İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (başbakanlık,mit müsteşarlığı,milli güv.kurulu gen.sek.,atatürk dil ve tarih yüksek kurumu başkanlığı, diyanet işleri başkanlığı) ikinci tur

Ali Kemal Kumkumoğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 34. Birleşim · 5. yasama yılı · 16 Aralık 2006 · 1.543 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 16 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (BAŞBAKANLIK,MİT MÜSTEŞARLIĞI,MİLLİ GÜV.KURULU GEN.SEK.,ATATÜRK DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU BAŞKANLIĞI, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) İKİNCİ TUR); konuşma 1.543 kelime.

Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (başbakanlık,mit müsteşarlığı,milli güv.kurulu gen.sek.,atatürk dil ve tarih yüksek kurumu başkanlığı, diyanet işleri başkanlığı) ikinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2006-12-16-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-basbakanlik-mit-must (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b034/tbmm221410340069.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, 2007 yılı Başbakanlık bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, dün burada Sayın Başbakan, Sayın Maliye Bakanı, AKP adına sözcülük yapan değerli arkadaşlarımız, Türkiye için son derece tozpembe sayılabilecek görüntüler çizdiler. Elbette bu sizin kanaatiniz. Bizim sözcülerimiz de, başta Sayın Genel Başkan olmak üzere, Türkiye'nin içerisinde bulunduğu şartları kamuoyuyla paylaşmaya çalıştılar. Ben bir kez daha bunlan özetleyeceğim. Vatandaş sizin söylediklerinize de itibar edebilir, bizim söylediklerimize de. Kimin söylediklerine daha yakın hissediyorsa kendisini vatandaş, şüphesiz onları doğru olarak kabullenecektir. Değerli arkadaşlarım, bizim kanaatimizce iktidarınız döneminde bu ülkede yoksulluk artmıştır, bu ülkede işsizlik artmıştır, bu ülkede adil bir vergi sistemi kurulamamıştır, bu ülkede cari açık olağanüstü boyutlara yükselmiştir.

İktidarınız döneminde Türkiye, dünyanın en fazla reel faiz ödeyen ülkesi hâline gelmiştir. Bütün siyasi yaşamını, siyasi geçmişini "faiz haramdır" kurgusu üzerine inşa edenlerin iktidarında, en yüksek değer elde edebilen en kârlı kuruluşlar hâline bankalar dönüşmüştür.

İktidarınız döneminde tarım çökertilmiştir. En temel tarımsal ürünler, iktidarınız döneminde almış oldukları fiyatı iktidarınızın beşinci yılında alamaz duruma gelmişlerdir.

İktidarınız döneminde sosyal devlet çökertilmiştir. "Sosyal devlet" kavramı iktidarınızda fuka- ralaştırdığınız vatandaşa sadaka veren devlet anlayışına dönüştürülmüştür.

İktidarınız döneminde yolsuzluklar, cumhuriyet tarihinin hiçbir dönemiyle mukayese edilemeyecek ölçülere tırmanmıştır.

Özelleştirmeler, özel pazarlıklarla, yerli-yabancı ayırımı yapılmaksızın her kesime, herkese, satışlardan sonra sağlanan değer artışlarıyla milyonlarca dolarlık servet akışları iktidarınız döneminde sağlanmıştır.

Belediye kasalarından rüşvet çekleri iktidarınız döneminde çıkmıştır.

"Ali Dibo" siyasi literatürümüze girmiş, iktidar partisinin en yetkili kişilerinin içerisinde yer aldığı söylenen yolsuzluklarla ilgili olarak devletin kurumları, o ihaleler içerisinde hukuka uygun olmayan uygulamaların yapıldığını ifade etmiştir.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)Son karardan haberiniz olmamış galiba.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Kaçakçılık, kayıt dişilik cumhuriyet tarihinde görülmemiş düzeylere yükselmiş, kaçakçılığın boyutlarını Tütün Üst Kurulu Başkanı, kayıt dişiliğin boyutlarını Hükümetin değişik bakanları değişik Meclis platformlarında fiilen kendileri ifade eder hâle gelmişlerdir.

Şimdi, bu şartlarda bir iktidar nasıl yürütülecek? Neye dayanarak bu iktidarı yürüteceksiniz? Şüphesiz, iki önemli kaynağa dayandırılarak: Bir, IMF desteği; iki, dış destek. Ama, değerli arkadaşlarım, bu iki desteğin sağlanmasının da bir maliyeti var, bir külfeti var. İktidarınız, o külfetleri karşılama konusunda da en küçük bir tereddüt yaşamamıştır.

Sayın Başbakan, dün burada konuşmasını bitirirken, bir müjdeyle kendine göre konuşmasını kapattı, "Borsa 40 bini aştı." dedi.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir)Hissesi mi var?

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, şimdi ben size bir soru sormak istiyorum: Eğer, bugün Sayın Başbakan, Kıbrıs'taki ve Ege'deki bütün iddialarımızdan vazgeçiyoruz dese, pazartesi günü borsa kaç olur?

MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin)Düşer.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)Düşer.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Kaç gün üst üste borsa tavan yapar? Yani, borsanın neyle yükseldiğini, neyle alçaldığını Sayın Başbakanın daha doğru bir biçimde tespit etmesi gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, iktidara geldiğiniz günde, çevremizde yaşadığımız her türlü olumsuzluk noktasında, bugün başladığınız günden daha gerilerdeyiz. İktidarınızın ilk günlerinde, bugün kan gölüne dönmüş, içerisine giren herkesi pişman etmiş, âdeta bir ateşten cehennem olan Irak işgaline Türkiye'yi katma girişimleriyle başlattığınız dış politika süreci, Kıbrıs'ta sadece taviz verdiğimiz, Ege'deki sorunların tamamını neredeyse buzdolabına kaldırdığımız, Kuzey Irak'taki bütün kırmızı çizgilerimizin sizin ellerinizle yeşile, beyaza boyandığı, Ermeni meselesiyle ilgili olarak Emıeniler açısından olağanüstü mesafelerin katedildiği, küçücük krediler için, Türkiye için gerçekten hiçbir anlam ifade etmeyecek, Türkiye'nin hiçbir yarasına derman olamayacak küçücük krediler için Türkiye'nin en temel ulusal çıkar konularıyla ilgili olarak taviz verme konusunda en küçük bir tereddüt taşımadan o antlaşmaların altına rahatlıkla imzalar atabildiniz.

Dünyanın her yerini dolaşıyoruz, dolayısıyla çok iyi bir dış politika politikası içerisindeyiz yaklaşımınızda, kurulduğu günden bu yana iyi ilişkiler içerisinde olduğumuz Amerika'yla olan ilişkilerimizi bile devam ettirebilmeyi resmî hiçbir sıfatı olmayan danışmanlar aracılığıyla, ancak -Sayın Başbakan için, ben hafif ifadesiyle söylüyorum- "bu adamı kullanın, süpürmeyin" anlayışıyla Amerika Birleşik Devletleri'yle olan ilişkilerinizi sürdürebilmenin çabası, gayreti içerisinde oldunuz.

Sayın Başbakanın iktidar uygulamaları olarak içeride ve dışarıda koordinasyonundan sorumlu olduğu ekonomi, dış politikayla ilgili konulardaki durumu budur. Peki, Sayın Başbakanın, yani Hükümetin devletin diğer kurumlarıyla ilişkisi hangi düzeydedir? Oraya baktığımızda değerli arkadaşlarım, orada da tam bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu söylemek durumundayız.

Cumhurbaşkanlığı, yüksek yargı organları, üniversiteler, sendikalar, odalar, esnaf örgütleri, üretici örgütleri, köylü örgütleri, köylü örgütleri, gençler, kadınlar, bunların temsil edildiği bütün kurumlar, iktidarınızla, âdeta, tam bir çatışma içerisindedir.

Şimdi, buradan bir arkadaşımız çıkıp, son derece çirkin bir üslupla, birilerinin yazıp eline verdiği her hâlinden anlaşılan bir metnin içerisinden, belki en temel özelliği halktan biri gibi davranmak olan Sayın Cumhurbaşkanı için son derece çirkin ifadelerle birlikte, Sayın Cumhurbaşkanının devletin kurumlarıyla iyi ilişkiler içerisinde olmadığını ifade etmeye çalıştı.

Değerli arkadaşlarım, bu ifade, iktidarınız açısından kullanılan bu ifade, çoğunuzun bildiğine inandığım bir Karadenizli fıkrasını hatırlatıyor. Hani, radyodan anons ediliyor: "Otobana ters yoldan bir araç girmiş." diye. Otobana ters yoldan girmiş olan Karadenizli de: "Ne bir aracı kardeşim, bütün araçlar ters yola girmiş, hepsi benim üzerime doğru geliyor." biçiminde sitemde bulunduğu olayı hatırlatıyor.

Devletin bütün kurumları iktidarınızla bir çatışma içerisindedir.

Değerli arkadaşlarım, bu çatışmanın altında yatan sebep, ne köylüler için ne işçiler için ne hukuk kurumları için ne üniversite kuruluşları için bütçeden kendilerine ayırdığınız payla ilgili olan bir itiraz olmaktan ibaret değildir. İktidarınızın uygulamalarından en büyük rahatsızlık, cumhuriyetin seksen üç yıllık birikimlerine karşı ortaya koyduğunuz politikalardan bütün bu kurumların duymuş olduğu kaygı ve endişeyle ilgilidir.

Adli yılın açılışında en üst hukuk kurumlarının temsilcileri, konuşma yaparken, iktidarınızın seksen üç yıllık cumhuriyet birikimlerine karşı ortaya koyduğu davranışlardan şikâyetini dile getiriyor. Üniversitelerin açılışlarında üniversitelerin rektörleri, YÖK'ün Başkanı, iktidarınızın seksen üç yıllık birikimlerimize karşı ortaya koyduğu kaygı verici politikalarını gündeme getiriyor. Memur örgütleri, memur sendikaları çıkarmak istediğiniz yasalara karşı, cumhuriyetimizin temel niteliklerini tehdit eden unsurlar nedeniyle sokaklara dökülüyorlar, yüz binlerce insan bu davranışlarınız nedeniyle Ankara'nın göbeğinde toplanıp, sizi bu uygulamalarınızdan döndürmek, bu uygulamalarınızdan vazgeçirmek için önemli bir çaba ve gayret içerisine giriyorlar.

Sayın Başbakan bütün bunlar olurken, bütün AKP'liler gibi "Elinizde belge var mı?" diye soruyor.

BURHAN KILIÇ (Antalya)Ne diyecek?

ALİ KEMAL KUMKUMOGLU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, sizin belge dediğiniz şey nedir?

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Mahkeme kararı.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Evet, mahkeme kararı.

Benim şu kürsüden, üçüncü bütçedir, söylediği sözler nedeniyle, arkasında olduğunu ifade ettiği sözler nedeniyle cumhuriyet düşmanı olarak ilan ettiğim bir Başbakanlık Müsteşarı var. Beni mahkemeye verdi mi? Hayır. Niye veremiyor? Vermiyor. Peki...

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Dokunulmazlığın var.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Evet, evet, bu kadar işte!

Şimdi, belge nedir değerli arkadaşlarım? Bir vatandaş eğer, Başbakanlık Müsteşarlığı yapan bir kişi eğer "Ben cumhuriyetin başlangıçta ortaya koymuş olduğu bütün temel niteliklerin, başta laiklik, milliyetçilik ve devletçilik olmak üzere bütün temel niteliklerin anlamını yitirdiğine inanıyorum. Bunun yerine daha ademimerkezî, daha İslami bir yapıya geçmek Türkiye için bir zorunluluktur." diyorsa, şimdi bunun neresini düzeltip neresini savunabilmek mümkün? Yani, nasıl bir belge lazım sizi bu konuda ikna edebilmek için? Eğer savunulan şey doğruysa, çıkın bu kürsüden deyin ki: Sayın Başbakanlık Müsteşarına gereksiz yere saldırmayın, bu ifadeler doğrudur, biz bu ifadeleri savunuyoruz ve arkasındayız. Eğer...

BURHAN KILIÇ (Antalya)Başbakan dün söyledi.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Sizin Başbakanınız dün burada öyle şeyler söylemedi. Başbakan dün buradan cumhuriyete ve laikliğe ne kadar bağlı olduğunu ifade etmeye çalıştı. Ama, aynı Başbakanın Başbakanlık Müsteşarı dört yıldır hem orada duruyor hem de cumhuriyetin başlangıçta ortaya koyduğu bütün değerlerin, başta laiklik olmak üzere bütün değerlerin anlamını yitirdiğini ifade eden metninin arkasında olduğunu söylüyor. Sayın Başbakan da...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)Müsteşar nerede? Makamında. Burada yok. Git makamında sor kendisine.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Heyecan yapma. Sen merak etme.

BAŞKANSayın Kumkumoğlu, lütfen tamamlayın konuşmanızı.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başbakanla, Sayın Başbakanın söyledikleri ile Sayın Başbakanlık Müsteşarının söyledikleri arasında hiçbir fark yoktur. Sayın Başbakan da geçmişte bunları söylüyordu. Bir fark var ikisinin arasında: Birisi diyor ki, ben geçmişte ne söylediysem bugün arkasındayım; Sayın Başbakan da diyor ki, ben geçmişte ne söylediysem hepsinden vazgeçtim. Aralarındaki fark sadece bundan ibarettir. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Şimdi değerli arkadaşlarım, konu sadece bundan ibaret değil. Bakın iktidarınız nereye gelmiştir? İktidarınızın geldiği nokta şurasıdır...

MEHMET KURT (Samsun)Öyle geçmişten araştırmaya kalkarsan...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)"Cumhuriyetin başlangıçta ortaya koymuş olduğu bütün nitelikler anlamını yitirmiştir." diyen bir Başbakanlık Müsteşarı, "Bankaların yüzde 100'ü bile yabancıların olabilir. Bizim için yerli-yabancı sermaye ayrımı diye bir şey kesinlikle söz konusu değildir." diyen bir ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı...

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir)Amerikancı.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)"Ulusal söylemlerin..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANEfendim, çok fazla süre verdim, son cümlenizi alacağım.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Son cümlemi söylüyorum Sayın Başkan.

BAŞKANBütçe görüşmeleri, zamana riayet edeceğiz.

ALİ KEMAL KUMKUMOGLU (Devamla)"Ulusal söylemlerin tamamına karşıyım" diyen bir Millî Eğitim Bakanı.

İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale)Nutuk atıyorsun.

ALİ KEMAL KUMKUMOGLU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, geldiğiniz nokta burasıdır ve sanıyorum, sizi en iyi tanımlayan, bu iki bakanınız ve en önemli bürokratınızın ifadeleridir ve en son Sayın Millî Eğitim Bakanının söylediği sözdür: "Ben her türlü ulusal söyleme karşıyım." Ben sizi bu ifadelerle...

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)"Ulusal" ile "ulusalcı" ayrı. Lütfen saptırmayın. Lütfen ya...

ALİ KEMAL KUMKUMOGLU (Devamla)Tutanak burada. Eğer şeyse, tutanak burada, tutanak burada.

BAŞKANSayın Kumkumoğlu, son sözlerinizi söyleyin efendim.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Ben -çekirdek kadronun dışında- hâlâ bu kadrodan umudu olan, "Hayır, olamaz, bunlar bu söylenenleri yapamaz." diyen sağduyu sahibi AKPTi milletvekili arkadaşlarıma ve AKP'ye oy vermiş ama bu olumsuzlukları görüp ne yapacağını şaşırmış olan değerli yurttaşlarıma, seçmenlerimize seslendim.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

48 konuşma daha · 16 Aralık 2006

48 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook