasına gelmiştir. Önümüzdeki günlerde, çağdaş anlamda, gelişmiş ülkelerde uygulanan ürün borsaları yürürlüğe girerek, aslında çevre devletlere de açık bir borsa sistemine doğru gidilmektedir. Böylece, hem üretici hem alıcı aldatılmayacak, kalite sağlanacak; arz-talep dengesine göre fiyat oluşacağı için, neticede, hem tarıma dayalı sanayi hem de tüketici daha güvenli bir ortama kavuşacaktır; böylece, kayıtdışı ekonomi de kayıt altına alınmış olacaktır.
Sevmediğim bir misal verecek olursam; eğer, pamuğu siz borsada kayıt altına alamazsanız, pamuktan elde edilecek iplik kayıtdışı, iplikten dokunan kumaş kayıtdışı ve kumaştan yapılan konfeksiyon kayıtdışı olmaktadır. Dolayısıyla, bu uygulanan -geçen dönem de uygulanan- parasal politikaların çok öne çıktığı sistem içinde de, maalesef, kayıtdışı ekonomi büyümüş; bunun etkisiyle, kayıtdışı istihdam da büyümüştür.
Değerli arkadaşlarım, 2005 yılında yürürlüğe girecek Dünya Ticaret Örgütünün kararları neticesinde gümrük duvarları daha aşağı çekilip, hatta, yıkılmasıyla ekonomik sınırlar kalkacak ve bilişim çağı, giderek, rekabet çağına dönüşecektir. Dolayısıyla, Türkiye'nin, çok hızlı olarak, vakit kaybetmeden rekabeti yüksek ülke durumuna gelmesi lazım.
Takdir edersiniz ki, geçici bütçe, esas bütçe, sonra diğer yasalar ve çağdaş İş Kanunu dolayısıyla, Meclisin yasa yoğunluğu artmıştır. Dolayısıyla, bu reformları gerçekleştirecek birçok kanun ya Başbakanlığa sevk edilmiş ya da Meclise sevk edilmiş, komisyonlarda sıra beklemektedir. Yine takdir edersiniz ki, biraz önce, Resmî Gazetede ilan ettiğimiz genelgelerle, yönetmelik değişiklikleriyle, tebliğlerle bütün bu tedbirler alınmaktadır. Türk çiftçisinin daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulması için her türlü tedbir alınacaktır ve tarıma dayalı gelişen sanayimiz ve diğer sanayimizin önündeki, yani, tüm girişimcinin önündeki engelleri de kaldırma bakımından hükümetimiz, fevkalade ciddî çalışmaların içindedir.
Gelecek günlerin daha mutlu olması dileğimle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003