Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 60. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Şubat 2004 · 824 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Cumhur Yaka (CHP), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 824 kelime.
Ali Cumhur Yaka (CHP, Muğla). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-cumhur-yaka-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ CUMHUR YAKA (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 43 üncü maddesiyle ilgili Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısı tartışmaya açılalıdan bu yana, tüm sivil toplum örgütleri tarafından, muhalefet partileri tarafından ve Mecliste bulunmayan siyasî partiler tarafından sürekli eleştirildi. Bugüne kadar da, bu yasa tasarısıyla ilgili hiçbir mutabakat sağlanmadan, aşağı yukarı beş altı gündür geceli gündüzlü bu yasa tasarısını burada tartışmaya devam ediyoruz. Bazı arkadaşlarımız, özellikle AKP'li milletvekili arkadaşlarımız, bugünkü kamu yönetiminden şikâyetçi olduklarını; ama, Cumhuriyet Halk Partisinin, kamu yönetiminin bu hantal yapısını devam ettirmek istediğini bu kürsüden sürekli vurguladılar.
Değerli arkadaşlarım, bu yapının değişmesi gerektiğini belki de ilk defa Cumhuriyet Halk Partisi dile getirmiş ve bu konuda raporlar hazırlamıştır. Hatta bu raporların bir bölümü AKP'li sözcü arkadaşlarımız tarafından bu kürsüden okunmuştur. Biz de kamu yönetiminin reformuna inanıyoruz, mutlaka değişmesi gerektiğine de inanıyoruz, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın; ancak, biraz önce söylediğim gibi, tüm ülkeyi ilgilendiren, Türkiye'deki kamu yönetimini temelden değiştiren bu yasa tasarısının toplum katmanları tarafından bir mutabakatla çıkarılmaması ülkede büyük huzursuzluk yaratmaktadır. Bu nedenle, buraya çıkan Cumhuriyet Halk Partili tüm milletvekili arkadaşlarım da, bu konuda şimdiye kadar AKP Grubunu ya da hükümeti uyarmaya devam etmektedirler, ben de bu konuda, tekrar, bu yasa tasarısının çok önemli olduğunu, ülkemizde mutabakatın sağlanarak çıkması gerektiğine inanıyorum.
Biz, bu yasa tasarısının bazı maddelerine de eksikleriyle fazlasıyla katılıyoruz; ama, şimdi, yasa tasarısının 43 üncü maddesine bir bakalım. Burada, performans -zaten bu tasarıda çok sık geçen bir kelime- nedir; amaçlı ve planlı bir etkinlik sonunda ürünün geriye dönük değerlendirilmesidir. Çok çeşitli bileşenleri vardır ve yalnızca ekonomik yönü yoktur. Denetçilerin ortadan kaldırılıp, denetlemenin bu tasarıyla sadece Sayıştaya verildiğini düşünürsek, eğitim, sağlık gibi sosyal alanlardaki değerlendirmenin nasıl yapılacağı ve burada performansın nasıl ölçüleceği, bizlerde özellikle kuşku yaratmaktadır, bu konuda kuşkuluyuz. Örneğin, eğitimde performans, öyle bir günde, iki günde, bir yılda değerlendirilecek bir konu değildir. Bir öğretmenin performansı bir öğrenciyi yetiştirmesidir ve bu, genellikle -kendi mesleğim olduğu için söylüyorum- çok kısa dönemde de değerlendirilecek bir konu değildir.
Bunun dışında, performans ölçütleri nelerdir; gelir dağılımının, bölgeler arasında uçurumlar yarattığı, Türkiye'nin doğusu ile batısı arasındaki gelir dağılımında çok büyük uçurumların bulunduğu bir yerde, çalışanların işyerlerine bakarak, işyerlerinin donanımına bakarak performansın ölçülmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü, bir işyerindeki donanım, orada çalışan kişinin performansını çok yakından etkileyecektir. Bu konuda da performans değerlendirmesini, tasarının her tarafında geçen, ama, nasıl yapılacağı belli olmayan, biraz önce de arkadaşlarımın söylediği gibi, muallakta kalan bir terim olarak görüyorum.
Aynı maddede "çalışanlar, sıralı amirlerine karşı sorumludur" deniliyor. Kamu hizmeti yapanlar, bana göre, önce halkına karşı sorumludur. Maddede belirtildiği gibi, sıralı amirlerine karşı sorumlu olan kamu çalışanı, halkın çıkarından çok, amirinin isteklerini yerine getirecektir. Bunun sonucunda da, düşündüklerini söyleyemeyen, uygulayamayan kapıkulu, itaat sahibi bir memur yaratılmak isteniyor. Başbakan "artık, salla başı, al maaşı dönemi geçti" demektedir. Evet, bu maddeyle memurun başı yerden hiç kalkmayacaktır. Çünkü, Türkiye'de amirlerin nasıl atandığını, performansın neye göre hesaplandığını, hem bizler biliyoruz hem bu toplum biliyor. 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde Millî Eğitimde çalışan 3 100'ün üzerinde yönetici görevinden alınmıştır. Bu konuyu bu kürsüden hep birlikte defalarca da tartıştık. Acaba, bu görevden alınan arkadaşlarımızın performansı neye göre ölçülmüştür; bu arkadaşlarımız, görevlerinden hangi sebeplerle, hangi performans düşüklüğüyle alınmışlardır?
Bütün milletvekili arkadaşlarımın odasına sivil toplum örgütlerinden bu yasa tasarısıyla ilgili olarak onlarca kitap, bildiri ve yazı geldi. Bu gelen yazıların hiçbirinde bu tasarıyı destekleyen bir ibare kesinlikle yoktu. Bu nedenle, sivil toplum örgütlerinin halkın temsilcileri olduğu savından yola çıkarsak, bu örgütlerin dediklerine de kulak asmamız gerekir. Biraz önce de söylediğim gibi, bu konu üzerinde mutabakatın sağlanmasına çok önem verdiğimi tekrar belirtmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, muhalefetin şöyle bir şanssızlığı vardır: Yasa tasarıları görüşülürken biz eleştirilerimizi yaparız; ama, bu, iktidar tarafından dinlenir, kale alınır veya alınmaz, bu yasalar çıkar. Muhalefetin dediklerinin anında çıkması söz konusu değildir. Muhalefetin haklılığı, genellikle, daha sonraları, bizim, 1999 seçimlerine girerken genel başkanımızın söylediği gibi, bir müddet sonra ortaya çıkıyor. Eleştirilerinizde halk ya da kuruluşlar tarafından haklı bulunsanız dahi, haklılığınız ilk anlarda ortaya çıkmıyor. Mesela, burada, yasama yılı başladığından beri, bazı konularda eleştiri getiriyoruz. En önemli eleştirilerimiz de özelleştirme konusundaydı. Bugüne kadar, 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde yapılan özelleştirmeleri, biraz önce bazı arkadaşlarımız burada eleştirdiler; hepsini söylememe gereke yok; ama, orada da şunu görüyoruz: Bu özelleştirmelerin hiçbiriyle, şu andaki ekonomiye bir kuruşluk katkı yapılmamıştır. Sadece, özelleştirilen tüm kamu malları başkalarına peşkeş çekilmiştir. Bu da bizim eleştirilerimizden biriydi. Ancak, aradan bir müddet geçtikten sonra bu eleştirilerin haklılığı ortaya çıktı.
Değerli arkadaşlarım, bu yasa, bize göre, halkı bazı şeylere zorlayacaktır. Nedir bunlar; sosyal devlet mi, düzenleyici devlet mi çelişkisi ortaya çıkıyor. Düzenleyici devletin, devletin verdiği hizmetleri özelleştirmek anlamına geldiğini hepiniz biliyorsunuz. Ayrıca, üniter devlet mi federal devlet mi, bağımsız Türkiye mi, yoksa yarı bağımsız Türkiye mi; hatta, memuru, çiftçisi, emeklisi, zengini, yoksulu bu kararı vermek zorunda kalacak yakında Türkiye'de ve biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu kararı verdik, biz, bu tasarıya karşı çıkıyoruz ve 43 üncü maddenin de, memuru kapıkulu yapma anlamında bir madde olduğunu söylüyor, tüm Meclise saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 28 Şubat 2004