Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile iran islam cumhuriyeti hükümeti arasında esendere ve sero kara hudut kapılarının ortak kullanımına dair anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı
Isparta Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 110. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Mayıs 2012 · 791 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Haydar Öner (CHP), 23 Mayıs 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE İRAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ESENDERE VE SERO KARA HUDUT KAPILARININ ORTAK KULLANIMINA DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI); konuşma 791 kelime.
Ali Haydar Öner (CHP, Isparta). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile iran islam cumhuriyeti hükümeti arasında esendere ve sero kara hudut kapılarının ortak kullanımına dair anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 23 Mayıs 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-haydar-oner-24-2012-05-23-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-iran-islam-cumhuriyeti-hukumeti-arasi (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=2855
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta)Sayın Başkanım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; 7 sıra sayılı Yasa Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum.
Bilindiği gibi, İran sınırı emperyal güçlerce belirlenmeyen tek sınırımız. 454 kilometre uzunluğundaki sınır, IV. Murad’ın Bağdat seferinden sonra Kasrışirin Antlaşması’yla bugüne kadar koruduğumuz bir sınır.
Burada Esendere’yle Sero -Urumiye’nin bir yerleşim merkezi- arasında hudut kapısı üzerinde anlaşmamız var. Dönemin Devlet Bakanı, şimdiki Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Hayati Yazıcı’yla İran tarafından Ekonomik İşler ve Maliye Bakanı Shamseddin Hosseini tarafından Ramsar’da 2010 22 Martında imzalanan bir anlaşma. Bu anlaşma, Türkiye ile İran arasında dostluk, kardeşlik ilişkilerini pekiştirdiği gibi ticari kapasitemizi de artıracak bir anlaşma çünkü Urumiye’de yaklaşık 700 bin nüfus var ve bunlardan yüzde 90’ı Azeri kökenli kimseler.
Yüksekova ilçe sınırları içinde kalan Esendere’yle Sero arasında öteden beri bir hudut trafiği var. Bu bölgelerde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği de yeni bir hudut kapısı yapmayı sözleşmeye bağladı. Daha önce yapılan kapılarla birlikte trafiği hızlandıracak, işlemleri yoğunlaştıracak, ülkemize zaman ve kazanım sağlayacak bir çalışma. O bakımdan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bu iş birliği anlayışını da dile getiriyor, kendilerine teşekkür ediyoruz.
Sayın milletvekilleri, bu kapıyla, İran’la Türkiye arasında siyasal, kültürel ve ekonomik iş birliği yaygınlaşacak, artacak, genişleyecek, bölgenin istikrar ve güvenliği, turizm hareketliliği, barışa katkı sağlayacak, refahın artırılmasına, gelişmeye katkı sağlayacak. Bu bakımdan, bu tasarıyı, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak olumlu karşılıyoruz.
Temennimiz, bu kapıdan gelecek İranlı dostlarımızın, biz kendilerini ziyaret ederken, geleneklerine, değerlerine gösterdiğimiz saygıyı onların da Türkiye’ye geldiğinde göstermeleri.
Sayın Cumhurbaşkanları geldiğinde Ankara’ya gelmediler İstanbul’da görüşmelerini yürüttüler. Bu, Türkiye adına çok hoş bir görünüm olmamıştır. Biz İran’a gittiğimizde onların değerlerine nasıl saygı gösteriyorsak onlar da Türkiye’ye geldiğinde bizim değerlerimize, ulusal değerlerimize saygı gösterirlerse bir şey kaybetmezler. Hele hele Türk ulusuna ve İslam âlemine en büyük hizmetler veren liderlerden birisi olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Anıtkabir’deki mekânını ziyaret eder, bir çiçek bırakacak kadar Fatiha okurlarsa herhâlde doğru şeyi yapmış olurlar.
Değerli milletvekilleri, İran’la 2010 yılı ihracatımız yaklaşık 3,4 milyar dolar, ithalatımız ise 7,64 milyar dolar civarında. Burada ciddi bir dış ticaret açığımız var. Onlardan aldığımız ürünler belli, ancak aldığımız ürünlerin fiyatları nedense belli değil, başta doğal gaz ve petrol olmak üzere aldığımız ürünlerin fiyatları nedense açıklanmıyor. Biz de onlara bazı ham madde ürünleri ile bazı mamul maddeleri satıyoruz. Bu kapasitenin genişletilmesi için iş adamlarının, ticaret, sanayi odası heyetlerinin İran’la temaslarını yoğunlaştırmalarında yarar var. Ancak içimizi yaralayan bir olay, Sayın İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejat’ın Sayın Cumhurbaşkanımızı on iki saat bekletmesi, buna karşın Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısını kabul etmesi. Aynı şekilde, dinî lider Hamaney’in de başkentte kabul yerine Tebriz’e kabul bakımından beklentiye geçmesi. Bunlar ülkemiz açısından da bizim elem duyduğumuz durumlar.
Ama Türkiye-İran münasebetleri Türkiye ile İran arasındaki münasebetlerden ibaret değil. Dünya karmaşık bir siyasal ilişkiler ağını karşımıza çıkarıyor. İran’la iyi geçinmek isterken bir Kürecik erken uyarı sistemi kurulacak oluyor, İran soruşturuyor bu Kürecik’teki erken uyarı sistemi neyin nesi. İran’daki dostlarımızın sorularının haklılık payı yok mu? Önce dendi ki: “Bu, NATO’nun radar üssüdür, füze kalkan sistemidir.” NATO’nun öyle bir şeyi olmadığı daha geçtiğimiz günlerde anlaşıldı çünkü Chicago’da bu üs NATO’ya Obama’nın onayıyla yeni devredildi. Bu devir içinde imzası olan kim? Bay Rasmussen. Rasmussen kim? Roj TV’ye ev sahipliği yapan, İslam’ın Yüce Peygamberi’ne hakaret edenlere “gık” demeyen, NATO’nun Genel Sekreteri. Kim onu oraya seçti? Biz seçtik. Güya taviz koparmıştık. Hangi tavizi aldık? Bay Rasmussen şimdi de ne diyor? “Kürecik radarı, avro ve Atlantik dışındaki tehlikeleri bertaraf edecek.” Avro tehlikeleri nereden geliyor? Avro bölgesinden, Avrupa’dan. Atlantik tehlikeleri nereden geliyor? O zaten NATO’nun kendisi, oradan da bir tehlike yok. Nereden gelecek bu tehlike? Herhâlde İran’dan. İran’a karşı radar sistemi kuruyoruz. Ondan en çok yararlanacak ülke hangi ülke? Hadi söyleyelim korkmadan, çekinmeden: İsrail. Hani “one minute”le İsrail’e rest çekilmişti? Bir öyle, bir böyle; hangisine inanacağız, hangi alanda hangisine güveneceğiz?
İran’la ilişkiler, İran’la ilişkilerden ibaret değil, İran-Suriye münasebetleri var. Suriye’yle, Beşar Esad’la kardeştik, Beşar Esad’la hasım olduk. Adam aynı adam, 1,80-1,90, ince uzun bir yönetici ama Esad’ken dosttu, birden adı sanı değişti “Esed” oldu, düşman oldu, hasım oldu. Esed’in düşmanları Türkiye’de konuk edildi. Van’daki depremzedelerden esirgediğimiz olanakları onlara sunuyoruz. Geçen Mardin’den bir arkadaşım aradı, dedi ki: “Sayın Valim, oradaki konuklar ara sıra Suriye sınırına gidip çatışma çıkarıp dönüyorlar.” Sonra da şöyle oldu, böyle oldu deniyor. Bunlar herkesin bildiği ama dile getirmediği, dile getiremediği hususlar. Van’daki kardeşlerimiz çadırlarda çok çocuk kaybettiler, yangınlarda ama Suriye’deki rejim karşıtlarını konuk ettiğimiz konteynerlerde yok yok iken depremzedeler bin bir güçlükle karşı karşıya.
İran’la ilişkilerimiz sadece İran’la münasebetlerimizden ibaret değil. Irak’la münasebetlerimiz, Rusya’yla münasebetlerimiz, İsrail’le münasebetlerimiz, Amerika Birleşik Devletleri ile münasebetlerimiz İran’la olan ilişkilerimizi çok etkiliyor. O bakımdan, İranlı dostlarımızla münasebetlerimizi, iki ülkenin karşılıklı egemenlik ve hakça çıkar ilişkilerine dayalı olarak yürütmemiz ve İran’la bozuşurken, efendim, bizimle dostça ilişkilerine şüpheyle bakmamız gerekenlerle aşırı yakınlaşmalardan sakınmamız gerekiyor.
İBRAHİM KORKMAZ (Düzce)Söyleyene bak, söyleyene!
ALİ HAYDAR ÖNER (Devamla)Anlaşılmadı efendim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 23 Mayıs 2012